0:00
Her gün kullandığımız teknolojilerin
0:02
yani arabaların, telefonların, aklınıza
0:04
ne gelirse bunların arkasındaki temel
0:06
prensipleri hiç düşündünüz mü? Gelin
0:08
şimdi modern dünyamızı ayakta tutan o
0:11
görünmez mühendislik kurallarını
0:13
birlikte keşfedelim. Aslında her şey bu
0:16
basit soruda gizli. Haydi zihnimizde bir
0:19
makineyi sıfırdan yapalım. İlk iş ne
0:21
olurdu? Bu yolculukta en basit vidadan
0:24
en karmaşık güç sistemlerine kadar bir
0:27
makinenin nasıl cam bulduğunu adım adım
0:30
Ve işte ilk problemimiz parçaları
0:32
birbirine bağlamak. Çünkü bir makine
0:35
dediğimiz şey yüzlerce hatta bazen
0:37
binlerce ayrı parçanın bir araya
0:39
gelmesiyle oluşur. Peki mühendisler bu
0:41
parçaların dağılıp ditmesini nasıl
0:43
engelliyor? Aslında temelde iki yol var.
0:47
Bir anda civata ve somun gibi
0:49
istediğiniz zaman söküp takabileceğiniz
0:52
çözülebilir bağlantılar. Bunlar
0:54
harikadır. Çünkü parçalara zarar
0:56
vermeden bakım yapabilirsiniz. Diğer
0:58
yandaysa kaynak gibi çözülemeyen
1:01
bağlantılar var. Bunlar artık kalıcıdır.
1:04
Yani birleştiler mi ayırmaya kalkarsanız
1:07
parça bozulur. Tamam harika. Parçaları
1:09
cıvatalarla sıktık ama makine çalışmaya
1:12
başlayınca ne olacak? O titreşim yok mu?
1:15
İşte o titreşim zamanla en sıkı cıvatayı
1:18
bile gevşetebilir. Bu da gerçekten
1:20
felaket demek. Peki bunu nasıl
1:22
engelliyoruz? Çoğumuzun aklına hemen bu
1:25
alet gelir değil mi? Tork anahtarı.
1:28
Evet. Bir cıvatanın ne çok sıkı ne de
1:30
çok gevşek. Tam olması gereken ayarda
1:33
sıkılması için bu alet şart. Ama durun
1:37
bu hikayenin sadece yarısı. İşte bütün
1:40
mesele burada. Tork anahtarı bir montaj
1:42
aletidir. Yani cıvatayı doğru sıkmanızı
1:45
sağlar. Ama onun gevşemesini engelleyen
1:47
bir kilit değildir. Unutmayın doğru
1:50
sıkmak bir şey. O sıkılığı orada tutmak
1:53
bambaşka bir şey. İşte asıl kahramanlar
1:56
bunlar. Mühendisler somun geri dönmesini
1:59
fiziksel olarak imkansız kılan böyle
2:01
özel parçalar kullanır. Mesela yaylı
2:04
rondelalar sürekli bir baskı uygular.
2:06
Gupilya gibi pimlerse somunu delip
2:08
geçerek dönme ihtimalini tamamen ortadan
2:11
kaldırır. Ha işte şimdi makinemızın
2:13
temeli sapa sağlam oldu. Tamam
2:16
makinemızı bir araya getirdik. Artık
2:18
dağılmaz. Eee şimdi sıra geldi en
2:20
heyecanlı kısma. Bunu hareket ettirmeye.
2:23
Bu duran parçaları nasıl
2:25
canlandıracağız? Nasıl çalışır hale
2:27
getireceğiz? Cevap tek bir kelimede
2:30
tork. Tork en basit haliyle döndürme
2:33
kuvveti demektir. Bir kapı kolunu
2:35
çevirirken, bir kavanozu açarken aslında
2:37
tork uygularsınız. İşte bir motorun
2:40
tekerleği döndürmesini sağlayan güç de
2:42
tam olarak budur. Torkuyu yarattık,
2:44
döndürmeye başladık. Peki yaz sürtünme o
2:48
kadar değerli enerjinin sürtünmeyle ısı
2:50
olup kaybolmasını istemeyiz, değil mi?
2:52
İşte burada mühendisliğin en zarif
2:54
icatlarından biri olan rulmanlar devreye
2:57
giriyor. Rulmanlar sayesinde iki metal
2:59
yüzeyi birbirine sürtmek yerine minicik
3:02
bilyeler üzerinde yuvarlanıyor. Bu da
3:04
sürtünmeyi inanılmaz azaltıyor ve
3:06
hareketin akıcı olmasını sağlıyor.
3:09
Harika. Makinemiz artık rahatça hareket
3:11
de edebiliyor. Peki bu hareketi
3:13
başlatacak olan o ilk enerji nereden
3:15
gelecek? Şimdi makinemizin kalbine yani
3:19
güç kaynağına inme zamanı. En basit
3:22
tanımıyla enerji iş yapabilme
3:24
kapasitesidir. Yani bir şeyi itebilecek,
3:27
çekebilecek, döndürebilecek,
3:29
değiştirebilecek her şeyin temelinde
3:31
enerji yatar. Günümüzde bu enerjiyi
3:34
temel olarak iki kaynaktan alıyoruz. Bir
3:37
yanda kömür, petrol gibi yaktıkça
3:39
tükenen ve doğaya iz bırakan yenilenemez
3:41
kaynaklar var. Diğer yanda isa güneş ve
3:44
rüzgar gibi biz kullandıkça kendini
3:46
sürekli yenileyen temiz kaynaklar
3:48
bulunuyor. Özellikle fosil yakıtları
3:51
yaktığımızda ne olduğuna bir bakalım.
3:53
Çünkü bu çok önemli. Eğer yanma verimli
3:56
yani tam yanma olursa ortaya sera gazı
3:59
olan karbondioksit ve su çıkar. Ama eğer
4:02
yanma kötüyse yani eksik yanma olursa
4:05
işte o zaman çok daha tehlikeli bir şey
4:07
olur. Bildiğiniz zehirli bir gaz olan
4:09
karbonmoksit ortaya çıkar. Enerjimiz de
4:12
tamam. Şimdi sıra geldi makinenin
4:14
vücuduna. Yani onu oluşturan parçalar
4:17
hangi malzemelerden yapılıyor ve nasıl
4:19
şekil veriliyor? Mesela çok basit bir
4:22
soru. Elektrik kablolarının dışı neden
4:24
hep plastiktir? Hiç düşündünüz mü? Bu
4:27
her gün gördüğümüz basit detayın
4:29
arkasında aslında çok kritik bir
4:31
mühendislik seçimi var. Cevap aslında
4:33
çok basit. Çünkü polimerler yani bizim
4:35
bildiğimiz adıyla plastikler elektriği
4:38
hiç iletmezler. İçerideki metal teli bir
4:40
otoban gibi düşünün. Elektriği taşıyor.
4:43
Dışındaki plastik kaplama ise ses duvarı
4:45
gibi o elektriğin dışarı kaçmasını
4:47
engelleyip bizi koruyor. Bu basit
4:49
özellik olmasaydı modern elektronik diye
4:51
bir şey olmazdı. Ama plastik deyip
4:54
geçmeyelim. Çünkü hepsi aynı değil.
4:56
Termoplastikler bir buz küpü gibidir.
4:59
Eritip tekrar dondurabilir yani yeniden
5:01
şekillendirebilirsiniz. Bu yüzden geri
5:03
dönüşüme uygundurlar. Termosetler ise
5:06
daha çok pişmiş bir keke benzer. Bir
5:08
kere piştikten sonra bir daha asla hamur
5:11
haline getiremezsiniz. Şekli kalıcıdır.
5:13
Peki bu malzemelerle nasıl sağlam ve
5:16
kalıcı yapılar oluşturuyoruz? İşte
5:18
burada sahneye hani en başta
5:20
bahsettiğimiz o çözülemeyen
5:22
bağlantıların kıravı yani kaynak
5:24
çıkıyor. Kaynak iki ayrı metal parçasını
5:27
eritip birbiriyle kaynaştırarak sanki en
5:30
başından beri tek bir parçaymış gibi
5:32
birleştirme sanatıdır. Her şeyimiz
5:35
tamam. Parçalar birleşti. Enerji
5:37
kaynağımız hazır. Geldik son adıma. Bu
5:40
enerjiyi nasıl alıp da işe yarar devasa
5:43
bir kuvvete yani kas gücüne
5:45
dönüştüreceğiz. Bu alanda iki devoloji
5:48
var. Hidrolik ve pnömatik. Hidrolik
5:50
sistemler sıkıştırılamayan sıvıların
5:52
genellikle yağın gücünü kullanır. Hani o
5:54
deviş makineleri tonlarca toprağa
5:55
kaldırır ya işte onların sırrı bu.
5:57
muazzam bir güç ve hassasiyet demektir.
6:00
Pnömatik sıkıştırılmış havanın gücünü
6:02
kullanır. Daha az güçlüdür ama inanılmaz
6:04
hızlı ve temizdir. Tıs tıs diye çalışan
6:06
o fabrika robotlarını düşünün. İşte
6:08
onlar pömatiktir. Peki bu kadar güçlü
6:11
olan hidrolik sistemlerin bir zayıf
6:13
noktası, bir aşil topuğu olmalı değil
6:15
mi? Bu dev gücü içten içe çürüten, yavaş
6:18
yavaş bitiren o görünmez düşman ne
6:20
olabilir sizce? Cevap tek kelime.
6:23
Kirlilik. Yağın içindeki gözle
6:25
göremediğiniz küçücük bir toz tanesi
6:27
bile o yüksek basınç altında adeta bir
6:30
zımpara kağıdına dönüşür ve sistemi
6:32
içten içe yer bitirir. İşte bu yüzden
6:35
filtreler hayati önem taşır. Bu basit
6:38
parça yağı sürekli temizleyerek sistemin
6:41
kalbini korur. O gerçekten de sistemin
6:43
gizli kahramanıdır. Bir cıvatayı yerinde
6:46
tutan küçücük bir pimden, hareketi
6:48
pürüzsüzleştiren bir rulmandan, koca bir
6:50
sistemi koruyan basit bir filtreden.
6:53
Gördüğünüz gibi mühendisliğin bu temel
6:55
ve zarif kuralları etrafımızdaki
6:57
dünyanın sessizce ve neredeyse
6:59
kusursuzca işlemesini sağlıyor. Umarım
7:02
bundan sonra bir makineye baktığınızda
7:04
sadece metal ve plastiği değil onu bir
7:06
arada tutan, hareket ettiren ve hayatta
7:08
tutan bu görünmez kuralları da