0:00
Merhaba. Bu bölümde hepimizin her gün
0:02
yaptığı ama belki de tam olarak nasıl
0:05
çalıştığını düşünmediği bir şeye
0:06
odaklanacağız. İnsanlarla bağ kurmak.
0:09
Birbirimizle aramızdaki o görünmez
0:11
köprüleri nasıl inşa ediyoruz? Gelin
0:13
bunun sırlarını birlikte çözelim. Eminim
0:16
bu hissi tanıyorsunuzdur. Hani bir
0:17
şeyler anlatırsınız, anlatırsınız ama
0:20
karşınızdakinin gözlerine baktığınızda
0:22
sözlerinizin sanki bir duvara çarpıp
0:24
geri döndüğünü hissedersiniz. İşte o an
0:27
yaşaman kopukluğun nedenleri ve daha da
0:29
önemlisi bunu nasıl aşabileceğimiz
0:31
üzerine konuşacağız. Şimdi her şeye en
0:34
temelden başlayalım. Yani iletişim
0:37
dediğimiz şey aslında nasıl işliyor? Bir
0:39
fikrin sizin zihninizden çıkıp başka
0:42
birinin zihnine yaptığı o yolculuğu adım
0:44
adım takip edelim. Ve karşımızda Shannon
0:47
Wever modeli. Bu modele iletişimin
0:50
mühendislik planı da diyebiliriz
0:51
aslında. Olayı tamamen teknik bir açıdan
0:54
ele alıyor ve sorusu şu: Bir mesajı bir
0:57
noktadan diğerine en az kayıpla, en
1:00
verimli şekilde nasıl iletiriz? Tıpkı
1:02
bir sinyalin yolculuğu gibi. Gördüğünüz
1:05
gibi kağıt üzerinde her şey çok basit.
1:08
Bir fikriniz var. Bunu kelimelere
1:09
döküyorsunuz. Yani kodluyorsunuz. Sonra
1:12
sesinizle ya da yazıyla iletiyorsunuz.
1:14
Ama 4. Adıma çok dikkat. Gürültü. Bu
1:17
sadece telefondaki bir parazit değil.
1:19
Hayır. Yorgunluk, ön yargılar hatta
1:22
odanın çok sıcak olması bile bir
1:23
gürültüdür ve mesajın anlamını tamamen
1:26
ama tamamen değiştirebilir. İşte tam bu
1:29
noktada o teknik modelden çıkıp işin
1:31
insan boyutuna geliyoruz. Çünkü o
1:33
matematiksel formülde hesaba katılmayan
1:35
çok önemli bir şey var. Bizim kendi
1:37
tarzımız, kendi dokunuşumuz. Biçem yani
1:41
üslubunuz. Bu sizin iletişimdeki parmak
1:44
iziniz gibi bir şey. Düşünsenize aynı
1:46
cümleyi iki farklı kişi söylediğinde
1:48
neden bazen gece ile gündüz kadar farklı
1:51
algılanır? İşte cevap burada. Üslüpta.
1:54
Seçtiğiniz kelimeler, sesinizin tonu,
1:56
yaptığınız vurgular, bunların hepsi
1:58
mesajı yeniden şekillendiriyor. Peki bu
2:01
temel bilgileri alıp gerçek hayanta yani
2:04
insanlarla ilişkiler kurmaya nasıl
2:06
taşıyacağız? Şimdi bir yabancıyla
2:08
tanışma anından o ilk merhabadan daha
2:10
derin bir bağ kurmaya giden yola bir
2:12
bakalım. İlişkiler de böyle adım adım
2:15
ilerliyor. Tabii ki her şey o ilk
2:17
selamla başlıyor. Fakat asıl önemli olan
2:20
hatta bütün olayın kilitlendiği yer o
2:23
ikinci aşama. Deneme aşaması. Bizim
2:26
genelde havadan sudan konuşmak diye
2:28
biraz küçümsediğimiz şey var ya işte o
2:30
aslında inanılmaz kritik bir rol
2:32
oynuyor. O basit nasılsın, nerelisin,
2:35
neyle uğraşıyorsun sorularıyla aslında
2:37
karşı tarafla ortak bir zemin arıyoruz.
2:39
Bir bağ kurma potansiyelimiz var mı yok
2:42
mu? İşte bu soruların cevaplarında
2:44
gizli. Tabii bu tanışma sürecinde nasıl
2:47
davrandığımız da çok önemli.
2:49
Güvenmişsiniz. Yani kendi
2:51
ihtiyaçlarınızı başkalarınınkine saygı
2:53
duyarak mı ifade ediyorsunuz? Yoksa
2:55
amacınız sadece kazanmak olduğu için
2:57
saldırgan bir tavır mı sergiliyorsunuz?
3:00
Ya da aman ağzımızın tadı bozulmasın
3:02
diye kendi isteklerinizi söylemekten
3:04
çekinen bir yapınız mı var? Bu seçim
3:06
kuracağınız bağın sağlamlığını doğrudan
3:09
etkiliyor. Hayat bu. Her zaman
3:11
anlaşamayacağız. İletişimde aksaklıklar
3:13
ve çatışmalar kaçınılmaz. Peki işler
3:16
sarpa sardığında o zorlu anları nasıl
3:19
daha iyi yönetebiliriz? Elimizde ne gibi
3:21
araçlar var? İşte ilk ve en önemli
3:25
aracımız yapıcı eleştiri. Bakın buradaki
3:28
sihirli kelime yardımcı olmak. Niyetiniz
3:31
birini kırmak, incitmek değil. Bir
3:32
sorunu çözmek ve o kişinin gelişimine
3:35
katkı sağlamak. Madalyonun bir de öbür
3:38
yüzü var. Yıkıcı eleştiri. Bunun niyeti
3:40
ise bambaşka. tamamen incitmeye, kontrol
3:43
etmeye veya karşı tarafı manipüle ederek
3:46
kendi istediğiniz noktaya getirmeye
3:48
odaklıdır. Bu karşılaştırma aslında her
3:51
şeyi anlatıyor. Yapıcı eleştiri
3:53
davranışa veya soruna odaklanırken
3:55
yıkıcı eleştiri doğrudan kişinin
3:57
kendisine saldırır. Birinin sonunda
4:00
çözüm ve gelişim varken diğerinin
4:02
sonunda sadece kırgınlık, savunma ve
4:05
zarar görmüş bir ilişki vardır. Buradan
4:07
çıkarmamız gereken çok net bir ders var.
4:10
Bir çatışma çıktığında onu yok saymak ya
4:13
da ertelemek asla bir çözüm değil.
4:16
Aksine yapılması gereken bu üç adımı
4:19
izlemek. Önce oturun ve bizim asıl
4:21
sorunumuz ne diye sorun. Sonra peki ne
4:25
yapabiliriz diye birlikte kafa yorun. En
4:28
sonunda da ikinizin de evet dediği bir
4:30
çözüm üzerinde anlaş. Ama durun iletişim
4:33
sadece iki kişi arasında geçen bir şey
4:36
değil değil mi? Hepimiz daha büyük bir
4:38
resmin parçasıyız. Kültür, sosyal sınıf
4:41
ve önyargılar gibi gizli güçler bizim
4:44
birbirimizle olan etkileşimlerimizi
4:46
sürekli şekillendiriyor.
4:48
Mesela önyargı. Birini daha tanımadan
4:51
onun hakkında kafamızda bir hüküm
4:53
veriyoruz. Bunun en tehlikeli sonucu ne
4:56
biliyor musunuz? İnsanlarla aramıza
4:59
görünmez bir sosyal mesafe koyma isteği
5:01
yaratması. Yani tanımadan uzaklaşıyoruz
5:05
ve o bağ kurma şansını en başından
5:07
kaybediyoruz. Kültürde öyle tek bir şey
5:09
değil. Sosyologlar onu katmanlara
5:11
ayırıyor. Mesela ideal kültür var. Hani
5:14
biz şöyle bir toplumuz dediğimiz,
5:16
savunduğumuz değerler. Bir de gerçek
5:18
kültür var. Yani sokakta, evde işte
5:21
aslında ne yaptığımız yüksek kültür daha
5:23
çok sanat ve edebiyat gibi elit
5:25
ifadeleri kapsarken karşı kültürse
5:28
toplumun genel kurallarına baş
5:29
kaldırıyor. Ha bu arada zengin kültür
5:31
diye sosyolojik bir tanım yok. Onu da
5:33
bir kenara not edelim. O daha çok
5:35
kişisel bir yorum. Ve geldik günümüzün
5:37
en büyük etkenlerinden birine.
5:39
Teknoloji. Elimizdeki yeni araçlar yani
5:42
akıllı telefonlar, sosyal medya. Bunlar
5:45
iletişim kurallarını adeta yeniden
5:46
yazdı. Bu konuda Marshall McLuha'nın çok
5:49
ilginç bir ayrımı var. Sıcak ve soğuk
5:52
medya. Sıcak medya mesela bir sinema
5:54
filmi size bütün bilgiyi paket halinde
5:57
çok yoğun bir şekilde verir. Sizin pek
5:59
bir şey yapmanıza gerek kalmaz. Sadece
6:02
arkanıza yaslanıp alırsınız. düşük
6:04
katılım gerektirir. Soğuk medya ise
6:06
bunun tam tersi. Mesela bir telefon
6:09
konuşması size sadece sesi verir. Geri
6:12
kalan boşlukları, yüz ifadesi, vücut
6:14
dili zihninizde sizin tamamlamanız
6:16
gerekir. Yani çok daha fazla katılım ve
6:19
çabo ister. İşte kullandığımız
6:20
teknolojinin türü bizden ne kadar
6:22
zihinsel efor beklediğini de belirliyor.
6:25
Ama dikkat bu yeni araçlarla ilişkimiz
6:28
kontrolden çıkabilir. Buna teknolojik
6:30
zehirlenme deniyor. Ne zaman olur bu?
6:33
Mesela telefonunuzu bir an bile
6:34
yanınızdan ayıramadığınızda, gerçekle
6:37
sanal dünya arasındaki çizgi
6:38
bulanıklaştığında ya da en kötüsü bir
6:41
teknolojik alete bir insandan daha fazla
6:43
değer vermeye başladığınızda bunlar
6:45
ciddi uyarı sinyalleri. Sonuçta bütün bu
6:48
konuştuklarımız bizi en başa, en temel
6:50
noktaya geri getiriyor. İletişim ister
6:53
yüz yüze olsun, ister bir ekranın
6:55
arkasından A noktasından B noktasına
6:57
sinyal göndermekten çok daha fazlasıdır.
7:00
Asıl mesele iki insan arasında bir
7:02
anlayış köprüsü kurmaktır. Bu bölümde
7:05
bir sürü araçtan bahsettik. Daha iyi
7:07
dinlemek, yapıcı eleştiri yapmak,
7:09
çatışmaları çözmek, davranış tarzımızı
7:11
anlamak. Bu araç setindeki her şey artık
7:13
sizin elinizde. Peki kendinize bir
7:15
iyilik yapmak isteseniz ilk olarak hangi
7:18
aleti elinize alıp biraz daha
7:19
keskinleştirirdiniz? bence üzerinde