KMT203U Türkiye’nin Kültürel Mirası I
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Şöyle bir hayal edin. Günümüz Türkiye
0:02
toprakları sayfaları sayısız medeniyet
0:05
tarafından tekrar tekrar yazılmış çok
0:07
katmanlı kadim bir el yazması gibi. Her
0:10
sayfanın altında bir öncekinin
0:12
fısıltıları gizli. Hadi gelin bu el
0:14
yazmasının sayfalarını birlikte
0:16
çevirelim ve taşa, toprağa kazınmış bu
0:18
inanılmaz hikayeleri gün yüzüne
0:20
çıkaralım. Bakın bu gördüğünüz sadece
0:22
bir taş yığını değil. Sakın öyle
0:24
düşünmeyin. Bunlar yükselen ve yıkılan
0:27
imparatorlukların sessiz tanıkları. Her
0:29
bir katman bir öncekinin temelleri
0:31
üzerine yepyeni bir dünya kurmuş. Şimdi
0:34
bu kitabın ilk sayfalarını aralamanın
0:36
zamanı geldi. Peki bu yolculukta rotamız
0:38
ne olacak? İşte karşınızda. Sadece
0:41
birkaç dakika içinde binlerce yıllık bir
0:43
tarihe tanıklık edeceğiz. Hititlerin
0:45
antik gücünden başlayıp Osmanlıların üç
0:47
kıtaya yayılan mirasına uzanan bu
0:49
inanılmaz serüvene hazır olun. Hadi o
0:51
zaman ilk katmandan en derinden
0:53
başlayalım. Antik dünyanın süper
0:55
güçlerinden biriyle Hititlerle.
0:57
Gözünüzde canlandırın. O dönemin iki
0:59
süper gücü, Hititler ve Mısırlılar,
1:02
ikisinin de gözü bugünkü Suriye
1:04
topraklarında. Sınırları orada
1:05
kesiştiğinde bir çatışma artık
1:07
kaçınılmazdı. Bu sadece bir savaş değil,
1:10
tam bir güç gösterisiydi. Peki bu
1:12
destansı çatışmanın sonunda ne oldu
1:14
derseniz şaşırtıcı bir şekilde net bir
1:17
kazanan çıkmadı. Bunun yerine tarihin
1:20
akışını değiştiren bir şey yaşandı.
1:23
Dünya tarihinde bilinen ilk yazılı
1:25
uluslararası barış anlaşması imzalandı.
1:28
Bakın bu o kadar önemli bir adım ki bir
1:30
kopyası bugün uluslararası diplomasinin
1:33
sembolü olarak Birleşmiş Milletler'de
1:35
sergileniyor. Şimdi zaman makinesini
1:38
atlayıp ileri gidiyoruz. El yazmamızın
1:40
bu katmanı Greko-Romen medeniyetine ait
1:43
ve bu sayfalar tarihin en ünlü
1:45
hikayelerinden ve yapılarından
1:47
bazılarıyla dolu. Antik dünyanın yi
1:50
harikasını duymuşsunuzdur. İşte bu yedi
1:52
efsanevi yapıdan ikisi tam da bu
1:54
topraklardaydı. Biri Efes'teki görkemli
1:57
Artemiz tapınağı, diğeri de Kral
1:59
Maosolos için inşa edilen o kadar devasa
2:02
bir mezar ki bugün bile büyük anıt
2:04
mezarları onun adından dolayı mozole
2:06
diyoruz. Bir düşünün. Bir isim binlerce
2:09
yıldır bir yapıt türüne adını veriyor.
2:11
Miras işte böyle bir şey. Peki bir şehir
2:14
neden tam olarak buraya kurulur? Cevap:
2:17
Toprağın ta kendisinde yatıyor.
2:19
Hiyerapolis Pamukkale'nin o bembeyaz
2:22
eşsiz traverten teraslarını oluşturan
2:24
şifalı suların tam üzerine kurulmuştu.
2:26
Yani doğa şehre sadece bir konum değil,
2:29
aynı zamanda varoluş sebebini de
2:31
vermişti. Medeniyet ve doğanın mükemmel
2:34
bir birleşimi. Şimdi hikayenin yönünü
2:37
biraz değiştirelim. Çünkü bu
2:38
topraklardaki medeniyetler sadece
2:40
toprağın üstüne bir şeyler inşa
2:42
etmediler. Kelimenin tam anlamıyla
2:44
toprağın içine girdiler. Burası
2:47
Kapadokya. Adeta başka bir gezegen gibi.
2:50
İnsanlar burada doğayla savaşmak yerine
2:52
onunla bir olmuşlar. Milyonlarca yıl
2:55
önce volkanların püskürttüğü o yumuşak
2:57
tüf kayaları onlar için adeta bir hamur
2:59
gibiymiş. inşa etmek yerine oymuşlar.
3:02
Sadece evlerini değil, bütün bir yaşam
3:04
alanını kayaların içine işlemişler. Ve
3:07
bu oyma kültürü sadece barınmakla
3:09
kalmamış tabii. Tüm yaşamlarını hatta
3:12
ekonomilerini bile şekillendirmiş.
3:14
Bölgenin en değerli ürünlerinden biri
3:16
olan şarap yine bu kayaların içinde
3:18
hayat buluyordu. Üzümlerin sıkıldığı
3:21
yerlerden şarabın yıllandığı mahzenlere
3:23
kadar her şey bu volkanik peyzajın bir
3:26
parçasıydı. Hatta ve hatta tarımda bile
3:29
bu inanılmaz yaratıcılığı görüyoruz.
3:31
Bölgenin volkanik toprağı pek verimli
3:33
değilmiş ama buna da bir çözüm
3:35
bulmuşlar. Güvercinler. Kayalara
3:37
oydukları bu güvercinliklerde biriken
3:39
gübre tarlaları zenginleştiren en
3:42
değerli hazineymiş. İşte bu doğayla tam
3:45
bir simbiyoz içinde yaşamak demek. Peki
3:47
bütün bunları nasıl yapıyorlardı? Teknik
3:50
gerçekten de dahice ve tamamen
3:53
eksiltmeye dayalı. Bir şey eklemek
3:55
yerine sürekli çıkarıyorsunuz. Önce bir
3:58
tünel kazıp sonra yukarıdan aşağıya
4:00
doğru yer çekimini de lehlerine
4:02
kullanarak oymak. Basit aletler ama
4:05
muazzam bir planlama ve beceri
4:07
gerektirdiği kes ve bu inanılmaz kaya
4:09
oyma sanatı bizi en başa yolculuğumuzun
4:13
başladığı yere geri götürüyor. Nemrut
4:15
Dağına Kral 1. Antiyokos'un bu anıt
4:18
mezarı da aslında tam olarak bu
4:20
geleneğin bir parçası. Sadece bir yapı
4:22
değil. hırsın, inancın ve farklı
4:25
kültürleri birleştirme arzusunun taşa
4:27
kazılmış anıtsal bir kanıtı. Şimdi el
4:30
yazmamızda sayfayı çeviriyor ve çok daha
4:32
farklı bir katmana, Osmanlı dönemine
4:34
geliyoruz. Ama burada devasa anıtlardan
4:37
çok mimarinin gündelik hayatı nasıl
4:39
şekillendirdiğine, bir toplumu nasıl bir
4:41
arada tuttuğuna bakacağız. Bir Osmanlı
4:44
şehrinin nabzının nasıl attığını anlamak
4:46
için en iyi yerlerden biri Safranbolu.
4:49
Buradaki her ev, her sokak bize adeta
4:52
bir şeyler fısıldıyor. Peki bu kadar
4:54
düzenli işleyen bir şehir hayatının
4:56
sırrı neydi? Cevap tek kelime. Vakıf. Bu
5:00
sistem Osmanlı sosyal yaşamının adeta
5:02
kalbiydi, motoruydu. Zenginlerin
5:05
mülklerini kamu yararına bağışladığı ve
5:07
bu bağışlarla sosyal hizmetlerin finanse
5:09
edildiği dahiyane bir yapı. Bir vakıf
5:12
kurulduktan sonra padişah bile ona
5:14
dokunamazdı. Ve bir vakıf neleri mi
5:16
finanse ederdi? Aslında bir toplumun
5:19
ayakta kalması için ne gerekiyorsa onu.
5:22
Eğitimden sağlığa, ticaretten altyapıya.
5:25
Yolcular kervansarayda ücretsiz kalır.
5:27
Yoksullar aş evinde karnını doyururdu.
5:29
Yani bu sistem sadece binalar yapmıyor,
5:32
adeta bir sosyal güvence ağı örüyordu.
5:34
Bu büyük sistemi anlamak için tek bir
5:37
Safranbolu evine bakmak bile yeterli.
5:39
Çünkü o toplumsal yapı en küçük birime
5:42
yani eve kadar işlemiş durumda. Zemin
5:44
katlar üretim ve ticaret için. Yani
5:47
sokağa açık. Üst katlarsa ailenin özel
5:49
yaşam alanı. Yaşam ve çalışma içe ama
5:53
aynı zamanda net bir şekilde ayrılmış.
5:55
Evet, şimdi tüm bu katmanları üst üste
5:57
koyma zamanı. Hikayemizin en başında
6:00
bahsettiğimiz o el yazmasına geri
6:02
dönelim ve sayfaların arasından sızan o
6:04
ortak ruha bakalım. Bakın bu iki resim
6:07
aslında tüm hikayeyi özetliyor. Hiçbir
6:10
şey yoktan var olmadı. Her gelen
6:12
medeniyet bir öncekinin mirasını aldı,
6:14
onu dönüştürdü, ona yeni bir anlam
6:16
kattı. Bir Bizans manastırının bir
6:19
Osmanlı camisine ve medresesine
6:21
dönüşmesi gibi. En çarpıcı örneklerden
6:23
biri de İstanbul'in tam kalbinde.
6:26
Romalıların at arabası yarışları yaptığı
6:28
o devasa hipodrom Osmanlılar için
6:31
şenliklerin ve törenlerin yapıldığı at
6:33
meydanına dönüştü. Aynı zemin, aynı
6:36
taşlar ama bambaşka bir hikaye. İşte bu
6:40
katman üzerine katman yazmak demek. Ve
6:42
son olarak Zeyrek Cami. Bir manastır
6:45
olarak başladı. Medrese oldu. Bugün cami
6:47
olarak yaşıyor. Yüzyıllar boyunca nice
6:50
değişim, nice çatışma gördü. Ama o hep
6:53
oradaydı. tıpkı bu toprakların kendisi
6:55
gibi. İşte bu yapı hayatta kalmanın,
6:58
uyum sağlamanın ve dönüşerek yaşamanın
7:00
anıtıdır. Sonuçta bu topraklar binlerce
7:03
yıllık insanlık tarihini katman katman
7:06
önümüze seren devasa bir el yazması ve
7:09
bu el yazması hala yazılmaya devam
7:11
ediyor. Bizler de her gün kendi
7:13
satırlarımızı ekliyoruz. Peki sormamız
7:15
gereken asıl soru şu: Yıllar sonra bu el
7:18
yazmasını okuyacak olanlar bizim
7:20
bıraktığımız katmanda ne görecekler?
7:23
Bizim hikayemiz ne olacak?
#Education

