Auzef Modernliğin Sosyolojisi 2025-2026 Vize Soruları
https://lolonolo.com/2026/04/30/modernligin-sosyolojisi-2025-2026-vize-sorulari/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Herkese merhaba. Bildiğimiz dünyanın
0:02
yani şu an içinde yaşadığımız modern
0:04
toplumun o inanılmaz ve kabul edelim
0:06
çoğu zaman kaotik olan doğum sancılarına
0:08
yakından bakacağımız yeni bir incelemeye
0:10
hoş geldiniz. Bugün binlerce yıllık
0:13
sarsılmaz sanılan devasa bir dünyanın
0:15
nasıl paramparça olduğunu ve şu an nefes
0:18
aldığımız şimdinin nasıl inşa edildiğini
0:20
adım adım çözeceğiz. Hazırsanız bu
0:22
muazzam dönüşümün şifrelerini kırmaya
0:24
başlayalım. Tamam. Önce şu çok garip,
0:27
ilk bakışta sağduya tamamen aykırı gibi
0:30
duran ama bir o kadar da ufuk açıcı bir
0:32
metaforla başlayalım. Antikler biziz. Ne
0:36
demek şimdi bu? Francis Bacon ve Pascal
0:38
gibi dev isimler bunu söylerken aslında
0:40
şunu kastediyordu. Biz genelde antik
0:43
Yunan düşünürlerini hep böyle aksakallı,
0:45
yaşlı ve bilge insanlar olarak hayal
0:47
ederiz, değil mi? Ama insanlık tarihini
0:49
tek bir insanın ömrü gibi düşünürseniz o
0:52
antik dönem insanları aslında insanlığın
0:54
sadece çocukluğunu yaşadı. Asıl
0:56
tecrübeli olan sırtında binlerce yıllık
0:58
bilgi birikiminin yükünü ve bilgeliğini
1:01
taşıyan yaşlılar biziz. Yani biz
1:03
modernler. İnanılmaz bir bakış açısı
1:05
değil mi? Peki bu deval yolculuğunda
1:09
rotamız ne olacak? Beş kısa adımda bu
1:11
işi çözeceğiz. 1. Modernite ve
1:14
sosyolojinin doğuşu. 2. Eski düzen ve
1:16
skolastik bilgi. 3. Aydınlanma ve aklın
1:20
yükselişi. 4. Siyasi ve iktisadi
1:22
dönüşümler. Ve son olarak 5. adımda
1:25
kültür, insan ve modernite diyerek her
1:28
şeyi toparlayacağız. Birinci bölümümüzle
1:31
hızlıca başlayalım. Modernite ve
1:33
sosyolojinin doğuşu. Modern kelimesini o
1:36
kadar çok kullanıyoruz ki anlamının
1:38
derinliğini pek düşünmüyoruz bazen.
1:40
Aslında kökeni Latince modernus
1:43
kelimesinden geliyor. Anlamı kelimesi
1:45
kelimesine şimdiye ait olan yeni demek.
1:48
Ama bakın burası çok önemli. Bu kelime
1:50
sadece zamanı anlatan masum bir sözcük
1:52
değil. içinde çok büyük bir isyan, bir
1:55
baş kaldırı barındırıyor. Antiküs olana
1:58
yani o eski ve kök salmış geleneğe karşı
2:00
atılmış çok sert, çok keskin bir çizik
2:02
bu. Tam da bu yüzden ünlü sosyolog
2:04
Anthony Gidens, sosyolojinin öyle her
2:06
devrin değil, doğrudan doğruya
2:08
modernliğin bilimi olarak icat
2:10
edildiğini söyler. Çünkü bu yepyeni
2:12
disiplin tamamen bu kaotik dünyayı
2:14
anlamlandırmak için doğmak zorundaydı.
2:17
Gelelim ikinci aşamaya. Eski düzen ve
2:19
skolastik bilgi. Çünkü yeni dünyayı tam
2:22
olarak kavrayabilmek için yıktığı o eski
2:25
dünyayı da tanımamız şart. İşin asıl
2:28
çarpıcı kısmı şurada başlıyor. Modernite
2:30
öncesi o eski dünyanın nasıl bir kilit
2:32
altında olduğuna bakar mısınız? Orta Çağ
2:35
Avrupa'sında çok katı üç ana zümre
2:37
vardı. Sistemi meşrulaştıran dua edenler
2:40
yani rahipler, gücü elinde tutan
2:42
savaşanlar yani soylular ve her şeyi
2:44
sırtında taşıyan çalışanlar yani
2:46
köylüler. Bu sınıflar arasında geçiş
2:49
yapmak mı neredeyse imkansız? Hatta bu
2:51
durum Hindistan'daki o meşhur dışarıya
2:53
tamamen kapalı kas sistemine çok benzer.
2:56
Eski dünya size doğduğunuz gün alnınıza
2:58
bir etiket yapıştırırdı ve kim olacağını
3:01
en baştan söylerdi. O kilidi asla
3:03
kıramazdınız. Tabii bu kadar katı bir
3:05
sosyal düzen ancak en az onun kadar katı
3:08
bir bilgi sistemiyle ayakta kalabilirdi.
3:11
Biz buna skolastik düşünce diyoruz.
3:13
Kilisenin dogmalarıyla Aristoteles'in
3:15
mantığı birleşmişti ve işin ilginci
3:18
deneye veya gözleme kesinlikle yoktu.
3:20
Bilgiyi adeta bir merdiven gibi
3:22
dizmişlerdi. Bilim maddi dünyadan ne
3:25
kadar uzaklaşırsa o kadar kutsal ve
3:27
değerli sayılıyordu. En alt basamakta
3:30
sıradan maddi dünyayı inceleyen fizik
3:32
vardı. Bir üste biraz daha soyut olan
3:35
matematik, en tepede zirvede ise
3:38
maddeden tamamen arınmış olan metafizik
3:40
yer alıyordu. Şimdi işlerin tamamen
3:43
kontrolden çıktığı, daha doğrusu yön
3:45
değiştirdiği 3ün bölüme geçiyoruz.
3:47
Aydınlanma ve aklın yükselişi. Orta Çağ
3:50
zihniyeti nasıl paramparça oldu? Bu
3:52
sarsınmaz gibi görünen dogmatik
3:54
zihniyeti yıkan üç devasa entelektüel
3:57
deprem yaşandı. Birincisi, Rönesans'la
4:00
birlikte hayatımıza giren hümanizm. Bu
4:02
kavram evrenin merkezini dogmalardan
4:05
alıp doğrudan insan potansiyeline ve
4:07
değerlerine kaydırdı. İkincisi
4:09
rasyonalizm yani Descartes sayesinde
4:12
aklın ve şüphenin yegane ölçüt haline
4:14
gelmesi. Ve üçüncü olarak çok ilginç bir
4:16
detay ideoloji kavramı. Bugün bunu çok
4:19
farklı bağlamlarda kullanıyoruz ama
4:21
Destut the Tracy bu kelimeyi ilk ortaya
4:23
attığında amacı aslında tamamen insan
4:26
zihnine dayanan saf yepyeni bir fikirler
4:28
bilimi kurmaktı. İnsan aklı her şeyin
4:31
merkezine oturunca doğal olarak doğa ve
4:34
kültür arasındaki o devasa uçurum da
4:36
günyüzüne çıktı. Bir tarafta hiçbir
4:39
insan müdahalesi olmadan kendi kendine
4:41
var olan doğa var. Diğer tarafta ise
4:44
latince toprağı ekip biçmek, işlemek
4:47
anlamına gelen kolere kökünden doğan
4:49
kültür. Yani kültür dediğimiz şey insan
4:53
eliyle bilinçli olarak inşa edilmiş her
4:55
şeydir. Değerlerimiz, kurumlarımız,
4:58
şehirlerimiz. Modern insan tam da
5:00
doğanın sınırlarını aşıp onu kendi
5:03
elleriyle kültüre dönüştüren insandır.
5:05
Ama bilirsiniz her büyük etki kendi
5:08
tepkisini, kendi isyanını da beraderinde
5:11
getirir. Bazı düşünürler, "Bir saniye,
5:13
bu matematiksel soğuk akıl dünyadaki tüm
5:16
sihri yok ediyor." demeye başladı. İşte
5:19
romantizm tam olarak budur. Bu aşırı
5:21
rasyonel, mekanik ve soğuk dünya
5:23
görüşüne karşı patlayan duygusal bir
5:26
isyan. Alman şair Novallis'in o harika
5:28
tabiriyle sıradan şeylere o gizemli ve
5:31
yüksek anlamını geri verme çabası.
5:34
Dünyayı hesaplamalardan kurtarıp
5:36
sezgiyle, duygularla yeniden büyülemek
5:38
istediler. 4. bölümümüz siyasi ve
5:41
iktisadi dönüşümler. Felsefeyi bir
5:44
kenara bırakıp biraz gerçek dünyadaki o
5:46
büyük fiziksel patlamalara bakacağız.
5:49
1789. Bu sıradan bir tarih değil
5:51
arkadaşlar. Bu modernitenin dünyayı
5:54
ortadan ikiye yaran en büyük siyasi fay
5:56
hattıdır. Fransız devrimi. Eşitlik ve
5:59
milliyetçilik fikirleri adeta bir orman
6:01
yangını gibi tüm Avrupa'ya yayıldı. En
6:03
önemlisi neydi biliyor musunuz?
6:05
Kralların mutlak gücünü ve yüzyıllık
6:07
Katolik Kilisesi otoritesini resmen
6:09
paramparça etti. Eski dünyanın siyasi
6:11
iskeleti o yıl kelimenin tam anlamıyla
6:13
çöktü. Peki buradaki en can alıcı nokta
6:17
ne? Sıradan insanların kralların bile
6:19
dokunamayacağı doğuştan gelen hakları
6:21
olduğu fikri bir anda gökten zembirle mi
6:24
indi? Hayır tabii ki. John Locke gibi
6:26
büyük zihinlerden çıktı. Lock'un o
6:29
meşhur yaşama özgürlük ve mülkiyet
6:31
hakları tezi 1000 yıllık feodal
6:33
zincirleri bir anda kesti attı. Hatta bu
6:36
fikirler o kadar güçlüydü ki okyanusu
6:38
aşıp doğrudan Amerikan bağımsızlık
6:40
bildirgesinin kalbini oluşturdu.
6:42
İnanılmaz bir etki dalgası. Tamam,
6:45
kralların otoritesi bitti, feodalizm
6:48
yıkıldı. Peki ama şimdi ne olacak?
6:50
Tepenizde size ne üreteceğinizi, nerede
6:53
çalışacağınızı söyleyen bir otorite
6:54
yokken, insanlar sadece kendi çıkarları
6:57
peşinde koşarken, ekonomi nasıl kaosa
7:00
sürüklenmeyecek? Bir piyasa tamamen
7:02
serbest kalarak kendi kendini nasıl
7:04
yönetebilir?
7:05
İşte bu devasa sorunun cevabını Adam
7:08
Smith o meşhur görünmez el metaforuyla
7:11
giriyor. Smith'e göre ekonomiye tepeden
7:13
bir devlet müdahalesi olmasa bile
7:15
piyasada alıcılar ve satıcılar sadece
7:18
bencilce kendi ceplerini düşünerek
7:19
hareket etseler bile bir şeyler dengeye
7:22
oturur. Fiyatları, arz ve talebi
7:24
ayarlayan görünmez doğal bir mekanizma
7:27
vardır. Yani sistem, bireysel
7:29
bencillikleri alıp toplumsal bir düzene
7:31
çeviren, kendi kendini düzenleyen devasa
7:33
bir makinaya dönüşmüştür. Ve geliyoruz
7:36
son bölümümüze. Kültür, insan ve
7:39
modernite. Tüm bu devasa tarihi
7:41
kırılmalar günün sonunda bizi yani
7:44
insanlık durumunu nasıl şekillendirdi?
7:46
Carl Marx'ın şu çok derin ve sarsıcı
7:48
sözüne bir kulak verelim. İnsanlar kendi
7:51
tarihlerini kendileri yaparlar fakat
7:53
kendi seçtikleri koşullarda değil. Bu
7:56
üzerine saatlerce düşünülecek bir cümle.
7:59
Bize şunu söylüyor. Evet, bizler
8:01
moderniz. Feodal prangalarımız yok.
8:03
Görünüşte özgürüz ve kendi tarihimizi
8:05
yapıyoruz. Ama tamamen sınırsız mıyız?
8:08
Hayır. Eylemlerimiz bizden önce
8:10
yaratılmış, bize geçmişten miras kalmış
8:13
ekonomik ve tarihsel koşulların
8:14
duvarlarına çarpıyor. Yani özgürüz evet
8:18
ama bize miras bırakılan bir sahnenin
8:20
üzerinde. Üstelik bizi hapseden şey
8:22
sadece geçmişin ekonomik koşulları da
8:24
değil. Aslında birbirimizle iletişim
8:26
kurarken kullandığımız dil bile bir
8:28
tuzak olabilir. Francis Bacon'ın o
8:30
efsanevi pazar idolü kavramı tam da bunu
8:33
anlatır. Bacon, insanların bir araya
8:35
geldiklerinde sosyalleşirken
8:37
kullandıkları o gündelik dilin, ortak
8:39
kavramların zihnimizin nasıl esir
8:41
aldığını çok iyi görmüştü. Bazen sırf
8:44
ortak kelimeler kullanıyoruz diye yanlış
8:46
ilüzyonlara kapılıyoruz. Düşünsenize
8:48
bugünümüzün modern iletişim ağlarında
8:50
bile hala en büyük handikaplarımızdan
8:52
biri. Haksız mıyım? Şimdi klasik
8:54
felsefenin "Ons insan yüce, rasyonel ve
8:56
daima doğruyu arayan bir varlıktır."
8:58
fikrine atılmış en büyük tokatlardan
9:00
birine geçelim. Fredrik Nietzsche
9:03
Nietzsche insanı oldukça kışkırtıcı bir
9:05
şekilde yalan söyleyen hayvan olarak
9:07
tanımlar. Neden mi? Çünkü ona göre biz o
9:10
meşhur üstün zekamızı evrensel doğruları
9:13
bulmak için falan kullanmıyoruz. Biz
9:15
zekamızı bu karmaşık toplumda hayatta
9:17
kalabilmek, maskeler takmak ve
9:20
birbirimize illüzyonlar satmak için
9:21
kullanıyoruz. Kabul edelim. Modern
9:24
dünyada bu maskelere hepimizin ihtiyacı
9:26
var. Ve tüm bunlar bize mükemmel bir
9:29
şekilde gösteriyor ki modernite bizi
9:31
köklerimizden çekip bambaşka bir
9:34
gerçekliğe fırlattı. Anthony Gidens bunu
9:36
çok net iki sonuca bağlar. Birincisi
9:39
zaman ve uzamın ayrışması. Saat ve
9:42
teknoloji ile artık aynı mekanda olmadan
9:44
da aynı zamanı paylaşabiliyoruz.
9:47
İkincisi ise çok daha vurucu yerinden
9:50
çıkarma. Eskiden bütün hayatınız,
9:52
toplumsal ilişkileriniz köyünüzle
9:54
sınırlıydı. Şimdi o yerel bağlar koptu.
9:57
Artık hepimiz dünyanın öbür ucundaki
9:59
insanlara, devasa piyasalara ve küresel
10:02
ağlara bağlı soyut bir sistemin
10:04
parçasıyız. O halde incelememizin sonuna
10:07
gelirken aklımızda kalması gereken o
10:09
büyük soruyu soralım. Acaba bizler en
10:11
başta konuştuğumuz gibi binlerce yıllık
10:14
tarihsel birikimi sırtlamış olgun ve
10:16
bilge antikler miyiz? Yoksa bize miras
10:19
kalan koşullarda küresel ağların içine
10:22
sıkışmış, görünmez bir elin
10:23
yönlendirdiği dünyada hayatta kalmaya
10:26
çalışan, yalan söyleyen hayvanlar mıyız?
10:28
Şimdidin nasıl doğduğunu anlamak aslında
10:30
aynaya bakıp modern kendimizi
10:32
anlamaktır. Bu sorunun cevabını biraz
10:34
düşünmenizi istiyorum. Bir sonraki
10:36
analizimizde görüşmek üzere. Merak
10:38
etmeye devam edin ve kendinize çok iyi
10:40
bakın.

