ISG108U Afet ve Acil Durumlarda İş Sağlığı ve Güvenliği Ünite 3
https://lolonolo.com/2026/04/16/isg108u-afet-ve-acil-durumlarda-is-sagligi-ve-guvenligi-unite-3/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Merhaba herkese. Şimdi bir felaket
0:03
olduğunda hepimizin gözü onlarda değil
0:05
mi? İtfaiyeciler, sağlık görevlileri,
0:07
arama kurtarma ekipleri. Onları hep
0:10
kahraman olarak görüyoruz ama
0:12
kameraların göstermediği, bizim belki de
0:14
hiç aklımıza gelmeyen ne gibi görünmez
0:16
tehlikelerle boğuştuklarını hiç merak
0:18
ettiniz mi? İşte bu bölümde acil durum
0:21
müdahale ekiplerinin o gizli risklerine,
0:23
o görünmeyen düşmanlarına yakından
0:25
bakacağız. Çünkü asıl mesele şu. Onlar
0:28
için en büyük risk öyle enkazın altında
0:30
veya alevlerin ortasında falan değil.
0:32
Çoğu zaman en büyük tehlike hiç
0:34
görünmeyen yerlerde saklı. İşte biz de
0:37
şimdi o kahraman imajının biraz arkasına
0:39
geçip genelde kimsenin konuşmadığı,
0:41
gözden kaçan o karmaşık tehditleri bir
0:44
masaya yatıracağız.
0:45
Haydi o zaman konuya direkt alalım. İlk
0:48
olarak en bilinenle başlayalım. Yani
0:50
herkesin aklına ilk gelen risklerle.
0:53
Görünen tehlikeler. Afet alanındaki o
0:56
anlık fiziksel tehlikelerden
0:58
bahsediyorum. Kısacası kaosun tam
1:01
ortasından. Şimdi genelde pek
1:03
düşünülmeyen bir şey var. Tehlike
1:06
aslında daha olay yerine gitmeden
1:08
başlıyor. Ambulansla itfaiye aracıyla
1:11
son sürat giderken o trafik kazası riski
1:13
hep tepelerinde. Olay yerine
1:15
vardıklarındaysa işte o zaman işler
1:18
iyice karışıyor. Düşünsenize dengesiz
1:20
zeminler her yer kaygan. Zifiri karanlık
1:23
ortamlar. Bazen bir dağın tepesi, bazen
1:25
bir mağaranın içi, bazen de denizin
1:28
ortası gibi ulaşması acayip zor yerlerde
1:30
çalışmak zorundalar. Bir de üstüne aşırı
1:33
hava koşullarını ekleyin. Yani çalışma
1:35
ortamları o kadar belirsiz ki neyle
1:37
karşılaşacaklarını asla bilemiyorlar.
1:40
Tabii sadece çevresel tehlikeler değil.
1:43
Bir de işin o ağır fiziksel bedeli var.
1:46
Gerçekten çok ağır. Bitmek bilmeyen
1:49
vardiyalar sürekli fazla mesai.
1:51
dinlenmeye fırsat bulamamak. İşte bütün
1:54
bunlar vücudu yavaş yavaş ama kesin
1:57
olarak yıpratan en temel şeyler. Peki bu
2:00
yıpranma nasıl oluyor tam olarak? Yani
2:02
vücutları neden bu kadar çöküyor? Şöyle
2:05
bir bakalım ana sebeplere. Birincisi
2:07
sürekli yaralıları ya da maalesef
2:09
hayatını kaybetmiş insanları kaldırıp
2:11
taşımak zorundalar. İkincisi o
2:13
kullandıkları kurtarma ekipmanları var
2:15
ya onlar acayip ağır. Üçüncüsü saatler
2:18
boyunca çok garip akıl almaz
2:20
pozisyonlarda kalmaları gerekiyor. Bir
2:22
de o sırtlarındaki ağır koruyucu
2:24
kıyafetleri düşünün. Hatta ve hatta o
2:26
ambulans gibi araçların içindeki sürekli
2:29
sarsıntı bile tüm vücudu etkileyerek
2:31
zamanla ciddi hasarlar bırakabiliyor. Ve
2:34
bakın bu sadece bizim gözlemimiz değil.
2:36
İşin bilimsel tarafı da var. Yapılan
2:39
araştırmalar şunu net bir şekilde
2:40
kanıtlamış. Acil tıp çalışanları için
2:43
vücutlarındaki en büyük zorlanmanın
2:45
kaynağı ne biliyor musunuz? İşlerinin en
2:47
temel parçası olan o kaldırma ve taşıma
2:50
eylemi. Ne kadar ironik değil mi? Yani
2:53
hayat kurtarmak için yaptıkları en temel
2:55
hareket aslında onlara fiziksel olarak
2:57
en çok zarar veren şey. Peki bir an
3:00
düşünelim. Ya en ölümcül tehdit afetin
3:02
kendisi değilse, ya o tehdit ekipler
3:05
arasındaki basit bir iletişim
3:07
kopukluğuysa, işte şimdi sahadaki o elle
3:10
tutulur fiziksel risklerden biraz daha
3:13
soyut ama en az onlar kadar tehlikeli
3:15
olan sistemsel sorunlara geçiyoruz.
3:18
Evet, geldik ikinci bölüme. Sistemdeki
3:20
riskler yani zayıf bir koordinasyon.
3:23
Burada şuna odaklanacağız. Yönetimdeki
3:25
ve ekiplerarası işbirliğindeki
3:27
aksaklıklar sahada çalışan insanlar için
3:29
nasıl yepyeni tehlikeler doğurabiliyor?
3:32
Bakın bu tablo durumu o kadar güzel
3:35
özetliyor ki işler yolunda gittiğinde
3:37
yani etkili bir işbirliği olduğunda her
3:40
şey tıkırındadır. Kimin ne yapacağı
3:42
bellidir. Planlar önceden yapılmıştır.
3:44
Herkes aynı kanaldan ortak bir dille
3:46
konuşur. Ama yönetim zayıf olduğunda ne
3:49
oluyor? Tam bir kaos. Görevler birbirine
3:52
giriyor. Kimse ne yapacağını bilmiyor.
3:54
Hazırlık sıfır. Telsis sistemleri
3:56
birbirine uymuyor. Hele bir de
3:58
uluslararası bir operasyonsa farklı
4:00
ülkelerden gelen ekiplerin dil
4:02
engellerini düşünün. Bütün bunların
4:04
sonucu ne? Sahada dev bir kafa
4:06
karışıklığı ve tabii ki katlanarak artan
4:08
bir risk. Sıradaki konumuz ise bambaşka.
4:12
Şimdi gözlerimizi mikroskobik tehditlere
4:14
çeviriyoruz. Yani afetten sonra ortaya
4:17
çıkan o görünmez düşmanlara. Adeta
4:20
biyolojik bir savaş alanı. Ekiplerin
4:22
karşı karşıya olduğu hastalıklar bulaşma
4:25
yollarına göre değişiyor tabii. Mesela
4:27
kirlenmiş sulardan kolera, tifo
4:29
kapabilirler. Sivrisek gibi taşıyıcılar
4:32
yüzünden sıtma riski var. Yaralılara
4:34
müdahale ederken kan ve vücut sıvıları
4:37
yoluyla HIV, hepatit B, hepatit C gibi
4:40
çok ciddi hastalıklarla
4:41
karşılaşabilirler. Ve tabii ki basit bir
4:44
temas ya da solunum yoluyla bulaşabilen
4:46
tüberküloz da her zaman bir tehdit.
4:49
Sadece bu mikroplar da değil, bazen
4:51
soludukları havanın kendisi dev bir
4:54
tehlikeye dönüşüyor. Düşünün yıkılan
4:56
binalardan kalkan o korkunç toz bulutu,
4:59
yangınlardan çıkan zehirli gaz ve duman.
5:02
Bunların hepsi çok ciddi solunum
5:04
problemlerine hatta anında boğulmaya
5:06
bile yol açabilir. Ve şimdi belki de
5:09
bütün bu saydıklarımızdan daha ağır bir
5:11
yüke geliyoruz. psikolojik yüke yani
5:14
işin o devasa çoğu zaman kimsenin
5:16
görmediği içeride taşınan ağırlığına.
5:19
Peki bu ekipler neden bu kadar yoğun bir
5:22
duygusal ve psikolojik stres yaşıyor?
5:24
Sebepleri aslında çok açık. Her gün
5:26
ölümle çok ağır yaralanmalarla burun
5:29
burunalar. Sevdiklerini kaybetmiş, yaz
5:31
tutan ailelerle konuşmak zorundalar.
5:33
Omuzlarında taşıdıkları insan hayatı
5:36
sorumluluğu inanılmaz büyük. Sürekli bir
5:38
zamanla yarış halindeler. Bir de üstüne
5:40
medyanın o aralıksız takibi eklenince
5:43
bütün bunlar birleştiğinde ortaya
5:44
korkunç bir gerginlik çıkıyor. İşte bu
5:47
sürekli gerginlik bazen çok daha ciddi
5:50
bir şeye dönüşebiliyor. Travma sonrası
5:52
stres bozukluğu yani kısaca tssb. Nedir
5:55
bu? Hayatı tehdit eden bir olayı bizzat
5:57
yaşadıktan ya da buna şahit olduktan
5:59
sonra ortaya çıkabilen bir durum. Ve acı
6:02
olan ne biliyor musunuz? Bu ekipler için
6:04
travmaya maruz kalmak günlük
6:06
rutinlerinin bir parçası, işlerinin bir
6:08
gereği. Hatta bakın Amerikan Psikiyatri
6:11
Birliği'ne göre birine TSSB teşhisi
6:13
konulabilmesi için yaşadığı belirtilerin
6:16
en az bir ay sürmesi gerekiyor. Bu çok
6:19
önemli bir ayrıntı. Çünkü bu yaşadıkları
6:21
şeyin öyle gelip geçici kısa süreli bir
6:23
stresten çok daha fazlası olduğunu
6:25
gösteriyor. TSB dışında bir de
6:29
tükenmişlik dediğimiz bir durum var. Bu
6:31
da çok önemli bir kavram. TSB'den farkı
6:34
şu: Tükenmişlik tek bir travmatik
6:37
olaydan değil, işin getirdiği o uzun
6:39
süreli, bitmek bilmeyen stresten
6:41
kaynaklanıyor. Duygusal, fiziksel ve
6:44
zihinsel olarak tamamen iflas etme hali
6:47
diyebiliriz. Peki tükenmişlik tam olarak
6:50
ne demek? Aslında üç temel boyutu var.
6:52
Birincisi duygusal tükenme. Yani artık
6:55
enerjinizin tamamen bittiğini, pili
6:57
bitmiş gibi hissettiğiniz an. İkincisi
6:59
duyarsızlaşma. Bu çok acı bir şey.
7:01
Yardım ettiğiniz insanlara karşı
7:03
ilginizi, şefkatinizi kaybetmeye
7:05
başlıyorsunuz. Ve üçüncüsü kişisel
7:08
başarı hissinin düşmesi. Yani ben bu
7:10
işte yetersizim, başarısızım demeye
7:12
başlamak. Şimdiye kadar daha çok doğal
7:15
afetlerden bahsettik ama bir de
7:17
madalyonun diğer yüzü var. Gelin şimdi
7:20
endüstriyel kazalar ve terör saldırıları
7:22
gibi tamamen insan kaynaklı afetlerin
7:24
getirdiği risklere bakalım. İnsan
7:27
kaynaklı afetlerin tehlikeleri bambaşka
7:29
bir seviyede çok daha korkunç
7:31
olabiliyor. Düşünün endüstriyel bir
7:33
kazada yaşanan o dev patlamalar, şok
7:35
dalgaları ya da bir kimyasal sızıntı, o
7:38
kimyasala maruz kalmanın anında ölüme ya
7:41
da yıllar sonra ortaya çıkacak kansere
7:43
kadar varan etkileri var veya radyasyon
7:45
sızıntısı. Bu da bulantı, saç dökülmesi
7:48
hatta koma gibi belirtilerle kendini
7:50
gösteren akut radyasyon sendromuna yol
7:53
açabiliyor. Ama işin belki de en
7:56
acımasız, en alçakça tarafı terör
7:59
saldırılarında yaşanıyor. Çünkü bu
8:01
senaryolarda sırf medyadaki etkiyi
8:04
arttırmak için yardıma koşan ekiplerin
8:06
kendisi bile bile hedef alınabiliyor.
8:08
Yani düşünün hayat kurtarmaya gidenler
8:11
bir anda teröristlerin ana hedefi haline
8:13
geliyor. Ve bir de biyoterörizm diye bir
8:16
gerçek var. En tehlikeli grup olarak
8:18
kabul edilen A kategorisi ajanlardan
8:20
bazılarını duyunca insan donup kalıyor.
8:23
Vebaya neden olan Yersin Pestis, Şarbona
8:26
yol açan Basilus Antrasis ve çiçek
8:29
hastalığına sebep olan Variola Major.
8:31
İşte bu isimler o görünmez düşmanların
8:34
ne kadar ölümcül olabileceğinin belki de
8:36
en korkutucu kanıtı. Ve tüm bunları
8:39
konuştuktan sonra akıllarda tek bir ama
8:41
çok can alıcı bir soru kalıyor. Onlar
8:44
herkesi kurtarmak için canlarını
8:46
dişlerine takarken peki onları kim
8:48
koruyor? İşte bu soru aslında bütün bu
8:51
anlattıklarımızın özeti ve üzerine
8:53
hepimizin düşünmesi gereken asıl mesele
8:56
belki de bu.

