ISG104U Çalışma Hayatında Bilişim ve Belge Yönetimi Ünite 5 Sözlü ve Yazılı Anlatım ile İlgili Kavramlar
https://lolonolo.com/2026/04/12/isg104u-calisma-hayatinda-bilisim-ve-belge-yonetimi-unite-4/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Herkese merhaba. Aklımızdan geçenleri,
0:02
fikirlerimizi başkalarına aktarmak her
0:04
gün yaptığımız bir şey değil mi? Ama
0:06
peki ne kadar sıklıkla yanlış
0:07
anlaşıldığımızı fark ediyoruz. Hani o
0:10
anlar vardır ya hayır ya ben onu demek
0:12
istemedim dediğimiz. İşte bugün tam da
0:14
bu konuya dalıyoruz. Etkili iletişimin
0:16
sırlarını, mesajlarımızın tam olarak
0:18
istediğimiz gibi anlaşılmasını nasıl
0:19
sağlayacağımızı keşfedeceğiz. Hadi bu
0:22
işin kapılarını gelin birlikte
0:23
aralayalım. Sahi, hiç kendinize sordunuz
0:26
mu bu soruyu? Aklınızda müthiş bir fikir
0:29
var diyelim. Anlatıyorsunuz heyecanla
0:31
ama karşınızdakinin yüz ifadesinden
0:34
anlıyorsunuz ki o bambaşka bir şey
0:36
duymuş. Ya da o özenle yazdığınız
0:38
e-posta hiç beklemediğiniz alakasız bir
0:41
tepkiyle geri dönüyor. Tanıdık geldi mi?
0:44
İşte bu hepimizin yaşadığı o ortak hayal
0:46
kırıklığı. Peki ama sorun nerede? İşte
0:50
meselenin özü tam da burada. Bakın,
0:52
ifade etmek başka bir şey, anlaşılmak
0:55
bambaşka bir şey. Yani bir şeyi söylemiş
0:57
olmak onun anlaşıldığı anlamına gelmiyor
1:00
maalesef. Biri sadece topu atmak gibi,
1:02
diğeri ise o topun doğru kişiye doğru
1:05
şekilde ulaşması gibi. Bizim asıl
1:07
amacımız sadece konuşmak ya da yazmak
1:09
olmamalı. O zihnimizde kurduğumuz anlam
1:12
köprüsü var ya işte onu karşı tarafta da
1:14
sağlam bir şekilde inşa edebilmek. Bütün
1:17
mesele bu. Peki o zaman gelin işin en
1:20
temeline, çekirdeğine bir inelim. Yani
1:22
anlamak ve anlatmanın temellerine
1:24
bakacağız. Çünkü bu iki direği doğru
1:26
anlarsak üzerine koyacağımız her tuğla
1:28
çok daha sağlam duracak. Anlatımı bir
1:31
fikrin yolculuğu gibi düşünebiliriz
1:33
aslında. Her şey kaynakla başlıyor. Yani
1:36
sizinle bir mesajınız yani iletiniz var.
1:40
Bunu bir dil aracılığıyla karşınızdaki
1:42
alıcıya ulaştırıyorsunuz. İşte bu dört
1:45
parça kaynak, alıcı, ileti ve dil ne
1:48
zaman birbiriyle mükemmel bir uyum
1:50
yakalarsa o zaman işte o aradığımız
1:52
anlam köprüsü kurulmuş oluyor. Peki
1:55
güzel de bu uyumu nasıl sağlayacağız?
1:58
İşte şimdi işin altın kurallarına, o
2:01
sihirli formüllere geliyoruz. Birazdan
2:03
sayacağım yi ilkeyi hem konuşurken hem
2:06
de yazarken aklınızın bir köşesinde
2:08
tutabileceğiniz bir kontrol listesi gibi
2:10
düşünebilirsiniz.
2:12
Gelsin o zaman sihirli yedi ilke.
2:14
Birincisi doğallık yani samimi olmak,
2:17
kasmamak, kendiniz gibi olmak. İkincisi
2:20
açıklık. Mesajınız o kadar net olmalı ki
2:22
kimse acaba ne demek istedi diye
2:24
düşünmemeli. Üçüncüsü özlülük. Yani lafı
2:27
dolandırmadan sadede gelmek. Dördüncüsü
2:30
akıcılık. Kelimeleriniz su gibi akmalı,
2:32
takılmamalı. Beşincisi, tabii ki
2:34
doğruluk. Dil bilgisi kurallarına dikkat
2:36
etmek şart. Altıncısı tutarlılık.
2:39
Söylediğiniz bir şey bir sonrakiyle
2:40
çelişmemeli. Adeta birbiriyle dans
2:43
etmeli. Ve son olarak 7. ilke özgünlük.
2:46
Yani başkası gibi değil. Kendi sesinizle
2:48
konuşmak, yazmak. Şimdi bu ilkeleri
2:50
cebimize koyalım ve ilk büyük alanımıza
2:53
yani sözlü anlatıma odaklanalım. Çünkü
2:56
unutmayın ne söylediğimiz kadar onu
2:59
nasıl söylediğimiz de inanılmaz önemli.
3:01
Kelimelerin ötesinde kocaman bir dünya
3:04
var. İşte o dünyanın en güçlü
3:06
araçlarından biri. Vurgu. Vurgu cümlenin
3:09
anlamını bir anda tamamen
3:11
değiştirebilir. Mesela ben bu kitabı
3:14
okudum demek başka bir şey. Ben bu
3:16
kitabı okudum demek bambaşka bir şey.
3:19
Arada dağlar kadar fark var değil mi?
3:21
Vurgu yapmak dinleyicinin dikkatini
3:23
çekmek istediğiniz kelimenin üzerine
3:25
adeta bir spot ışığı tutmaktır. Ve tabii
3:27
ki beden dili çoğu zaman kelimelerden
3:30
daha çok şey anlatır. Bakın burada sıkça
3:33
karıştırılan iki kavramı netleştirelim.
3:35
Mimik yüzümüzdeki o anlamlı ifadelerdir.
3:38
Bir gülümseme, çatık kaşlar, şaşkın bir
3:40
bakış gibi. Jestler ise ellerimiz,
3:43
kollarımız yani bütün bedenimizle
3:45
yaptığımız hareketler. İşte bu ikisi bir
3:47
araya geldiğinde sözlerimize öyle bir
3:50
güç katıyor ki inanılmaz. O zaman şöyle
3:53
bir toparlayalım. Etkili bir konuşma
3:55
için ne yapmalı? 1. Göz teması kurun. 2.
3:58
Beden diliniz anlattıklarınızla uyumlu
4:00
olsun. 3. Vurguayı asla es geçmeyin.
4:04
Peki nelerden kaçınmalı? İşte o meşhur e
4:08
şey yani gibi asalak seslerden ve tabii
4:12
ki gereksiz tekrarlardan. Bunlar
4:14
mesajınızın gücünü yavaş yavaş yiyen
4:16
küçük sabotajcılar gibidir. Aman dikkat.
4:19
Peki sözlü anlatım tamam. Şimdi de
4:22
düşüncelerimizi kalıcı hale getirdiğimiz
4:24
alana yani yazılı anlatıma geçelim.
4:27
Konuşmak daha spontane olabilir ama yazı
4:30
her zaman daha planlı, daha
4:32
yapılandırılmış bir düşünme süreci
4:33
gerektirir. İyi bir yazıya giden yor
4:36
nereden geçiyor peki? Aslında tarif çok
4:39
basit. Sadece üç adım var. Birincisi
4:42
konuzu belirleyin ama daha da önemlisi
4:44
onu sınırlandırın. İkincisi, ana
4:47
fikrinizi netleştirin ve mutlaka bir
4:49
plan yapın. Üçüncüsü ise bu plana sadık
4:52
kalarak o klasik ama her zaman işe
4:55
yarayan giriş, gelişme, sonuç üçlüsünü
4:57
oluşturun. Konuyu sınırlandırmanın
5:00
gücünü şu örnekte çok net görebiliriz.
5:03
Eğitim ve gelecek. Yani bu o kadar geniş
5:06
bir konu ki adeta bir okyanus. Nereden
5:09
başlayacağınızı, nereye gideceğinizi
5:11
bilemezsiniz. Ama gençler için sağlıklı
5:14
beslenmenin önemi dediğiniz anda işte o
5:16
zaman her şey netleşiyor. Kime
5:18
konuşacağınız, ne söyleyeceğiniz belli.
5:21
Etkili yazının ilk adamı işte bu netliği
5:24
yakalamaktır.
5:25
Evet, teoriyi öğrendik. Şimdi sıra geldi
5:28
pratik yapmaya. Hadi gelin iletişim
5:30
kaslarımızı biraz esnetelim ve sıkça
5:32
yapılan bazı anlatım bozukluklarını
5:34
birlikte avlayalım. Bakalım ne kadar
5:36
dikkatlesiniz. Hazır mısınız? İlk
5:39
cümlemiz geldi. Bu köylerde yaşayanlara
5:42
zenginler ve varlıklı insanlar
5:45
yoksullara yardım etmeliler. Şöyle bir
5:48
okuyun. Kulağınızı tırmalayan, "Burada
5:50
bir fazlalık var dedirten bir şey fark
5:52
ettiniz mi? Buldunuz değil mi? Tabii ki.
5:56
Hata gereksiz sözcük kullanımı.
5:58
Zenginler ve varlıklı insanlar zaten
6:00
aynı anlama geliyor. Birine cümleden
6:03
çıkardığımızda anlatım bir anda daha
6:05
net, daha güçlü oluyor. Hani o
6:07
bahsettiğimiz özlülük ilkesi var ya işte
6:10
tam olarak bu. Hadi bakalım sıradaki
6:13
gelsin. Sahnede alkış almak en büyük
6:16
dileğiydi. Şimdi bu cümle kulağa hiç de
6:19
yanlış gelmiyor olabilir. Çünkü o kadar
6:21
sık duyuyoruz ki ama aslında dil bilgisi
6:23
açısından ufak bir pürüz var.
6:26
Yakalayabildiniz mi? İşte cevap. Sorun
6:29
yanlış yardımcı eylem kullanımı.
6:31
Genellikle başka dillerin etkisiyle
6:33
dilimize yerleşmiş bir kalıp bu.
6:35
Türkçenin kendi doğasında alkış almak
6:38
değil alkışlanmak vardır. Tıpkı duş
6:40
almak yerine yıkanmak dememiz gerektiği
6:43
gibi. Ve son meydan okumamız geliyor.
6:46
Ablamın istediği gibi kitabı annem de
6:49
ben de okudum. Bu cümlede bir şeylerin
6:51
tam oturmadığını hissediyorsunuz değil
6:53
mi? Sanki cümlenin sonu havada kalıyor
6:55
gibi. Peki hata nerede? Bravo. Hata özne
6:59
yüklem uyumsuzluğu. Çok basit bir kural
7:02
aslında. Cümlenin öznesi kim? Annem de
7:04
bende. Yani biz. E özne bizse yüklem ne
7:08
olmalı? Tabii ki okuduk olmalı. Doğrusu
7:11
annem de ben de okuduk olacaktı. İşte
7:15
bütün bu ilkeleri, teknikleri ve sık
7:17
yapılan hataları konuştuktan sonra sizi
7:19
bu son soruyla başa bırakmak istiyorum.
7:22
Kelimelerimizle köprüler mi kuruyoruz
7:24
yoksa farkında olmadan duvarlar mı
7:26
örüyoruz? Kullandığımız her bir cümle ya
7:29
bizi birine yaklaştırıyor ya da bizden
7:31
uzaklaştırıyor. Unutmayın her gün daha
7:34
sağlam köprüler inşa etmek bizim
7:36
elimizde. Seçim sizin.

