Auzef Kamuoyu Araştırmaları 2025-2026 Final Soruları
https://lolonolo.com/2026/09/10/kamuoyu-arastirmalari-2025-2026-final-sorulari/
auzef, Kamuoyu Araştırmaları, Marka İletişimi
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Lolo Nolo platformuna hoş geldiniz. Bu
0:02
dersimizde kamuoğu araştırmaları
0:05
2025-2026 konularını, çıkmış sorularını
0:08
ve detaylı açıklamalarını derinlemesini
0:10
inceliyoruz. Düşüncelerimizi,
0:12
inançlarımızı ve hatta günlük hayattaki
0:15
o basit kararlarımızı bile şekillendiren
0:17
bir güç var ortada. O görünmez mimarın
0:20
yani kamuoyunun aslında nasıl inşa
0:22
edildiğini anlamak için harika bir
0:24
akademik yolculuğa çıkıyoruz bugün. Not
0:27
defterleriniz hazırsa hadi hiç vakit
0:29
kaybetmeden başlayalım. Bugünkü yol
0:31
haritamıza kısaca bir göz atalım. Önce
0:34
kamuluun doğuşuna ve temellerine
0:36
ineceğiz. Sonra Lipman ve o meşhur
0:38
zihnimizdeki resimlerini konuşacağız.
0:40
Ardından gündem belirleme ve eşik
0:42
bekçileri diyeceğiz. 4. durağımızda
0:44
suskunluk sarmalı ve etkilerine
0:46
bakacağız. Son olarak da tüm bu medya
0:48
etkisine denge getirenleri inceleyip
0:50
toparlayacağız.
0:52
Birinci bölüm kamuoyunun doğuşu ve
0:54
temelleri. Biliyor musunuz? kamuoyu
0:56
kavramı aslında öyle insanlık tarihi
0:58
kadar eski kadim bir şey değil. Gerçek
1:01
kimliğini bulması için 18. yüzyıl
1:03
Avrupa'sını yani aydınlanma dönemini
1:05
beklememiz gerekti. Neden peki? Dört ana
1:08
sebebi var bunun. İlk olarak matba
1:10
gazeteler. Bilgi tekeli bir anda
1:12
paramparça oldu. İkinci olarak kilise
1:15
yani dinin otoritesi siyasetten çekilip
1:18
sadece özel hayata kaydı. Bu da seküler
1:20
ve özgür düşünceye devasa bir alan açtı
1:22
haliyle. Üçüncüsü kentleşme ve
1:24
dördüncüsü belki de en havalısı bu
1:27
kentleşme ile beraber Burjuvazi'nin,
1:29
Aydınların o meşhur kahvehanelerde,
1:31
parklarda bir araya gelmesi. Şöyle bir
1:33
hayal edin. İnsanlar artık kilisenin
1:36
veya mutlak monarşinin gölgesinde değil,
1:38
ellerinde gazetelerle, kahvehanelerde
1:40
buluşup fikirlerini hararetle
1:41
tartışıyorlar. İşte o kamuoyu dediğimiz
1:44
devasa güç kelimenin tam anlamıyla bu
1:46
kahvehane masalarında doğdu. Tabii
1:48
kamuoyunu böyle tek bir kalıp gibi
1:50
düşünmek doğru olmaz. İki farklı yüzü
1:53
var bunun. Bir tarafta günlük siyasete,
1:55
o anki ekonomik krize ya da anlık
1:58
olaylara göre sürekli dalgalanan,
1:59
değişen o dinamik kamuoyu var. Diğer
2:02
tarafta statik kamuoyu duruyor. Bu daha
2:05
çok toplumun yüzlerce yıllık
2:07
geleneklerinden, törelerinden, o derin
2:10
kültürel köklerinden besleniyor. Yani
2:12
kolay kolay sarsılmaz. Mesela yeni bir
2:15
vergi yasasına vereceğimiz tepki tamamen
2:17
dinamik kamuoyunun işiyken aile
2:19
yapısına, geleneklere bakışımız o statik
2:22
kamuoyunun sapas sağlam bir parçası.
2:25
Gelelim ikinci bölüme. Lipman ve
2:27
zihnimizdeki resimler. Kamuoyunun nerede
2:29
doğduğunu anladık. Peki modern anlamda
2:32
bu işin mimarı isim babası kim? Cevap:
2:35
Walter Lipman. 1922'de yazdığı efsanevi
2:39
eseriyle bu kavramı sistemleştiren kişi
2:42
ta kendisi. Lipman'ın ortaya attığı çok
2:45
can alıcı bir kavram var. Yalancı çevre
2:48
yani pseudo Environment. Hani bir an
2:50
durup düşündüğünüzde çok sarsıcı gelir
2:52
ya. Lipman diyor ki bizler o devasa ve
2:55
karmaşık gerçek dünyaya doğrudan tepki
2:57
vermiyoruz. Hayır biz aslında medyanın
3:00
bize sunduğu kurgulanmış,
3:02
basitleştirilmiş o yalancı çevreye tepki
3:04
veriyoruz. Gerçekle bizim aramıza giren
3:07
bir medya duvarı var ve biz bütün o
3:09
hayati kararlarımızı duvardaki
3:11
yansımalara bakarak alıyoruz. Zaten tüm
3:13
bu teorinin kalbinde de o meşhur söz
3:16
yatıyor. Zihnimizdeki resimler. Lipman'a
3:18
göre medyanın elinde muazzam bir imaj
3:21
yaratma gücü var. Hayatımızda hiç
3:23
gitmediğimiz bir ülke, hiç yüz yüze
3:25
gelmediğimiz bir siyasetçi hakkında
3:27
nasıl bu kadar keskin fikirlere sahip
3:28
olabiliyoruz? Çünkü medya zihnimize o
3:31
konularla ilgili hazır resimler
3:33
yerleştiriyor. Bütün gerçeklik algımız
3:35
aslında bize sunulan bu resimlerden
3:37
ibaret. Bugün sosyal medyanın sürekli
3:39
zihnimize kazıdığı o imajları bir
3:41
düşünün. Sizce de adam 1922'den bugünü
3:43
tam 12'den vurmamış mı? 3. bölümümüz:
3:47
Gündem belirleme ve eşik bekçileri.
3:49
Zihnimizdeki bu resimleri kimin astığına
3:52
artık biliyoruz. O fırça kimin elinde?
3:55
Şimdi gelin o mutfağa neyi görüp neyi
3:58
göremeyeceğimize karar veren
3:59
mekanizmalara bir bakalım. Medyanın
4:02
gücünü anlamanın en temel yolu gündem
4:04
belirleme yani ajanda setting kuramıdır.
4:07
Bu kuram bize medyanın ne düşüneceğimizi
4:09
dikte edemese bile ne hakkında
4:11
düşüneceğimizi kesinlikle dayattığını
4:13
söyler. Bir haberi günlerce manşetten
4:15
verirseniz toplum bir süre sonra o
4:17
konunun dünyadaki en hayati mesele
4:19
olduğuna inanmaya başlar. Üstelik bu
4:21
lafta kalmış bir şey değil. Almanya'da
4:23
Brosius ve Keplinger'in televizyon
4:25
haberleri üzerinde yaptığı uzun vadeli
4:27
analizler bunu bilimsel olarak
4:29
kanıtladı. Yani medya projektörünü
4:31
nereye tutarsa hepimiz mecburen oraya
4:33
bakıyoruz. İyi de o projektörün nereye
4:36
tutulacağına kim karar veriyor? İşte
4:38
orada karşımıza eşik bekçileri yani
4:41
gatekeepers çıkıyor. Onları gece
4:43
kulüplerinin kapısındaki fedailer gibi
4:45
düşünebilirsiniz. Dışarıda dünyada her
4:48
gün milyonlarca olay oluyor ama akşam
4:50
bülteninde ya da Twitter akışınızda
4:52
sadece 3 be tanesini görüyorsunuz. Neden
4:55
derseniz çünkü haber masalarında bütün o
4:57
karmaşayı ayıklayan, "Bu habere değer,
5:00
bu değmez" diyerek kapıyı açan veya
5:02
kapatan editörler var. Gerçeklik
5:04
dediğimiz şey sadece o eşik bekçilerinin
5:07
insafına kalıp kapıdan içeri sızabilen
5:09
kadardır. Tabii bu filtrenin her zaman
5:12
%100 bağımsız sadece gazetecilik ruhuyla
5:15
çalıştığını düşünmek epey naiflik olur.
5:17
Lazarselt ve Merton'ın teorisi bu
5:19
noktada ekonomik gerçekleri çok objektif
5:21
bir şekilde önümüze koyuyor. Medya
5:23
üretimi devasa bir maliyet gerektirir ve
5:26
bu maliyeti kim finanse ediyor? Büyük
5:28
sermaye. Lazarsfelt ve Merton bunu
5:31
akademik literatürde çok net aslında
5:33
hepimizin bildiği bir mantıkla
5:34
özetliyor. Parayı veren düdüğü çalar.
5:36
Medyanın tarafsızlığı çoğu zaman onu
5:39
finanse eden kapitalin çıkarlarıyla bir
5:41
şekilde dengelenmek zorunda kalıyor.
5:43
4.üncü bölümümüz suskunluk sarmalı ve
5:46
etkileri. Medyanın gücü sadece haberi
5:48
seçmekle bitmiyor. İşin bir de insan
5:51
psikolojisini altüst eden, bizi
5:53
kitlelere boyun eğdiren sarsıcı bir
5:55
boyutu var. Elizabeth Noel Neuman'ın o
5:58
meşhur suskunluk sarmalı teorisinde her
6:00
şey tek bir duyguyla başlıyor. Dışlanma
6:03
korkusu. Aynen kurt sürülerindeki o
6:05
içgidü gibi insan da doğası gereği
6:08
yalnız kalmaktan, sürüden ayrılmaktan
6:10
inanılmaz korkar. İkinci adımda kişi
6:13
medyanın ve toplumun yarattığı baskın
6:15
görüşe şöyle bir bakar ve eyvah der.
6:17
Benim fikrim azınlıkta kaldı. Sonra ne
6:20
mi olur? Dışlanmamak adına haklı
6:22
olduğuna adım gibi emin olsa bile susar.
6:24
adeta gözden kaybolur. İşte sarmal böyle
6:27
büyür. Baskın görüş bağırdıkça bağırır.
6:30
Azınlık korkup sustukça o sessizlik
6:32
sarmalı devasa bir çığa dönüşür. Tabii
6:35
anketlerin ve medyanın yarattığı baskı
6:38
bazen çok acayip ters psikoloji
6:39
vakalarına da yol açıyor. Yenilmişlik ve
6:41
kamçalanma etkisi. Namı diğer underdog
6:44
effect. Buna harika bir örnek. Bazen
6:46
kamuoyu anketlerinde bir tarafın
6:47
kesinlikle kaybedeceği, mahvolcağı o
6:50
kadar çok pompalanır ki seçmen bir
6:52
noktadan sonra acıma duygusuyla gider.
6:54
oyunu o kalbedeceği kesin gözüyle
6:56
bakılan zayıf tarafa verir. Yani
6:58
medyanın estirdiği rüzgar tam tersi bir
7:00
etki yaratıp zayıf olanı kamçılar. Bir
7:03
de unutmamak lazım toplumsal baskı her
7:05
kültürde aynı yankıyı bulmuyor. Ünlü aş
7:08
deneyi üzerine yapılan karşılaştırmalar
7:10
bunu çok net gösteriyor. Mesela Fransa
7:13
ve Norveç'i kıyasladıklarında çoğunluğun
7:15
yanlışına sırf uyum sağlamak için evet
7:17
deme oranının o ülkenin kültürel
7:19
kodlarına göre değiştiğini görüyoruz. O
7:21
konformizm yani uyum sağlama seviyesi
7:24
toplumun daha bireyci mi yoksa
7:26
kolektivist mi olduğuna göre tamamen
7:27
farklılaşabiliyor. Yani o suskunluk
7:30
sarmalı her ülkede aynı şiddette
7:32
işlemiyor. Geldik 5. bölümümüze. Medya
7:36
etkisine denge getirenler. Buraya kadar
7:39
kitle iletişim araçlarının adeta her
7:41
şeye kadir, asla karşı konulmaz bir güç
7:43
gibi durduğunu gördük. Gündemi
7:45
belirliyor, bizi susturuyor. İyi ama bu
7:48
güç gerçekten mutlak ve yenilmez mi?
7:51
Literatürde buna karşı çıkan, dengeyi
7:53
kuran çalışmalar yok mu? Elbette var.
7:56
İşte tam bu noktada imdadımıza
7:59
Linski'nin araştırmaları yetişiyor ve o
8:01
çok ihtiyaç duyduğumuz akademik dengeyi
8:03
kuruyor. Linski bilimsel çalışmalarıyla
8:06
şunu çok net ispatlamış. Evet, medya
8:08
sıradan halkın yani sokaktaki vatandaşın
8:11
algısını yönetmede inanılmaz güçlü ama
8:13
iş üst düzey bürokratlara, karar
8:15
alıcılara ve tecrübeli politikacılara
8:17
gelince orada duracaksın. medyanın
8:19
onlardaki etkisi o kadar da sarsıcı
8:21
değil. Neden derseniz çünkü bu yüksek
8:24
kademenin kendi alternatif bilgi
8:26
kanalları, o medya perdesinin arkasını
8:28
görebildikleri farklı güç dinamikleri
8:30
var. Yani kısacası medya güçlü
8:32
kesinlikle ama o gücün sınırı hedef
8:34
kitlenin kim olduğuna göre değişiyor.
8:36
Hani derler ya kendi gerçekliğimizi
8:38
kimin filtrelediğini bilmek o filtreden
8:40
kurtulmanın ilk adımıdır diye.
8:42
Zihnimizdeki o resimleri kimin çizdiğini
8:44
bilmek özgür düşüncenin aslında ilk
8:47
adımıdır. Kendi kararlarınızı alırken
8:50
medyanın o yalancı çevresinde mi
8:51
kayboluyorsunuz? Yoksa eşik pekçilerinin
8:54
yanından sıvışıp gerçeği görebiliyor
8:56
musunuz? Bu soruyu düşünürken bu
8:58
dersimizde incelediğimiz konuları ve
9:00
çıkmış soruları kendiniz deneme sınavı
9:02
formatında çözmek, eksiklerinizi
9:04
kapatmak ve kendinizi detaylıca test
9:05
etmek için lolonolo.com adresini ziyaret
9:08
edebilir, açıklama kısmında yer alan
9:10
bağlantıya tıklayabilirsiniz.
Jobs & Education

