0:00
Diyelim ki bir şirket sizden yatırım
0:02
istiyor ve önünüze iki temel seçenek
0:05
koyuyor. Ya gel bu şirketin bir parçası
0:08
ol ya da bana borç ver. İşte bugün bu
0:12
iki yolun yani hisse senetleri ve
0:14
tahvillerin bir yatırımcı olarak sizin
0:17
için ne anlama geldiğini enine boyuna
0:19
inceleyeceğiz. İşte bütün meselenin özü
0:22
aslında bu soruda gizli. Bir şirkete
0:24
paranızı yatırırken o şirketin sahibi mi
0:27
olmak istersiniz yoksa alacaklısı mı?
0:29
Gelin bu iki rolün ne anlama geldiğine
0:31
ve sizin yatırım dünyanızı nasıl
0:33
şekillendirebileceğine daha yakından
0:35
bakalım. Hadi o zaman ilk yoldan
0:37
başlayalım. Sahiplik yolu. Bir şirkete
0:40
hisse senedi alarak ortak olmak işte tam
0:42
da bu demek. O büyük pastadan kendinize
0:45
bir dilim almak. Tabii bu yol biraz
0:47
heyecan arayanlar için yüksek risk ama
0:50
aynı zamanda yüksek getiri potansiyeli
0:52
vadediyor. Peki bu hisse senedi
0:55
dediğimiz şey tam olarak ne? En basit
0:58
haliyle bir şirketin tapusundan bir
1:00
parça gibi düşünebilirsiniz. Bir hissi
1:03
aldığınızda o şirketin minicik bir
1:05
sahibi oluyorsunuz. Yani işler iyi
1:08
giderse siz de kazanıyorsunuz. Kötü
1:10
giderse heh o zaman siz de
1:11
kaybediyorsunuz. Ortaklık böyle bir şey.
1:14
Hissedar olmanın en güzel tarafı ne
1:16
biliyor musunuz? size gerçek somut
1:18
haklar vermesi. Yani elinizdeki sadece
1:21
bir kağıt parçası değil, aynı zamanda
1:23
masada bir sandalyeniz oluyor. Şirketin
1:27
kullanabiliyorsunuz. Kar payı yani
1:29
temettü alıyorsunuz ve şirketin mali
1:32
durumunu inceleme hakkınız var. Kısacası
1:34
söz hakkınız var. Her hissenin üzerinde
1:37
yazan bir nominal değeri vardır. Ama
1:39
dürüst olalım. Bu daha çok
1:40
muhasebecilerin işine yarayan kağıt
1:43
üstündeki teorik bir rakam. Sizin
1:45
yatırımcı olarak asıl odaklanacağınız
1:47
şey bu değil. Asıl olay piyasa değerinde
1:50
bitiyor. İşte bu hissenin borsada anlık
1:53
olarak alınıp satıldığı gerçek fiyat.
1:55
Şirketin başarısı, ekonominin durumu
1:57
hatta yatırımcıların o günkü modu bile
1:59
bu fiyatı etkileyebilir. İşte risk de o
2:02
büyük ödül potansiyeli de tam olarak
2:04
burada başlıyor. Peki madalyonun diğer
2:07
yüzüne geçme zamanı. Ortak olmak yerine
2:09
alacaklı olmaya ne dersiniz? Şimdi tavil
2:12
dünyasına dalıyoruz. Tahvil almak
2:14
aslında bir şirkete borç vermekle
2:16
birebir aynı şey. Siz şirketin sahibi
2:19
falan olmuyorsunuz. Alacaklısı
2:21
oluyorsunuz. Şirket de size diyor ki
2:23
bana bu parayı ver. Ben sana düzenli
2:25
olarak faizini ödeyeyim. Sürenin sonunda
2:27
da ana paranı iade edeyim. Bu kadar
2:29
basit. Tahvilin en büyük cazibesi ne
2:32
biliyor musunuz? Öngörülebilir olması.
2:34
Ne kadar faiz alacağınızı, paranızı ne
2:36
zaman geri alacağınızı en başından
2:38
bilirsiniz. Yönetime karışma gibi bir
2:41
derdiniz yok. Çünkü ortak değilsiniz.
2:43
Ama asıl kritik nokta şu. Diyelim ki
2:45
şirket iflas etti. İşler çok kötüye
2:48
gitti. İşte o zaman kalan parayı almak
2:50
için sıraya girildiğinde tahvil
2:52
sahipleri en öndedir. Hissedarlar ancak
2:55
tahvil sahiplerine borçlar ödendikten
2:57
sonra bir şey kalırsa paralarını
2:58
alabilirler. Bu yüzden tahviller daha
3:01
güvenli bir liman olarak görülür. İşte
3:03
bu tablo aslında her şeyi mükemmel bir
3:05
şekilde özetliyor. Hisse senedi
3:07
tarafında ortaklık, oy hakkı, değişken
3:10
getiri ve haliyle yüksek risk var.
3:12
Tahvil tarafındaysa alacaklılık, sabit
3:15
gelir, daha düşük risk ama yönetimde söz
3:18
hakkının olmaması var. Hangisini
3:20
seçeceğiniz tamamen sizin risk algınıza
3:22
ve yatırım hedeflerinize kalmış bir şey.
3:24
Tamam, biz yatırımcı olarak bu iki aracı
3:26
anladık. Peki şirketler kendi
3:28
defterlerinde bu varlıkları nasıl
3:29
görüyor? Yani bir varlığın değeri zaman
3:32
içinde nasıl ölçülüyor? Gelin şimdi
3:34
biraz daha işin muhasebe tarafına
3:36
bakalım. İşte bu kilit soru değerleme
3:39
dediğimiz çok kritik bir konuyu açıyor.
3:41
Elimizdeki bir varlığın değeri zaman
3:43
geçtikçe nasıl değişir ve biz bunu nasıl
3:46
kaydederiz? Eskiden bir varlık deftere
3:49
ne kadara alındıysa o fiyattan yani
3:51
tarihi maliyeti üzerinden kaydedilirdi.
3:54
Yıllar geçse de o rakam pek değişmezdi.
3:57
Ama modern muhasebe diyor ki hayır
3:59
önemli olan bu varlığın bugün piyasada
4:01
ne kadar ettiği. İşte buna da gerçeğe
4:04
uygun değer diyoruz. Bu sayede finansal
4:06
tablolar çok daha gerçekçi bir resim
4:09
sunuyor. Bu tanım aslında her şeyi
4:10
açıklıyor. Kerçeğe uygun değer ne demek?
4:13
Zorlama olmadan bilgili bir alıcıyla
4:15
bilgili bir satıcının normal piyasa
4:17
koşullarında bir varlık için anlaştığı
4:19
fiyattır. Yani adil piyasa değeri. Peki
4:23
tüm bu konuştuklarımız bizi nereye
4:25
getiriyor? Bir varlığın gerçek değeri
4:27
dediğimiz şey o zaman ne oluyor? Bu
4:29
üzerinde gerçekten düşünmeye değer bir
4:31
soru. Bir varlığın değeri kağıt üstünde
4:34
yazan rakam mıdır yoksa piyasanın o an
4:36
için biçtiği fiyat mı? Ya da belki de
4:39
gelecekte yaratma potansiyeli olan değer
4:41
midir? Belki de gerçek değer tüm
4:43
bunların bir karışımıdır. İşte bu
4:45
soruların cevabını aramak sizi çok daha
4:47
bilinçli bir yatırımcı yapacaktır.