Auzef Ortaçağ Felsefesi Tarihi 2024-2025 Vize Soruları
https://lolonolo.com/2026/04/26/ortacag-felsefesi-tarihi-2024-2025-vize-sorulari/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Orta Çağ felsefesi denince aklınıza ne
0:02
geliyor? Belki de karanlık çağlar. Ama
0:05
aslında durum hiç de öyle değil. Hatta
0:08
tam tersi bugün bildiğimiz batı
0:11
düşüncesinin şekillendiği adeta bir
0:13
demirci ocağı gibi dövüldüğü bir dönem
0:15
bu. Gelin antik dünya ile modern düşünce
0:19
arasındaki o hayati köprünün
0:21
temellerine, Orta Çağ felsefesine
0:23
birlikte bakalım. Peki nereden
0:25
başlayacağız? İşte bu kışkırtıcı
0:27
soruyla. Atina'nın Kudüs'le ne ilgisi
0:30
olabilir ki? Aslında bu soruyu ilk soran
0:32
ben değilim. Yüzyıllar önce filozof
0:35
Tertullah Yanus sormuş ve bu soru bütün
0:38
bir çağın temel gerilimini özetliyor.
0:40
Yani bir yanda Yunan aklı, mantık,
0:43
felsefe, diğer yanda Hristiyan inancı,
0:46
vahiy, gizem. Bütün bir dönem bu iki
0:49
devin mücadelesine sani olacak. Peki bu
0:52
yolculukta bizi neler bekliyor? Hızlıca
0:54
bir bakalım. Önce bir savunmanın nasıl
0:56
başladığını göreceğiz. Sonra o meşhur
0:58
akıl ve iman çatışmasına dalacağız.
1:00
Felsefenin zirvesi Austinus'la
1:02
tanışacağız. Antik çağdan bize kökrü
1:04
olan Boetius'u anlayacağız ve son olarak
1:07
da skolastik felsefe ile yepyeni bir
1:09
döneme gireceğiz. Hazırsanız başlayalım.
1:11
İlk durağımız bir savunmanın başlangıcı.
1:14
Şimdi gözünüzün önüne rahat
1:16
koltuklarında felsefe yapan düşünürler
1:18
gelmesin sakın. Bu dönemin insanları
1:21
inançlarını kelimenin tam anlamıyla ateş
1:23
hattında düşman bir dünyada savunan
1:25
birer nefer gibiydiler. Yolculuğumuz
1:27
patristik dönem ile başlıyor. Peki nedir
1:30
bu patristik dönem? Adı Paterden yani
1:32
babadan geliyor. Kilise babalarının
1:34
dönemi bu. Şöyle düşünün. Roma
1:36
İmparatorluğu yıkılmış. Ortalık toz
1:38
duman. E kültürün ve bilginin tek
1:40
sığınağı kilise oluvermiş. İşte bu
1:42
ortamda Aziz Paulus gibi isimler ortaya
1:45
çıkıp felsefenin o dünyevi bilgeliğiyle
1:48
inancın bilgeliği arasına net bir çizgi
1:50
çekiyorlar. Yani bu onlar için
1:52
entelektüel bir hobi değil, bir varoluş
1:54
mücadelesiydi. İşte bu savunmayı
1:56
yapanlara da apologetler deniyor ve bu
1:59
adamlar kesinlikle kendi kendilerine
2:00
konuşmuyorlardı. Mesela Justinus çıkıp
2:03
Triyfonile diyalog eserinde
2:05
Hristiyanlığı savunuyor ama Sardesti
2:07
Melito'nun yaptığı daha da ilginç.
2:08
düşünün savunmasını alıp doğrudan o
2:10
dönemin imparatoruna hem de bir stoacı
2:13
filozof olan Marcus Aurelius'a sunuyor.
2:15
Bu ne demek? Artık bu inanç entelektüel
2:17
ve politik arenada hesaba katılması
2:19
gereken bir güç demek. Peki savunma
2:22
yapılacak da nasıl yapılacak? İşte bu
2:24
soru bizi dönemin kalbine o meşhur akıl
2:27
ve iman çatışmasına getiriyor. Yani soru
2:30
şu: İnancı açıklamak için akla mı
2:32
başvurmalıyız? Yoksa akıl dediğimiz şey
2:35
imanı bozan bir zehir mi? Ve bu kavgada
2:38
iki ana kamp var. Bir tarafta
2:40
İskenderiye okulu, Clement, Orijenes
2:42
gibi isimler diyor ki felsefe imanı
2:46
aydınlatır. Bir fener gibidir. Yani akıl
2:49
inancı daha iyi anlamak için bir araç.
2:51
Diğer taraftaya hayır diyen Tertülyanus
2:54
var. Ona göre felsefe imanı zehirler.
2:57
Ondan uzak durmak lazım. Tam bir
2:59
zıtlaşma. Yani Tertülyanus'un bu
3:02
duruşunu özetleyen o kadar güçlü bir szu
3:04
var ki saçma olduğu için inanıyorum.
3:07
Evet, yanlış duymadınız. Kredo kuya
3:10
absurdum. Bu aslında bir manifesto.
3:13
Diyor ki, "Benim inancım sizin aklınızın
3:15
kalıplarına sığmaz. Mantıkla
3:17
anlaşılamaz. Zaten onu değerli kılan da
3:20
bu akıl dışılığıdır.
3:22
Resmen aklın karşısında imanın zaferine
3:25
ilan ediyor. Tam da bu akıl iman
3:27
kavgasının ortasında sahneye öyle bir
3:30
dev çıkıyor ki bütün bu tartışmaları
3:32
alıp kendi potasında eritecek ve sonraki
3:35
1000 yılın düşünce dünyasına damgasını
3:37
vuracak biri. Felsefenin zirvesine Aziz
3:40
Augustinus'a hoş geldiniz. Augustinus'un
3:43
hikayesi çok ilginç. Çünkü onu inanca
3:46
götüren şey körü körüne bir bağlılık
3:47
değil. Tam tersine müthiş bir
3:50
entelektüel arayış. Her şey Çiseroon'un
3:52
bir kitabını okuyup felsefeye aşık
3:54
olmasıyla başlıyor. Sonra piskopos
3:57
Ambruzius'un vaazlarını dinliyor ve bir
3:59
an durup, "Vay canına, Hristiyanlık ne
4:01
kadar da entelektüel bir yapıymış."
4:03
diyor. Ve en sonunda vardığı o muhtesem
4:05
sonuç, aradığımız o nihai hakikat
4:08
dışarıda bir yerlerde değil, tam da
4:10
içimizde, kendi ruhumuzun
4:12
derinliklerinde. Peki tamam hakikat
4:14
içimizde de içimizdeki bu bilginin doğru
4:16
olduğunu nereden bileceğiz? İşte
4:18
Agustinus'un dehası burada parlıyor.
4:20
Diyor ki bazı değişmez gerçekler var.
4:22
Mesela adalet gibi, matematik gibi.
4:24
Bunları deneyimleyerek öğrenmeyiz.
4:26
Bunlar zaten içimizde. Nasıl mı? Çünkü
4:28
Tanrı aklımızı doğrudan aydınlatıyor. Bu
4:31
ilahi aydınlanma teorisi işte. Yani
4:34
içimizdeki o en derin doğrular aslında
4:36
tanrının bize bir fısıltısı gibi. Ve
4:38
Augustinus'un etkisinin ne kadar uzağa
4:40
gittiğini görmek isterseniz şuna bakın.
4:42
zaman üzerine düşünürken diyor ki,
4:45
"Zaman dediğimiz şey dışarıda nesnel bir
4:47
şey değil. Ruhun bir uzanımıdır. Yani
4:50
geçmiş anılarımızda, gelecek
4:52
beklentilerimizde ve şimdiki
4:53
dikkatimizde yaşar." Kulağa moden
4:55
geliyor değil mi? İşte bu fikir tam 1500
4:58
yıl sonra 20. yüzyıl filozofu Edmond
5:01
Huserlı'ı doğrudan etkiliyor. Orta
5:03
Çağ'dan modern felsefeye uzanan
5:05
inanılmaz bir köprü bu. Agostinus gibi
5:08
bir devden sonra bayrağı devralan ve
5:10
antik çağdan yeni bir döneme köprü olan
5:12
bir isim var. Boeti ona boşuna
5:15
Romalıların sonuncusu skolastiklerin
5:17
ilki demiyorlar. Ottan bir geçiş figürü.
5:20
Bu etti yaptığı şey ne kadar önemli
5:22
biliyor musunuz? Şöyle düşünün. Büyük
5:24
bir kütüphane yanıyor ve siz sadece
5:27
birkaç kitabı kurtarabiliyorsunuz. İşte
5:29
Boetius Roma çökerken tam da bunu yaptı.
5:32
Aristoteles'in, stoacıların bütün o
5:35
Yunan düşünce sistemini alıp Latinceye
5:37
çevirerek düzenleyerek bir sonraki çağa
5:39
aktardı. Bu bir çeviriden çok daha
5:41
fazlasıydı. Resmen bir medeniyeti
5:43
kurtarma operasyonuydu. O olmasa antik
5:47
felsefenin çoğu bugün belki de hiç
5:49
olmayacaktı. İşte Boetius'un inşa ettiği
5:52
o köprüden geçiyoruz ve kendimizi
5:53
yepyeni bir dönemde buluyoruz. Skolastik
5:56
felsefe artık oyunun kuralları ve
5:58
oynandığı yer değişiyor. Nedir bu
6:00
skolastik felsefe? Adından da
6:02
anlaşılabileceği gibi okul felsefesi.
6:05
Artık mesele aklı reddedelim veya sadece
6:07
savunalım değil. Amaç çok daha sistemli.
6:10
İnancı ve aklı özellikle de Aristoteles
6:13
mantığını kullanarak bir okul disiplini
6:15
içinde akademik bir çerçevede bir araya
6:17
getirmek, teolojiye mantık zırhı
6:20
giydirmek gibi bir şey. Ve bu yeni
6:22
yaklaşımla birlikte çok önemli bir şey
6:24
oldu. Bilgi artık o sessiz içine kapalı
6:28
manastır duvarları arasında kalamazdı.
6:30
yüzyıllardır bilginin korunduğu o
6:32
kalelerden dışarı çıkma zamanı gelmişti
6:35
ve kendisine yeni bir yuva buldu.
6:37
Üniversite amfileri, Paris Üniversitesi
6:39
gibi merkezlerin doğuşuyla birlikte
6:41
öğrenmek artık tek başına yapılan bir iş
6:44
olmaktan çıkıp organize, kurumsal bir
6:46
faaliyete dönüştü ve işte bu değişim
6:49
önümüzdeki 700 yılın düşünce dünyasının
6:51
temelini attı. Gördüğünüz gibi
6:53
başladığımız yere geri döndük. Bütün bu
6:55
yolculuktan sonra o ilk soruyu şimdi
6:57
size sormak istiyorum. İnancı akılla
7:00
açıklamaya çalışmak sizce onu daha mı
7:02
güçlü yapar yoksa o gizemli özünü
7:04
kaybettirip zayıflatır mı? İşte bu Orta
7:07
Çağın bize sorduğu ve cevabı belki de
7:09
hala tam olarak verilememiş o devasa
7:11
sorulardan biri.

