Auzef Klasik Türk Düşüncesi 2024-2025 Bütünleme Soruları
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Herkese merhaba. Yeni incelememize hoş
0:01
geldiniz. Bugün sizlerle gerçekten
0:04
devasa bir medeniyeti sıfırdan inşa
0:06
etmenin aslında ne anlama geldiğini
0:08
konuşacağız. Bakın bu inşayı sadece
0:10
tuğla ve harçla değil fikirlerle derin
0:13
bir felsefeyle ve sarsılmaz bir yönetim
0:15
çerçevesiyle yapacağız. Birlikte felsefi
0:18
temellerden yola çıkıp yüzyıllar boyunca
0:20
ayakta kalmayı başarmış bir toplumun
0:22
mimarisine doğru büyüleyici bir
0:24
yolculuğa çıkıyoruz. Klasik Türk
0:26
düşüncesinin o muazzam yapısını adım
0:28
adım inşa etmeye hazırsanız hemen
0:30
başlayalım. Tamam. Vakit kaybetmeden yol
0:32
haritamıza bir bakalım. Bu incelemede
0:34
dört ana taşıyıcı sütunumuz var.
0:36
Birincisi toplum, devlet ve adalet.
0:39
İkincisi ruhun dönüşümü yani dervişlik.
0:42
Üçüncüsü Yunus Emre ve Vahdet-i Vücut.
0:45
Ve son olarak dördüncüsü Osmanlı'da
0:48
ilmiye ve hukuk. Hemen ilk ve en temel
0:51
sütunumuzla yani 1inci bölümle
0:53
başlıyoruz. toplum, devlet ve adalet.
0:57
Şimdi herhangi bir yapıyı inşa etmeden
0:59
önce çok sağlam bir temele ihtiyacınız
1:02
vardır, değil mi? Peki bir toplumun
1:04
inşasında bu kurumlar tam olarak ne
1:06
anlama geliyor? Kurumlar deyince
1:08
aklınıza öyle sadece sıkıcı binalar,
1:11
resmi daireler veya soyut teorik
1:13
fikirler gelmesin. Onlar bir toplumun
1:16
kelimenin tam anlamıyla hayatta kalması
1:18
için gereken en kritik, en hayati yapı
1:21
taşlarıdır. Nesillerin devam etmesi,
1:24
insanların güven içinde yaşaması ve
1:26
temel ihtiyaçların karşılanması tamamen
1:28
bu yapılandırılmış sistemlerin tıkır
1:30
tıkır işlemesine bağlıdır. Yani açıkçası
1:33
kurumlar çökerse toplumun bizzat kendisi
1:36
de çöker. Bu kadar net. Tam da bu
1:38
noktada klasik düşüncenin bence en
1:41
çarpıcı, en sarsıcı ilkelerinden biri
1:43
karşımıza çıkıyor. Küfür ile yaşanır ama
1:46
zulüm ile yaşanmaz. Bu sadece tarihi
1:49
öylesine söylenmiş bir söz değil.
1:51
Adaletsizliğin sosyal düzen için hayal
1:54
edilebilecek en yıkıcı güç olduğunu
1:56
yüzümüze vuran derin bir felsefi bakış
1:58
açısıdır bu. Düşünsenize inanç
2:00
farklılıkları bir toplumu hemen yıkmaz.
2:03
Hatta inançsızlık bile bir devleti
2:05
anında çökertmez. Ancak zulüm yani
2:07
adaletsizlik işte o temel sütunları
2:10
içeriden yiyip bitiren bir asit gibidir.
2:12
Adaletin nefes almadığı bir yerde inanın
2:15
bana yaşam barınamaz. Eski metinlerimiz
2:17
bu dengeyi gerçekten de müthiş imgelerle
2:19
anlatmış. Mesela Kutatgu Bilikteki şu
2:22
ünlü üç ayaklı taht metaforuna bir
2:24
bakalım. Hepiniz yaşamışızdır. Dört
2:26
ayaklı bir masayı bozuk bir zemine
2:28
koyduğunuzda sürekli sallanır, sinir
2:29
bozucu bir hal alır, değil mi? Ama üç
2:31
ayaklı bir taht veya tabure zemin ne
2:34
kadar engebeli olursa olsun asla
2:35
sarsılmaz. kendi dengesini anında bulur.
2:38
İşte toplumun ve hayatın gerçekleri de
2:40
aynen böyledir. Engebelidir, eşitsizdir,
2:42
karmaşıktır. Adalet tam da o engebeli
2:45
zeminde bile toplumu sarsılmaz kılan
2:47
nihai dengeleyicidir. Peki, devletin ve
2:50
adaletin zeminini anladık ama bu
2:51
düşüncenin temelindeki bilgi nereden
2:53
geliyor derseniz işte orada nakilcilik
2:55
geleneği devreye giriyor. İslam
2:57
düşüncesinin ilk temelleri ilahi
2:59
vahiylerin hiçbir şekilde
3:01
değiştirilmeden korunması ve nesilden
3:03
nesile kusursuzca aktarılmasına
3:04
dayanıyordu. bilginin ve inancın o en
3:07
saf haline tıpkı alındığı gibi bir
3:09
sonraki nesile taşıma bilinci. Bu
3:11
aktarım süreci o bahsettiğimiz sarsılmaz
3:13
mimarinin harcını oluşturan en eski ve
3:16
en köklü unsurdur.
3:17
>> Gelelim ikinci bölüme. Ruhun dönüşümü
3:20
yani dervişlik.
3:21
>> Toplumun dışsal ve yasal temellerinden
3:23
bahsettik. Şimdi biraz o soğuk devlet
3:26
temelinden sıyrılıp bu medeniyetin tam
3:28
kalbine, ruhsal merkezine inelim.
3:30
Dermişlik yolunun tam merkezinde masiva
3:33
dediğimiz çok ama çok kritik bir kavram
3:35
vardır. Masiva kelimenin tam anlamıyla
3:37
Allah dışındaki her şey demektir. Makam,
3:40
mülk, şöhret hatta dünyevi sevgiler.
3:43
Dervişlik dediğimiz o zorlu yolculuk
3:45
aslında ruhu tüm bu dünyevi dikkat
3:47
dağıtıcı unsurlardan arındırmak için
3:48
gösterilen yoğun çabanın ta kendisidir.
3:51
Dünyanın o sağır edici gürültüsünü kısıp
3:53
sadece ilahi olana odaklanma eylemidir.
3:56
Şimdi burası gerçekten büyüleyici.
3:58
Kültürel evrimin ne kadar kusursuz
3:59
işlediğini görüyor musunuz? Türkler
4:01
İslam'ı kabul ettiğinde eski kültürel
4:03
rolleri öyle bir anda buharlaşıp yok
4:06
olmadı. Tam aksine o roller dönüştü,
4:08
şekil değiştirdi. İslam öncesi dönemdeki
4:11
o ruhani rehber ve şifacı olan davulukam
4:14
yani şaman figürü yeni düzende topluma
4:16
rehberlik eden dervişe dönüştü veya
4:18
sınır boylarında kılıç sallayan gazi
4:21
dervişe ya da elinde sazıyla bilgeliği
4:23
diyar diyar anlatan Ozan'a evrildi.
4:26
Mimari baştan aşağı değişse de eski
4:28
temeller yeni yapıya kusursuz bir
4:30
şekilde entegre oldu. Area sizi biraz
4:32
şaşırtacak. İlginç bir detay sıkıştırmak
4:35
istiyorum. Klasik düşüncenin sadece tek
4:37
bir dar kaynaktan beslendiğini falan
4:39
düşünmeyin. Bu dönemde gerçekten çok
4:41
farklı çeşitli kavramlarda dolaşıyordu
4:43
havada. Mesela panspermia. Duymuş
4:46
muydunuz hiç? Bu evrenin ta başından
4:48
beri her varlığın temel tohumlarını
4:51
kendi içinde barındırdığını öne süren
4:53
gnostik bir yaratılış mitidir. Bu
4:55
küçücük örnek bile bize o dönemin klasik
4:57
düşünce evreninin aslında ne kadar
4:59
geniş, ne kadar ufuk açıcı ve farklı
5:01
yaratılış fikirlerine açık olduğunu çok
5:03
net gösteriyor. Devam ediyoruz. 3üncü
5:06
bölümümüz Yunus Emre ve Vahdet-i Vücut.
5:08
Yani varlığın birliği, dervişliğin o saf
5:12
ruhunu anladıktan sonra şimdi odağımızı
5:14
bu dönemin entelektüel ruhuna yani Yunus
5:17
Emre'ye daraltıyoruz. Yunus Emre'nin
5:19
merkezindeki felsefe vahdeet-i vücut
5:21
yani varlığın birliğidir. İnanılmaz
5:24
derecede derin ve her şeyi kapsayan bir
5:26
düşüncedir bu. Bu felsefeye göre
5:28
evrendeki her şey ve ilahi olan
5:30
bütünüyle iç içedir. Doğası gereği
5:32
koparılamaz bir şekilde birbirine
5:33
bağlıdır. Ağaçlar, gökyüzü, yolda
5:36
yanından geçtiğiniz diğer insanlar,
5:38
evrende gördüğünüz her şey o tek ve
5:40
mutlak varlığın bir yansımasıdır.
5:42
Kısacası ayrılık dediğimiz şey devasa
5:45
bir illüzyondur. Asıl olan her zaman
5:47
birliktir. Madem ki yaratılan her şey
5:50
tanrının bir parçası, o halde bir
5:52
dervişin ilahi olanı keşfetme yolu
5:55
dışarıda bir yerlerde değil, doğrudan
5:57
kendi içindedir. İşte kendini bilen
6:00
rabbini bilir sözü tam da bu yüzden
6:02
hayati bir öneme sahiptir. Vahdet-i
6:04
vücut felsefesinden dolayı dervişin
6:07
ulaşabileceği en nihai yolculuk aslında
6:09
kendi özüne doğru yaptığı o sessiz, içe
6:12
dönük ve keşif dolu yolculuktur. Olay
6:15
aslında çok basit. Evrenin sırrını
6:16
çözmek mi istiyorsun? O zaman önce kendi
6:19
içindeki evreni anlamalısın. Ve geldik
6:21
4. son bölümümüze. Osmanlı'da ilmiye ve
6:24
hukuk. Peki felsefeden ve o
6:27
bahsettiğimiz ruhtan aldığınız bu manevi
6:29
harcı imparatorluğun o fiziksel devasa
6:32
duvarlarına nasıl uygulayacağız? İşte
6:35
Osmanlı'nın o katı ama bir o kadar da
6:37
mantıklı, tıkır tıkır işleyen
6:39
hiyerarşisi tam olarak bunu yapıyor. Bir
6:41
düşünün. Entepe'de devasa bir otoriteye
6:44
sahip olan tüm yasal ve dini kararları
6:47
denetleyen şeyhül İslam var. Hemen onun
6:49
altında imparatorluğun adeta beyni gibi
6:52
çalışan medreseler bulunuyor. Bunlar
6:54
devletin bürokratlarını üreten devasa
6:56
fabrikalar gibi. Ve tabii ki bu
6:58
medreselerden mezun olup toplumun o dev
7:00
çarklarının günlük olarak dönmesini
7:02
sağlayan kadı ve müftüler var. Koskoca
7:05
bir adalet mekanizması tepeden tırnağa
7:07
işte bu sistemle korunuyordu. İyi ama
7:10
medreselerde ne öğretiliyordu da bu
7:12
devasa imparatorluk yüzyıllarca ayakta
7:14
kalabiliyordu? O motorun ana yakıtı
7:17
neydi? Cevap çok ama çok net. Fıkıh yani
7:20
İslam hukuku. Fıkıh öyle sadece
7:23
sınıflarda işlenen teorik, sıkıcı bir
7:25
ders falan değildi. İmparatorluğun
7:27
gerçek anlamda operasyonel motoruydu.
7:30
Hukuk okullarına temel yasal kimliğini
7:32
veren ve mahkemeler için pratik, sahada
7:35
bizzat çalışacak personeli yani kadıları
7:37
sağlayan şey doğrudan bu ilimdi. Açık
7:40
konuşmak gerekirse fıkıh olmadan o
7:42
bahsettiğimiz üç ayaklı tahtede kalması
7:45
imkansızdı. Tabii ki böylesine devasa
7:47
bir entelektüel yapıda herkesin her
7:49
konuda aynı fikirde olmasını
7:51
bekleyemeyiz. Değil mi? Düşünce tarihine
7:53
baktığımızda birbirine zıt iki farklı
7:55
yaklaşım görüyoruz. Bir tarafta
7:57
metinleri akılla açıklayan felsefi bir
7:59
yorumlama süreci olan tevil var. Diğer
8:02
tarafta isa yoruma var akıl yürütmeye
8:04
kesinlikle karşı çıkarak sadece
8:06
metinlerin dışsal, görünür yani zahiri
8:09
haline sıkı sıkıya bağlı kalmayı savunan
8:11
çok daha tutucu bir ekol olan selefilik
8:13
duruyor. Bu iki entelektüel yaklaşım
8:15
yüzyıllar boyunca o klasik düşüncenin
8:17
sınırlarını belirleyen çok temel bir
8:19
diyalektik oluşturmuş. En baştaki
8:21
metaforumuzla yani o büyük medeniyet
8:24
binasının inşasıyla bu konuyu yavaş
8:27
yavaş toparlayalım. Ünlü Osmanlı
8:29
tarihçisi Naiman'ın vardığı çok net
8:31
müthiş bir tarihsel çıkarım var. Diyor
8:33
ki, "Bir imparatorluk sadece fetihlerle
8:36
ya da kılıç gücüyle asırlarca yaşayamaz.
8:39
Osmanlı'nın o efsanevi olgunluk
8:41
döneminin yüzyıllarca sürmesinin tek bir
8:44
ana nedeni vardı. Devletin kapsayıcı
8:46
kurumsal yapısının, adalet sisteminin,
8:49
eğitiminin ve o derin felsefi köklerinin
8:51
inanılmaz derecede sağlam bir bünye
8:53
sahip olması. Gerçekten de temel sağlam
8:56
olduğunda medeniyet yüzyıllara kafa
8:58
tutuyor. Bugün üzerine konuştuğumuz tüm
9:01
bu kavramlar geçmişin tozlu sayfalarında
9:03
kalmış gibi görünebilir size. Ama
9:05
aslında inanın bana hepsi şu an
9:07
yaşadığımız hayatın tam merkezinde
9:08
duruyor. Bu yüzden bu incelememizi
9:11
bitirirken zihninizi biraz kurcalayacak
9:13
can alıcı bir sorun var size. Eğer Naima
9:16
güçlü kurumların devletleri ayakta
9:17
tuttuğu konusunda gerçekten haklıysa
9:19
bugün etrafınıza yani yaşadığımız bu
9:22
modern topluma baktığınızda sizce bu üç
9:24
temel direkten hangisi en fazla çatlağa
9:26
sahip? Adalet mekanizmamız mı, toplumsal
9:29
ruhumuz mu yoksa hukuk sistemimiz mi? Bu
9:32
soruyu lütfen bir düşünün. Çünkü
9:33
geçmişin mimarisini anlamak ancak
9:35
bugünün temellerini sorguladığımızda
9:37
gerçek bir anlama ulaşır. Kendinize çok
9:39
iyi bakın. Hoşça kalın.
#Jobs & Education

