Auzef Maliye Politikası 2025-2026 Final Soruları
https://lolonolo.com/2026/01/27/maliye-politikasi-2025-2026-final-sorulari/
Bu kaynaklar, maliye politikasının temel araçlarını, ekonomik istikrarı sağlama yöntemlerini ve makroekonomik dengeleri kapsayan kapsamlı bir final sınavı hazırlık içeriğidir. Metin içerisinde devletin vergi ve harcama stratejileri, IS-LM modeli çerçevesinde para-maliye politikası etkileşimi ve dışlama etkisi gibi kritik teorik kavramlar detaylandırılmaktadır. Ayrıca stagflasyon, 2008 küresel krizi ve Türkiye'nin 24 Ocak Kararları ile geçirdiği iktisadi dönüşüm gibi tarihsel dönüm noktalarına dair açıklayıcı bilgiler sunulmaktadır. Sosyal devletin gelir dağılımındaki rolü, kamu borçlanması ve vergi yansıması gibi teknik konular, soru-cevap formatıyla pekiştirilerek analiz edilmektedir. Özetle bu döküman, modern ekonomide devletin müdahale araçlarını ve karşılaşılan istikrarsızlıklarla mücadele yöntemlerini öğretmeyi amaçlayan akademik bir kılavuz niteliğindedir.
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Herkese merhaba. Hiç düşündünüz mü bir
0:03
hükümetin elinde ekonomiyi yönetmek için
0:05
kullandığı bir alet çantası olduğunu?
0:07
İşte bu analizimizde tam da bunu
0:09
yapacağız. Mali politika denilen bu alet
0:12
çantasını birlikte açacağız ve içindeki
0:14
araçların bir ülkenin kaderini nasıl
0:16
şekillendirdiğine yakından bakacağız.
0:19
Peki bir ekonomi bazen dört nala
0:22
koşarken bazen de yavaşlayıp
0:24
tökezlediğinde hükümetler bu iniş
0:26
çıkışları kontrol etmek için ne yapar?
0:29
Bu aslında bütün modern ekonomilerin
0:32
kalbinde yatan temel bir soru ve cevap
0:35
maliye politikasında saklı. Yani
0:37
devletin ekonomik gidişatı yönlendirmek
0:39
için kullandığı o meşhur alet
0:41
çantasında. Gelin şimdi çantanın
0:44
içindeki en temel iki aracı şöyle bir
0:46
tanıyalım. İşte karşımızda o iki anahtar
0:50
kol, kamu harcamaları ve vergiler.
0:53
Hükümetler ekonominin hızını artırmak ya
0:55
da yavaşlatmak için işte bu iki kolu bir
0:58
nevi ustalıkla kullanmaya çalışıyorlar.
1:01
Aslında mekanizma oldukça basit. Kamu
1:03
harcamaları mesela yeni bir yol
1:05
yapımıyla veya memur maaşlarının
1:07
ödenmesiyle ekonomiye taze para pompalar
1:10
yani can suyu verir. Vergilerse tam
1:13
tersini yapar. Gelir ya da satış vergisi
1:15
gibi araçlarla piyasadaki paranın bir
1:17
kısmını geri çeker ve ekonomiyi biraz
1:19
soğutur. Tıpkı bir arabanın gaz ve fren
1:21
pedalları gibi düşünebilirsiniz.
1:24
İşte bu noktada vergi çarpanı diye bir
1:26
kavramla karşılaşıyoruz. Peki neden buna
1:29
çarpan diyoruz? Çünkü vergi artışının
1:31
yarattığı yavaşlama suya atılan bir taş
1:33
gibi dalga dalga yayılıyor. Yani hükümet
1:36
vergileri arttırdığında sizin ve benim
1:38
harcayacak daha az paramız kalıyor. Biz
1:40
daha az harcayınca bir başkası daha az
1:42
gelir elde ediyor ve bu etki zincirleme
1:45
bir şekilde büyüyor. İşte bu yüzden
1:47
vergilerle milli gelir arasında her
1:49
zaman ters yönlü bir ilişki vardır.
1:51
Tamam araçları anladık. Peki bu araçlar
1:54
gerçek dünyada yani bir durgunluk veya
1:57
yüksek enflasyon gibi durumlarda nasıl
1:59
kullanılıyor? Gelin şimdi bu araçları iş
2:02
başında görelim. Diyelim ki ekonomi fena
2:05
bir durgunluğun içinde. Hükümetin de
2:07
elinde para var ve bunu harcaması lazım.
2:10
Peki en akıllıca hamle ne olurdu? Sadece
2:12
günü kurtarmak mı yoksa geleceğe de
2:15
yatırım yapmak mı? Cevap net. Altyapı
2:18
yatırımları. Neden mi? Çünkü yeni
2:21
yollar, köprüler veya enerji santralleri
2:23
inşa etmek hem o anda binlerce insana iş
2:26
ve piyasaya talep yaratır. Ama bakın
2:28
daha da önemlisi bu yatırımlar
2:30
bittiğinde ülkenin gelecekteki üretim
2:32
kapasitesini kalıcı olarak artırır. Yani
2:35
sadece balık vermez, balık tutmayı da
2:37
öğretir. Peki ya tam tersi bir senaryoda
2:41
yani enflasyon canavarı ortadayken ne
2:43
olur? İşte bu alıntı durumu mükemmel
2:45
özetliyor. Enflasyon varken diyelim ki
2:48
memur maaşlarına zam yapmak gibi
2:50
harcamaları artırırsanız insanların
2:52
eline daha fazla para vererek talebi
2:54
iyice körüklemiş olursunuz. Bu da
2:56
fiyatların daha da fırlamasına neden
2:58
olur. Kısacası yanlış aleti kullanmak
3:00
yangını söndürmek yerine daha da
3:02
büyütür. Yalnız hükümetin ekonomiye bu
3:05
şekilde para pompalamasının beklenmedik
3:07
bir yan etkisi yani bir pürüzü
3:09
olabiliyor. Bu yüzden atılan her adım
3:12
her zaman tam olarak hedeflenen sonucu
3:14
vermeyebilir.
3:16
İşte o pürüzün teknik adı dışlama
3:18
etkisi. Olay şu: Hükümet harcamalarını
3:21
artırmak için piyasadan borç para
3:23
aldığında paraya olan talep artar. Bu da
3:25
doğal olarak faiz oranlarını yukarı
3:27
çeker. Yükselen faizler de özel
3:30
şirketlerin ve bizlerin kredi çekip
3:32
yatırım yapmasını veya büyük harcama
3:34
yapmasını daha pahalı ve zor hale
3:36
getirir. Bu adımlar süreci çok net
3:39
özetliyor aslında. Bakın hükümet
3:41
ekonomiyi canlandırmak için gaza basıyor
3:43
ama artan borçlanma faizleri
3:46
yükseltiyor. Bu durum ekonominin diğer
3:48
motoru olan özel sektörü yani şirketleri
3:51
ve bireyleri frene basmaya itiyor. Sonuç
3:54
ne oluyor? Hükümetin attığı canlandırıcı
3:56
adımın etkisi özel sektörün geri
3:58
çekilmesiyle bir miktar zayıflıyor ve
4:01
politika hedefine tam olarak ulaşamıyor.
4:04
Maliye politikası dediğimiz şey sadece
4:06
ekonomik büyüme, istikrar gibi
4:07
rakamlardan ibaret değil. Aynı zamanda
4:10
çok önemli sosyal hedefleri de var.
4:12
Gelin şimdi konunun bu boyutuna yani
4:14
insan odaklı tarafına bakalım. Bu
4:16
slayttaki ayrım gerçekten çok önemli.
4:19
Şöyle düşünelim. Birincil gelir dağılımı
4:21
piyasayı tamamen kendi haline
4:23
bıraktığımızda ortaya çıkan tablo yani
4:26
zenginle fakir arasındaki o doğal fark.
4:29
İkincil gelir dağılımıysa hükümetin
4:31
vergiler ve sosyal yardımlar gibi
4:33
araçlarla bu farkı azaltmaya
4:35
çalışmasından sonra ortaya çıkan yeni
4:37
tablo. Sosyal transferlerin temel amacı
4:40
tam da bu dengeyi sağlamak. Devlet
4:42
maliye politikasını adeta bir terazi
4:45
gibi kullanıyor. Yüksek gelirli kesimden
4:48
daha fazla vergi alıp bu kaynakları
4:50
sosyal yardımlar, sigorta sistemleri
4:52
veya emeklilik maaşları aracılığıyla
4:54
ihtiyacı olanları aktarıyor. Buradaki
4:57
nihai amaç daha adil ve toplumsal olarak
5:00
daha istikrarlı bir yapı inşa etmek.
5:03
Tabii tarih boyunca yaşanan büyük
5:05
ekonomik krizler bu geleneksel alet
5:07
çantasının sınırlarını fena halde
5:09
zorladı ve ekonomistleri yeni çözümler
5:11
aramaya mecbur bıraktı.
5:14
İşte o krizlerin doğurduğu canavarlardan
5:16
biri stakflasyon. Normalde ekonomi
5:19
kitapları ne der? Enflasyon varsa
5:21
işsizlik düşer. İşsizlik varsa enflasyon
5:24
düşer. Ama stakflasyonda bütün kurallar
5:27
altüst oluyor. Ekonomi hem duruyor,
5:29
işsizlik artıyor hem de fiyatlar
5:32
kontrolden çıkıyor. Bu politika
5:34
yapıcılar için tam bir kabus senaryosu.
5:37
Bu kabus 1973 petrol krizi ile birlikte
5:41
gerçeğe dönüştü. Petrol fiyatlarının
5:43
aniden fırlaması tüm dünyada üretim
5:45
maliyetlerini tavana vurdurdu. Bu da
5:48
neye yol açtı? Hem fiyatlar arttı hem de
5:51
üretim yavaşladığı için işsizlik
5:52
patladı. İşte böylece stakfilasyon
5:55
kelimesi acı bir şekilde literatüre
5:57
girmiş oldu. Biraz daha yakın bir tarihe
6:00
gelelim. 2008 küresel krizini. Bu grafik
6:03
krizle ilgili çok önemli bir yanılgıyı
6:05
düzeltiyor. Bakın krizin asıl nedeni
6:08
olarak sıkça gösterilen otomobil
6:10
piyasası değil. Gördüğünüz gibi asıl
6:12
tetikleyici ABV'deki konut piyasasında
6:14
şişen devasa balon ve denetimsiz
6:16
finansal sistemdi. Otomobil sektörü bu
6:19
yangını başlatan değil, yangından en çok
6:21
etkilenen kurbanlardan biriydi sadece.
6:24
Şimdi bütün bu teorik bilgileri bir
6:26
kenara bırakıp bu aletlerin Türkiye'ile
6:29
nasıl köklü bir değişim için
6:30
kullanıldığına bakalım. Çok ama çok
6:33
önemli bir vaka incelemesi. 24 Ocak 1980
6:37
kararları Türkiye ekonomisi için adeta
6:39
bir milattır. Bu kararlarla ülke
6:41
ekonomisi içe kapalı bir yapıdan dışı
6:44
açık ve rekabete dayalı bir modele doğru
6:46
radikal bir dönüş yaptı. Bu alet
6:49
çantasındaki bütün araçların aynı anda
6:52
ve çok kararlı bir şekilde kullanıldığı
6:54
bir andı. Fakat bu kararlarla ilgili çok
6:57
yaygın bir yanlış anlama var. Birçok
6:59
kişi bu programın temel hedefinin
7:01
faizleri düşürmek olduğunu zanneder.
7:04
Gerçek ise tam tersiydi. Amaç faizleri
7:07
baskılamak, düşürmek değil, tam aksine
7:10
faizleri serbest bırakarak piyasanın
7:12
kendi dengesini bulmasını sağlamaktı.
7:14
Hatta o dönemde amaçlardan biri de
7:16
yüksek faizlerle yurtçi tasarrufları
7:18
teşvik etmekti. Yani hede devlet
7:21
kontrolünü azaltıp piyasanın önünü
7:23
açmaktı. Sonuç olarak bütün bu
7:25
anlattıklarımızdan da görebileceğiniz
7:27
gibi maliye politikası inanılmaz hassas
7:30
bir denge işi. Bir hükümet ekonomiye ne
7:32
zaman gaz vermeli, ne zaman frene
7:34
basmalı? Büyüme, istikrar ve sosyal
7:37
adalet gibi hedefler arasında o doğru
7:39
dengelerde kurulmalı. İşte bu cevabı hiç
7:42
de kolay olmayan ve her dönemin kendi
7:44
koşullarına göre tekrar tekrar sorulması
7:47
gereken o büyük soru. No.
#Education

