Auzef MEİ210U Medya ve Reklam
https://lolonolo.com/anadolu-aof/mei210u-medya-ve-reklam/
Bu kaynaklar, Anadolu Üniversitesi Medya ve İletişim bölümünde okutulan Medya ve Reklam dersinin kapsamlı bir özetini sunmaktadır. İçerik, reklamın tarihsel gelişiminden başlayarak bu disiplinin ideoloji, tüketim kültürü ve ekonomi politik ile olan derin bağlarını incelemektedir. Metinler, reklamın yalnızca bir pazarlama aracı değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyet rollerini ve kimlik algısını şekillendiren kültürel bir güç olduğunu vurgular. Ayrıca dijital dönüşüm, küreselleşme stratejileri ve etik sorumluluklar gibi modern reklamcılık konularına da geniş yer verilmiştir. Öğrenciler için hazırlanan bu materyal, ders ünitelerini sınav odaklı analizler ve temel kavramlar üzerinden özetlemektedir.
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Her gün her yerde karşılaştığımız artık
0:03
kanıksadığımız reklamlar. Peki hiç o
0:06
parlak ekranın o albenili sloganların
0:09
arkasında ne olduğunu merak ettiniz mi?
0:11
Gelin hepimizin bildiğini sandığı bu
0:14
dünyanın kapısını bir aralayalım ve
0:16
aslında mekanizmanın nasıl işlediğini
0:18
birlikte görelim. Eminim bir an durup
0:21
düşündüğünüzde çoğumuzun bu soruya
0:23
cevabı evet olacaktır. İşte bu çok
0:26
kişisel, çok insani deneyim konumuzun
0:29
tam kalbinde yer alıyor. Reklamcılığın o
0:32
muazzam gücünün kaynağını anlamak için
0:34
de harika bir başlangıç noktası.
0:36
Hazırsanız bu konuya şöyle derinlemesine
0:39
bir dalalım ve reklamcılığın
0:41
katmanlarını bir bir kaldıralım. İlk
0:44
olarak her şeyin nerede ve nasıl
0:46
başladığına bir göz atacağız. İlk
0:48
durağımız reklamcılığın nasıl olup da
0:51
bugünkü devasa gücüne ulaştığını
0:53
anlamamızı sağlayacak kısa ama önemli
0:56
bir tarih turu. Gördüğünüz gibi her şey
1:00
antik Roma'da taze balık geldi diye
1:02
bağıran bir tellalla başlıyor. Sonra
1:04
sanayi devrimi ile birlikte işin rengi
1:07
tamamen değişiyor. Seri üretimle
1:09
birlikte o kadar çok ürün ortaya çıkıyor
1:11
ki birilerinin bu ürünleri satması
1:13
gerekiyor. Ve 20. yüzyılla birlikte
1:15
radyo ve televizyonun hayatımıza
1:17
girmesiyle reklamcılık bugünkü
1:19
bildiğimiz sofistike ve güçlü endüstriye
1:22
dönüşüyor. İşte bütün meselenin özü
1:25
aslında bu cümlede gizli. Reklamcılığın
1:27
asıl amacı size o tek bir ürünü satmak
1:30
değil, tüketim çarkını sürekli
1:32
döndürmek. Yani ekonomik sistemin
1:34
kendisini ayakta tutmak. Peki bunu nasıl
1:37
başarıyorlar? İşte şimdi işin psikolojik
1:40
boyutuna yani arzunun nasıl adeta imal
1:43
edildiğine geliyoruz. Reklamcılığın asıl
1:45
gücünün bir şeyler satmaktan çok
1:48
fikirler ve duygular satmak olduğunu
1:49
göreceğiz. Karşımızda çok kritik bir
1:52
kavram var. Tüketim kültürü. Yani ne
1:55
alırsan olsun diyen bir sistem bu.
1:58
Kimliğimizi, aidiyetimizi hatta
2:00
mutluluğumuzu bile satın aldığımız
2:02
ürünler üzerinden tanımladığımız bir
2:04
dünya. Ve bu karşılaştırma durumu çok
2:07
net bir şekilde ortaya koyuyor.
2:09
Hepimizin barınma, beslenme gibi temel
2:12
gerçek ihtiyaçları var. Ama reklamcılık
2:15
ne yapıyor? Bize sürekli olarak yeni
2:17
yapay ihtiyaçlar yaratıyor ve bunu o
2:20
kadar ustaca yapıyor ki o son model
2:22
telefon bir anda gerçek bir ihtiyaçmış
2:25
gibi hissettiriliyor. Reklamlar bize
2:27
asla sadece bir ürün satmaz. O ürünün
2:30
içine mutluluk, başarı, özgürlük gibi
2:32
kocaman vaatler paketler. Siz o arabayı
2:35
alırken aslında özgürlüğü, o kremi
2:37
alırken sonsuz gençliği satın aldığınıza
2:39
inanırsınız. İşte sihir tam da burada
2:42
başlıyor. Peki bu sihri nasıl
2:44
gerçekleştiriyorlar? Kendilerine ait
2:47
kelimelerden çok daha fazlasını kullanan
2:49
gizli bir dilleri var. Gelin şimdi bu
2:51
dilin şifrelerini birlikte çözelim. Bu
2:54
üçgen reklamların temel gramerini
2:56
anlatıyor aslında. Çok basit. Ortada bir
2:59
gösteren var. Diyelim ki lüks bir saatin
3:01
fotoğrafı. Bir de onun temsil ettiği
3:03
soyut bir fikir yani gösterilen var.
3:06
Başarı, statü, güç, reklam bu ikisini
3:09
zihnimizde öyle bir birleştiriyor ki
3:11
artık o saat bizim için başarı anlamına
3:14
geliyor. Anlam bu birleşimden doğuyor.
3:16
İşte bu söz her şeyi özetliyor.
3:18
Reklamlar bize hayatın kendisini değil,
3:21
olmasını istedikleri pırıl pırıl
3:23
sorunsuz bir versiyonunu sunar. Herkesin
3:26
mutlu, güzel ve başarılı olduğu, tüm
3:28
sorunların doğru ürünle çözüldüğü
3:30
idealize edilmiş bir dünya. Reklamlar
3:33
mesajlarını saniyeler içinde zihnimize
3:35
yerleştirmek için kültürel kısa yolları
3:38
yani kalıp yargıları çok sık kullanır.
3:40
Çünkü bir fikri en hızlı iletmenin yolu
3:43
hepimizin zaten bildiği kodları
3:44
kullanmaktır. Ve işte burada çok kritik
3:47
bir ayrım var. Reklamlar bu rolleri
3:50
sürekli olarak ekranlarda tekrarlayarak
3:52
sadece mevcut kalıp yargıları bize
3:54
göstermiyor. Aynı zamanda bu yargıları
3:56
toplumda aktif olarak pekiştiriyor ve
3:58
yeniden üreterek normalleştiriyor.
4:01
Şimdi bir katman daha derine inelim ve
4:04
çok önemli bir soruyu soralım.
4:06
İzlediğiniz dizilerin, okuduğunuz
4:08
haberlerin, kullandığımız sosyal
4:10
medyanın parasını kim ödüyor? İşte o
4:13
devasa medya sistemini çalıştıran
4:15
motorun da reklamcılık olduğunu
4:17
göreceğiz.
4:18
Bu grafik aslında her şeyi anlatıyor.
4:21
Medya kuruluşlarının ezici bir çoğunluğu
4:23
hayatta kalmak için reklamlara bağımlı.
4:26
Bu da reklam verenlere medya üzerinde
4:28
inanılmaz bir güç veriyor. Bu durum kamu
4:31
yararıyla reklam verenin ticari
4:33
çıkarları arasında potansiyel bir
4:35
çatışma yaratıyor. Bir medya kuruluşunun
4:38
en büyük gelir kapısı olan bir şirket
4:40
hakkında ne kadar özgürce haber
4:42
yapabileceği işte bu noktada ciddi bir
4:44
soru işareti haline geliyor. Ve işte
4:47
bütün bu denklemin en çarpıcı özeti.
4:50
Ticari bir medya sisteminde asıl ürün
4:53
izlediğiniz içerik değildir. Satılan
4:55
asıl ürün sizin dikkatinizdir. Medya
4:58
platformları sizin dikkatinizi ve
5:00
onu reklam verenlere satar. Son olarak
5:03
bütün bu konuyu günümüze yani avucumuzun
5:06
içindeki dünyaya taşıyalım. Çünkü
5:08
reklamcılık artık bizi internette,
5:10
sosyal medyada yani her anımızda takip
5:13
ediyor. Dijital reklamcılık hakkımızda
5:16
topladığı veriler sayesinde inanılmaz
5:19
etkili. Tam ağradığımız şeyi önümüze
5:21
çıkarabiliyor. Ama madalyonun bir de
5:23
öbür yüzü var. mahremiyetimiz, sürekli
5:26
izleniyor olmamız ve bu verilerin nasıl
5:29
kullanıldığına dair ciddi etik sorunlar.
5:32
Artık reklamları sadece pasif bir
5:33
şekilde izlemiyoruz. Yaptığımız her
5:36
beğeni, her tıklama hatta bir görselin
5:38
üzerinde ne kadar durduğumuz bile bir
5:40
veri haline geliyor ve biz farkında
5:42
olmadan o reklam sisteminin bir parçası
5:44
oluyoruz. Bu da bizi son ve belki de en
5:48
önemli katmana getiriyor. Reklamcılığın
5:50
etiği ve toplumsal sorumluluğu. Bir
5:52
reklamın yasal olması onun her zaman
5:55
etik olduğu anlamına gelir mi? İşte bu
5:57
hepimizin düşünmesi gereken bir soru.
5:59
Umuyorum ki bu yolculuktan sonra bir
6:01
reklama baktığınızda artık sadece bir
6:04
ürün görmezsiniz. Çünkü onlar bize
6:06
sürekli bir yaşam tarzı, bir kimlik ve
6:08
bir dünya görüşü satmaya çalışıyor. O
6:11
dünyaya inanıp inanmamaksa işte o seçim
6:14
tamamen bizim.
#Education

