0:00
Herkese merhaba. Bugün hepimizi
0:02
özellikle de çocuğu okula başlama
0:03
çağında olanları yakından ilgilendiren o
0:06
büyük soruyu masaya yatırıyoruz. Çocuğum
0:08
okula gerçekten hazır mı? Bu soru
0:11
biliyorum hem büyük bir heyecan hem de
0:13
ufak bir endişe kaynağı. Evet işte o
0:16
soru bu. Aklımıza ilk ne geliyor?
0:18
Genelde hemen yaşına bakıyoruz değil mi?
0:20
Ya da kaç harf tanıyor? Sayıları biliyor
0:22
mu diye düşünüyoruz. Peki acaba doğru
0:25
yere mi bakıyoruz? Çünkü için aslı cevap
0:28
bunlardan çok daha fazlasıymış. Yani
0:30
mesele sadece yaş ya da harfler değil.
0:33
Uzmanlar diyor ki cevap çocuğun bütünsel
0:36
gelişiminde gizli. Gelin şimdi bu konuya
0:39
biraz daha yakından daha rahat bir
0:40
yerden bakalım. Peki başlayalım o zaman.
0:43
Nedir bu okula hazır olmak? Uzmanların
0:46
dilindeki hazır çocuk kavramı aslında
0:48
neyi ifade ediyor? Önce onu bir
0:50
anlayalım. Şimdi hazır çocuk dendiğinde
0:53
aklımıza hemen belli bir yaş gelmesin.
0:55
Bu kavram aslında bir çocuğun fiziksel,
0:57
zihinsel, motor ve sosyal duygusal
1:00
olarak yani her yönden bir bütün olarak
1:02
olgunlaşması demek. Tek bir parçaya
1:05
değil yappozun tamamına bakmak gibi bir
1:07
şey. Bu hazır olma hali aslında dört ana
1:09
sütün üzerinde yükseliyor. Birincisi
1:12
bilişsel gelişim. Mesela nesneleri
1:14
büyükten küçüğe sıralayabilmesi gibi.
1:16
Sonra sosyal gelişim var. Empati
1:18
kurabiliyor mu? Grup oyunlarına
1:19
katılıyor mu? Üçüncüsü, motor gelişim
1:22
yani o ince ve kaba motor becerileri ve
1:24
tabii ki genel fiziksel sağlığı.
1:27
Gördüğünüz gibi her şey birbiriyle
1:28
bağlantılı. Dengeli bir gelişimden
1:30
bahsediyoruz. Peki bu temelleri en iyi
1:33
neyle atıyoruz? Şimdi bu hazırlık
1:35
sürecini inşa eden en güçlü iki araca
1:38
adeta sihirli değneklere göz atalım.
1:41
Oyun ve erken okuryazarlık. Erken
1:44
okuryazarlık duyunca hepimizin aklına
1:46
hemen harfleri öğretmek, okuma yazmaya
1:48
başlamak geliyor. Değil mi? Ama durun,
1:51
asıl amaç o değilmiş. Olay çocuğu okuma
1:54
sürecini hazırlamak. Yani sesleri fark
1:56
etmesi, yazının bir anlamı olduğunu
1:58
anlaması gibi temel beceriler. Kısacası
2:01
bir performans beklemiyoruz. Sadece bir
2:03
hazırlık yapıyoruz. Bu düşünce bile
2:05
insana bir oh dedirtiyor. Şöyle bir
2:07
düşünelim. Bu erken dönemdeki beceriler
2:10
eksik kalırsa ileride uzun vadede en çok
2:13
hangi yeteneği etkiler sizce? Cevap
2:15
okuduğunu anlama ve yorumlama. İşte
2:17
kilit nokta burası. Bugün attığımız bu
2:19
küçücük temeller çocuğumuzun yıllar
2:21
sonra okuduğu bir metni ne kadar
2:23
derinden anlayacağını, üzerine ne kadar
2:26
düşünebileceğini belirliyor. Her şey bir
2:28
zincirin halkası gibi. Ve gelelim oyuna.
2:31
Hani o basit gördüğümüz evcilik
2:33
oyunlarım mış gibi yapmalar var ya
2:36
aslında onlar bir çocuğun beyni için
2:38
yapabileceği en ciddi antrenmanlardan
2:40
biri. Bu sembolik oyunlar çocuğun dil ve
2:43
düşünce sistemini geliştiren en temel
2:45
araç. Çok ama çok değerli. Şimdi çocuğun
2:48
dünyasından çıkıp onu saran en önemli
2:50
çembere yani aile ortamına bakalım.
2:53
Ailenin rolü ne? Burada iki farklı aile
2:55
tutumunun etkilerini görüyoruz. Bir
2:57
tarafta demokratik aile var. Sevgiyi ve
2:59
sınırları dengeliyor. Çocuğun
3:01
fikirlerine kulak veriyor. Diğer tarafta
3:03
ise daha otoriter bir yapı. kısıtlayıcı,
3:06
cezalandırıcı ve katı bir itaat
3:07
bekliyor. Bu iki yaklaşım arasındaki
3:09
fark çocuğun gelişim yolculuğunu tamamen
3:11
değiştirebiliyor. Bakın ne diyor.
3:14
Demokratik bir aile ortamı, olumlu bir
3:16
benlik algısı, kendine güven ve yüksek
3:19
özsgı geliştirir. Aslında bunlar ne
3:21
demek biliyorsunuz? Okul başarısının o
3:23
görünmeyen ama en sağlam temelleri
3:25
demek. Bir çocuğun kendine inanması her
3:27
şeyden önemli. Peki aileden çıkıp daha
3:30
da büyük resme, eğitim sisteminin
3:32
kendisine bakalım. Bizim öğrenmeye bakış
3:35
açımız son yüzyılda nasıl değişti? Bu
3:37
değişim bugünün okullarını nasıl
3:39
etkiledi? Bu yolculuk çok ilginç. Bakın
3:42
1926'da John Dway'in etkisiyle hayat
3:44
bilgisi dersleri geliyor. Yani
3:46
disiplinler içe geçiyor. Sonra 1936'da
3:49
iş okulu ilkesi yani teori yerine pratik
3:52
yaparak öğrenme ön plana çıkıyor. Ve
3:53
2005'e geldiğimizde yapılandırmacı
3:55
yaklaşım artık çocuk bilgiyi pasifçe
3:58
alan biri değil kendi bilgisini aktif
4:00
olarak inşa eden bir kaşif. Sürekli bir
4:03
evrim var aslında. Peki aile, sistem,
4:06
çocuğun gelişimi, tüm bu parçaları bir
4:08
araya getirdiğimizde o ilk sorumuza
4:10
dönüyoruz. Bir çocuğun hazır olup
4:12
olmadığını nasıl anlarız? Notların
4:14
testlerin ötesine nasıl bakarız? İşte
4:17
bunun için test dışı teknikler diye bir
4:20
kavram var. Yani akademik bilgiyi
4:22
ölçmenin ötesine geçen yöntemler, çocuğu
4:25
bir bütün olarak görmemizi sağlayan
4:26
anahtar ve tam olarak bu. Nedir peki bu
4:29
teknikler? Mesela anketler. çocuğun ilgi
4:32
alanlarını neye nasıl yaklaştığını
4:34
anlamamızı sağlıyor. Derecelendirme
4:36
ölçekleri belirli davranışları ne
4:38
sıklıkla yaptığını gözlemlememize
4:40
yarıyor ve bireysel değerlendirmede tüm
4:42
bu verileri bir araya getirip bize
4:44
çocuğun çok yönlü bir resmini çiziyor.
4:47
Bu araçların en güzel tarafı ne biliyor
4:49
musunuz? Çocuğu sadece akademik
4:51
performansıyla değil tüm yönleriyle yani
4:53
bir bütün olarak analiz etmemizi
4:55
sağlaması. Mesele ne bildiği değil kim
4:58
olduğu. Bütün yaklaşım tam olarak bu.
5:01
Bütün bunları konuştuktan sonra belki de
5:04
en başta sorduğumuz soruyu değiştirmemiz
5:06
gerekiyor. Belki de asıl sormamız
5:08
gereken çocuk okula hazır mı değil de
5:11
şudur: Peki biz okullarımızı her bir
5:13
çocuğa hazır hale nasıl getirebiliriz?
5:16
İşte bu soru sorumluluğu tek başına
5:18
çocuğun omuzlarından alıp aileye, okula
5:21
yani tüm sisteme paylaştırıyor. Bu
5:24
hepimizin üzerinde düşünmesi gereken bir