Auzef Politik Ekonomi 2025-2026 Final Soruları
https://lolonolo.com/2026/01/28/politik-ekonomi-2025-2026-final-sorulari/
Bu kaynaklar, 2025-2026 akademik yılı Politik Ekonomi dersinin final sınavı sorularını ve detaylı çözümlerini içeren kapsamlı bir çalışma dökümanıdır. Metin, IS-LM modeli, Mundell-Fleming analizi ve farklı iktisadi düşünce okullarının temel varsayımları üzerinden makroekonomik politikaların işleyişini ele almaktadır. Klasik, Keynesyen, Monetarist ve Yeni Klasik ekollerin para arzı, işsizlik ve enflasyon gibi değişkenlere yaklaşımları karşılaştırmalı bir şekilde sunulmaktadır. Ayrıca, Stagflasyon, NAIRU hipotezi ve Phillips Eğrisi gibi kritik iktisadi kavramlar, sınav soruları aracılığıyla pratik örneklerle açıklanmaktadır. Kaynak genel olarak, devlet müdahalelerinin ve merkez bankası politikalarının ekonomik büyüme ile piyasa dengeleri üzerindeki etkilerini öğretmeyi amaçlamaktadır.
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Herkese merhaba. Bugün makroekonominin o
0:02
meşhur, o bitmeyen büyük tartışmasını
0:04
masaya yatırıyoruz. Hani şu soru var ya,
0:07
"Ekonomi kötüye gittiğinde devlet mi
0:08
devreye girmeli yoksa aman dokunmayın,
0:10
piyasa kendi yolunu bulur mu?" demeli.
0:12
İşte bu iki dev fikrin çarpışması inanın
0:15
bana cebimizdeki paranın değerinden
0:16
tutun da iş bulma ihtimalimize kadar her
0:19
şeyi doğrudan etkiliyor. Evet. İşin
0:22
özünde yatan soru tam olarak bu. Yani
0:24
ekonomi teklemeye başladığında, bir
0:25
durgunluk yaşandığında ya da enflasyon
0:28
kontrolden çıktığında ne yapmalı? İşte
0:30
bu basit gibi görünen soru aslında
0:32
onlarca yıldır devam eden devasa bir
0:34
entelektüel savaşın tam da başlangıç
0:36
noktası. Ve bu soru etrafında iki tane
0:39
dev kamp oluşmuş durumda. İkisinin de
0:42
elinde bambaşka bir oyun kitabı var. Bir
0:44
taraf diyor ki, "Ekonomi kendi kendini
0:46
iyileştirir. Sakın dokunma, bırak kendi
0:48
hanine." Diğer taraf ise tam tersini
0:50
söylüyor. Hayır, ekonominin yardıma
0:52
ihtiyacı var. Hemen müdahale edip
0:54
yönetmeliyiz. Resmen iki ayrı dünya.
0:56
Peki bu büyük entelektüel savaşı nasıl
0:59
anlayacağız? İşte yol haritamız. Önce
1:02
iktisatçılar dünyayı nasıl görüyor ona
1:04
bakacağız. Sonra o büyük tartışmaya
1:06
gireceğiz. Hükümetin elindeki araçlar
1:08
neler ondan bahsedeceğiz. İşsizlik
1:10
enflasyon bulmacasını çözmeye
1:12
çalışacağız. Beklentilerimizin neden bu
1:14
kadar önemli olduğunu göreceğiz ve en
1:16
sonunda da soracağız. Peki kim haklı?
1:19
Pekala. Hadi o zaman ilk bölümle
1:21
başlayalım. İktisatçılar dünyayı nasıl
1:23
görüyor? Aslında her şey onların
1:25
fikirlerini test etmek için
1:27
kullandıkları modellerle başlıyor.
1:29
Bunları ekonominin adeta birer mimari
1:31
planı gibi düşünebilirsiniz. İşte bu
1:33
planların en klasiklerindendirm
1:36
modeli. Aslında bu faiz oranlarıyla
1:38
milli gelirin birbiriyle nasıl dans
1:40
ettiğini gösteren bir tür harita gibi.
1:42
Yani hem mal piyasasının hem de para
1:44
piyasasının aynı anda dengeye geldiği o
1:46
sihirli noktayı bize gösteriyor. Ve işin
1:49
ilginç yanı ne biliyor musunuz? Az sonra
1:50
göreceğimiz o büyük kavgadaki iki taraf
1:52
da kendi haklılığını kanıtlamak için
1:55
işte tam da bu modeli kullanıyor. Eee,
1:57
tamam da ya işin içine bir de dış
2:00
ticaret girerse yani sınırlarımızı
2:02
açtığımızda ne oluyor? İşte o noktada da
2:04
devreye Mundel flaming modeli giriyor.
2:06
Bunu ILM modelinin dünyaya açılan bir
2:09
penceresi gibi düşünebilirsiniz. Ve işte
2:11
geldik ana olaya. Ringin bir köşesinde
2:13
klasikler diğer köşesinde Kanes. Ekonomi
2:16
devlerinin bu ilk büyük çarpışması
2:18
aslında her şeyin başladığı yer.
2:21
Klasiklerin temel dayanağı say yasası
2:24
dediğimiz şey. Ne diyor bu yasa? Çok
2:26
basit. Her arz kendi talebini yaratır.
2:30
Yani sen yeter ki üret. O mal veya
2:33
hizmet bir şekilde alıcısını bulur.
2:35
Çünkü üretim aynı zamanda bir gelir
2:37
yaratır ve o gelir de harcamaya yani
2:40
talebe dönüşür. Yani onlara göre ekonomi
2:43
tıkır tıkır işleyen, kendi kendini
2:46
mükemmel bir şekilde düzenleyen bir
2:47
makine gibiydi ve bu makineye asla
2:49
dokunmamak gerekiyordu. Fiyatlar,
2:51
ücretler, her şey o kadar esnekti ki
2:54
herhangi bir sorun olduğunda sistem
2:56
anında kendini ayarlar ve tam istihdam
2:58
dengesine geri dönerdi. Devlet
2:59
müdahalesi mi? Kesinlikle gereksizdi.
3:02
Ama sonra sahneye John Mayard Kanes
3:04
çıktı. Özellikle de büyük buhranın
3:06
ortasında dedi ki, "Bir dakika bu makine
3:08
bazen sıkışıp kalabiliyor ve ona göre o
3:11
makineyi yeniden çalıştırmanın tek bir
3:12
anahtarı vardı. Talep. Yani istediğiniz
3:15
kadar üretin. Eğer insanlar talep
3:17
etmiyorsa, harcamıyorsa o çarklar
3:19
dönmez." Ke'e göre o basit klasik modeli
3:23
bozan şeylerden biri de bizim parayla
3:25
olan ilişkimizdi. Düşünsenize neden
3:27
nakit tutarız? Sadece günlük alışveriş
3:30
için değil değil mi? Bazen olur ya
3:32
beklenmedik bir acil durum için kenara
3:33
para koyarız. veya faizler düşecek diye
3:36
bekleyip kar etme umuduyla para tutarız.
3:39
Yani para sadece bir alışveriş aracı
3:41
değildir. Bu da işleri karıştırır. Peki
3:44
tamam diyelim ki KNS haklı ve hükümetin
3:47
müdahale etmesi gerekiyor. Peki elinde
3:49
ne gibi araçlar var? Yani ekonominin gaz
3:52
ve fren pedalları neler? İşte en önemli
3:55
araçlardan biri bu. Parasal aktarım
3:57
mekanizması. Aslında bu Merkez
3:59
Bankası'nın başlattığı bir tür
4:00
zincirleme reaksiyon şöyle işliyor.
4:03
Merkez Bankası piyasadaki para miktarını
4:05
değiştiriyor. Bu hemen faiz oranlarını
4:07
etkiliyor. Faizler değişince bizim
4:10
yatırım ve harcama kararlarımız
4:11
değişiyor ve en sonunda da bu ülkenin
4:14
toplam gelirini yani ekonominin genelini
4:16
etkiliyor. Tıpkı bir domino etkisi gibi.
4:19
Ya bu mekanizmanın temelde iki ayarı
4:21
var. Eğer ekonomi durgunsa gaza basmak
4:24
yani genişletici politika uygulamak
4:26
gerekiyor. Amaç ne? büyümeyi ve
4:28
istihdamı arttırmak. Ama yok ekonomi
4:30
fazla ısındıysa, enflasyon kontrolden
4:33
çıkıyorsa o zaman da frene basmak yani
4:35
daraltıcı politika uygulamak gerekiyor.
4:37
Amaçla enflasyonla mücadele etmek. Yani
4:40
bir anda büyüme, diğer yanda fiyat
4:42
istikrarı. O ince dengeyi bulmak lazım.
4:45
Şimdi çok uzun bir süre boyunca Kanes'in
4:48
fikirleri o kadar baskındı ki ekonomi
4:51
politikaları hep belli bir temel
4:52
varsayıma bir tür takasa dayanıyordu.
4:55
İşte bu takasın adı Philips eğrisiydi.
4:58
Temel mantığı şuydu. İşsizliği düşürmek
5:00
istiyorsan biraz daha yüksek enflasyona
5:03
katlanmak zorundasın. Yok enflasyonu
5:05
düşürmek önceliğinse o zaman da
5:07
işsizliğin biraz artmasına göz
5:08
yumacaksın. Yani ikisi bir arada
5:10
olmuyordu. Birinden birini seçmek
5:12
gerekiyordu. Ama sonra 1970'lerde bütün
5:16
bu denklemi altüst eden bir canavar
5:18
ortaya çıktı. Stockflasyon. Düşünün aynı
5:21
anda hem işsizlik tavan yapmış hem de
5:23
enflasyon almış başını gitmiş. Yani hem
5:26
işsizsiniz hem de her şey ateş bağası.
5:29
Bu o zamana kadar bilinen bütün ekonomik
5:31
kurallara aykırıydı. Tam bir kabustu.
5:34
İşte bu soru o dönem herkesin
5:35
aklındaydı. Nasıl olur da işsizlik ve
5:38
enflasyon aynı anda yükselebilir? Bu
5:41
imkansız değil miydi? Bu durum o güne
5:44
kadar kabul görmüş bütün modelleri
5:46
resmen çöpe attı ve iktisatçılar harıl
5:49
harıl yeni bir açıklama aramaya başladı.
5:52
Eski kurallar işlemiyordu ama neden?
5:55
İşte bu arayış bizi tartışmanın ikinci
5:57
turuna yani karşı devrime getiriyor. Ve
6:00
bu yeni akımın temel bir tezi vardı.
6:02
Eski modeller çok ama çok önemli bir şey
6:05
unutuyordu. Bizi yani biz insanların
6:08
geleceğe dair beklentilerini. Ve bu
6:11
noktada sahneye yeni oyuncular çıktı.
6:13
Artık savaş sadece Kaneyenler ve
6:15
klasikler arasında değildi. Karşılarına
6:17
Milton Friedman'ın başını çektiği
6:19
monetaristler ve Robert Lucas gibi
6:21
isimlerin öncülük ettiği yeni klasikler
6:23
dikilmişti. Savaş hatları yeniden
6:25
çiziliyordu. Mesela monetistlerin lideri
6:28
Milton Friedman dedi ki, "Devletin
6:31
politikaları sadece kısa bir süre işe
6:33
yarar. Neden? Çünkü biz insanlar parasal
6:35
aldanma yaşarız. Yani maaşınıza %10 zam
6:39
geldiğinde bir anına zenginleştiğinizi
6:41
sanırsınız ama enflasyonun %12 olduğunu
6:43
fark etmezsiniz. Ama bu aldanma sonsuza
6:46
dek sürmez. Eninde sonunda gerçeği
6:48
anlarsınız." Yeni klasikler ise bu fikri
6:51
alıp çok daha ileri bir noktaya taşıdı.
6:53
Dediler ki, "Bir dakika. Ya insanlar
6:56
aptal değilse, ya rasyonellerse, eğer
6:59
insanlar zekiyse ve ellerindeki tüm
7:02
bilgiyi kullanarak hükümetin ne
7:04
yapacağını önceden tahmin
7:05
edebiliyorlarsa o zaman onları hiç
7:07
kandıramazsınız ve hükümetin atacağı
7:10
adım daha atılmadan etkisiz hale gelir.
7:12
Sonuç ne olur biliyor musunuz? Üretimde,
7:14
işsizlikte hiçbir değişiklik olmaz.
7:17
Sadece ve sadece enflasyon artar. Bu da
7:20
politika yapıcıların elini kolunu
7:22
bağlayan bir durum. Peki bütün bu
7:25
devlerin savaşından, bu karşı
7:26
devrimlerden sonra bugün neredeyiz?
7:29
Sonuç ne? Kim haklı çıktı? İşin aslı şu
7:33
ki tek bir kazanan yok. Bu
7:35
tartışmalardan sonra kimse tek başına
7:37
zafer ilan edemedi. Ama olan şu oldu.
7:40
Ekonomiye dair anlayışımız çok daha
7:41
derinleşti, çok daha zenginleşti. Artık
7:44
şunu çok iyi biliyoruz. Ekonomide
7:46
sihirli bir formül, her kapıyı açan tek
7:48
bir anahtar yok. Her şey o anki
7:50
koşullara, ülkenin yapısına ve en
7:53
önemlisi insanların beklentilerine
7:55
bağlı. Ve bu durum bizi son bir soruyla
7:58
başa bırakıyor. Günümüzün ekonomik
8:00
sorunlarını düşününce siz olsanız hangi
8:03
oyun kitabına daha çok güvenirsiniz?
8:05
Müdahaleci olmak mı lazım yoksa piyasayı
8:08
kendi haline mi bırakmak? Unutmayın bu
8:10
tartışma hala bitmedi ve devam ediyor ve
8:13
belki de sizin cevabınız bu tartışmanın
8:15
bir sonraki bölümünü şekillendirecek.
#Education

