0:00
Herkese merhaba. Bugün modern
0:02
Türkiye'nin güç yapısını anlamak için
0:04
bir yolculuğa çıkıyoruz. Devletin en
0:06
tepesinden bizim yaşadığımız sokağa
0:09
kadar uzanan o karmaşık yapının
0:10
şifrelerini gelin hep birlikte adım adım
0:13
çözelim. Belki de her şey bu basit
0:16
görünen soruyla başlıyor. Vereceğimiz
0:19
cevap bizi doğrudan Türk devletinin
0:21
işleyişinin kalbine götürecek ve gücün
0:24
merkezden yerele nasıl dağıldığını
0:26
gözler önüne serecek. Hazırsanız
0:28
başlayalım. Peki yol haritamız nasıl
0:31
olacak? Önce en tepedeki yeni güç
0:33
yapısına bakacağız. Sonra merkezden
0:35
taşra yani illere ve ilçelere ineceğiz.
0:39
Aralarındaki o hassas ilişkiyi
0:40
tanımlayan temel kuralları yani
0:42
hiyerarşi ve vesayeti konuşacağız. Sonra
0:45
sistemi kimlerin denetlediğine bakıp
0:47
büyük resmi bir araya getireceğiz. Ve
0:50
ilk durağımız ülkenin yönetim modelinde
0:53
yaşanan o büyük değişim. Bu bugün
0:55
konuştuğumuz her şeyin temelini
0:57
oluşturan çok önemli bir dönüşüm. İşte
1:00
her şeyin dönüm noktası. 2017'deki
1:03
anayasa değişikliği. Bu değişiklikle
1:05
Türkiye bakanların parlamentoya yani
1:08
milletvekillerine hesap verdiği bir
1:10
sistemden ayrılarak yürütme gücünü
1:12
tamamen farklı bir şekilde yapılandıran
1:14
yeni bir modele geçti. Peki nedir bu
1:17
yeni sistem? Aslında tanımı oldukça net.
1:20
yürütmenin yani devleti yönetme gücünün
1:23
başı tek bir kişi. O da cumhurbaşkanı.
1:25
Bu yetkinin tek bir makamda toplandığı
1:28
anlamına geliyor. Ve işte bu sistemin
1:31
belki de en kritik sonucu da bu. Artık
1:33
bakanlar siyasi olarak Türkiye Büyük
1:36
Millet Meclisi'ne değil, doğrudan onları
1:38
atayan ve görevden alan cumhurbaşkanına
1:41
karşı sorumlular. Yani meclisin genç
1:43
soru gibi denetim yollarıyla bakanları
1:46
düşürme yetkisi artık yok. Şimdi
1:48
merkezden Ankara'dan çıkıp Taşra'ya yani
1:52
bizim yaşadığımız şehirlere doğru bir
1:54
bakalım. Merkezi hükümet otoritesini
1:58
ülkenin dört bir yanına nasıl yayıyor?
2:00
Burada karşımıza çok önemli bir figür
2:03
çıkıyor. Vali. Vali bulunduğu ilde hem
2:06
merkezi hükümetin hem de bir bütün
2:08
olarak devletin en üst düzey temsilcisi.
2:11
Peki bu gücü nasıl kullanıyor? Onu bu
2:13
kadar özel kılan ne? Cevap: Hukukta çok
2:17
özel bir kavramda gizli. Yetki
2:20
genişliği. Bu ilke valiye merkezden yani
2:23
Ankara'dan izin almadan merkez adına
2:26
karar alabilme ve hatta harcama
2:28
yapabilme imkanı tanıyor. Bu işler hızlı
2:32
yürüsün diye tasarlanmış istisnai bir
2:34
güç ve sadece valilere özgü. Mesela bir
2:38
kaymakamda bu yetki yok. Şimdi
2:40
madalyonun diğer yüzüne bakalım. Merkezi
2:43
hükümetin atadığı temsilcilerden
2:45
doğrudan sizin oylarınızla seçilen yerel
2:47
yöneticilere odaklanalım. Mesela o
2:50
devasa bütçeleri ve yetkileriyle
2:52
bildiğimiz İstanbul, Ankara, İzmir gibi
2:55
büyükşehir belediyeleri nasıl kuruluyor?
2:58
Cevabı sistemin işleyişi hakkında bize
3:00
önemli bir ipucu verecek. Cevap çok net.
3:04
Bakın, normal bir belediye cumhurbaşkanı
3:06
kararıyla kurulabiliyor ama bir şehre
3:09
büyük şehir statüsü vermek o kadar
3:11
önemli bir karar ki bu yetki sadece ve
3:14
sadece yasama organı olan Türkiye Büyük
3:16
Millet Meclisi'ne verilmiş. Her belediye
3:19
aslında kendi içinde küçük bir devlet
3:22
gibi. Belediye başkanı yürütmenin başı
3:25
yani işleri yapan kişi, belediye
3:27
meclisi, şehrin meclisi gibi kararları
3:30
alan organ. Encümense bu ikisi arasında
3:33
bir tür danışma ve müzakere mekanizması
3:36
olarak görev yapıyor. İşte şimdi geldik
3:39
bütün bu anlatının en can alıcı, en
3:41
kilit noktasına. Merkezi güçle yerel güç
3:45
arasındaki ilişkiyi yöneten iki temel
3:47
ilke. Bu ikisini anlarsak bütün sistemin
3:50
mantığını çözmüş olacağız. Size çok net
3:53
bir soru sorayım. Atamayla gelen bir
3:56
vali seçimle iş başına gelmiş bir
3:58
belediye başkanını görevden alabilir mi?
4:01
Bu sorunun cevabı az önce bahsettiğim o
4:03
iki kavram arasındaki hayati farkı
4:05
ortaya koyuyor. Fark şu: hiyerarşi aynı
4:09
kurum içindeki ast üst ilişkisidir. Bir
4:12
amirin memuruna emir vermesi gibi.
4:14
Doğrudan emir ve talimat yetkisi vardır.
4:17
İdari vesayetse bambaşka bir şey. Devlet
4:20
ve belediye gibi iki farklı tüzel
4:22
kişilik arasında sadece hukuka uygunluk
4:25
denetimidir. Yani emir veremezsiniz.
4:27
Sadece denetlersiniz. Bu tablo her şeyi
4:30
özetliyor aslında. Bakın, vali kendi
4:33
hasta olan kaymakama emir verebilir.
4:35
Çünkü bu hiyerarşi. Ama vali ayrı bir
4:38
kamu tüzel kişiliği olan belediyeye veya
4:40
üniversiteye emir veremez. Aralarındaki
4:42
ilişki sadece denetimle yani idari
4:45
vesayetle sınırlıdır. O zaman sorumuzun
4:47
cevabı neymiş? Hayır. Bir vali bir
4:50
belediye başkanını görevden alamaz.
4:52
Çünkü aralarında bir ast üst ilişkisi
4:54
yani hiyerarşi yoktur. Peki bu kadar
4:57
gücün olduğu bir yapıda denge ve
4:59
denetlemeyi kim sağlıyor? Yapbozun son
5:03
parçasına yani sistemin sigortalarına
5:05
geldik. Burada iki kilit kurum var.
5:08
Birincisi ombutman yani kamu denetçiliği
5:11
kurumu. Sizin bir vatandaş olarak
5:13
idareyle yaşadığınız bir sorunda
5:15
mahkemeye gitmeden önce
5:17
başvurabileceğiniz bir hak arama makamı.
5:19
Diğeri ise Sayıştay. O da devletin
5:21
parasının yani hepimizin vergilerinin
5:24
nereye ve nasıl harcandığını meclis
5:26
adına denetleyen en üst kurum. Bu nokta
5:29
gerçekten çok önemli. Çünkü mali
5:31
denetimin ne kadar geniş ve kapsayıcı
5:33
olduğunu gösteriyor. Bir hukuk
5:35
devletinde şeffaflık esastır. Bu yüzden
5:38
en hassas görünen kurumlar da dahil
5:40
olmak üzere kamunun parasını harcayan
5:42
herkesin hesap vermesi gerekir. Evet,
5:45
artık yavaş yavaş sona yaklaşıyoruz.
5:48
Gelin şimdi tüm bu parçaları
5:49
birleştirelim ve o büyük resmi yani bu
5:52
yapının temel dinamiğini bir kez daha
5:54
hatırlayalım. Aslında bugün anlattığımız
5:57
her şeyin özeti bir terazi gibi. Bu
5:59
terazinin bir kefesinde ülkenin
6:02
bütünlüğünü ve hizmetlerde birliğini
6:03
sağlayan merkezi bir güç var. Diğer
6:05
kefesinde ise halka en yakın hizmeti
6:08
sunan, yerel ihtiyaçlara cevap veren
6:10
seçilmiş yerel yönetimler. İşte Türk
6:12
kamu yönetimi bu iki kefenin sürekli bir
6:15
denge arayışıdır. Ve sizi bu son
6:17
düşünceyle başa bırakıyorum. Bu soru
6:20
sadece Türkiye için değil bütün modern
6:22
devletler için geçerli. O hassas çizgi
6:25
nerede olmalı? Ülke bütünlüğü ve
6:27
verimlilik mi yoksa yerel katılım ve
6:30
daha fazla özerklik mi? İşte bu dengeyi
6:33
bulma arayışı 21. yüzyıl yönetim
6:35
anlayışının en temel tartışmalarından
6:37
biri olmaya devam edecek.