Auzef Kullanıcı Deneyimi Tasarımı 2025-2026 Final Soruları
https://lolonolo.com/2026/01/24/kullanici-deneyimi-tasarimi-2025-2026-final-sorulari/
Bu kaynaklar, Kullanıcı Deneyimi Tasarımı (UX) alanındaki temel metodolojileri, etkileşim ilkelerini ve arayüz standartlarını kapsayan kapsamlı bir eğitim içeriği sunmaktadır. Metinlerde, Agile ve Lean UX gibi proje yönetim yaklaşımlarının yanı sıra Atomik Tasarım modeli ve Jakob Nielsen’in sezgisel analiz kuralları detaylandırılmaktadır. Tasarımın statik yapıdan zaman boyutu ve etki-tepki döngüsüyle ayrıldığı vurgulanırken, kullanıcıyla kurulan duygusal bağ ve sistem yanıt hızı gibi psikolojik eşiklerin önemi üzerinde durulmaktadır. Ayrıca, wireframe hazırlama süreçlerinden mobil arayüzlerdeki bileşen standartlarına kadar pratik uygulama teknikleri ve akademik sınav soruları paylaşılmaktadır. Genel olarak kaynak, dijital ürün geliştirme sürecinde kullanılabilirlik, erişilebilirlik ve kullanıcı davranışlarını keşfetme odaklı bir rehber niteliği taşımaktadır.
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Her gün kullandığımız o uygulamaları, o
0:02
web sitelerini bir düşünün. Bazılarını
0:04
neden çok seviyoruz da bazıları bizi
0:07
çileden çıkarıyor. İşte bu sorunun
0:09
cevabı dijital deneyimlerin arkasına
0:11
gizlenmiş o özel dilde yatıyor. Gelin
0:14
şimdi bu dilin sırlarını yani kullanıcı
0:16
deneyim tasarımının inceliklerini
0:18
birlikte çözelim. Peki o zaman hemen
0:21
başlayalım. Karşınızdaki bu soru çok
0:23
temel bir şeyi sorguluyor aslında. Bir
0:26
duvardaki posere bakmakla
0:28
telefonunuzdaki bir uygulamada gezinmek
0:30
arasındaki o devasa farkı yaratan şey ne
0:32
olabilir? Cevap: Sandığınızdan çok daha
0:36
basit ve bir o kadar da derin.
0:38
Evet, aynen öyle. Zaman. Bütün sihir bu
0:41
tek kelimenin içinde saklı. Etkileşim
0:43
dediğimiz her şeyin aktığı, her şeyin
0:45
olup bittiği o görünmez boyutun ta
0:48
kendisi. Şöyle düşünün. Bir grafik
0:50
tasarımcı iki hatta bazen üç boyutta
0:53
çalışır ama işin içine etkileşim
0:56
tasarımı girdiğinde her şeyi değiştiren
0:58
o 4üncü boyut yani zaman denkleme dahil
1:02
oluyor. İşte o an oyunun kuralları
1:05
yeniden yazılıyor. Aradaki fark aslında
1:07
çok net. Grafik tasarım size anlık
1:10
donmuş bir kare sunar. Oysa etkileşim
1:13
tasarımı bir film gibidir. Kullanıcının
1:15
sistemle girdiği diyaloğu yani her bir
1:18
tıklamayı, her bir kaydırmayı zaman
1:20
içinde bir akışa adeta bir koreografiye
1:23
dönüştürür. Peki bu zaman dediğimiz şey
1:26
pratikte ne anlama geliyor? Mesela bir
1:28
butona bastığınızda ne kadar sürede bir
1:29
tepkiyi alıyorsunuz? Sayfalar arası
1:31
geçişler ne kadar pürüzsüz? Bir işlem
1:34
bittiğinde çıkan o küçük animasyon ne
1:36
kadar sürüyor? İşte bu küçücük anların
1:38
hepsi birleşip deneyimin genel ritmini
1:40
ve hissini oluşturuyor. Slayttaki bu söz
1:43
konuyu mükemmel özetliyor. Yani o küçük
1:46
animasyonlar sadece birer süsleme değil.
1:48
Aksine doğru kullanıldıklarında
1:50
kullandığınız sistemin size cevap
1:52
verdiğini, canlı olduğunu
1:54
hissettiriyorlar. Kullanıcıyla o cansız
1:56
kodlar arasında adeta bir duygu köprüsü
1:59
kuruyorlar. İyi de tasarımcılar bu kadar
2:01
karmaşık sistemleri nasıl inşa
2:03
ediyorlar? Hangi felsefeleri, hangi yapı
2:05
taşlarını kullanıyorlar? Gelin şimdi
2:07
biraz da işin mutfağına yani bu
2:09
planların detaylarına bakalım. Ekranda
2:12
iki dev yaklaşım var. Biri Çevik yani
2:14
Ecel UX daha çok mühendislikten geliyor
2:17
ve diyor ki hızlı olalım sürekli çalışan
2:19
bir şeyler ortaya koyalım. Diğeri ise
2:21
yalın yani Linux UX. O da diyor ki dur
2:24
bir dakika israfı önleyelim. En az
2:26
çabayla en doğru probleme odaklanalım.
2:29
Kısacası biri hızı diğeri verimliliği
2:31
önceliyor. Bu yaklaşımları hayata
2:33
geçirirken kullanılan en popüler
2:35
modellerden biri de atomik tasarım. Bunu
2:37
dijital ürünlerin Lego seti gibi
2:39
düşünebilirsiniz. Her şey en küçük artık
2:42
daha fazla bölünemeyen parçalardan
2:43
başlıyor. Bakın sistem ne kadar mantıklı
2:46
işliyor. Önce bir renk, bir yazı tipi
2:48
gibi en temel atomlar var. Bunlar
2:51
birleşip bir arama çubuğu gibi işlevsel
2:53
molekülleri oluşturuyor. Sonra bu
2:55
moleküllerde bir araya gelerek bir
2:57
sitenin üst menüsü gibi tam bir
2:59
organizmayı meydana getiriyor. Basitten
3:01
karmaşığa giden mükemmel bir tamam
3:04
harika bir sistem kurduk diyelim. Peki
3:06
ya kullanıcı o sistemin içinde kendini
3:08
kaybolmuş, kapana kısılmış hissederse?
3:10
İşte o zaman hiçbir anlamı kalmaz. İyi
3:13
tasarımın en temel kanunu gücü ve
3:15
kontrolü her zaman kullanıcıya
3:17
vermektir. İşte bu söz
3:19
kullanılabilirliğin adeta anayasasıdır.
3:22
Ne demek bu? Kullanıcı kendini asla
3:24
çaresiz hissetmemeli. Her zaman bir
3:26
çıkış yolunun olduğunu, bir hata
3:29
yaptığında bunu düzeltebileceğini
3:31
bilmeli. Kontrol onda olmalı. Bu
3:33
slayttaki o eyvah anını hepimiz
3:36
yaşamışızdır. Değil mi? Yanlış bir şeye
3:38
tıklarsınız ve geri dönüş yoktur. İşte
3:40
bu köcü tasarımın tanımıdır. İyi tasarım
3:43
ise size her zaman bir acil çıkış kapısı
3:46
sunar. O geri al butonu kadar basit bir
3:48
şey kullanıcıya inanılmaz bir özgürlük
3:50
ve güven duygusu verir. Yani özetle
3:53
kullanıcıya kontrolü vermek şu dört
3:55
temel ilkeye dayanıyor. Her zaman bir
3:57
çıkış yolu gösterin. Hataları kolayca
3:59
telafi etme şansı verin. Teknik
4:01
jargondan kaçınıp herkesin anlayacağı
4:03
bir dil kullanın. Ve son olarak
4:05
insanların zaten bildiği, alışkın olduğu
4:07
şeylerden yola çıkın. Tamam. Prensipleri
4:09
anladık. Şimdi sıra işin zanaat
4:11
kısmında. Bu güzel fikirler nasıl somut
4:14
birer arayüze dönüşüyor ve o arayüzü
4:16
oluştururken doğru parçaları yani
4:18
bileşenleri nasıl seçiyoruz? Bir fikri
4:21
hayata geçirirken farklı detay
4:22
seviyeleri kullanırız. Ama
4:24
kaynaklarımıza göre iş bir müşteriye
4:26
sunum yapmaya geldiğinde durum
4:28
değişiyor. Fikrinizi en güçlü şekilde
4:30
satmak için gerçeğe en yakın yani
4:33
renklerin, görsellerin ve hatta
4:34
animasyonların olduğu yüksek sadakatli
4:37
bir prototip kullanmak kesinlikle çok
4:39
daha etkili. İşte size somut bir tasarım
4:41
problemi. Düşünün kullanıcıya tam 15
4:44
farklı seçenek sunacaksınız ama sadece
4:46
birini seçebilir. Onu bunaltmadan en
4:49
kolay şekilde bu seçimi yapmasını nasıl
4:51
sağlarsınız? İşte karşınızda yanlış
4:54
cevap. Evet, bu liste işlevsel olarak
4:56
çalışır, doğru ama görsel olarak o kadar
4:58
kalabalık ve yorucu ki kullanıcının
5:01
beynine gereksiz bir yük bindiriyor. Bu
5:03
kötü bir deneyim demek. Ve işte doğru
5:05
cevap. Tertemiz, tek satırlık bir menü.
5:08
Sadece bir tık daha tüm seçenekler
5:09
açılıyor. Bu sadece daha şık görünmekle
5:12
kalmıyor. Aynı zamanda kullanıcının
5:14
zihinsel enerjisini de koruyor. İşte
5:16
doğru bileşeni seçmek bu kadar büyük bir
5:18
fark yaratabilir. Ve şimdi tüm bu teknik
5:21
konuları birleştirip işin özüne yani
5:24
insan psikolojisine ve algının o sihirli
5:27
dünyasına bağlıyoruz. Hazır olun. Bu
5:30
rakam 400 milsaniye. Kullanıcı deneyimi
5:33
dünyasında Doherti eşeği olarak bilinen
5:35
sihirli bir sınır bu. Araştırmalara göre
5:38
bir sistem size 400 milsaniyeden daha
5:41
kısa sürede tepki verirse beyniniz bu
5:43
etkileşimi anlık olarak algılıyor ve
5:46
akışta kalıyorsunuz. Üretkenliğiniz ve
5:48
odağınız tavan yapıyor. Ama tabii ki her
5:51
sistem bu kadar hızlı olamaz. O zaman ne
5:54
yaşıyoruz? İşte o hepimizin bildiği
5:56
sinir bozucu an. Ekranda dönen bir ikon
5:59
ve bomboş beyaz bir sayfa. O saniyeler
6:02
bir türlü geçmek bilmez, değil mi? İşte
6:04
burada zekice bir psikolojik hille
6:06
devreye giriyor. Sistem size asıl
6:08
içeriği yüklemeden önce onun böyle
6:09
bulanık düşük çözünürlüklü bir halini
6:11
gösteriyor. Bu blur up tekniği sayesinde
6:14
beyniniz tamam bir şeyler oluyor, içerik
6:16
geliyor diye düşünüyor. Bu da beklemeyi
6:18
çok daha katlanılabilir kılıyor ve
6:20
sistemin aslında olduğundan daha hızlı
6:22
çalıştığını zannetmenizi sağlıyor. Ve bu
6:24
son soruyla bitirelim. Unutmayın,
6:26
kullanıcı deneyimi tasarımı sadece
6:27
butonlar, renkler ve menülerden ibaret
6:30
değildir. Bu özünde bir insan
6:32
davranışını anlama, insanların gerçek
6:35
ihtiyaçlarını ve motivasyonlarını
6:36
keşfetme sanatıdır. Asıl mesele
6:39
insanların size ne söylediği değil,
6:41
gerçekten ne yaptığıdır. Bu keşif
6:43
yolculuğunda bakalım siz hangi
6:45
gerçeklerle yüzleşeceksiniz.
#Education

