0:00
İnternet yayıncılığı bildiğimiz anlamda
0:02
bilgiye ulaşma şeklimizi kökünden
0:04
değiştirdi. Resmen bir devrim yarattı.
0:06
Peki bu devrim bizim için ne anlama
0:08
geliyor? Hadi gelin hep birlikte buna
0:10
bir bakalım. Her şey aslında çok basit
0:12
bir soruyla başlıyor. Düşünsenize ya
0:14
herkesin kendi matbaası olsaydı. Eskiden
0:17
sadece devasa kurumların, büyük
0:19
şirketlerin sahip olduğu o inanılmaz güç
0:21
şimdi hepimizin parmaklarının ucunda.
0:23
İşte internet yayıncılığının bize
0:25
vadettiği hatta sunduğu şey tam olarak
0:28
bu. Peki bu devrimden bahsediyoruz ama
0:30
tam olarak ne demek bu? Gelin işe en
0:33
temelden başlayalım. Yani eski medya
0:35
dünyasıyla bugünün dijital ortamı
0:37
arasındaki o dev farkı bir görelim.
0:39
Şöyle bir düşünün. Eskiden bilgi birkaç
0:42
büyük kaynaktan yani televizyon, radyo,
0:44
gazetelerden bize doğru akardı. Tamamen
0:47
tek yönlü bir iletişim. Ama şimdi şimdi
0:49
bambaşka bir dünyadayız. Herkesin
0:51
katılabildiği, kendi içeriğini
0:53
üretebildiği ve anında saniyeler içinde
0:55
geri bildirim verebildiği iki yönlü
0:58
yaşayan bir ağın içindeyiz. Yani o
1:00
tepeden inme model bitti. Yerine tamamen
1:03
katılımcı bir ağ geldi. Yani işin özü
1:05
şu. İnternet yayıncılığı dediğimiz şey
1:08
sadece içeriği okumak, izlemek yani
1:11
tüketmek değil. Aynı zamanda onu
1:13
üretmek. Artık her birimiz potansiyel
1:16
birer yayıncıyız ve inanın bu oyunun
1:19
bütün kurallarını baştan yazıyor. Peki
1:21
ama nasıl oldu da bu noktaya geldik?
1:23
Aslında her şey 60'larda askeri bir
1:25
proje olan Arpanet'le başladı. Sonra
1:28
TCP/ı IP gibi protokollerle bu ağ
1:30
büyüdü, küreselleşti. Ama asıl devrim
1:33
yani kapıları hepimizi açan o an Tim
1:34
Tetim Burnersley'nin World Wide Web'i
1:36
icat etmesiyle yaşandı. Ve tabii ki
1:38
2004'ten sonra Web 2.0 yani sosyal
1:41
web'in yükselişi ile birlikte hepimiz
1:42
birer içerik üreticisine dönüştük.
1:45
Harika. Peki bu devrime katılmak için
1:47
neye ihtiyacımız var? Gelin şimdi de
1:49
dijital araç kutumuza bir göz atalım.
1:52
İnternette bir şeyler yayınlamanın
1:53
arkasındaki teknolojiyi şöyle bir
1:55
basitleştirelim. Aslında dijital bir
1:58
içerik yaratma süreci üç temel adıma
2:00
indirgenebilir. Birincisi donanım. Yani
2:03
işin fiziksel temeli. Sunucular,
2:05
bilgisayarınız. İkincisi yazılım. Bu
2:07
donanımı çalıştıran kodlar ve
2:09
platformlar. Ve son olarak 3üncü ve
2:11
belki de en sihirli dokunuş tasarım.
2:14
Yani tüm bu teknolojiyi biz insanlar
2:16
için anlamlı ve kullanışlı hale getiren
2:18
kullanıcı deneyim. Ve işte en güzel
2:20
tarafı da bu. Eskiden web'de bir şeyler
2:23
yapmak için böyle karmaşık kodlama
2:25
dilleri bilmeniz falan gerekiyordu ama
2:27
artık artık öyle bir zorunluluk yok.
2:30
Modern araçlar sayesinde bu teknik engel
2:33
neredeyse tamamen ortadan kalktı. İşte
2:36
bu gördüğünüz WordPress, Blogger gibi
2:38
platformlar yani içerik yönetim
2:40
sistemleri sizin kişisel dijital
2:43
matbağınız gibi çalışıyor. Tek bir satır
2:45
bile kod yazmanıza gerek kalmadan kendi
2:47
blogunuzu, web sitenizi hatta online
2:50
dükkanınızı kurmanıza olanak tanıyorlar.
2:53
Tabii harika bir içerik üretmek işin
2:55
sadece bir yarısı. Diğer yarısı da o
2:57
içeriği insanlara kolayca
2:59
ulaştırabilmek. İşte tam bu noktada
3:01
kullanıcı deneyimi yani kısaca UX
3:03
devreye giriyor. Çünkü unutmayın iyi bir
3:05
tasarım sadece güzel görünmek demek
3:08
değildir. Aynı zamanda mesajınızın
3:10
hedefine sorunsuza, en etkili şekilde
3:13
ulaşmasını sağlamaktır. Tamam, artık
3:15
araçlarımız da var. Peki içeriğimizi
3:18
nerede paylaşacağız? Gelin şimdi de
3:20
içerik üreticilerinin buluştuğu,
3:23
topluluklar oluşturduğu o modern kamusal
3:25
meydanlara bir bakalım. İşte bloglar,
3:28
wikiler, forumlar, sosyal medya. Bütün
3:30
bu platformlar aslında modern dünyanın
3:33
yeni kamusal meydanları, sohbet odaları,
3:35
tartışma alanları ve her birinin kendine
3:38
özgü bir ruhu, bir amacı ve bir
3:40
topluluğu var. Blogları bireysel
3:43
seslerin yükseldiği yerler olarak
3:44
düşünebiliriz. Hani benim bir fikrim var
3:47
dediğinizde bunu paylaştığınız dijital
3:49
günlüğünüz gibi bir konuda
3:51
uzmanlığınızı, düşüncelerinizi,
3:53
hikayelerinizi derinlemesine paylaşmak
3:55
için harika bir platform. Vikilerse ben
3:58
demekten çok biz demenin gücünü
4:00
gösteriyor. En bilinen örnek tabii ki
4:02
Wikipedya. Buradaki amaç tek bir kişinin
4:04
bilgisi değil, bir topluluğun ortak
4:06
aklıyla devasa bir bilgi havuzu
4:08
oluşturmak ve buna herkesin erişimine
4:11
açmak. Sosyal medya ise tamamen şimdi ve
4:14
burada olanla ilgili. Her şey anlık.
4:16
Anlık bağlantılar, hızlı paylaşımlar ve
4:18
doğrudan etkileşim. Olayların yaşandığı
4:21
anda paylaşıldığı ve anında küresel bir
4:23
sohbete dönüştüğü o dinamik alan. Peki
4:26
tüm bu teknolojiyi, bu platformlar
4:28
hayatımızı, toplumumuzu nasıl etkiliyor?
4:31
Şimdi biraz geri çekilip daha büyük
4:33
resme yani bu yayıncılık devriminin
4:35
yarattığı yeni gerçekliğe bakalım. Ünlü
4:37
medya teoriseni Marshall Mclohan'ın çok
4:39
meşhur bir sözü vardır. Araç mesajın
4:42
kendisidir. Bu şunu anlatır. İnternet
4:45
sadece ne söylediğimizi değiştirmedi.
4:47
Aynı zamanda nasıl düşündüğümüzü, nasıl
4:50
iletişim kurduğumuzu da temelden
4:52
değiştirdi. Yani internetin kendisi
4:54
içeriğinden bile bağımsız olarak toplumu
4:56
yeniden şekillendiren bir güç. Ve bu
4:58
yeni ortamda kendine ait diliyle,
5:01
kurallarıyla, topluluklarıyla yepyeni
5:03
bir kültür ortaya çıktı. Siber kültür.
5:05
Yani online olarak inşa ettiğimiz bu
5:08
dünya artık gerçek dünyadaki hayatımızı
5:10
da doğrudan ve derinden etkiliyor.
5:12
Elbette bu yeni kültürün, madalyonun iki
5:14
yüzü gibi hem olumlu hem de olumsuz
5:16
tarafları var. Bir yanda sıradan
5:18
insanları güçlendiren, küresel
5:20
bağlantılar kurmamızı sağlayan ve
5:22
bilgiye erişimi inanılmaz kolaylaştıran
5:24
bir potansiyel. Ama diğer yanda da
5:26
yanlış bilginin hızla yayılması, dijital
5:28
bağımlılık, gizlilik endişeleri gibi
5:30
hepimizin yüzleştiği ciddi zorluklar
5:32
bulunuyor. Bu değişim sadece sosyal ve
5:34
kültürel de değil, aynı zamanda ekonomik
5:37
olarak da devasa. İnternet yayıncılığı,
5:39
dijital reklamcılıktan tutun da tek
5:41
başına içerik üreterek hayatını kazanan
5:43
o bağımsız içerik üreticisi dediğimiz
5:46
kavrama kadar tamamen yeni ekonomiler
5:48
yarattı. Bugün milyonlarca insan
5:50
geçimini bu yeni dijital dünyadan
5:52
sağlıyor. Sonuç olarak matbaa devrimi
5:55
nasıl dünyayı baştan aşağı değiştirdiyse
5:57
internet yayıncılığı da benzer bir
5:59
dönüşüm yarattı. Güç artık belli
6:01
merkezlerde değil hepimize dağılmış
6:03
durumda. Bu yüzden asıl sormamız gereken
6:05
soru şu: Artık herkesin bir sesi var.
6:08
Peki siz bu sesle ne söyleyeceksiniz?