ISG106U Çevre Sağlığı ve Güvenliği Ünite 4
https://lolonolo.com/2026/04/13/isg106u-cevre-sagligi-ve-guvenligi-unite-4/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Her gün, her an yaptığımız ama hiç
0:01
düşünmediğimiz bir şey var. Nefes almak.
0:04
Peki ya hayatımızın en temel eylemi
0:06
aslında bizi yavaş yavaş zehirliyorsa?
0:09
İşte bu bölümde tam da bu görünmez
0:11
tehlikeye yani hava kirliliğine yakından
0:13
bakacağız. Gelin başlayalım. Şimdi bu
0:16
konuya direkt bilimsel verilerle dalmak
0:19
yerine olayı biraz daha başından alalım
0:22
istiyorum. Bir hikaye gibi düşünün.
0:24
Çünkü biz insanoğlu olarak hava
0:27
kirliliğinin ne kadar ciddi bir şey
0:29
olduğunu ne yazık ki büyük ve trajik
0:31
felaketler yaşayarak öğrendik. Tarih
0:34
sayfalarına baktığımızda havanın bir
0:36
katile dönüşebileceğine dair korkutucu
0:38
örnekler var. Mesela 1873'te Londra
0:42
yoğun bir sis yüzünden solunum yolu
0:44
hastalıklarından ölümler tavan yapıyor.
0:46
Sonra 1930'da Belçika'nın Müz vadisinde
0:49
endüstriyel duman yüzünden onlarca insan
0:52
hayatını kaybediyor. Bunlar çok ciddi
0:54
uyarılar. Ama ama bir olay var ki o
0:57
gerçekten her şeyi kökünden değiştirdi.
0:59
Evet. 1952 Londra'nın üzerine çöken o
1:03
meşhur büyük sis sadece 5 gün. 5 gün
1:06
içinde yaklaşık 5.000 insan hayatını
1:08
kaybetti. Düşünebiliyor musunuz? Bu
1:10
rakam o kadar şok ediciydi ki artık
1:12
kimse aman ne olacak diyemedi. İşte bu
1:16
olay çevre bilincinin adeta miladı oldu.
1:18
Hükümetler ilk defa, "Durun bir dakika
1:20
burada ciddi bir sorun var" demek
1:22
zorunda kaldı. Tarihteki bu acı
1:24
tecrübelerden sonra şimdi işin biraz da
1:27
bilimine inme vakti. Tamam hava
1:29
öldürüyor diyoruz ama peki hava
1:31
kirliliği dediğimiz şey tam olarak ne
1:33
anlama geliyor? Nedir bu? Aslında tanımı
1:36
çok basit. Hava kirliliği atmosferde
1:38
normalde olmaması gereken ya da çok az
1:41
miktarda olması gereken maddelerin insan
1:43
sağlığına, diğer canlılara ve çevreye
1:46
zarar verecek seviyelere çıkması demek.
1:48
Yani anahtar kelime burada seviye ya da
1:51
yoğunluk. Yoksa bir madde tek başına
1:53
kötü olmayabilir ama miktarı arttığında
1:56
zehire dönüşebiliyor. Peki bu
1:58
kirleticiler nasıl ortaya çıkıyor? İşte
2:01
burada çok kritik bir ayrım var.
2:03
Kirleticileri iki gruba ayırabiliriz.
2:06
Birincil kirleticiler yani hammaddeler.
2:09
Düşünün bir fabrikanın bacasından veya
2:11
arabanın egzozundan direkt çıkan şeyler.
2:14
Ama bir de ikincil kirleticiler var ki
2:17
bunlar çok daha sinsi. Bunlar o ham
2:20
maddelerin atmosfere çıktıktan sonra
2:22
güneş ışığı ve diğer kimyasallarla
2:24
tepkimeye girip adeta bir kimya
2:26
laboratuvarında pişerek yeni ve daha
2:29
tehlikeli bileşiklere dönüşmesiyle
2:30
oluşuyor. Peki madem öyle gelin bu
2:34
kimyasal karakterler geçidine yani hava
2:36
kirliliğinin ana aktörlerine bir
2:38
bakalım. Bilim insanları kimleri takip
2:40
ediyor? Başroldeki kötü adamlar kimler?
2:43
Sahneye ilk çıkan karakterimiz kükürt
2:46
dioksit yani SO2. kendisi oldukça keskin
2:49
kokulu, boğucu ve asidik bir gazdır.
2:53
Peki bu gaz nereden çıkıyor? Genellikle
2:55
enerji santrallerinde veya sanayide
2:58
kullanılan kömür ve petrol gibi kükürt
3:00
içeren yakıtların yanmasından. En büyük
3:03
marifeti ne derseniz atmosferde su
3:06
buharıyla birleşip o meşhur asit
3:08
yağmurlarına sebep olması. Binalara,
3:10
ormanlara, göllere inanılmaz zarar
3:13
veriyor. Sırada bir aile var. Tek bir
3:15
bileşik değil. Azot oksitler. Kısaca Nox
3:19
diyoruz. Nox'in şöyle ilginç bir durumu
3:21
var. Yakıtın içinde azot olmasına gerek
3:24
yok. Nasıl yani? Şöyle ki soluduğumuz
3:27
havanın %78'i zaten azot. Araba motoru
3:31
gibi çok yüksek sıcaklıklarda bir yanma
3:33
olduğunda motor sadece yakıtı değil
3:35
havanın içindeki azotu da yakıyor. İşte
3:38
Nox da böyle ortaya çıkıyor. Geleyelim o
3:41
meşhur sessiz katile yani karbonmoksite
3:45
CO'ya. Karbonmoksit özellikle araç
3:48
motorlarında olduğu gibi yakıtların tam
3:50
ve verimli yanamaması sonucu ortaya
3:52
çıkar. Tehlikesi ise tamamen biyolojik.
3:55
Soluduğumuzda kanımıza karışıyor ve
3:57
oksijen taşımakla görevli hemoglobinlere
3:59
yapışıyor. Hem de oksijenden çok daha
4:01
güçlü bir şekilde. Yani aslında
4:03
vücudumuzu oksijensiz bırakarak
4:05
zehirliyor. Şimdi bahsedeceğimiz şey tek
4:07
bir kimyasal değil. Daha çok bir kokteyl
4:10
gibi. Çok küçük katı ve sıvı
4:12
parçacıklardan oluşan bir karışım.
4:15
partikül madde ya da PM. Bunu havadaki
4:18
mikroskobik toz, duman, is, kurum gibi
4:21
düşünebilirsiniz. Ama burada asıl mesele
4:23
büyüklük. Özellikle PM2.5 dediğimiz yani
4:27
2.5 mikrometreden daha küçük olanlar çok
4:30
tehlikeli. Neden? Çünkü o kadar küçükler
4:32
ki vücudumuzun doğal savunma
4:34
mekanizmalarını aşıp akciğerlerin en
4:36
derinlerine oradan da direkt kan
4:38
dolaşımına karışabiliyorlar. Şimdi
4:40
gelelim ozona. Ozon deyince genelde akla
4:43
iyi bir şey gelir, değil mi? Hani bizi
4:45
güneşin zararlı ışınlarından koruyan
4:46
ozon tabakası. İşte o iyi ozon.
4:49
Yükseklerde olması gereken yerde
4:51
duruyor. Ama bir de kötü ozon var. O da
4:53
burada yer seviyesinde bizim soluduğumuz
4:56
havada oluşuyor. Ve bu diğer
4:58
kirleticilerin güneş ışığıyla reaksiyona
5:00
girmesiyle oluşan ikincil bir kirletici.
5:02
Yani özetle yükseklerdeki ozon bir
5:05
kahraman, aşağıdaki ozonsa bir problem.
5:08
Tamam dışarıdaki havayı konuştuk.
5:10
fabrikalar, arabalar falan. Ama size bir
5:13
şey söyleyeyim mi? Asıl tehlike bazen en
5:16
beklemediğimiz yerde hatta en güvenli
5:19
hissettiğimiz yerde olabilir. Evet.
5:21
Kendi evlerimizin içinde. Sahi, hiç
5:25
düşündünüz mü? Günümüzün çoğunu
5:27
geçirdiğimiz evlerimizin, ofislerimizin
5:29
yani kapalı alanların içindeki hava ne
5:32
kadar temiz? Belki de dışarıdan daha
5:34
bile kirli olabilir mi? Bu durumun çok
5:37
bilinen bir adı var. Hasta bina
5:39
sendromu. Eminim çoğunuz
5:41
yaşamışsınızdır. Hani bir binaya
5:43
girersiniz bir süre sonra sebepsiz bir
5:45
baş ağrısı, gözlerde yanma, yorgunluk
5:47
başlar ama binadan çıkar çıkmaz hepsi
5:50
geçer. İşte bu genellikle içerideki hava
5:52
kalitesinin bir alarmı. Peki içeride
5:55
bizi ne zehirliyor olabilir? Liste epey
5:58
uzun aslında. O severek aldığımız yeni
6:00
mobilyalardan, halılardan salınan
6:03
formalde hit, binanın temelinden sızan
6:05
radon gazı, tütün dumanı ve tabii ki o
6:08
mis gibi kokan temizlik malzemelerinden
6:10
yayılan uçucu organik bileşikler.
6:12
Gördüğünüz gibi tehlike gerçekten de en
6:14
yakınımız da olabilir. İyi ama bu kadar
6:17
karamsar bir tablo çizdikten sonra hiç
6:20
mi bir şey yapılmıyor diye
6:21
sorabilirsiniz. Elbette yapılıyor. Gelin
6:24
şimdi de bu görünmez tehlikeyle mücadele
6:26
etmek için atılan adımlara yani daha
6:29
sağlıklı bir atmosfere giden yola
6:31
bakalım. Şunu bilmek önemli. Bu sorun
6:33
artık görmezden gelinen bir konu değil.
6:36
Ülkeler bizim ülkemiz de dahil hava
6:39
kalitesi için hedefler belirliyor,
6:41
limitler koyuyor. İnsan ve çevre
6:43
sağlığını korumak için çıkarılmış ciddi
6:46
yasal düzenlemeler var. Yani en azından
6:49
kontrol ve denetim mekanizmaları
6:50
devrede. Bu da bir ilerlemedir. Sonuç
6:53
olarak unutmamamız gereken bir şey var.
6:56
Soluduğumuz hava ne ülke sınırlarını
6:58
tanır ne de zengin fakir ayrımı yapar. O
7:00
hepimizi birbirimize bağlayan ortak bir
7:02
miras. Bu yüzden bu sadece hükümetlerin
7:05
ya da şirketlerin değil hepimizin
7:07
meselesi. Asıl soru şu: Bu paha biçilmez
7:10
mirası yani temiz havayı hep birlikte
7:13
nasıl koruyacağız?

