MEİ103U Medya ve İletişim
https://lolonolo.com/anadolu-aof/mei103u-medya-ve-iletisim/
Bu metinler, medya ve iletişim alanının temel yapı taşlarını akademik bir çerçevede ele alan kapsamlı bir eğitim rehberidir. Kaynaklar, iletişimin temel ögelerinden başlayarak sözlü, yazılı ve kitle iletişimi gibi çeşitli türleri ve bu süreçleri açıklayan teorik modelleri detaylandırmaktadır. İletişim kuramlarının tarihsel gelişimi ile birlikte medyanın toplumsal yapısı, siyasetle ilişkisi ve propaganda teknikleri üzerindeki etkisi derinlemesine analiz edilmektedir. Ayrıca, kamuoyu oluşumu ve Türkiye’deki medya tarihinin Osmanlı’dan günümüze evrimi gibi kritik konulara odaklanılmaktadır. Özetle bu içerik, medya profesyonelleri ve öğrencileri için iletişimin toplumsal, ekonomik ve siyasal boyutlarını bütüncül bir bakış açısıyla sunmaktadır.
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Herkese merhaba. Basit bir fısıltıdan,
0:02
küresel bir manşete, en sıradan
0:04
sohbetten, en karmaşık medya
0:06
kampanyasına iletişimin tam olarak nasıl
0:09
işlediğini hiç merak ettiniz mi? Bugün
0:11
iletişimin anatomisini, bütün
0:13
katmanlarını tek tek açarak
0:15
inceleyeceğiz. Hazırsanız hadi
0:17
başlayalım. İşte her şey aslında bu
0:20
soruyla başlıyor. Bir fikrin, bir
0:22
bilginin ya da bir duygunun iki kişi
0:25
arasından çıkıp milyonlara nasıl
0:27
ulaştığını anlamak için en temelden
0:29
başlayacağız ve adım adım büyüteceğiz
0:32
resmi. Bu yolculuk iletişimin özünü
0:34
kavramamızı sağlayacak. Şimdi her şeyin
0:38
başladığı yere, o ilk kıvılcıma inelim.
0:40
İletişim dediğimiz şey en ama en basit
0:43
haliyle nasıl bir süreç? Gelin bu temel
0:45
mekanizmayı birlikte bir çözelim. Bakın
0:48
karşınızda iletişimin beş temel adımı.
0:51
Her şey bir kaynakla başlıyor. Yani
0:53
aklında bir fikri olan, bir mesajı
0:55
oluşturan kişi veya kurum. Bu kaynak
0:58
fikrini alıyor ve sembollere dökerek bir
1:00
ileti yani bir mesaj oluşturuyor. Bu
1:03
mesaj bir kanal aracılığıyla ki bu söz
1:05
olabilir, yazı olabilir, bir görüntü
1:07
olabilir alıcıya ulaşıyor ve işte en
1:10
kritik adım alıcının tepkisi yani
1:13
yansıma ya da geri bildirim. Bu olmadan
1:16
iletişim duvara konuşmaktan farksız
1:17
olur, değil mi? Ama durun, bu süreç
1:20
hiçbir zaman bu kadar pürüzsüz
1:22
işlemiyor. İşte tam bu noktada devreye
1:25
gürültü giriyor. Gürültü ne mi? Mesajı
1:29
bozan her şey. Bazen fizikseldir. Mesela
1:32
kalabalık bir odadaki o uğultu gibi.
1:34
Bazen psikolojiktir, önyargılarımız
1:36
gibi. Bazen de semantiktir. Hani bir
1:38
arkadaşınız size ilginç derun bir
1:41
iltifat mı yoksa gizli bir eleştiri mi
1:43
olduğunu tam anlayamazsınız ya. İşte o
1:45
gürültü, iletişimin adeta baş düşmanı
1:48
diyebiliriz. Temelleri anladık. Şimdi
1:51
bir adım geri çekilip resmin biraz daha
1:53
büyüğüne bakalım. O en basit süreç
1:55
farklı iletişim türlerinde nasıl
1:57
şekilleniyor ve biz bu etkileşimleri
1:59
anlamak için nasıl modeller kuruyoruz?
2:02
En temel ayrımla başlayalım. Sözlü ve
2:04
yazılı iletişim. Sözlü iletişim çok
2:06
hızlıdır. Anında geri bildirim alırsınız
2:09
ama bilirsiniz söz uçar. Yazılı iletişim
2:12
ise tam tersi. kalıcıdır. Kanıt gibidir
2:14
ama geri bildirimi yavaştır. O anlık
2:16
sıcaklığı yakalamak zordur. Yani
2:19
kullandığımız kanal iletişimin bütün
2:21
doğasını değiştiriyor. Bu süreci
2:23
anlamlandırmak için ilk başlarda
2:25
geliştirilen modellere bir bakalım.
2:27
Bunlar iletişimi daha çok tek yönlü bir
2:29
otoban gibi görüyordu. Laswell'in meşhur
2:31
bir formülü var mesela. Kim neyi hangi
2:34
kanalla, kime ne etkiyle söylüyor?
2:37
Gördüğünüz gibi sanki bir bilgi paketi A
2:39
noktasından B noktasına gönderiliyor. O
2:42
kadar. Ama şöyle bir düşünelim. Gerçek
2:45
hayattaki bir sohbet hiç tek yönlü olur
2:47
mu? Tabii ki hayır. Sürekli bir
2:49
alışveriştir.
2:51
İşte Ozgut Şirran modeli tam da bunu
2:53
gösteriyor. Bu dairesel model diyor ki
2:56
iletişim dinamik ve iki yönlü bir
2:58
süreçtir. Yani bir konuşmada her iki
3:00
tarafta aynı anda hem kaynak hem de
3:03
alıcıdır. Mesajlar sürekli olarak
3:05
kodlanır, yorumlanır ve geri bildirimle
3:08
yeniden şekillenir. Tıpkı gerçek bir
3:11
diyalog gibi sürekli bir akış halinde.
3:13
Şimdi işleri iyice büyütme zamanı. O iki
3:18
kişilik diyaloğun arasına teknoloji yani
3:20
medya girdiğinde ne oluyor? Medya bu
3:22
süreci nasıl alıp devasa boyutlara
3:25
taşıyan bir amplifikatöre dönüşüyor?
3:27
Kitle iletişim araçlarının yani medyanın
3:30
toplumda çok temel işlevleri var. Bizi
3:32
bilgilendirir. Evet. Eğitir, eğlendirir.
3:36
Aynı zamanda bizi sosyalleştirir. Ne
3:38
demek bu? toplumun değerlerini,
3:40
kurallarını, normlarını bize öğretir ve
3:43
belki de en önemlisi 4. kuvvet olarak
3:46
bir denetim, bir gözcülük görevi
3:48
üstlenir. Peki medyanın üzerimizdeki
3:51
gücü ne kadar? Bu soruya verilen
3:53
cevaplar tarih boyunca epey değişmiş.
3:55
İlk başlarda hipodermik iğne diye bir
3:58
model vardı. Sanki medya mesajlarını bir
4:01
şırıngayla doğrudan kitlelerin damarına
4:04
enjekte ediyor, herkesi aynı şekilde
4:06
etkiliyordu. Sonra anlaşıldı ki iş o
4:09
kadar basit değil. iki aşamalı akış gibi
4:11
kuramlar dedi ki mesajlar önce kanaat
4:14
önderlerine yani güvendiğimiz insanlara
4:16
ulaşıyor ve kitlelere onlar aracılığıyla
4:19
yayılıyor. Günümüzde ise gündem
4:21
belirleme gibi teorilerle medyanın
4:23
etkisinin belki dolaylı ama uzun vadede
4:25
yine de çok güçlü olduğu kabul ediliyor.
4:28
Tam bu noktada çok ilginç bir teori var.
4:30
Kullanımlar ve doyumlar. Bu teori o
4:33
klasik medya insanlara ne yapar sorusunu
4:35
alıp tersine çeviriyor ve diyor ki asıl
4:38
soru şu insanlar medyayla ne yapar? Yani
4:41
bizler öylece oturan pasif alıcılar
4:43
değiliz. Bilgi almak, eğlenmek, sosyal
4:46
bağlantı kurmak ya da kişisel
4:47
kimliğimizi güçlendirmek gibi
4:49
ihtiyaçlarımızı karşılamak için medyayı
4:52
aktif olarak kullanıyoruz. Ve geldik en
4:55
geniş çerçeveye. Medya, güç ve toplum
4:58
arasındaki o karmaşık, o grift ilişki.
5:01
Artık basit bir iletişim sürecinden
5:03
değil, kamuoyunu şekillendiren, siyaseti
5:06
etkileyen devasa bir yapıdan
5:08
bahsediyoruz.
5:10
Gündem belirleme kuramı medyanın en
5:12
incelikli gücünü ortaya koyuyor. Medya
5:15
bize ne düşüneceğimizi söylemekte her
5:17
zaman başarılı olmayabilir ama ne
5:19
hakkında düşüneceğimizi söylemekte
5:21
inanılmaz derecede başarılıdır. Hangi
5:23
konuların önemli olduğuna, akşam
5:25
haberlerinde neyin tartışılacağına karar
5:27
vererek bütün kamuoyunun dikkatini bir
5:30
yöne çeker. Tabii bu yönlendirme bazen
5:33
manipülasyonun sınırlarına dayanıyor.
5:35
Yani propagandaya dönüşebiliyor. Ekranda
5:37
en yaygın tekniklerden bazılarını
5:39
görüyorsunuz. Ad ominem yani kişiye
5:42
saldırma. Argümen yerine doğrudan
5:44
kişiliği hedef alır. Ya da bandwagon
5:47
yani sürü psikolojisi. Hani herkes böyle
5:49
yapıyor öyleyse doğrudur yanılgısını
5:52
yaratır. Bu teknikler ikna ile
5:54
manipülasyon arasındaki o ince çizgiyi
5:56
bize çok net gösteriyor. Peki tüm bu
5:59
kuramlar ve teknikler bizim kendi
6:01
hikayemizde nasıl işliyor? Şöyle bir
6:03
Türkiye'nin medya yolculuğuna bakalım
6:05
hızlıca. Her şey 1831'de devletin sesi
6:08
olan ilk resmi gazete takvimi vekai ile
6:11
başladı. Ama asıl büyük kırılma
6:13
hepimizin bildiği 90'larda yaşandı. Özel
6:16
televizyonların ortaya çıkışıyla rekabet
6:18
öyle bir kızıştı ki o meşhur promosyon
6:21
savaşları başladı. 2000'lerden itibaren
6:24
ise oyunun kuralları bir kez daha
6:25
değişti. dijitalleşme hayatımıza girdi
6:28
ve RETÜK gibi düzenleyici kurumların
6:30
gücü artarak bugünkü medya manzarasını
6:32
şekillendirdi ve bu da bizi en başa o
6:35
ilk soruya geri getiriyor ama modern bir
6:38
dokunuşla. Geleneksel medyanın yanında
6:40
artık sosyal medya algoritmalarının
6:42
olduğu bir dünyada gündemi gerçekte kim
6:44
belirliyor? Medya patronları mı,
6:47
siyasetçiler mi yoksa bizim
6:48
verilerimizle beslenen o görünmez kodlar
6:51
mı? İşte bu üzerine hep birlikte
6:53
düşünmeye değer bir soru.
#Education

