Auzef İslam Kurumları ve Medeniyeti 2023-2024 Final Soruları
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Herkese merhaba. Bu yepyeni ve heyecan
0:02
verici incelememize hoş geldiniz. Bugün
0:05
sadece tarih kitaplarının tozlu
0:06
sayfalarında kalmayan, kelimenin tam
0:09
anlamıyla dünyayı şekillendiren devasa
0:11
bir medeniyetin o dev çarklarını,
0:13
parçalarına ayıracağız. Bu koskoca
0:15
mimari kendi içinde nasıl işliyordu? Ne
0:17
tür kurumlar inşa ettiler? Ve o muazzam
0:20
sistem nasıl ayakta kalıyordu? Hepsini
0:22
doğrudan kaynakların ışığında adım adım
0:24
inceleyeceğiz. Hazırsanız gelin bu
0:27
devasa yapının temellerine birlikte
0:29
inelim.
0:30
Ama başlamadan önce size çok net bir
0:32
soru sormak istiyorum. İslam öncesi
0:35
dönemde yani o meşhur cahiliye döneminde
0:38
sizce kaç kişi okuma yazma biliyordu?
0:41
Aklınıza hemen o yaygın tarihi dedikodu
0:43
geliyordur değil mi? Hani koskoca
0:45
toplumda okuma yazma bilen topu topu
0:47
sadece 17 kişinin olduğu o efsane.
0:50
Düşünsenize sıfıra yakın bir
0:52
okuryazarlıkla devasa bir ticari ve
0:54
kültürel ağ kurmak gerçekten mümkün mü
0:57
sizce? Pekala, hadi buna derinlemesine
0:59
dalalım. Bu iddia aslında devasa bir
1:02
abartıdan, koca bir efsaneden ibaret.
1:05
Neden mi? Çünkü o dönemin Arap toplumu
1:07
tam anlamıyla tüccar bir toplumdu.
1:10
Ticaretin, çetrefilli hesap kitapların
1:12
ve karmaşık sözleşmelerin bu kadar yoğun
1:14
olduğu, kervanların kıtalar arası
1:16
dolaştığı bir toplumda okuma ve yazma
1:19
aslında oldukça yaygındı. Yani bu
1:21
medeniyet zaten harfleri, sayıları ve
1:24
ticani sözleşmeleri çok iyi bilen bir
1:26
zemin üzerinde yükselmeye başlamıştı.
1:28
Peki bu zemin üzerinde tam olarak ne
1:31
inşa edildi? İşte bugünkü yol haritamız.
1:34
1. Sanat ve mimari sentezi, 2. Ekonomi
1:37
ve vakıf kültürü, 3. Siyaset, adalet ve
1:40
savaş. Ve son olarak 4. Bilim, eğitim ve
1:43
medreseler. 1inci bölüm, sanat ve mimari
1:46
sentezi. Kanunların o sert yüzüne veya
1:49
paranın soğukluğuna bakmadan önce bu
1:52
toplumun o muazzam, fiziksel ve kültürel
1:54
güzelliğine odaklanmamız gerekiyor.
1:56
Biliyorsunuz bir medeniyetin ruhu en çok
1:59
sanatında gizlidir. İslam sanatları
2:01
dendiğinde akla ilk gelen şey kitapları
2:03
adeta birer mücevher gibi süsleyen
2:05
minyatür sanatıdır. Perspektifin yani o
2:08
bildiğimiz derinliğin kasten
2:09
reddedildiği bu kendine has resim stili
2:12
koskoca bir medeniyete eşsiz bir görsel
2:14
kimlik kazandırdı. Bu inanılmaz ince
2:16
işçiliği yapan sanatçılar ise nakkaş
2:19
veya müsavrir deniyordu. Gerçekten
2:21
büyüleyici. Bir de katı sanatı var ki
2:24
sabrın ve estetiğin kelimenin tam
2:27
anlamıyla vücut bulmuş hali. Kağıt veya
2:29
deriyi milimetrik bir hassasiyetle
2:32
oyarak o inanılmaz desenleri oluşturma
2:34
sanatı. 15. yüzyılda Herat'ta yaşayan
2:37
Abdullah Elevi'nin ellerinde şöhretin
2:40
zirvesine ulaşan bu zanaat bize aslında
2:42
şunu çok net gösteriyor. Bu kültür
2:45
estetik detaya ve fiziksel emeğe
2:47
gerçekten olağanüstü bir değer
2:49
veriyordu. Peki ya mimari? Binalar da
2:52
aslında yaşayan organizmalardır ve
2:54
zamanla evrim geçirirler. Ribatlar bunun
2:57
en çarpıcı örneği. Sınır boylarında
2:59
askeri gözetleme kuleleri olarak inşa
3:01
edilen bu sert savunma odaklı yapılar
3:03
zamanla evrimleşerek ticaretin kalbinin
3:06
attığı dev kervansaraylara ve tasavvufi
3:08
yaşamın merkezlerine dönüştü. Savaş
3:11
kulelerinden ticaret ve maneviyat
3:13
yuvalarına. Gerçekten muazzam bir
3:15
dönüşüm. Bu durum bize medeniyetin
3:17
harika bir özelliğini gösteriyor. Bu
3:19
toplum asla kapalı bir kutu değildi.
3:22
Sürekli bir kültürel sentez
3:23
içindeydiler. Mesela hat sanatında
3:26
kalemin genişliğine göre halfetüs sülüs
3:28
gibi yepyeni stiller icat ettiler.
3:31
Abbasilerin mimari izleri Samera'da boy
3:33
gösterirken o meşhur ısfahan Cuma Cami
3:36
asıl sarsıcı kimliğini Selçuklular
3:38
döneminde buldu. Osmanlı'ya geldiğimizde
3:40
ise durum daha da heyecan verici.
3:42
Selçuklu çinilerini, Arap ve hatta
3:44
Bizans unsurlarını harmanlayarak yepyeni
3:47
bir mimari yarattılar. Etkileşim sadece
3:49
sanatta da değil, Abbasilerdeki vezirlik
3:51
kurumu doğrudan Fars yani İran
3:54
geleneklerinden şekillenmişti. Bugün
3:56
Erol Güngör ve Yılmaz Özakpınar gibi
3:58
düşünürlerimiz de tam olarak medeniyetin
4:00
bu muazzam sentez gücüne dikkat çekiyor.
4:03
İkinci bölüm, ekonomi ve vakıf kültürü.
4:06
Peki böylesine devasa yapılar inşa etmek
4:09
ve sanatçıları himaye etmek ne ister?
4:12
Tabii ki çok sağlam bir finansal omurga.
4:15
Bu ekonominin temelinde sistemli bir
4:17
vergi ağı yatıyordu ve bu ağı çok net
4:19
iki kategoriye ayırmışlardı. Bir yanda
4:22
toprağı işleyen çiftçiden alınan
4:23
tarımsal vergi yani haraç veya öşür.
4:27
Diğer yandaysa tüccarlardan alınan
4:29
birlik gümrük ve ticaret vergisi olan
4:31
Uşur. Tarım ve ticaret. Ekonomi adeta bu
4:35
iki dev sütun üzerinde kusursuzca
4:37
yükseliyordu. Tabii ekonomik pragmatizm
4:39
daha ilk günden devredeydi. Hazreti
4:42
Peygamber Medine'ye geldiğinde ekonomiyi
4:44
canlandırmak için çok stratejik hamleler
4:46
yaptı. Mevcut tekerleri kırmak için
4:49
tamamen bağımsız yepyeni pazarlar kurdu.
4:52
Ama burası çok kritik. Dikkat edin
4:55
Medine'nin kapılarını gayrimüslim
4:56
tüccarlara asla kapatmadı. Bu açık kapı
4:59
politikası ticareti adeta patlattı.
5:02
Tabii bir de coğrafyanın dayattığı
5:04
gerçekler var. Orta Asya gibi o zorlu
5:06
bozkır iklimlerinde bu dev ekonomik çark
5:09
topraktan ziyade hayvancılık üzerinden
5:11
dönmek zorundaydı. Şimdi bütün bu
5:14
ekonomik çarkları servete ve parayı
5:16
insanlık yararına çeviren o devasa
5:18
felsefi motora gelelim. İnsanların
5:21
hayırlısı insanlara faydalı olandır.
5:23
Lütfen bu derinliğe bir bakar mısınız?
5:26
Sadece bu tek cümlelik ilke o devasa
5:28
vakıf sisteminin temelini oluşturuyordu.
5:30
Yani amaç sadece kasaları doldurmak
5:32
değil, o serveti doğrudan topluma geri
5:34
pompalamaktı.
5:36
Ve bu yardımseverlik felsefesi öyle
5:38
sadece kağıt üzerinde tatlı bir fikir
5:40
olarak kalmadı. Tıkır tıkır işleyen
5:43
kurumsal bir sisteme dönüştü. Zevward
5:45
Horan kavramı bunun en güzel kanıtı. Bir
5:47
vakfın personeli ödendi. Zorunlu
5:50
giderleri karşılandı diyelim. Peki artan
5:52
paraya ne oluyordu? İşte o para
5:54
cebellezi edilmiyor. Doğrudan Zevward
5:57
Horan adı verilen muhtaç kimselere ve
5:59
misafirlere dağıtılıyordu. Yüzlerce yıl
6:02
öncesinden bahsediyoruz. Gerçekten
6:04
inanılmaz bir sosyal güvenlik halı. 3ün
6:06
bölüm. Siyaset, adalet ve savaş. Sanatı
6:11
ve devasa bir serveti olan bu toplum
6:13
kendini nasıl yönetti ve nasıl korudu?
6:16
Bakın burası çok önemli. Siyaset
6:18
düşüncesinde dayatılmış, katı tek tip
6:20
bir rejim yok. Öyle illa mutlak krallık
6:23
olacak diye bir şart yok. Sistem tamamen
6:26
içtihada yani çağın ve günün
6:28
ihtiyaçlarına bırakılmış durumda.
6:30
Esneklik en büyük güçleriydi. Değişmeyen
6:32
tek şeyse şura yani karşılıklı danışma
6:35
prensibiydi. Yönetimin şekli değişse de
6:37
istişare kültürü hep baki kaldı. Lütfen
6:41
şu söyleyeceğim sözün ağırlığına çok
6:43
dikkatlice kulak verin. Küfür devam
6:45
eder, zulüm devam etmez. İslam'da bir
6:47
devletin, bir medeniyetin hayatta
6:49
kalması için en temel unsurun her şeyden
6:51
önce adalet olduğu ancak bu kadar
6:54
çarpıcı anlatılabilirdi. Adaletin
6:56
olmadığı, zulmün kol gezdiği bir yapının
6:59
inancı ne olursa olsun çökmeye mahkum
7:01
olduğu çok net bir varoluş kuralı olarak
7:03
kabul ediliyordu. Ve elbette kaçınılmaz
7:06
olarak savaş gerçeği var. Hazreti
7:08
Peygamber döneminde bile savaşın
7:09
temelinde merhamet, meşruiyet ve müthiş
7:12
bir istihbarat gizliliği yatıyordu.
7:14
Hatta şaşırtıcı derecede modern bir
7:16
yaklaşımla gereksiz kan dökülmesini
7:18
engellemek için psikolojik harp
7:20
taktikleri ustaca kullanılıyordu.
7:22
Diplomaside de durumu aynıydı. Yabancı
7:24
dillerin o stratejik gücü fark edilmişti
7:27
ve genç sahabi Zeydin Sabit'e sırf
7:29
diplomatik güvenliği sağlamak için
7:31
İbranice ve Süryanice öğrenmesi
7:33
emredilmişti. Tüm bu siyasi ve askeri
7:35
dehalarıysa klasik tarihçimiz İbn Saad o
7:38
meşhur tabakat adlı eserinde bizim için
7:41
milimi milimine kaydetmiştir. 4.üncü ve
7:44
san bölüm bilim, eğitim ve medreseler.
7:47
Ama ufak bir uyarı burada o devasa
7:50
sistemde çatlakların nasıl başladığını
7:52
da göreceğiz. Medeniyetin o dev
7:54
entelektüel motoruna geldik. Şimdi bu
7:57
kısımdaki asıl ilginç nokta şu:
7:59
Çoğumuzun doğru bildiği çok yaygın bir
8:01
yanlışı düzeltelim. Bilim tarihinde tıp
8:04
dendiğinde akla gelen o tartışmasız
8:07
zirve isimler Razi ve İbn Sina'dır.
8:09
Orası kesin. Ancak Ali Kuşçu'nun
8:12
uzmanlık alanı genellikle tıp
8:14
zannedilir. Hayır, Ali Kuşçu tıp
8:16
alanında değil, doğrudan matematik ve
8:18
astronomi alanında kelimenin tam
8:20
anlamıyla devrim niteliğinde eserler
8:22
vermiş bir dehadır. Peki bu efsanevi
8:26
dehalar nasıl yetişiyordu? Ünlü eğitimci
8:28
İbn Cema'ya göre bir dersten tam verim
8:31
almanın üç altın kuralı var. Boş bir
8:34
kalp, uyanık bir zihin ve evet
8:36
kesinlikle tok bir mid. Aç ayı oynamaz
8:39
misali ders çalışmak için boş bir zihin
8:41
ve tok bir karın olmazsa olmazdı. Eşin
8:43
biraz komik tarafı şu ki bedenin
8:45
fiziksel olarak sürekli tertemiz olması
8:47
o dönemde doğrudan bir pedagojik anlama
8:50
kriteri sayılmamıştı. Anlamak için size
8:52
sadece net bir odak ve bolca enerji
8:55
lazımdı. Ama maalesef her parlak
8:58
yükselişin bir duraklaması, o devasa
9:00
motorun bir teklemeye başlama anı
9:02
vardır. Osmanlı medreselerinin son
9:04
dönemlerinde yaşanan o feci yapısal
9:06
çöküşe bakıyoruz şimdi. O ihtişamlı
9:09
eğitim sistemi neden çöktü biliyor
9:11
musunuz? Çünkü sistemin kalbi olan
9:13
liyakat tamamen terk edildi. Atamalarda
9:16
bilginin yerini iltimas yani o
9:18
bildiğimiz adam kayırmacılık ve rüşvet
9:21
aldı. Daha da acısı, dünyayı
9:23
anlamlandıran felsefe ve gökleri
9:25
haritalandıran astronomi gibi hayati
9:27
akli ilimler müfredattan resmen sökülüp
9:30
atıldı. O dev kurumlar dünyayı okuma
9:33
yeteneğini kaybedip çağın fersah fersah
9:35
gerisinde kaldı. İşte bu tarihsel çöküş
9:38
bize o kadar çok şey anlatıyor ki
9:41
liyakat sistemi terk edildiğinde ve akli
9:43
ilimler o hayati eleştirel düşünce bir
9:46
kenara bırakıldığında olanlar ortada.
9:49
Peki size soruyorum. Günümüzün modern
9:51
kurumları da liyakati ve aklı terk
9:53
ederse acaba aynı çöküşü yaşamaya mahkum
9:56
mudur? Kurduğunuz onca estetik yapı o
9:58
muazzam ekonomi ve adalet sistemleri
10:01
eğitimin kökü çürüdüğünde ayakta
10:03
kalabilir mi? Katıldığınız için çok
10:05
teşekkürler. Bu sorunun cevabını
10:07
düşünmeyi tamamen size bırakıyorum. Bir
10:09
sonraki incelememizde görüşmek üzere.
10:11
Hoşça kalın.
#Jobs & Education

