Auzef Kurumsal İletişim 2023-2024 Vize Soruları,
Auzef Marka İletişimi
https://lolonolo.com/2026/03/18/kurumsal-iletisim-2023-2024-vize-sorulari/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Hiç düşündünüz mü çalıştığınız yer yani
0:03
şirketiniz bir makineye mi benziyor
0:05
yoksa yaşayan, nefes alan bir
0:07
organizmaya mı? Bu soru kulağa basit
0:10
gelse de aslında yönetim dünyasını 100
0:12
yıldır meşgul ediyor. Gelin şimdi bu
0:15
inanılmaz dönüşümün hikayesine birlikte
0:17
dalalım. Yani bir kurum nasıl oldu da
0:20
tıkır tıkır işleyen bir makineden
0:22
karmaşık bir canlıya dönüştü? Aslında
0:24
her şey şu temel soruyla başlıyor. Bir
0:27
örgüt ya da bir şirket diyelim gerçekten
0:30
nedir? Bakın bu soru öyle hafife
0:33
alınacak bir soru değil. Yüzyıldan
0:35
fazladır yönetimin, CEO'ların,
0:38
akademisyenlerin uykularını kaçırıyor.
0:40
Neden mi? Çünkü bir kurumu nasıl
0:42
gördüğümüz, onu nasıl yöneteceğimizi de
0:45
işte tam anlamıyla baştan aşağı
0:47
belirliyor. İşte bütün hikaye, bütün o
0:50
evrim aslında bu iki resimde
0:52
özetleniyor. Bir tarafta ne var? Her bir
0:55
dişlinin mükemmel bir şekilde yerine
0:57
oturduğu, öngörülebilir, kontrol
0:59
edilebilir bir makine. Diğer taraftaysa
1:02
sürekli büyüyen, değişen, çevreye uyum
1:05
sağlayan canlı bir organizma. İşte bizim
1:09
yolculuğumuzda tam olarak bu soldaki bu
1:11
katı makine fikrinden sağdaki esnek
1:14
organizma fikrine doğru olacak. Peki
1:17
hadi o zaman en başa gidelim. İlk büyük
1:20
fikre dalalım. Bu fikir nereden çıktı
1:22
dersiniz? Tabii ki sanayi devriminin o
1:25
meşhur verimlilik takıntısından. Klasik
1:27
teoriye göre bir şirket evet tıpkı bir
1:30
araba motoru gibiydi. Her parça yani her
1:33
çalışan tek bir amaç için oradaydı.
1:35
Maksimum verimlilik. duyguların, sosyal
1:38
ilişkilerin, bunların hiçbirine yer
1:40
yoktu. Önemli olan tek bir şey vardı.
1:43
Makine kusursuz çalışacak ve en yüksek
1:45
çıktıyı verecek. Nokta. Peki bu makine
1:48
fikrine kimler inşa etti? Karşımızda üç
1:51
kilit mimar var. Her biri bu büyük
1:53
planın farklı bir parçasını tasarladı.
1:55
Adeta bir yapboz gibi. Taylor işin en
1:58
verimli nasıl yapılacağını
1:59
milisaniyesine kadar hesapladı. Fayol
2:02
yönetimin ne yapması gerektiğini madde
2:04
madde yazdı. Weberse bütün bu sistemin
2:07
kurallarını yani bürokrasiyi oluşturdu.
2:10
Bu modelin belki de en evet en çarpıcı
2:13
yanı insanın neredeyse tamamen yok
2:15
saymasıydı. Düşünün duygularınız,
2:18
hayalleriniz, ofisteki arkadaşlıklarınız
2:20
bunların hiçbiri ama hiçbiri önemli
2:22
değildi. Siz kimdiniz? Sadece size
2:25
verilen görevi en verimli şekilde yapan
2:27
bir dişli. O kadar. Ama işte burada
2:30
büyük bir ama var. Bir sorun vardı.
2:32
İnsan bir makinenin dişlisi değildi. Bu
2:36
basit ama o kadar devrimci bir fikir ki
2:39
her şeyi değiştirecek bir sonraki
2:40
dalganın habercısıydı. Çünkü makineler
2:43
aksine biz insanların duyguları var,
2:46
motivasyonları var, beklentileri var.
2:49
İşte bu farkındalıkla beraber yönetim
2:51
dünyasında ikinci büyük devrimin
2:53
kapıları aralandı. İnsan İlişkileri
2:56
devrimi artık spot ışıkları makineden
2:58
çekilip o makineyi çalıştıran insanın
3:01
üzerine çevrildi. Bu yaklaşım gerçekten
3:04
de adeta bir devrimdi. Düşünsenize
3:07
klasik teorinin ok katı verimlilik
3:09
takıntısını tamamen bir kenara bırakıyor
3:12
ve onun görmezden geldiği hatta yok
3:15
saydığı bir şeye odaklanıyordu.
3:17
Çalışanın psikolojisi onun sosyal
3:19
dünyası. İşte bu akımın öncüleri de
3:22
mutlu çalışan verimli çalışandır fikrini
3:25
masaya koydular. Yani insanın sadece
3:27
maaş çeki için değil aynı zamanda takdir
3:30
edilmek bir ekibin değerli bir parçası
3:32
olmak için de çalıştığını nihayet
3:34
anladılar. Ancak madalyonun bir de diğer
3:37
yüzü var. Bu yaklaşımın maalesef
3:39
karanlık bir tarafı da ortaya çıktı.
3:41
Bazı yöneticiler bu ilkeleri nasıl desem
3:44
biraz manipülatif bir şekilde
3:46
kullandılar. Aa mutlu çalışan daha çok
3:48
mu çalışıyormuş? Tamam o zaman. diyerek
3:50
samimiyetsiz bir ilgiyle çalışanları
3:53
daha fazla sömürmeye çalıştılar. Bu da
3:55
haliyle teorinin itibarına ciddi bir
3:57
darbe vurdu ve tüm bu deneyimler bizi
4:00
bugüne daha modern ve çok daha karmaşık
4:03
bir anlayışa getiriyor. Artık o büyük
4:06
soru yani yönetmenin tek bir en iyi yolu
4:09
nedir sorusu geçerliliğini yitirdi.
4:11
Cevap ne oldu biliyor musunuz? duruma
4:13
göre değişir. Yani olay şu. İşe yeni
4:17
başlamış, heyecan dolu birine
4:18
uygulayacağınız liderlikle yıllardır
4:21
aynı işi yapan ama motivasyonu düşmüş
4:22
birine uygulayacağınız liderlik aynı
4:25
olamaz, olmamalı. Artık tek bir doğru
4:27
cevap yok. Sadece o duruma, o kişiye en
4:30
uygun cevap var. Bu yapıya en güzel
4:33
örnek günümüzdeki startup'lar veya
4:35
teknoloji şirketleri. Hani o sürekli
4:37
hareket halinde olan yaratıcı ajanslar
4:39
var ya işte onlar. Katı bir bürokrasinin
4:42
tam tersini düşünün. Her şey hızlı,
4:45
esnek ve tamamen proje odaklı. Ama yapı
4:48
ne olursa olsun ister klasik ister
4:50
modern bir şey çok net bir şekilde
4:52
anlaşıldı. Stratejik iletişim bir
4:55
şirketi ayakta tutan can damarıdır.
4:58
Olmazsa olmazıdır. Peki iletişim neden
5:01
bu kadar kritik? İşte bunu anlamak için
5:04
şirketlere bakışımızı bir seviye daha
5:06
ileri taşımamız gerekiyor. Artık onlar
5:09
sadece bir organizma değil aynı zamanda
5:11
birer sistem. Tıpkı bir ekosistem gibi
5:13
düşünün. Her parçanın birbirine bağlı
5:16
olduğu ve en önemlisi dış dünyayla
5:19
sürekli etkileşim halinde olan, yaşayan,
5:21
nefes alan bir bütün. Yani kilit nokta
5:24
şu. Bir şirket eğer hayatta kalmak
5:27
istiyorsa gözünü kulağını dört açıp dış
5:30
dünyayı dinlemek zorunda. Müşteriler ne
5:33
diyor? Rakipler ne yapıyor? Dünyadaki
5:35
trendler ne yönde? Dışarıdan gelen bu
5:38
bilgi var ya işte o şirketin adeta
5:41
oksijeni. İyi de bu iletişim nasıl
5:44
stratejik hale geliyor? Öyle rastgele
5:46
olmuyor tabii ki. İşte bütün profesyonel
5:48
işlerin arkasında aslında bu beş adımlık
5:51
evrensel bir yol haritası var. İster
5:53
yeni bir ürün çıkarın, ister büyük bir
5:55
kampanya yapın fark etmez. Rastgele ateş
5:58
etmek yok. Önce durumu analiz edersiniz.
6:00
Bir neveyi teşhis koyarsınız. Sonra net
6:02
bir hedef belirlersiniz. Bu hedefe giden
6:05
yolu yani stratejiyi çizersiniz. Sonra
6:07
tabii ki harekete geçip uygularsınız ve
6:10
en sonunda peki biz bu işi başardık mı
6:12
diye oturup ölçersiniz. Yönetişim
6:15
kelimesi belki kulağa biraz havalı ve
6:17
karmaşık gelebilir ama aslında altında
6:19
yatan fikir çok basit. Diyor ki, "Ey
6:21
şirket, sen artık sadece patronuna ya da
6:24
hissedarına karşı sorumlu değilsin."
6:26
Kime karşı sorumlusun? Çalışanlarına,
6:29
müşterilerine hatta içinde yaşadığın
6:31
topluma karşı da sorumlusun. E bu ne
6:33
demek? Şeffaflık demek, hesap
6:35
verilebilirlik demek ve mümkün olduğunca
6:38
herkesin karar süreçlerine katılması
6:40
demek. Ve işte geldik özetin özetine. Bu
6:43
tablo çıktığınız bütün bu uzun yolculuğu
6:46
tek bir karede gösteriyor. Bakın insanın
6:49
bir makine dişlisi olarak görüldüğü
6:51
yerden sosyal ve psikolojik bir varlık
6:53
olduğu döneme, oradan da bugünün uyum
6:56
sağlayan karmaşık bireyine bütün evl
6:59
gözümüzün önünde. Peki şimdi asıl soru
7:02
size. Sizin çalıştığınız yer, şirketiniz
7:05
bu tablonun neresinde duruyor? Kendinize
7:07
bir sorun bakalım. Biz daha çok katı bir
7:10
makine gibi mi çalışıyoruz yoksa
7:12
yaşayan, uyum sağlayan bir organizma
7:14
gibi mi? Ve belki de en önemlisi
7:16
geleceğin kurumları nasıl olmalı? Bu
7:18
evrimin bir sonraki adımı ne olacak?
7:20
İşte bu üzerinde düşünmeye gerçekten
7:23
değer.
#Management
#Education
#Human Resources

