Auzef Kriz ve Risk İletişimi Yönetimi 2023-2024 Vize Soruları,
Auzef Marka İletişimi sınav soruları
https://lolonolo.com/2026/03/19/kriz-ve-risk-iletisimi-yonetimi-2023-2024-vize-sorulari/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Bir markanın, bir kurumun ya da bir
0:01
liderin itibarı düşünsenize yıllarca
0:04
ilmek ilmek işleniyor ama saniyeler
0:06
içinde paramparça olabiliyor. Peki işler
0:09
o sarpa sardığı anda o kırılgan güveni
0:11
ayakta tutan ya da yeniden inşa eden şey
0:14
ne? Gelin bu bölümde bir kriz patlak
0:16
verdiğinde iletişimi yönetmenin
0:18
ardındaki bilime birlikte bakalım. Hiç
0:21
düşündünüz mü? İster dev bir şirketin
0:23
mali çöküşü olsun, ister bir hükümetin
0:25
toplumsal bir tepkiyle yüzleşmesi,
0:28
bütünü bu fırkınaların tam gözünde,
0:30
merkezinde hep ama hep tek bir şey
0:32
vardır. Kırılgan bir şey. Nedir bu?
0:35
Evet, aynen bu. Her şey o tek kelimede
0:39
güvende düğümleniyor. Kriz anları
0:41
aslında birer turnus sol kağıdı gibidir.
0:43
Yıllardır biriktirdiğiniz o güven ya bir
0:46
anda buharlaşır gider ya da tam tersi
0:49
eğer doğru adımları atarsanız eskisinden
0:51
bile daha sağlam bir şekilde yeniden
0:53
kurulur. Peki kriz iletişimi dediğimizde
0:57
tam olarak neyden bahsediyoruz? Sadece
0:59
bir çeşit hasar kontrolü mü yoksa çok
1:01
daha derin bir anlamı mı var? Gelin en
1:04
temelden başlayalım. Bakın bu tanımdaki
1:07
en ama en kritik ifade şansa değil
1:09
kısmı. Yani kriz iletişimi yangın
1:12
çıktığında paniğe kapılıp sağa sola su
1:14
sıkmaya benzemez. Tam aksine önceden
1:16
ilmek ilmek planlanmış, uzmanlık
1:18
gerektiren ve en önemlisi sadece
1:20
konuşmayı değil aynı zamanda can
1:22
kulağıyla dinlemeyi de içeren iki yönlü
1:24
bir süreçtir. Peki bu disiplin, bu
1:28
uzmanlık alanı gökten zembille inmedi
1:30
ya. Nasıl ortaya çıktı? Cevap: Tarihin
1:33
en büyük ekonomik depremlerinden birinin
1:35
külleri arasında saklı. Bu alanın doğuşu
1:38
bir gecede olmadı. Tabii bu yavaş yavaş
1:41
pişen bir evrim aslında. Her şey
1:44
yönetilenlerin pasif birer özne olarak
1:46
görüldüğü Osmanlı döneminden başlıyor.
1:48
Sonra takvimler 1929'u gösterdiğinde
1:52
bütün dünyayı sarsan büyük buhran
1:54
şirketlere çok acı bir ders veriyor.
1:56
Sadece kar etmek yetmez. Türkiye
1:59
özelinde ise 1962 yılı bir dönüm
2:02
noktası. Mehtap projesiyle devlet artık
2:05
halkı dinlemesi gerektiğini, onun
2:07
görüşünü önemsemesi gerektiğini ilk defa
2:09
resmen kabul etmiş oluyor. İşte
2:12
Türkiye'deki yönetim zihniyetinin
2:13
temelden değiştiği an tam da bu. Bir
2:16
tarafta halk kendi işine baksın,
2:18
yönetime karışmasın diyen bir anlayış
2:20
var. Diğer taraftaya hakkını arayan,
2:22
sorgulayan, katılımcı bir yurttaş
2:24
ideali. Bu iki zıt beklenti
2:26
çarpıştığında kriz anlarında iletişimin
2:29
neden bu kadar hayati hale geldiğini
2:31
daha iyi anlıyoruz. İşte bu cümle
2:33
aslında her şeyi özetliyor. Küresel
2:36
çöküşle birlikte sadece bilançolarına
2:38
odaklanan şirketler toplumun gözündeki
2:40
bütün güveni ve meşruiyeti bir anda
2:43
yitirdi. Hayatta kalabilmek için toplumu
2:45
dinlemeyi ve bir sosyal sorumlulukları
2:48
olduğunu öğrenmek zorunda kaldılar. Peki
2:51
profesyoneller bir kriz anında hangi
2:53
teorileri, hangi modelleri kullanır?
2:55
Gelin şimdi bu Stratejik Oyun kitabının
2:58
en önemli sayfalarından birkaçını
3:00
birlikte çevirelim. Bunu şöyle düşünün.
3:02
Bir anda etrafı kalın duvarlarla
3:04
çevrili, dışarıya sadece ok atan ama
3:07
içeriye hiçbir fikri almayan bir kale
3:09
var. Bu kapalı sistem. Diğer yandaysa
3:12
sürekli gemilerin gelip gittiği, yeni
3:14
fikirlerin, insanların, malların şehri
3:16
zenginleştirdiği cap canlı bir liman
3:18
şehri var. Bu da açık sistem. Şimdi size
3:21
soruyorum. Bir kriz fırtınası koptuğunda
3:23
hangisi olmak isterdiniz? İşte bu da
3:26
profesyonellerin kullandığı pratik bir
3:28
kontrol listesi gibi. Dört temel soru
3:30
sormanız gerekiyor. Bir, mesajınız
3:32
güvenilir mi? Yani insanlar size ve
3:35
söylediklerinize inanıyor mu? 2. İçinde
3:37
bulunduğumuz koşullara uygun mu?
3:39
Gerçeklikle örtüşüyor mu? 3.
3:42
Anlattığınız şeyin yani içeriğin
3:44
karşınızdaki insanlar için bir anlamı,
3:47
bir değeri var mı? Ve belki de en
3:49
önemlisi karşınızdaki kitlenin
3:51
yeterliliği yani bilgi seviyesi bu
3:53
mesajı anlamaya müsait mi? Bu sorulardan
3:56
birinin bile cevabı hayır ise en parlak
3:59
iletişim çabalarınız bile havada asılı
4:01
kalır. Şimdi stratejiyi bir anlığına
4:04
kenara bırakalım ve işin en derinine
4:07
insanın zihnine inelim. Neden insanların
4:10
fikirlerini özellikle de o kökleşmiş
4:12
fikirlerini değiştirmek bu kadar zordur?
4:15
Şöyle bir an durup çok derinden
4:17
inandığınız bir şey düşünün. Siyasi bir
4:19
görüş, tuttuğunuz takım, herhangi bir
4:21
şey. O sizin için sadece bir görüş
4:23
değil, değil mi? O inanç aslında sizin
4:26
dünyayı anlama ve yorumlama biçiminiz.
4:28
İşte tutumlar tam da bu işe yarar. Bizi
4:31
belirsizlikten koruyan zihinsel
4:33
kalkanlarımızdır.
4:34
Ve bu grafik aslında her şeyi çok net
4:37
gösteriyor. Bir insana tamamen yeni bir
4:39
fikir benimsetmek görece daha kolay. Ama
4:42
yıllardır sahip olduğu kimliğinin bir
4:44
parçası olmuş bir tutumu değiştirmeye
4:46
çalışmak işte o neredeyse imkansıza
4:48
yakındır. İletişimcilerin tırmanması
4:50
gereken en sarp yokuş da tam olarak
4:52
budur. İşte her şeyin başladığı yer
4:55
burası. Bir iletişim stratejisi kurmadan
4:57
önce cevaplamanız gereken ilk ve en
5:00
temel soru konuşmak istediğiniz insanlar
5:03
bu konuda ne düşünüyor? Sizin
5:04
tarafınızda mı? Size karşı mı? Bu temel
5:07
yönü bilmeden atacağınız her adım
5:09
karanlıkta ateş etmeye benzer. Şimdiye
5:12
kadar öğrendiğimiz bütün bu kavramları
5:14
bir araya getirelim ve günümüz
5:16
dünyasında özellikle de demokrasilerde
5:19
neden her zamankinden çok daha önemli
5:21
olduklarına bakalım. Siber saldırılar
5:23
mı, ekonomik dalgalanmalar mı? Bunlar da
5:26
var tabii. Ama asıl cevap yapının tam da
5:29
kendisinde, işleyişin temelinde gizli.
5:32
Kulağa kışkırtıcı gelebilir ama bu bir
5:34
gerçek. Artık insanlar sadece yönetilen
5:37
olmak istemiyor. Yönetime katılımcı
5:39
olmak istiyorlar. Ve bu beklenti
5:41
karşılanmadığında yani insanlar
5:44
dinlenmediklerini, yok sayıldıklarını
5:46
hissettiğinde işte o an bir krizin
5:48
fitili de ateşlenmiş oluyor. Bu çok ama
5:52
çok kritik bir ayrım. Bir karar, bir
5:54
kanun, bir uygulama kağıt üzerinde
5:56
tamamen yasalara uygun olabilir ama eğer
5:59
toplumun vicdanında, adalet duygusunda
6:01
bir karşılık bulmuyorsa o karar meşru
6:04
değildir ve meşruiyetini yitirmiş bir
6:06
otoritenin karşılaşacağı kriz diğer
6:08
hepsinden çok daha derin ve
6:10
tehlikelidir.
6:12
İşte bu modern iletişimin milyar
6:14
dolarlık sorusu. Cevabı isa yine tarihte
6:18
bugün çok sık kullandığımız bir kavramın
6:20
doğuşunda yatıyor. Bir anlığına düşünün.
6:23
Matbaanın ve gazetelerin yükselişi ile
6:25
birlikte tarihte ilk defa farklı
6:27
şehirlerde, farklı köylerde yaşayan
6:29
binlerce insan aynı anda aynı konu
6:31
hakkında bilgi sahibi olmaya, düşünmeye
6:34
ve tartışmaya başladı. İşte kamuoyu
6:36
dediğimiz o güçlü, o şekillendirici ve
6:39
bazen de yıkıcı olabilen kuvvet tam da o
6:42
anda doğdu. Sonuçta her şey gelip bu
6:44
temel soruya dayanıyor. İster iş
6:46
hayatınızda, ister kişisel
6:48
ilişkilerinizde bir sorunla
6:49
karşılaştığınızda duvarlar mı
6:51
öreceksiniz yoksa köprüler mi
6:53
kuracaksınız? Sadece bağıracak mısınız
6:55
yoksa dinlemeyi de deneyecek misiniz?
6:57
Seçim sizin.
#Education

