MLY402U Maliye Politikası Ünite 2
Klasik, Keynesyen, Monetarist, Yeni Klasik, Arz Yanlı, Yeni Keynesyen ve Post-Keynesyen Yaklaşımlar
https://lolonolo.com/2026/03/29/mly402u-maliye-politikasi-unite-2/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Merhabalar. Şimdi size çok temel bir
0:02
soru. Hükümetler ekonomiye ne kadar
0:05
karışmalı? İşte bu soru var ya son 100
0:08
yıldır ekonomi dünyasını tam ortadan
0:10
ikiye bölen dev bir savaşın ta kendisi.
0:13
Hadi gelin bu Fikirler Savaşı'nın yani
0:15
maliye politikasının 100 yıllık inişli
0:17
çıkışlı hikayesinin derinliklerine
0:19
inelim. Aslında bütün hikaye bu soru
0:21
etrafında dönüyor. Piyasalar kendi
0:23
başının çaresine bakabilir mi yoksa
0:25
devletin bir şeyler yapması mı lazım? Az
0:27
sonra göreceğimiz bütün o caf caflı
0:29
teoriler var ya hepsi aslında bu basit
0:31
ama hayati soruya bir cevap bulmaya
0:33
çalışıyor. Peki yolculuğumuz nereden
0:35
başlıyor? Şimdi zamanında biraz geriye
0:37
gidelim. 1930'lardan öncesine. O
0:40
zamanlar kural çok basitti. Devlet
0:42
ekonomiye karışmaz. Nokta. İşte bu
0:44
döneme klasik dönem diyoruz. Ve bu
0:46
görüştekilerin sarsılmaz bir inancı
0:47
vardı. Ekonomi adeta sihirli bir
0:50
eldeymiş gibi kendi kendini tamir eder.
0:52
Peki bu sihirli mekanizmanın motoru
0:55
neydi? İşte o da SE yasası. Mantık
0:57
şuydu. Bir şey ürettiğiniz an aslında o
1:00
şeyin değerinde bir talep de yaratmış
1:02
olursunuz. Yani basitçe ne üretirsen
1:06
satarsın. Bu yüzden ekonominin genel
1:08
olarak talepsizlikten krize girmesi
1:10
imkansızdı. Sistem dışarıdan kimse
1:13
dokunmasa bile tıkır tıkır işler ve
1:15
dengeyi bulurdu. Teori buydu en azından.
1:18
Klasikçiler ekonomiyi sanki iki ayrı
1:20
evren gibi görüyorlardı. Bir tarafta
1:23
reel sektör vardı. Yani üretim, işçiler,
1:26
mallar, kısacası elle tutulur gerçek
1:29
şeyler. Diğer tarafta isa parasal sektör
1:32
yani para. Ve onlara göre para
1:35
ekonominin üstünü örten bir peçeden
1:37
ibaretti. Sadece alışverişi
1:39
kolaylaştıran bir araçtı o kadar. Yani
1:42
ne üretimi etkilerdi ne de istihdamı. Bu
1:44
yüzden de devletin hadi para basalım da
1:47
ekonomi canlansın demesi onlara göre
1:49
tamamen anlamsızdı. Her şey tıkırındaydı
1:52
yani. Ta ki bütün bu düzeni yerle bir
1:54
eden o büyük fırtına kopana kadar. Ve
1:57
takvimler 1929'u gösterdiğinde o
2:00
mükemmel işlediği düşünülen sistem
2:02
çöktü. Hem de ne çöküş. Büyük buhran
2:05
klasik teorinin o sağlam duvarlarını bir
2:08
anda yıkan ve yepyeni bir fikrin
2:10
doğmasına zemin hazırlayan dev bir
2:13
deprem gibiydi. Düşünsenize kriz o kadar
2:15
büyüktü ki milyonlarca insan işsizdi ve
2:18
o piyasa kendi kendini düzeltir lafı
2:21
artık kimseye bir şey ifade etmiyordu.
2:23
İşte tam bu kaosun ortasında sahneye
2:26
John Maynard Kings diye bir adam çıktı
2:28
ve dedi ki arkadaşlar oyunu yanlış
2:31
oynuyoruz ve her şeyi değiştirdi.
2:33
Kenez'in teşhisi çok netti. Problem
2:36
üretimde falan değil. Dedi. Asıl sorun
2:38
kimsenin para harcamaması. Yani toplam
2:41
talep resmen çökmüştü. Bu her arz kendi
2:44
talebini yaratır. Diyen sayı yasasına
2:46
atılmış okkalı bir tokattı. Keynesz'e
2:48
göre ekonominin motoru arz değil
2:50
talepti. E peki çözüm? İşte çözüm o
2:53
dönem için resmen bir devrimdi. Madem
2:56
halk ve şirketler para harcamıyor o
2:58
zaman devlet harcayacak. Bu kadar basit.
3:01
Devlet yollar yapacak, köprüler kuracak.
3:03
insanlara iş verecek. Kısacası ekonomiye
3:05
para pompalayacak ki o duran çarklar
3:07
yeniden dönmeye başlasın. Ve Keynesiz'in
3:10
fikirleri işe yaradı. Hem de nasıl
3:12
onlarca yıl boyunca batı ekonomileri bu
3:14
formülle büyüdü. Ama sonra 70'ler geldi
3:17
ve dünya daha önce kimsenin görmediği
3:19
tuhaf bir ekonomik canavarla karşılaştı
3:21
ve Keiz'in ilaçları bu yeni hastalığa
3:24
işlemiyordu. Bu canavarın adı
3:26
stakflasyon. Yani şöyle düşünün. Bir
3:29
yanda fiyatlar almış başını gidiyor.
3:31
Enflasyon coşmuş. Diğer yanda da
3:33
milyonlarca insan işsiz, ekonomi durmuş.
3:36
İkisi bir arada. Bu o zamana kadar
3:38
yazılmış bütün ekonomi kitaplarını
3:41
yırtıp atmak gibi bir şeydi. Neden mi bu
3:43
kadar büyük bir şoktu? Çünkü o güne
3:45
kadar herkesin kabul ettiği Philips
3:47
eğrisi diye bir şey vardı. Bu eğriye
3:49
göre enflasyonla işsizlik tahter valli
3:52
gibiydi. Biri çıkarken diğeri inerdi.
3:55
İkisinin aynı anda tavan yapması
3:57
imkansız görülüyordu. Ama stakflasyon
4:00
geldi ve imkansız diye bir şey
4:02
olmadığını gösterdi. Ekonomi bilimi
4:04
resmen duvara toslamıştı. Çeynezyen
4:07
Yenciliğin bu yeni kriz karşısında
4:09
çaresiz kalması tabii ki rakiplerine gün
4:11
doğdurdu. Yeni sesler hatta küllerinden
4:14
doğan eski fikirler sahneye çıkmaya
4:16
başladı. Keynez'in tahtı sallanıyordu ve
4:19
sahneye ilk çıkanlardan biri Milton
4:21
Friedman ve onun monetist ekibiydi.
4:23
Onlar dediler ki sorunun kaynağını
4:25
yanlış yerde arıyorsunuz. Problem özel
4:28
sektörün ne kadar harcadığı değil. Asıl
4:30
problem devletin para arzıyla sürekli
4:32
oynaması. Yani onlara göre
4:35
istikrarsızlığın sebebi Kanesçilerin
4:37
çözüm diye sunduğu şeyin ta kendisiydi.
4:39
Monetaristlerin de en buykozu dışlama
4:41
etkisi argümanıydı. Dediler ki devlet
4:44
harcama yapmak için borçlandığında
4:46
piyasadaki parayı kendine çeker. Bu da
4:49
faizleri yükseltir ve özel şirketlerin
4:51
yatırım yapmasını zorlaştırır. Yani
4:53
devlet ekonomiyi canlandırmaya
4:55
çalışırken aslında bir yandan da özel
4:57
sektörü oyundan dışlıyor, kaşıkla verip
5:00
kepçeyle alıyor gibi bir durumu yani.
5:02
Ama Kenze meydanı okuyanlar sadece
5:04
monetaryistler değildi. Bir de
5:06
Arzanlılar vardı. Onlar da dediler ki
5:08
mesele ne talep ne de para. Mesele
5:11
üretimin kendisi. Onların çözümü ise
5:13
sihirli bir değnek gibiydi. Vergi
5:15
indirimi. Mantık basitti. Vergileri
5:17
düşürürseniz şirketler yatırım yapar.
5:19
İnsanlar daha fazla çalışmak ister ve
5:21
ekonomi kendi kendine uçar gider. Bu
5:24
fikri destekleyen en meşhur argüman da
5:27
lafer eğrisiydi. Bu teoriye göre eğer
5:30
vergiler çok yüksekse bu durum insanları
5:32
çalışmaktan, şirketleri de yatırım
5:35
yapmaktan soğutur. Hatta o kadar soğutur
5:37
ki devletin topladığı vergi bile düşer.
5:40
Yani bazen vergileri indirmenin devletin
5:43
kasasına daha çok para girmesini
5:45
sağlayabileceğini söylüyorlardı. Kulağa
5:47
ilginç geliyor değil mi? Tabii bütün bu
5:49
saldırılar karşısında Kensçiler de armut
5:51
toplamıyordu. Kendilerini yeni
5:53
kensyenler olarak güncellediler ve
5:56
teorilerini yeni argümanlarla
5:57
güçlendirdiler. Mesela menü maliyetleri
6:00
diye bir fikir ortaya attılar. Düşünün
6:03
bir restoran sahibi her fiyat
6:05
değiştiğinde menüsünü yeniden basmak
6:07
zorunda. Bu bir maliyet. İşte aynı bunun
6:09
gibi dediler. Firmalar da sürekli
6:11
fiyatlarını değiştiremezler. Bu yüzden
6:14
fiyatlar yapışkandır ve piyasalar o eski
6:17
klasikçilerin hayal ettiği gibi anında
6:19
dengeye falan gelmez yani. Evet, devlet
6:21
müdahalesi hala gerekli. Ve geldik
6:24
günümüze. Bütün bu fikir savaşları bizi
6:27
21. yüzyıla taşıdı. Tam da devlet
6:29
küçülmeli, vergiler düşmeli diyen
6:31
monetarist ve arz yanlı görüşler
6:33
zirvedeyken pat yeni bir küresel kriz
6:36
kapıyı çaldı ve bütün eski defterler
6:39
yeniden açıldı. 2008 küresel finans
6:42
krizi oyunun kurallarını bir kez daha
6:45
altüst etti. Merkez bankaları faizleri
6:48
sıfıra kadar indirdi ama nafile kriz
6:51
durmuyordu. Ve sonunda çaresiz kalan
6:53
hükümetler kime koştular dersiniz tabii
6:56
ki Ke'e. Yıllardır tozlu raflarda
6:59
bekletilen o eski reçeteyi çıkardılar.
7:02
devasa kamu harcamaları, trilyon
7:04
dolarlık teşvik paketleri, maliye
7:07
politikası adeta küllerinden yeniden
7:09
doğuyordu. İşte bütün bu
7:11
anlattıklarımızın özeti bu tabloda.
7:13
Bakın fark ettiniz mi? Tarihe aslında
7:15
sürekli bir döngüden ibaret. En başta
7:17
devlet karışmasın diyen klasikçiler
7:19
vardı. Büyük buhran duvarına tosladılar.
7:22
Sonra onların yerine devlet müdahale
7:24
etsin diyen Keynesçiler geldi. Onlar da
7:26
70'lerdeki stakfilasyon canavarı
7:28
karşısında çaresiz kaldılar. Ardından
7:31
vergileri düşürün, paraya dokunmayın."
7:33
diyen monetarist ve arzanlılar sahneye
7:35
çıktı. Ama onlar da 2008 finans krizinde
7:37
ne yapacaklarını bilemediler.
7:39
Anlayacağınız her büyük kriz eski bir
7:41
fikri mezara gönderip yenisine yol
7:43
açıyor. Peki bütün bu 100 yıllık
7:46
gelgitlerden sonra geldik en can alıcı
7:49
soruya. Belli ki yeni bir kriz daha
7:51
gelecek. Bu kaçınılmaz. Peki o gün
7:54
geldiğinde biz hangi kitaba bakacağız?
7:56
Hangi teoriye güveneceğiz? Gördüğünüz
7:59
gibi bu 100 yıllık büyük tartışma daha
8:01
uzun bir süre bitecek gibi görünmüyor.
#Education

