0:00
Merhaba. Bu bölümde küresel göçle ilgili
0:03
kafamızdaki o yerleşik belki de biraz da
0:05
yanlış inanışları masaya yatırıyoruz.
0:07
Hazır olun. Çünkü kaynaklarımıza
0:09
dayanarak yaptığımız bu analizde
0:11
bildiğinizi sandığınız pek çok şey
0:13
değişmek üzere. O zaman hadi şu temel
0:15
soruyla başlayalım. Göç hakkında neyi
0:17
yanlış anlıyoruz? Neyi yanlış biliyoruz?
0:20
Hani medyada gördüklerimiz var. Etraftan
0:22
duyduklarımız var. Peki ya işin aslı bu
0:25
popüler inanışlardan çok daha farklıysa?
0:28
Çünkü emin olun hikaye gerçekten de
0:30
sandığınızdan çok daha katmanlı ve
0:32
karmaşık. Hadi gelin bu karmaşık görünen
0:35
hikayeye birlikte dalalım ve bakalım
0:38
arkasından ne gibi şaşırtıcı gerçekler
0:40
çıkacak. İlk olarak en büyük ekonomik
0:44
efsanelerden biriyle başlayalım. Hani şu
0:46
batının sürekli göçmen işçi aradığına
0:49
dair olan o meşhur inanış var ya. Peki
0:52
bu gerçekten hala doğru mu? Aslında her
0:55
şey 1973'teki petrol krizi ile başladı.
0:58
Bakın bu kriz batı ekonomileri için öyle
1:01
basit bir sarsıntı falan değildi. Resmen
1:04
emek ve sermaye arasındaki tüm oyunun
1:06
kurallarını kökünden değiştiren bir
1:08
dönüm noktası oldu. İşte bu dönüşüm
1:11
bütün denklemi değiştirdi. Şöyle
1:13
düşünün. 1970'ler öncesi Fordist dönemde
1:17
Batı kendi ülkesindeki fabrikalar için
1:19
dışarıdan işçi ithal ediyordu. Ama 1973
1:23
sonrası Post Fordis dönemde bunun tam
1:25
tersini yapmaya başladı. İşçileri
1:27
getirmektense sermayeyi ve üretimi alıp
1:31
ucuz iş gücünün olduğu ülkelere götürdü.
1:33
Yani asıl kilit nokta ne biliyor
1:35
musunuz? Batının o bildiğimiz kitlesel
1:37
iş gücü talebi aslında ta yıllarda sona
1:40
erdi. Peki madem talep bitti o zaman
1:44
bugünkü bu kadar büyük hareketliliği ne
1:46
ile açıklayacağız? Hani hep denir ya
1:48
küreselleşme sınırları kaldırdı. Göç
1:51
artık çok daha kolay diye. Acaba bu
1:53
varsayım ne kadar doğru? Gelin şimdi de
1:55
bu konuya bakalım. Bu konuda çalışan iki
1:58
önemli isim Castles ve Miller
2:00
günümüzdeki göçü beş ana eğilimle
2:03
açıklıyor. Neymiş bunlar? Birincisi göç
2:06
artık çok daha küresel. İkincisi
2:08
hızlanıyor. Üçüncüsü içinde mülteciden
2:11
öğrenciye kadar her türden insan var.
2:13
Yani farklılaşıyor. Dördüncüsü
2:15
kadınların rolü artıyor. Yani
2:17
kadınsalaşıyor ve son olarak her
2:19
zamankinden daha politik bir konu haline
2:21
geliyor. E buraya kadar her şey kulağı
2:23
mantıklı geliyor değil mi? Ama işte en
2:27
büyük yanılgı tam da bu noktada
2:28
başlıyor. Çünkü bütün bu eğilimlere
2:31
rağmen kaynak metnimizin de altını kalın
2:33
çizgilerle çizdiği bir gerçek var. Göç
2:36
aslında kolaylaşmıyor. Hatta tam tersi.
2:39
Gittikçe katılaşan vize kuralları,
2:41
sıkılaşan sınır kontrolleri yüzünden
2:43
yasal yollarla bir yerden bir yere
2:45
gitmek eskisinden çok daha zor. Peki
2:49
bütün bu büyük resmin içinde bireye ne
2:51
oluyor? Yani insanlar o zorlu yolları
2:54
aşıp yeni bir ülkeye vardığında neler
2:56
yaşanıyor? Aidiyet, kimlik, bu meseleler
3:00
nasıl şekilleniyor? Biraz da buna
3:02
odaklanalım. Bu noktada anlamamız
3:04
gereken çok önemli bir kavram var.
3:06
Diaspora. Bakın diaspora demek sadece
3:09
bir yerden başka bir yere taşınmak demek
3:11
değil. Bu bir halkın anavatanından kopup
3:14
dünyanın en az iki farklı yerine
3:16
dağılması. Ama ama o kökenleriyle, o
3:19
ortak kimlikleriyle bağlarını koparmadan
3:21
yaşamaya devam etmesi demek. Peki ev
3:24
sahibi toplumlar bu yeni gelen gruplarla
3:27
nasıl bir ilişki kuruyor? Genelde
3:29
karşımıza iki ana model çıkıyor. Bir
3:31
yanda çok kültürlülük var. Bu modelin
3:33
amacı kültürel farklılıkları bir
3:36
zenginlik olarak görüp korumak. Diğer
3:38
yandaysa adaptasyon var. Bu
3:40
yaklaşımdaysa beklenti gelenlerin
3:42
zamanla hakim kültüre uyum sağlaması
3:45
yani bir nevi asimile olması. Amaç bütün
3:48
farklılıkların eriyip tek bir potada
3:50
birleşmesi. Bu süreçte ortaya çıkan
3:53
getdolar yani etlik mahalleler meselesi
3:55
var. Bir de işte burada madalyonun iki
3:58
yüzü var. Evet. Bir yandan bakınca bu
4:00
mahalleler insanların toplumun geneline
4:02
karışmasını, entegre olmasını
4:04
zorlaştırabiliyor. Ama madalyonun diğer
4:06
yüzünde ise bu yerler yeni gelenler için
4:09
adeta bir sığınak. Kendi kültürlerini
4:11
yaşatabildikleri, birbirlerine destek
4:13
oldukları, kendilerini güvende
4:15
hissettikleri bir nevi korunaklı liman.
4:18
Şimdi gelin biraz da işin perde arkasına
4:20
yani göç kontrolünün nasıl yapıldığına
4:22
bakalım. Bu modern sınırlar nasıl
4:25
yönetiliyor, nasıl denetleniyor? Bunu
4:26
anlamak için de çok somut bir örnek
4:28
üzerinden gideceğiz. Türkiye Avrupa
4:30
Birliği ilişkisi. Bu zaman çizelgesi
4:33
aslında 50 yıllık dev bir değişimi
4:35
gözler önüne seriyor. Düşünün 1961'de
4:38
Türkiye'den Almanya'ya misafir işçi
4:40
göndererek başlayan bir ilişki var.
4:42
2013'e geldiğimizde ise geri kabul
4:44
anlaşmasıyla her şey bambaşka bir
4:46
noktaya geliyor. Bu anlaşma ne demek?
4:48
Kısaca şu: Türkiye üzerinden Avrupa
4:50
Birliği'ne düzensiz yollarla geçenlerin
4:52
tekrar Türkiye'ye iade edilmesi. Bu
4:55
denklemin Avrupa tarafındaki en kilit
4:58
oyunculardan biri de Frontex. Ama burada
5:01
bir şeyi çok net anlamak lazım. Frontex
5:03
bir insani yardım kuruluşu falan değil.
5:06
Görevi Avrupa Birliği'nin dış
5:08
sınırlarının güvenliğini sağlamak olan
5:10
tam teşekküllü bir sınır ve sahil
5:13
güvenlik ajansı. Peki Türkiye tarafında
5:16
ne oluyor? İşte burada da geri gönderme
5:18
merkezleri yani GGM'ler devreye giriyor.
5:21
Bu merkezlerde yanlış anlaşılmasın birer
5:24
hapishane değil. Burası haklarında sınır
5:26
dışı kararı verilmiş yabancıların
5:28
işlemler tamamlanana kadar idari gözetim
5:31
altında tutulduğu yerler. Ve şimdi
5:34
geldik sayılara. Hazır olun. Çünkü şimdi
5:37
paylaşacağım veriler dünya haritasına
5:39
bakışınızı epey değiştirebilir.
5:41
Aklınızdaki o en büyük oyuncular listesi
5:44
var ya o listeyi bir kez daha düşünmeniz
5:46
gerekebilir. Şimdi ilk olarak mutlak
5:49
sayılara yani toplam göçmen sayısına
5:51
bakalım. Burada tablo oldukça tanıdık.
5:54
Amerika Birleşik Devletleri yaklaşık 50
5:56
milyonla açık ara zirvede. Onu Almanya,
5:59
Suudi Arabistan ve Rusya takip ediyor.
6:01
Tamam bu hikayenin bildiğimiz kısmı ama
6:04
asıl bomba şimdi geliyor. Bu rakamlara
6:07
bir de toplam nüfusa oranlayarak bakalım
6:09
olur mu? İşte o zaman bütün tablo altüst
6:11
oluyor. Küçücük Lüksemburg nüfusunun
6:14
neredeyse yarısının göçmen olmasıyla bir
6:16
anda Avrupa Birliği'nin en büyük göç
6:18
ülkesi haline geliveriyor. Almanya'yı da
6:20
Amerika'yı da oran olarak fersah fersah
6:23
geride bırakıyor. Ve size son bir
6:25
şaşırtıcı rakam daha. Belki de biz hep
6:28
yanlış yere yani göç alan ülkelere
6:30
odaklanıyoruz. Asıl büyük hikaye göç
6:33
veren ülkelerde olabilir mi? Bakın,
6:36
Hindistan'ın dünya geneline yayılmış
6:37
diasporası tam 18 milyon kişi bu rakamla
6:41
dünyada açık ara lider durumdalar. Bu da
6:44
aslında haritadaki bütün dengeleri
6:46
yeniden düşünmemiz gerektiğini
6:49
Gördüğünüz gibi göç meselesi sürekli
6:51
değişen inanılmaz dinamik bir konu.
6:54
Basit cevapları yok, tek boyutlu
6:56
doğruları hiç yok. Yalnızca karmaşık
6:58
gerçekler var. O zaman son sorumuz şu
7:00
olsun. Sürekli yeniden çizilen bu
7:02
küresel insan haritası hepimizin ortak
7:05
geleceği için aslında ne anlama geliyor?
7:07
Sanırım bu hepimizin üzerinde biraz
7:10
düşünmesi gereken bir soru.