0:00
Herkese merhaba. Bu bölümde bir ulusun
0:02
kültürel kimliğini oluşturan o cam canlı
0:05
yaşayan geleneklerin dünyasına
0:06
dalıyoruz. Hazırsanız başlayalım. Şimdi
0:10
size bir soru. Bir ülkenin gerçek
0:12
hazinesi nedir sizce? Gözümüzle
0:14
gördüğümüz o devasa anıtlar mı yoksa
0:17
daha derinde hissettiğimiz bir şeyler
0:19
mi? Miras denince aklımıza genelde ne
0:22
gelir? Antik kalıntılar, taş yapılar
0:24
değil mi? Ama aslında en değerli
0:26
hazinelerden bazıları işte o nesilden
0:29
nesile aktarılan gelenekler, inançlar ve
0:32
beceriler. Peki bu elle tutamadığımız
0:35
mirasa ne ad veriliyor? İşte buna somut
0:37
olmayan kültürel miras deniyor. Hatta
0:39
Türkiye'de bunun özel bir adı var. Sokum
0:42
dediğimiz şey aslında çok geniş bir
0:44
kavram. festivallerden tutun ritüellere,
0:47
geleneksel el sanatlarının arkasındaki o
0:49
ince bilgiye kadar her şeyi kapsıyor.
0:52
Yani bir nevi toplumun yaşayan hafızası
0:54
diyebiliriz. Bu kavramı çok daha iyi
0:56
anlamak için hepimizin bildiği bir şeye
0:58
bakalım mı? Mesela nazar. İşte Pertev
1:01
Nali Boratov'un bu tanımı aslında tam
1:03
olarak kem gözün yani nazarın ne
1:06
olduğunu açıklıyor. İşin ilginç yanı ne
1:08
biliyor musunuz? Bu yaşayan miras öylece
1:10
bir kenarda durmuyor. İnsanların her gün
1:13
kullandığı kelimelerin ta içine işlemiş
1:15
durumda. Mesela ta 11. yüzyıla gidelim.
1:19
Kaşkarlı Mahmut Divanıl lügatit Türkü
1:21
yazdığında sadece kelimeleri bir araya
1:24
getiren bir sözlük yapmadı. Aslında o
1:26
yaşayan bir kültürün adeta bir
1:28
fotoğrafını çekti. Zamana bir not düştü.
1:31
Hatta bakın çok basit bir örnek vereyim.
1:33
Çay. Her gün kullandığımız bu kelime
1:36
bile bize Çin'den başlayıp ipek yolunu
1:39
aşan ticaret ve kültür dolu bir
1:41
yolculuğun hikayesini anlatıyor. Dil
1:44
sadece geçmişin izlerini değil hayatın
1:46
kendi ritmini de taşıyor. Mesela Anadolu
1:49
takviminde Temmuz ayına neden orakayı
1:52
dendiğini hiç düşündünüz mü? Çünkü o ay
1:54
hasat zamanı. Peki bu miras sadece
1:57
kelimelerde mi yaşıyor? Tabii ki hayır.
1:59
Usta zanaatkarların o maharetli
2:01
ellerinde de yeniden can buluyor. Yeni
2:03
şimdi o dünyayı bir bakalım. Geleneksel
2:06
okçuluğu düşünelim. Bu öyle basit bir
2:07
hobi değil. Arkasında yayı yapan Kemaner
2:11
ve oku yapan Tirger gibi özel unvanlara
2:14
sahip köklü saygın meslekler var. Ve bu
2:17
sadece okçulukla sınırlı değil. Bakın
2:19
debbah, mücellit, hallaç, müzehip,
2:22
hakkak. Zanaatkarlar için bu kadar çok
2:25
özel ismin olması bile aslında bu
2:27
mesleklere ne kadar derin bir saygı
2:29
duyulduğunu gösteriyor. Bu ustalık, bu
2:31
detaycılık sadece ahşapta deri de değil.
2:34
Mesela göz alıcı Türkçini sanatını ele
2:37
alalım. Minai, lüster, sıraltı gibi
2:40
kendine has inanılmaz karmaşık
2:42
tekniklerle dolu bambaşka bir dünya oda.
2:45
Tabii bu kadar konuştuktan sonra yaşayan
2:47
mirası deneyimlemenin belki de en
2:49
lezzetli yoluna geldik. mutfağa mesela
2:52
yufka. Bugün sofralarımızdan eksik
2:54
etmediğimiz yufka aslında hiç de yeni
2:57
bir şey değil. Kökleri ta 11. yüzyıldaki
3:00
göçebe Türk boylarına kadar uzanan
3:02
yüzlerce yıllık bir gelenek. Mirasın bir
3:04
de şöyle bir güzelliği var. Çok yöresel
3:06
olabiliyor. Mesela peynir yapımı. Evet
3:08
ulusal bir gelenek ama Erzurum denince
3:10
akla sivil peynir gelir. Karaman denince
3:12
divle tulumu. Her peynirin bir yurdu
3:14
var. Bazen Tokat'ın söyle peyniri gibi
3:16
yanlış bilinenler de olabiliyor. Bu da
3:18
işin bir başka detayı. Peki bütün bu
3:21
gelenekler, bu bilgiler elle tutulup bir
3:24
müzeye konulamayacak bu mirası nasıl
3:26
koruyacağız? İşte Türkiye'de bunun için
3:29
harika bir sistem var. Yaşayan insan
3:31
hazinesi. Ama bu unvanı almak o kadar
3:34
kolay değil. Bir ustanın zanaatını en az
3:37
10 yıl boyunca bilfiil icra etmiş olması
3:40
gerekiyor. Bu da ustalığa ve adanmışlığa
3:43
ne kadar önem verildiğini gösteriyor.
3:45
Aslında aslında bu usta zanaatkarları
3:47
onurlandırma fikri sadece bize özgü
3:49
değil. O kadar evrensel ve güçlü bir
3:51
fikir ki dünyada ilk kez 1950'de
3:54
Japonya'da yaşayan ulusal hazineler
3:56
sistemi ile başlıyor. Daha sonra 1994'te
4:00
Fransa gibi ülkeler de benzer programlar
4:02
oluşturuyor. Bu mirası korumanın bir
4:05
diğer yolu da tabii ki eğitim. Usta
4:07
çırak ilişkisi. Tıpkı büyük halk ozanı
4:10
Aşık Veysel'in yaptığı gibi. O yenilikçi
4:12
köy enstitülerinde saz dersleri vererek
4:15
aşıklık geleneğini bir sonraki nesle
4:17
kendi elleriyle aktardı. Bütün bu
4:20
çabalar aslında çok daha büyük bir
4:22
resmin parçası. Birleşmiş Milletler'in
4:24
2030 sürdürülebilir kalkınma hedefleri
4:26
var biliyorsunuz. İşte bu hedefler
4:29
kültürel mirasın korunmasını küresel
4:31
ilerlemenin ayrılmaz bir parçası olarak
4:33
görüyor. Yani bu sadece yerel bir mesele
4:36
değil, küresel bir konu. Peki tüm Dunlar
4:39
bize ne düşündürüyor? Şöyle bir
4:41
etrafınıza bakın. Aile yadigarı bir
4:43
yemek tarifinden sadece sizin yörenizde
4:46
kullanılan bir kelimeye kadar sizin
4:48
çevrenizdeki yaşayan mirasın hangi
4:50
parçalarını geleceğe taşımak istersiniz?