ISG106U Çevre Sağlığı ve Güvenliği Ünite 3
https://lolonolo.com/2026/04/13/isg106u-cevre-sagligi-ve-guvenligi-unite-3/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Herkese selam. Bugün size gezegenimizin
0:02
aslında nasıl artık yeter dediğinin
0:04
hikayesini anlatacağım. Yani çevre
0:07
kirliliğini. Ama bu bildiğiniz gibi
0:09
sadece etrafın biraz kirlenmesi değil.
0:12
Çok daha fazlası. Doğanın artık
0:14
kaldıramadığı bir yükün, bir aşırı
0:16
doluluğun hikayesi bu. Peki bu bölümde
0:18
neler var? Önce işin temeline yani o
0:21
kırılma noktasına bakacağız. Sonra hayat
0:24
kaynağımız sulara, içimize çektiğimiz
0:26
havaya ve yarattığımız atık dünyasına
0:29
dalacağız. En sonunda da belki de ensi
0:32
olanlara yani o görünmez tehditlere göz
0:34
atacağız. Evet, ilk durağımız kırılma
0:36
noktası. Hadi işinin temelinden
0:38
başlayalım. Çevre kirliliği diyoruz da
0:41
bu tam olarak ne demek? Gelin bu
0:43
ifadenin arkasında yatan asıl meseleyi
0:45
bir anlayalım. Şimdi çevre kirliliği
0:48
deyince aklınıza ilk ne geliyor? Çöpler
0:51
pislik değil mi? Ama aslında olay bundan
0:53
çok daha derin. Bu bir denge meselesi.
0:56
Yani bizim ürettiğimiz atık miktarı
0:59
doğanın kendi kendini temizleme
1:00
kapasitesini aştığında işte o denge
1:03
bozuluyor. Özellikle sanayi devriminden
1:05
sonra bu iş iyice çığrından çıktı
1:07
diyebiliriz. İyi de bu kirlilik neden
1:10
oluyor? Yani bu denge neden altüst oldu?
1:13
Tamam sorunu anladık da kök sebep ne?
1:16
Cevabı aslında çok basit ama bir o kadar
1:18
da çarpıcı. Biz insanlar gezegenin doğal
1:21
olarak işleyebileceğinden yani
1:23
temizleyebileceğinden çok daha fazla
1:25
atık üretiyoruz. Olay tamamen bu. Hani o
1:28
eski teraziler vardır ya bir kefeye
1:30
doğanın kapasitesini koyun diğerine de
1:32
bizim atıklarımızı. İşte bizim kefemiz
1:35
artık çok fena ağır basıyor. Peki bu
1:37
aşırı yüklenme en çok neyi vuruyor?
1:39
Gelin şimdi en değerli kaynağımıza yani
1:42
sularımıza bakalım. Durum orada ne kadar
1:45
ciddi? Hep birlikte görelim. Suya zararı
1:48
tek bir yerden vermiyoruz ki.
1:50
Düşünsenize evimizden çıkan atık sular,
1:53
dev sanayi tesislerinin bıraktığı o
1:55
kimyasallar, tarlalardaki ilaçlar,
1:58
gübreler hepsi bir şekilde sulara
2:00
karışıyor. Hatta gemi söküm
2:02
tesislerinden tutun da doğrudan suya
2:05
atılan katı atıklara kadar resmen her
2:07
koldan sularımızı zehirliyoruz. Ve işin
2:10
en acı tarafı ne biliyor musunuz?
2:12
Kirlettiğimiz bu su o kadar kıymetli ki
2:14
dünyadaki bütün tatlı suyun sadece ama
2:16
sadece %0.4'ü
2:19
bizim ulaşabildiğimiz, kullanabildiğimiz
2:21
su. Yani bind 4. Bu kadar az ve paha
2:24
biçilmez bir kaynağı kirletiyoruz.
2:26
Gerçekten akıl alır gibi değil. Bu
2:28
durumun bir de çok acı bir bedeli var.
2:30
İnsani bir bedel. Rakamlara bakın. Her
2:33
yıl 25.000 ila 30.000 insan sadece ve
2:36
sadece kirli su içtikleri için hayatını
2:39
kaybediyor. Bu bir istatistik değil. Bu
2:41
bir trajedi. Sorunun ne kadar ölümcül
2:43
olduğunu başka bir şey anlatamaz
2:45
herhalde. Tehlike sadece kolera gibi
2:47
mikrobik hastalıklarda değil. Hatta
2:49
belki de asıl sinsi düşman suya karuşan
2:52
kimyasallar ve radyoaktif maddeler.
2:55
Bunlar vücudumuza girdiklerinde toksik
2:57
yani zehirli hatta kanserojen etkiler
2:59
yaratıyor. Hücrelerimize kadar işleyip
3:02
yıllar sonra ortaya çıkacak korkunç
3:04
hastalıklara kapı aralıyorlar. Sudan
3:07
sonra sıra nerede? Tabii ki her an
3:10
içimize çektiğimiz havada. Hadi şimdi de
3:13
başımızı yukarı kaldıralım ve o
3:15
göremediğimiz ama bizi sürekli etkileyen
3:19
tehlikelere yani hava kirliliğine
3:21
bakalım. Hava kirliliği dediğimizde
3:24
aslında iki tür düşmandan bahsediyoruz.
3:27
Birincil kirleticiler yani doğrudan
3:29
kaynaktan çıkanlar. Düşünün araba
3:31
egzozu, fabrika bacası ne çıkıyorsa o.
3:34
Ama bir de ikincil olanlar var ki bunlar
3:36
çok daha kurnaz. Havaya salınan bazı
3:38
kimyasallar güneş ışığıyla birleşip
3:41
atmosferde adeta pişiyor ve çok daha
3:44
tehlikeli yeni maddelere dönüşüyorlar.
3:46
Peki şehirlerde bu kirliliğin başumlusu
3:49
kim? Rakamlar yalan söylemez. Şehirdeki
3:52
karbonmoksitin %70'i ile 90'ı arası evet
3:55
bildiniz araçlardan geliyor.
3:58
Azotoksitlerin de yarıdan fazlası hatta
4:00
kurşunun tamamı yine araçlardan. Tablo
4:03
çok net değil mi? Bu kirliliğin
4:05
sonuçları da iki cepheden vuruyor. Bir,
4:08
direkt sağlığımız, astım, bronşit gibi
4:11
hastalıklar artıyor. İki, gezegenin
4:13
sağlığı, sera etkisi dediğimiz o olayı
4:16
körükleyip iklim değişikliğine yol
4:18
açıyor. Yani hem bize hem de dünyaya
4:20
zarar. Su tamam, hava tamam. Sırada ne
4:23
var? Toprak. Her gün o çöp kutularına
4:26
attığımız şeyler nereye gidiyor
4:28
sanıyoruz. İşte şimdi o atıkların
4:30
ayaklarımızın altındaki toprağı nasıl
4:32
bir zehir tarlasına çevirdiğine
4:33
bakacağız. Bakın bu rakam hepimizi
4:36
ilgilendiriyor. 1.17 kilogram. Bu
4:39
Türkiye'de bir kişinin sadece bir günde
4:41
ürettiği ortalama çöp miktarı. Şimdi
4:44
bunu bir an için ülkenin nüfusuyla
4:46
çarpın. Ortaya çıkan o devasa çöp
4:48
dağlarını gözünüzün önüne getirebiliyor
4:50
musunuz? Ve çöp deyip geçmeyin. Çünkü
4:53
her atık aynı değil. Evden çıkanlar var,
4:56
sanayiden çıkanlar var. Ticari, tıbbi,
4:59
tarımsal hatta piller gibi,
5:01
elektronikler gibi özel atıklar var.
5:04
Gördüğünüz gibi 7 ana kategoriye
5:06
ayrılıyor. Bu da bize sorunun ne kadar
5:08
çok katmanlı ve karmaşık olduğunu
5:10
gösteriyor. Peki bu kadar atık toprağı
5:13
nasıl kirletiyor? Cevap tekeme, sızıntı.
5:17
O çöp sağlarından sızan zehirli sular,
5:19
tarım ilaçları, endüstriyel atıklar
5:21
hepsi yavaş yavaş toprağın
5:22
derinliklerine işliyor. Böylece ne
5:24
oluyor? Hem bitkiler zehirleniyor hem de
5:26
toprağın altındaki o temiz yeraltı
5:28
sularımız kirleniyor. Zincirleme bir
5:30
felaket yani. Ve geldik son bölüme.
5:33
Belki de en az aklımıza gelen ama en az
5:36
diğerleri kadar tehlikeli olan kirlilik
5:38
türlerine. Hadi gelin bu görünmez ama
5:40
bir o kadar etkili düşmanlara, gürültü
5:42
ve radyoaktiviteye bir bakalım. Gürültü
5:45
deyince aklımıza ne gelir? Başım şişli
5:48
deriz. Rahatsız oluruz. Ama bu sadece
5:50
bir rahatsızlık değil. Ciddi bir sağlık
5:52
tehdidi. Bakın 80 desibelin üzerindeki
5:55
sese sürekli maruz kalmak işitme
5:57
duyumuzda kalıcı hasar riski yaratıyor.
5:59
Ve 80 dbel ne demek biliyor musunuz?
6:01
Yoğun bir trafiğin gürültüsünden pek de
6:03
farklı değil. Ve gürültünün zararı
6:05
sadece kulaklarımıza da değil. Vücudumuz
6:08
sürekli gürültüyü bir stres kaynağı
6:09
olarak algılıyor. Sonuç kalp ritmi
6:11
bozuluyor, tansiyon fırlıyor, solunum
6:13
zorlaşıyor. Hatta mide üslerine kadar
6:16
giden sindirim sorunlarına bile neden
6:18
olabiliyor. Sadece bir ses deyip
6:20
geçmemek lazım. Sıradaki görünmez tehdit
6:23
ise radyasyon. Radyasyon deyince
6:25
aklımıza hemen nükleer santraller
6:27
geliyor ama sadece o değil. Tıbbi
6:29
atıklar, bazı endüstriyel süreçler.
6:32
Bunların hepsi çevreye sürekli bir
6:34
enerji yayıyor. Gözle göremiyoruz,
6:36
hissedemiyoruz ama bu enerji dalgaları o
6:38
kadar güçlü ki canlı hücrelerin yapısını
6:41
bozabiliyor. Radyasyonun vücuda etkisini
6:43
ikiye ayırabiliriz. Bir, akut etkiler
6:46
yani hemen ortaya çıkanlar. Mide
6:48
bulantısı, ateş, baş ağrısı. Ama bir de
6:51
kronik etkiler var ki asıl korkutucu
6:54
olanlar bunlar. Yıllar boyunca farkında
6:56
olmadan düşük dozda radyasyona maruz
6:58
kalmak vücut hücrelerimize zavar verip
7:01
kansere yol açabiliyor. Daha da kötüsü
7:04
üreme hücrelerimizi etkileyerek gelecek
7:06
nesillerde bile görülecek sorunlara
7:07
neden olabiliyor. Sonuç olarak ne
7:10
gördük? S, hava, toprak, gürültü aslında
7:14
hepsi birbirine bağlı bir zincir gibi.
7:16
Biri diğerini tetikliyor ve ortaya
7:18
devasa bir sorun yumağı çıkıyor. Peki bu
7:21
zinciri kırmak için ilk halka hangisi
7:23
olmalı? Suyu mu temizlemeliyiz, havayı
7:26
mı yoksa atıklarımızı mı yönetmeliyiz?
7:29
İşte bu hepimizin üzerinde düşünmesi
7:31
gereken bir soru.

