ISG108U Afet ve Acil Durumlarda İş Sağlığı ve Güvenliği Ünite 5
https://lolonolo.com/2026/04/17/isg108u-afet-ve-acil-durumlarda-is-sagligi-ve-guvenligi-unite-5/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
İtfaiyeci deyince gözümüzün önüne ne
0:02
geliyor? Alevlerle boğuşan, hortumunu
0:04
sırtlanmış, binalara korkusuzca giren
0:06
bir kahraman değil mi? Yani afet anında
0:08
o en zor zamanda sırtımızı dayadığımız
0:11
insanlar onlar. Modern zamanların
0:13
şövalyeleri gibi adeta. Peki ama bu
0:15
kahramanlık perdesinin arkasında o
0:17
alevlerden bile daha yakıcı, daha
0:19
tehlikeli ne gibi gerçekler var? İşte
0:22
şimdi tam da o alevlerin ardına
0:24
bakacağız. mesleğin pek bilinmeyen o
0:26
gizli yüzüne. Çünkü göreceksiniz ki asıl
0:29
büyük tehlikeler çoğu zaman gözle
0:31
göremediklerimiz. Size çok net bir soru
0:33
sorayım. Görev başındaki bir itfaiyeciyi
0:36
hayattan koparan bir numaralı sebep ne
0:38
olabilir? Şöyle bir düşünün. Herhalde
0:41
aklınıza ilk gelenler yanıklar, dumandan
0:44
boğulma ya da belki yıkılan bir enkazın
0:46
altında kalma gibi şeylerdir. Çok
0:48
mantıklı tahminler ama gerçek cevap
0:51
muhtemelen hiç beklemediğiniz bir şey.
0:53
İşte o şaşırtıcı cevap. Görev başındaki
0:56
itfaiyeci ölümlerinin %44'ü yani
0:59
neredeyse yarısı kalp krizinden
1:01
kaynaklanıyor. Evet. Evet. Yanlış
1:03
duymadınız. Alevler değil, duman değil,
1:05
enkaz değil. Sadece o alarmın çalmasıyla
1:08
vücudun girdiği inanılmaz stresin kalbe
1:10
bindirdiği yük. İşte bu meslekle ilgili
1:13
bilmemiz gereken ilk ve belki de en
1:15
sarsıcı gerçek. Hadi gelin şimdi bir
1:18
yangın mahalline gidelim. Ama bu defa
1:20
sadece alevlere değil ortamın kendisine
1:23
odaklanalım. O görünmez tehlikelere.
1:25
Çünkü bazen en ölümcül düşman hiç
1:28
görmediğinizdir. Bakın sıcaklığın çok
1:31
acımasız bir fiziği var. İnsan vücudu
1:33
120 s derecede yaklaşık 15 dakika
1:36
dayanabilir ama sıcaklık 177 dereceye
1:39
fırladığı anda o 15 dakika sadece ama
1:42
sadece bir dakikaya düşer. İşte bu
1:45
itfaiyecilerin saniyelerle nasıl
1:47
yarıştığının en net tablosu. Ve işin
1:50
tuhafı ne biliyor musunuz? Yangını
1:52
söndürmek için kullandıkları o su bir
1:54
anda en büyük düşmanları olabiliyor.
1:57
Nasıl mı? Şöyle ki kapalı bir alandaki o
2:00
yüksek hısıda sıkılan su anında
2:02
buharlaşıyor ve ortamdaki nemi %100'e
2:04
çıkarıyor. İşte o anda vücudun kendi
2:07
kendini soğutma sistemi yani terleme
2:10
tamamen duruyor. İtfaiyeciler buna
2:12
haşlanma hissi diyor ve bu durum vücut
2:14
ısısını o kadar hızlı yükseltiyor ki
2:17
zehirli gazlardan bile daha çabuk ölüme
2:19
sebep olabiliyor. Aslında bir yangın
2:21
yeri bildiğiniz kimyasal bir savaş alanı
2:24
gibi. Gazlar üç ana gruba ayrılıyor.
2:26
Birinci grup en temel olanlar
2:28
karbondioksit gibi ortamdaki oksijeni
2:30
çalıp sizi boğan gazlar. Sonra ikinci
2:33
grup var. Amonyak gibi ciğerlerinizi
2:35
solum yollarınızı yakan tahrip eden
2:37
gazlar. Ve geldik en sinsi olanına 3üncü
2:40
gruba. Karbonmoksit ve siyanür gibi
2:42
doğrudan kanınıza karışıp sinir
2:44
sisteminize saldıran zehirler. Ama
2:47
bitmedi. Tabii ki bitmedi. Düşünün her
2:49
an bombaya dönüşebilecek basınçlı
2:52
tanklar var. Sonra o filmlerde
2:54
gördüğünüz backdrafts denen alev
2:56
patlamaları, ısıdan zayıflamış binanın
2:59
her an çökme ihtimali, su yüzünden her
3:02
yere yayılan elektrik çarpması riski ve
3:04
hatta suyla temas edince patlayan
3:06
kimyasallar. Liste gerçekten de uzayıp
3:09
gidiyor. Peki yangın söndü, herkes evine
3:13
döndü. Her şey bitti mi sanıyorsunuz?
3:16
Pek sayılmaz. Şimdi o anlık tehlikelerin
3:19
ötesine bu mesleğin bir ömür boyu
3:21
vücutta açtığı yaralara bakacağız. Çünkü
3:23
asıl savaş sirenler sustuktan çok sonra
3:26
bile devam ediyor. Bu anlattıklarımız
3:29
size bir abartı gibi gelmesin. Hayır
3:31
değil. Çünkü itfaiyecilik devletin resmi
3:34
kayıtlarında çok tehlikeli işler
3:36
sınıfında yer alıyor. Yani bu risklerin
3:38
hepsi yasal olarak da en üst seviyede
3:41
kabul edilmiş durumda. Yıllar geçtikçe
3:43
vücut bir fatura çıkarmaya başlıyor. O
3:45
sürekli stres, o ani adrenalin, kalbi
3:48
yoruyor. Kalp hastalıklarını tetikliyor.
3:51
Solunan o kimyasallar ciğerlere
3:53
yerleşiyor. Astıma hatta kansere kadar
3:55
yolu var. Taşınan o onlarca kiloluk
3:58
ekipman zamanla bel fıtığına dönüşüyor.
4:00
Bitmedi. O siren sesi, o kimyasallar
4:03
yavaş yavaş işitme ve koku alma
4:05
duyularınızı bile sizden alıyor. Peki bu
4:08
kadar devasa risklere karşı nasıl
4:10
hazırlanıyorlar? İşin yasal tarafı,
4:13
eğitim tarafı ne diyor? Gelin şimdi
4:15
biraz da bu savaşa nasıl
4:16
hazırlandıklarına bakalım. Şimdi kağıt
4:19
üzerinde her şey mükemmel görünüyor.
4:22
Bakın en temel kanunlardan biri ne
4:24
diyor? İşveren istisnasız her şartta
4:27
çalışanını korumak zorundadır. Kulağa
4:30
nasıl geliyor? Sanki çelikten bir zırh
4:32
gibi değil mi? İtfaiyeciler için tam bir
4:35
güvence. Ancak işte burada öyle bir
4:38
paradoks var ki akıl alır gibi değil.
4:40
İtfaiyecileri koruması gereken o temel
4:43
iş güvenliği kanunu, onların asıl işi
4:46
olan acil durum, müdahale faaliyetlerini
4:49
açıkça kapsamı dışında tutuyor. Yani tam
4:51
da o en tehlikeli anda, en çok korunmaya
4:54
muhtaç oldukları anda kanun adeta bu
4:57
kısım beni ilgilendirmez diyor. Şimdi
5:00
ekranda bir oran görüyorsunuz. %8 ile 10
5:03
arası. Ne olabilir ki bu? Bu neyin
5:05
oranı? Bu Amerika'daki görev başı
5:07
itfaiyeci ölümlerinin eğitim sırasında
5:10
gerçekleşme oranı. Evet, yanlış
5:12
duymadınız. Gerçek bir yangında değil,
5:15
tatbikatta. Çünkü eğitimler o kadar
5:17
zorlu, o kadar gerçeğe yakın olmak
5:20
zorunda ki hazırlığın kendisi bile bir
5:22
ölüm kalım savaşına dönüşebiliyor. Şimdi
5:25
bütün bu konuştuklarımızı, bu riskleri,
5:27
bu istatistikleri hepimizin hafızasına
5:29
kazanan tek bir güne, tek bir olaya
5:32
bağlayalım. New York itfaiyesinin o
5:34
trajik gününe. 3 100 40
5:38
Bu sadece bir rakam değil. Bu bir
5:41
mesleğin tek bir günde ödediği inanılmaz
5:44
bir bedelin simgesi. Bu 343 kişi 11
5:47
Eylül 2001'de Dünya Ticaret Merkezine
5:50
koşan o kulelere tereddütsüz giren New
5:52
York itfaiyecileriydi. Bu sayı o günden
5:55
beri sadece bir mesleğin değil bir
5:57
şehrin hatta bütün dünyanın hafızasından
6:00
silinmeyen bir fedakarlık sembolü oldu.
6:02
Peki tüm bu anlattıklarımızdan cebimize
6:04
ne koymalıyız? Aklımızda kalması gereken
6:07
dört temel gerçek var aslında. Birincisi
6:10
asıl büyük katil alevler değil sessizce
6:12
vuran kalp krizi. İkincisi yanan yerin
6:15
kendisi yani ortam ateşten bile
6:18
tehlikeli olabiliyor. Üçüncüsü savaş
6:21
sirenler sustuktan sonra vücutta
6:23
yıllarca devam ediyor. Ve son olarak
6:25
dördüncüsü bu işe hazırlanmak bile
6:28
ölümcül bir risk taşıyor. Ve şimdi son
6:31
bir soruyla bitirelim. Bütün bunları
6:33
artık biliyoruz. fiziksel, kimyasal,
6:36
fizyolojik bütün riskleri öğrendik. Peki
6:39
tüm bunları bilerek o alarm çaldığı anda
6:42
her şeyi ama her şeyi geride bırakıp
6:45
alevlere doğru koşmak bu gerçekte nasıl
6:47
bir adanmışlık, nasıl bir cesaret
6:50
gerektirir? Bir de bunu düşünelim.

