Auzef Ortaçağ Felsefesi Tarihi 2024-2025 Final Soruları
https://lolonolo.com/2026/06/07/ortacag-felsefesi-tarihi-2024-2025-final-sorulari/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Hepimiz Orta Çağ dendiğinde böyle
0:01
karanlık, kılıçların çarpıştığı,
0:04
düşüncenin durduğu o durağan dönemi
0:05
hayal ederiz, değil mi? Ama inanın bana
0:07
elimizdeki kaynaklar bambaşka bir hikay
0:10
anlatıyor. Karşımızda inanç ve akıl
0:12
üzerine yüzyıllar süren devasa ve bir o
0:14
kadar da heyecan verici bir tartışma
0:16
var. Orta Çağ Düşüncesinin Şifreleri
0:18
adlı incelememize hoş geldiniz. Gelin
0:21
lafı hiç uzatmadan başlayalım ve bu
0:23
düşünce dünyasının şifrelerini birlikte
0:24
çözelim. Bugünkü yolculuğumuzda şu dört
0:27
ana durağa uğrayacağız. Önce felsefe ve
0:29
teolojinin o ilginç buluşmasına
0:31
bakacağız. Sonra kilise babaları ve
0:33
inanç meselesine gireceğiz. Ardından
0:35
skolastik düşüncenin yükselişine şahit
0:37
olup en son varlık, mantık ve dil
0:39
tartışmalarıyla final yapacağız. Bu
0:41
tarihi figürlerin neyin doğru olduğunu
0:42
nasıl bilebiliriz gibi devasa bir soruyu
0:45
adım adım nasıl yanıtlamaya
0:46
çalıştıklarını göreceğiz. Evet, birinci
0:48
bölümümüz felsefe ve teolojinin
0:50
buluşması. Şimdi Orta Çağ felsefesini
0:53
anlamak için kafamızdaki o modern
0:55
felsefe imajını bir kenara bırakmamız
0:57
şart.
0:58
O dönemde felsefe öyle bağımsız, herkes
1:01
kendi fikrini söylesin tarzı özgür bir
1:03
platform falan değildi. Kaynakların
1:05
altını çize çize belirttiği çok kritik
1:07
bir şey var. Felsefe teolojinin yani
1:10
ilahiyatın oldukça katı bir
1:12
hizmetçisiydi. Düşünün teolojik
1:14
gerçekleri temellendirmek, kanıtlamak ve
1:16
açıklamak için kullanılan devasa bir
1:19
alet çantası gibiydi felsefe. Bütün
1:21
sistem bu temel gerilim üzerine inşa
1:23
edilmişti. İşte tam da bu noktada
1:26
gnostisizm gibi erken dönem Hristiyan
1:28
öğretilerinin meseleye nasıl yaklaştığı
1:30
gerçekten çok ilgimi çekiyor. Gnostisizm
1:33
temel olarak ne demek biliyor musunuz?
1:35
Marifet yani bilgi demek. Aslında bu
1:37
bize çok ilginç bir şey söylüyor. O
1:39
inanç sisteminin ta en başından beri
1:42
bilme bilgi arayışının sistemin tam
1:45
kalbine, kodlarına işlenmiş olduğunu net
1:48
bir şekilde kanıtlıyor. Gelelim ikinci
1:50
bölümümüze. Kilise babaları ve inanç.
1:54
Sizi o dönemin ağır toplarıyla
1:56
entelektüel masanın kurallarını
1:58
belirleyen isimlerle tanıştırayım.
2:00
Masada ciddi bir fikir ayrılığı, büyük
2:02
bir sürtüşme var. Bir yanda Clemant
2:04
oturuyor. Klemant Pedagog isimli
2:06
eseriyle Hristiyanları eğitmeye
2:08
odaklanmış durumda. Tamamen eğitim
2:10
odaklı bir yaklaşım. Ama diğer tarafa
2:12
bakıyorsunuz Ambrozius var. Ambruazius
2:15
ise diyalektik yöntemi yani o sıkı
2:17
mantık yürütme işlerini kullananları
2:19
resmen topa tutuyor. Onları doğrudan
2:21
suçluyor. Anlayacağınız aklın ve
2:24
mantığın katı kullanımına karşı çok ama
2:26
çok ciddi bir direnç var. Peki bu devasa
2:29
gerilimi kim nasıl çözüyor derseniz o
2:32
efsanevi orta yolu Augustinus buluyor.
2:35
Diyor ki Credo UT inteligam yani
2:39
anlayacağım diye inanıyorum. Ne muazzam
2:41
bir söz değil mi? Augustinus burada
2:43
aslında dönemin bütün düşünsel
2:45
haritasını tek bir cümleye sığdırıyor.
2:47
Gerçek anlamda bilmenin ve bir şeyi
2:49
anlamanın o kesin ön koşulunun önce
2:52
inanmak olduğunu ilan ediyor. Bu arada
2:54
hazır Augustunus demişken araya minik
2:56
ama hayati bir detay sıkıştırayın.
2:58
Akademik araştırmalarınızda falan
3:00
gerçekleri tamamen doğru tutmak adına bu
3:02
aklınızda bulunsun. O meşhur son derece
3:04
derin ve kişisel başıt var ya
3:06
konfesyones yani itiraflar. Bu eser
3:09
Anselmus'a falan ait değildir.
3:11
Kaynağımız bizi özellikle uyarıyor. Bu
3:13
başt ve sadece Augustinus'un kaleminden
3:16
çıkmıştır. Buradan hızla 3üncü
3:18
bölümümüze geçiyoruz. Skolastik
3:20
düşüncenin yükselişi. İşte işlerin
3:23
gerçekten hızlandığı yer burası.
3:25
Düşünürlerin o eski teolojik gerçekleri
3:27
savunmak için klasik Yunan mantığını
3:29
sisteme nasıl zekice yedirdiklerini
3:31
görüyoruz. Anselmus ve Bonaventura'ya
3:34
bir bakın. ikisi de o devasa entelektüel
3:36
yapılarını doğrudan inanca ve ilahi
3:39
vahye sabitliyorlar. Anselmus'a göre
3:42
tanrı kavramı bize tamamen ve sadece
3:44
inanç yoluyla veriliyor. Bonaventura ise
3:46
hakikate ancak vahyi aracılığıyla
3:48
ulaşılabileceğini ve yaratılışın
3:50
ardındaki tek itici gücün tanrının saf
3:53
iyiliği olduğunu savunuyor. Tabii
3:55
skolastik dönem deyince Thomas Aquinus'ı
3:57
anmadan geçemeyiz. Aquinus gerçekliği
4:00
sınıflandırmak için bildiğiniz
4:01
Aristoteles'in altyapısından fena halde
4:03
yararlanıyor. En sevdiğim örneklerinden
4:06
biri kuiditas kavramı. Ne demek bu
4:08
kuiditas? Temel olarak bir şeyin saf özü
4:11
demek. Düşünsenize bugün bile bir
4:13
bilginin özüne inmekten bahsediyoruz. Ya
4:16
işte Aquinus bu kavramla tam olarak bir
4:18
şeyin o mutlak değiştirilemez çekirdek
4:20
doğasını haritalandırıyordu. Ve geldik
4:23
4.üncü aynı zamanda son bölümümüze.
4:26
Varlık, mantık ve dil. Şimdi bu dev
4:29
tartışmada işlerin inanılmaz derecede
4:31
spesifik bir hal aldığı o son evreye
4:33
bakıyoruz. Kelimeler, mantık
4:35
mekanizmaları ve varoluş. Burada
4:37
Abelardus ile Dun Scotus arasındaki o
4:39
uçuruma odaklanmanızı istiyorum.
4:41
Abelardus mantıkla, dille, ahlakla ve
4:44
teolojiyle derinden ilgileniyor ama
4:46
varlık sorunu umrunda bile değil tamamen
4:49
es geçiyor. Öte yandan Duncotus çıkıp
4:51
diyor ki, "Hayır, metafiziğin asıl ve
4:54
katı konusu sadece ve sadece varlıktır.
4:56
Felsefenin neye odaklanması gerektiği
4:58
konusunda aralarında resmen dünyalar
5:00
kadar fark var." Tabii Abelardus varlık
5:03
sorununu takmıyor dedik ama bu onu
5:05
pratik dünyadan, gerçeklikten kopuk biri
5:07
yapmıyor. Hatta tam tersi. Abelardus'a
5:09
göre bir şeyi anlamak öyle gökyüzündeki
5:12
bulutlarda soyut alemlerde başlamaz.
5:14
Bilginin o kesinlikle atlanamayacak ilk
5:16
adımı mantıksal olarak tam burada
5:19
yeryüzünde başlar. Yani duyum ile sizin
5:22
beş duyuyla ettiğiniz insani tecrübeyile
5:24
başlar. O dönemin mantık ve dil
5:26
dünyasına getirdiği o devasa
5:28
güncellemelere inanamazsınız. Bir
5:30
tarafta William Walk var. terimlerden
5:32
dilsel ve mantıksal yapılar kurabilmek
5:34
için rotasını tam anlamıyla
5:36
Aristoteles'in çizgisine oturtuyor.
5:38
Diğer yanda bir vizyoner İbn Sina
5:40
çıkıyor ve mantık alanına inentio yani
5:43
yönelim kavramını ilk kez o dahil
5:45
ediyor. Ve Bohetius o da diyor ki hayal
5:48
gücümüzün asıl nesnesi maddeden yani
5:50
fiziksellikten tamamen arındırılmış
5:52
formun ta kendisidir. Bunlar o dönemin
5:55
dilini çözmek için kelimenin tam
5:56
anlamıyla çığır açıcı araçlar. Ama sonra
6:00
Elijena sahneye bir çıkıyor ve o
6:01
entelektüel masaya adeta pimi çekilmiş
6:04
bir bomba bırakıyor. Şöyle diyor: "Tanrı
6:06
için kullandığımız o farklı farklı
6:08
sıfatlar var ya işte onların hepsi
6:10
tamamen bizim insan bilgimizin
6:12
eksikliğinden kaynaklanıyor."
6:14
Düşünebiliyor musunuz? Yani Erijena
6:16
uydurduğumuz kelimelerin kurduğumuz
6:18
devasa mantıksal yapıların aslında
6:20
yetersiz olduğunu, insan bilgimizin
6:22
ilahi olanı tanımlamak için fazla
6:24
kusurlu olduğunu yüzümüze çarpıyor. Ve
6:26
işte bu muazzam tartışma incelememizin
6:29
sonunda bizi çok ama çok kışkırtıcı bir
6:31
soruyla başa bırakıyor. Madem dilimiz bu
6:34
kadar kusurlu bir insan deneyimiyle, bu
6:36
kadar eksik bir bilgiyle
6:37
sınırlandırılmış durumda, o zaman biz
6:39
herhangi bir şeyin özünü gerçekten tam
6:41
anlamıyla tanımlayabilir miyiz? Orta
6:43
çağın o dev zihinlerinin asırlar boyu
6:45
boğuştuğu bu dil ve mantık sınırlarını
6:48
bugün kendi modern bilgi arayışınıza bir
6:49
uyarlayın bakalım. Bu zihin açıcı
6:51
incelemede bana eşlik ettiğiniz için çok
6:53
teşekkürler. Bir sonraki konumuzda
6:55
görüşmek üzere.
6:58
Ç
#Jobs & Education

