Auzef Makro İktisat 2025-2026 Vize Soruları (Bahar)
https://lolonolo.com/2026/05/23/makro-iktisat-2025-2026-vize-sorulari-bahar/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Herkese merhaba. Yepyeni bir incelemeye
0:02
daha hoş geldiniz. Bugün öyle sadece
0:04
sıkıcı rakamlardan, karmaşık
0:06
grafiklerden falan bahsetmeyeceğiz.
0:08
Hayır, ekonomiyi devasa tıkır tıkır
0:11
işleyen veya bazen tekleyen bir motor
0:14
olarak ele alacağız. Vizeleriniz
0:15
yaklaşırken bu motorun kapağını açıp o
0:18
dişlilerin birbirine nasıl bağlandığını
0:20
çözeceğiz. Hazırsanız hadi alet
0:22
çantamızı açalım ve başlayalım. Bugün
0:25
yol haritamız oldukça net. Önce milli
0:28
gelir ve kavramlara bakacağız. Ardından
0:30
enflasyonun yüzlerini inceleyeceğiz ve
0:32
son olarak çarpan ile tasarruf
0:34
paradoksuna değinip bitireceğiz.
0:37
Tamam. Hadi hemen ilk bölümümüze
0:38
dalalım. Milli gelir ve kavramlar yani
0:41
çıktıyı anlamak. Şimdi karşımızda makro
0:45
iktisadın o ünlü iki temel kavramı var.
0:48
Gayri safi yurtçi hasıla kısaca GSIH ve
0:52
gayri safi milli hasıla yani GSMH.
0:55
Biliyorum bu ikisi hep birbirine
0:57
karıştırılır ama aslında ayrım çok
0:59
basit. Olay şu: GSYH tamamen
1:03
coğrafyayile ilgilidir. Üretim ülke
1:05
sınırları içinde mi yapıldı? Bitti. O
1:08
zaman GSH'ye dahildir. Üretin kim
1:10
olduğuna hiç bakmazsınız bile. Ama GSMH
1:13
öyle değil. O tamamen mülkiyete bakar.
1:16
Yani sizin vatandaşlarınız veya
1:18
şirketleriniz dünyanın neresinde olursa
1:20
olsun ne üretiyor, üretim faktörleri
1:23
size aitse işte bu sizin GSMH'nızdır.
1:26
Kısacası biri nerede üretildi diye
1:28
sorar, diğeri ise kimin tarafından. Peki
1:31
bu milli geliri hesaplarken neleri
1:34
hesaba katıyoruz veya daha da önemlisi
1:37
neleri dışarıda bırakıyoruz? ücretler,
1:40
rant, faiz, kar ve dolaylı vergiler.
1:42
Bunların hepsi cebimizde. Hepsi
1:44
makinenin ürettiği doğrudan değerler.
1:47
Ama durun, sınavlarda hocaların sizi
1:49
düşürmeye bayıldığı o klasik tuzağa
1:51
geldik. Transfer ödemeleri. Bakın altını
1:54
çizerek söylüyorum. Transfer ödemeleri
1:57
milli gelir hesaplamasına kesinlikle
1:59
dahil edilmez. Neden mi? Çünkü
2:02
karşılıksızdırlar. Ortada alınıp satılan
2:04
yeni bir mal ya da hizmet yok. Anlıyor
2:06
musunuz? Sadece para bir cepten çıkıp
2:09
diğerine giriyor. Motora yeni bir enerji
2:11
girmiyor. Yani sadece var olan enerji
2:14
yer değiştiriyor. Bu arada ekonomik
2:16
motorumuzun o finansal tarafına güç
2:18
veren çok temel bir matematiksel dişi
2:20
daha var. Basit faiz oranı. Mandığı
2:23
aslında adından da belli. Oldukça basit.
2:25
Belli bir ana paranız var. Dönem sonunda
2:27
bu paradan bir faiz getirisi elde
2:29
ediyorsunuz ve bir sonraki dönemde faiz
2:31
yine sadece o ek baştaki ana paranıza
2:34
uygulanıyor. Öyle karmaşık hesaplar yok.
2:36
net, düz ve makro düzeydeki o devasa
2:39
hesaplamaların en temel yapı taşlarından
2:41
biri. Gelelim ikinci bölüme. Enflasyonun
2:44
yüzleri. Yani motor aşırı ısındığında
2:47
neler oluyor ona bakacağız. Demin
2:50
motorun tıkır tıkır çalıştığı o sağlıklı
2:52
halini gördük. Peki ya işler ters
2:55
gitmeye başlarsa? Enflasyon aslında tek
2:57
tip bir canavar değildir arkadaşlar. Arz
2:59
ve talebin nasıl bozulduğuna göre farklı
3:01
maskeler takar. Mesela talep enflasyonu
3:04
adı üstünde insanların üretilen
3:06
mallardan çok daha fazlasını talep
3:07
etmesidir. Düşünün piyasada çok fazla
3:09
para var ama alacak mal yok. Arz
3:12
enflasyonuysa bunun tam tersi. Bir kriz
3:14
olur, üretim sekteye uğrar, arz azalır
3:16
ve piyasada mal bulmak zorlaştığı için
3:18
fiyatlar bir anda fırlar. Ve geldik o en
3:21
korkutucu senaryoya. Stakflasyon. İnanın
3:24
bu bir makroekonomistin en büyük
3:26
kabusudur. Neden mi? Çünkü hem arz
3:29
azalır, hem fiyatlar yükselir, hem de
3:31
üzerine ekonomi resmen durma noktasına
3:33
gelir. Durgunluk başlar. Her şeyin aynı
3:35
anda tepe taklak olduğu o felaket
3:37
tablosu işte budur. Tabii enflasyon
3:40
türleri arasında çok özel bir yere sahip
3:42
olan bir tanesini biraz daha kazımamız
3:44
lazım. Yapısal enflasyon. Bu tür
3:47
gerçekten diğerlerinden çok farklı bir
3:49
doğaya sahip. Genelde az gelişmiş veya
3:52
gelişmekte olan ülkelerde gördüğümüz
3:54
kronik bir hastalıktır. Adeta tarım
3:56
sektörüne olan o aşırı bağımlılık var ya
3:59
işte o fiziksel darboğazlar ve eksik
4:01
rekabet piyasalarıyla birleşince bu
4:03
enflasyonu deli gibi besler. Firmalar
4:06
rekabetin olmamasını fırsat bilir. Kar
4:08
marjlarını tavana çekerler. Ve lütfen şu
4:11
notu sınav için aklınızın bir köşesine
4:13
yazın. Yapısal enflasyonun nedeni asla
4:16
ama asla kişi başına düşen gelirin
4:18
yüksek olması değildir. Hocalar bunu
4:20
sınavlarda hep çeldirici olarak koyar.
4:23
Sorun zenginlik falan değil. Sorunun
4:25
kaynağı doğrudan ekonomik yapının ta
4:27
kendisidir. Ve işte son bölümümüze
4:30
harika bir geçiş yapıyoruz. Çarpan ve
4:33
tasarruf paradoksu. Bakalım bu dişliler
4:35
bize ne gibi beklenmedik sonuçlar
4:37
doğuruyor. Ekonomiyi sadece bir sürü
4:40
rakamdan ibaretmiş gibi düşünemeyiz.
4:42
İşin içinde biz varız. İnsan
4:44
davranışları var ve birbirini tetikleyen
4:46
o muazzam mekanik güçler var. İşte
4:48
ekonomik büyümeyi şaha kaldıran iki
4:50
büyük güç, çarpan ve hızlandıran. Ama
4:53
baştan söyleyeyim ikisinin de çok ciddi
4:56
zafiyetleri var. Çarpan etkisi özellikle
4:58
gelişmiş ama böyle hafiften durgunluk
5:01
yaşayan ülkelerde harika bir
5:02
canlandırıcı iğne gibidir. Ekonomiye
5:04
küçük bir bütçe enjekte edersiniz ve o
5:07
para elden ele, dükkandan dükkana
5:09
gezerek devasa bir etki yaratır. Ama
5:11
eğer sistemde enflasyon başlarsa yani
5:14
fiyatlar artarsa insanların harcamaları
5:16
doğal olarak düşer ve bu durum çarpanın
5:18
o sihirli gücünü anında emer. Peki
5:21
hızlandıran prensibi nasıl çalışır? O
5:23
çok daha talepkardır. Çalışabilmesi için
5:26
ekonomide atıl kapasite yani boşta yatan
5:29
bir fabrika ya da iş gücü kesinlikle
5:31
olmaması gerekir. Sistemde atıl bir
5:33
kapasite varsa geçmiş olsun bu durum
5:36
hızlandıranın önüne resmen devasa bir
5:38
beton duvar örer ve onu tamamen
5:40
kilitler. Şimdi burada durup size çok
5:43
kritik bir soru sormak istiyorum. Hatta
5:45
o günlük hayattaki klasik sağduyunuzu
5:47
bir kenara bırakıp tam bir makro
5:49
iktisatçı gibi düşünmenizi istiyorum.
5:51
Bize küçüklükten beri hep tasarruf
5:53
etmenin çok iyi bir şey olduğu
5:54
öğretildi. Değil mi? Geleceği düşünmek,
5:57
kenara 3 be kuruş koymak falan. Peki
5:59
sizce bireysel olarak yaptığımız bu son
6:01
derece masum ve akıllıca tasarruflar
6:04
makro ölçekte ekonominin geneline zarar
6:06
verebilir mi? İnanması güç ama cevap
6:09
evet. İşte biz buna tasarruf paradoksu
6:11
diyoruz. İroninin gerçekten tavan
6:13
yaptığı yer burasıdır. Sizin veya benim
6:17
bireysel olarak paramızı biriktirmemiz,
6:19
harcamalarımızı kısmamız son derece
6:21
mantıklı hatta sorumlu bir hareket. Ama
6:23
gelin görün ki makroekonomik motor bu
6:26
mantıkla çalışmıyor. Düşünsenize
6:28
ülkedeki herkesin aynı anda harcamayı
6:30
kesip tasarruf etmeye karar verdiğini.
6:33
Ne olur? Ekonomideki o toplam talep bir
6:35
anda yerle bir olur. Talep çökünce
6:38
firmalar ürettikleri malları satamaz
6:40
hale gelir. Satamayınca doğal olarak
6:42
üretimi kısarlar. Üretimi kısınca
6:44
mecburen işçi çıkarırlar ve genel üretim
6:46
seviyesi tepe taklak olur. Yani sırf
6:49
sorumlu davranmak adına attığımız o
6:50
bireysel adım dönüp dolaşıp makro motoru
6:53
resmen kilitliyor. Ne kadar garip değil
6:55
mi? Tabii biz ekonomistler olarak
6:57
havadan konuşmayı sevmeyiz. Bu davranışı
7:00
tam olarak ölçmek için kullandığımız
7:02
spesifik bir büyüteç var. Marjinal
7:04
tasarruf eğilimi. Kulağa havalı geliyor
7:06
ama metrik aslında çok basit bir şeyi
7:08
ölçer. Diyelim ki cebinize giren o
7:10
harcanabilir gelir tam bir birim arttı.
7:13
Bunun tam olarak ne kadarını tasarrufa
7:15
ayırırsınız? İşte bu oran az önce
7:17
konuştuğumuz o tasarruf paradoksunun ve
7:20
çarpan etkisinin ekonomide ne kadar
7:21
şiddetli hissedileceğini belirleyen o
7:23
asıl gizli formüldür. Evet bu
7:26
incelememizin sonuna gelirken sizi
7:28
aslında çok da üzerine düşünülmeyen bir
7:30
gerçekte baş başa bırakmak istiyorum.
7:32
Karşımızda durağan bu büyüleyici
7:34
ekonomik yapı aslında bizim o küçük
7:37
bireysel mantığımızla makroekonomik
7:39
sistemin hayatta kalması arasındaki çok
7:41
hassas bıçak sırtı bir çatışmadan
7:44
ibaret. Benim için %100 doğru olan bir
7:46
hamle. Hepimiz aynı anda yaparsak tam
7:48
bir felakete dönüşebiliyor. İşte makro
7:51
iktisadı bu kadar canlı, bu kadar
7:52
şaşırtıcı kılan şey tam olarak bu. Milli
7:55
gelir hesaplamalarındaki o kurnaz
7:57
transfer ödemesi tuzağından tutun
7:59
yapısal enflasyonun köklerine ve
8:01
nihayetinde bu akıl almaz tasarruf
8:03
paradoksuna kadar eminim artık vizelerde
8:06
o motorun kapağını kaldırdığınızda hangi
8:08
dişlinin diğerini nasıl çevirdiğini çok
8:10
iyi biliyor olacaksınız. Peki tüm
8:12
bunları düşündüğünüzde sizce bugün kendi
8:15
ekonomimizin motoru tam olarak hangi
8:17
dişlide takılıyor? Bunu bir düşünün
8:19
derim. Bir sonraki analizimizde görüşmek
8:21
üzere. Merak etmeye ve o motoru
8:23
incelemeye devam edin.
#Jobs & Education

