0:00
Her gün, her an elimizden düşürmediğimiz
0:02
o ekranlar var ya. Hah. İşte onlar
0:04
zihnimizi nasıl şekillendiriyor hiç
0:06
düşündünüz mü? Hadi gelin hayatımızın
0:09
tam merkezindeki bu inanılmaz gücü yani
0:11
medyayı şöyle bir masaya yatıralım. Peki
0:14
bir düşünün. Şu an elinizde tuttuğunuz o
0:16
telefon dünyaya açılan bir pencere mi
0:19
gerçekten? Yoksa sizi oyalayan,
0:21
dikkatinizi çelen, zekice tasarlanmış
0:24
bir kafes mi? İşte bu soru. Bu sorunun
0:26
cevabı inanın bana hiç de basit değil.
0:29
çok daha derinlere iniyor. Çünkü işin
0:32
aslı şu: Medya bize kendi rolü ile
0:34
ilgili taban tabana zıt iki tane güçlü
0:37
vizyon sunuyor. Biri diyor ki ben seni
0:39
özgürleştiririm. Diğeri ise adeta bir
0:42
tuzak kuruyor. O zaman ne yapalım? Gelin
0:45
bu iki zıt görüşe de şöyle bir yakından
0:47
bakalım. Hadi ilk senaryoyla o daha
0:50
karamsar olanla başlayalım. Medya bir
0:53
kontrol makinesi olarak nasıl işliyor?
0:56
Bu fikrin kökleri aslında bayağı
0:57
eskilere. Frankfurt okulu denen bir
0:59
düşünce akımına ve onların kültür
1:01
endüstrisi diye bir kavramına kadar
1:03
gidiyor. Bakın Adorno ve Horkheimer gibi
1:05
düşünürler. O zamanlar ne demişler
1:07
biliyor musunuz? Popüler kültür yani
1:09
izlediğimiz filmler, dinlediğimiz
1:11
müzikler, okuduğumuz dergiler. Bunlar
1:13
aslında tıpkı bir fabrikada seri
1:14
üretimle üretilen ürünler gibi. Amaç ne
1:17
peki? Kitleleri pasifize etmek. Yani
1:20
uyuşturmak ve eleştirel düşünmelerini
1:23
Eee tabii bu endüstrinin etkileri de
1:24
inanılmaz derin. Asıl hedef ne?
1:26
eleştirel düşünceyi tamamen köreltmek,
1:29
kitleleri manipüle etmek ve onları öyle
1:31
bir sakinleştirmek ki mevcut sisteme
1:33
tamam desinler, sorgulamasınlar. Yani
1:35
resmen bir aptallaştırma mekanizması
1:37
gibi çalışıyor diyorlar. Şimdi bu
1:39
kontrol meselesini bir tık daha ileri
1:41
taşıyan çok kritik bir kavram daha var.
1:45
Antonio Gramsi'nin hegemonya teorisi.
1:47
Gram diyor ki, "Asıl kontrol birini
1:50
zorla bir şeye inandırmak değildir."
1:52
Hayır. Asıl güç egemen olan ideolojiyi
1:55
yani belli bir bakış açısını size sanki
1:58
doğal olan buymuş, sağduyu bunu
2:00
gerektirirmiş gibi sunmaktır. Hani hep
2:02
böyleydi, hep de böyle olacakmış gibi.
2:04
Şöyle düşünün. Dizilerde sürekli belli
2:06
bir yaşam tarzının normal ve ideal
2:09
olarak gösterilmesi. İşte bu gönüllü
2:11
rızayı yaratmanın en baba aracı ne
2:14
olabilir sizce? Tabii ki medya. Peki
2:16
tamam bu karamsar tabloyu bir kenara
2:18
bırakalım. Madalyonun bir de öbür yüzü
2:20
var değil mi? Şimdi de medyanın tam
2:23
tersi bir role büründüğü yani bir
2:25
özgürlük bekçisi olduğu fikrine o çok
2:27
daha iyimser vizyona bakalım. Bu
2:30
gerçekten de çok daha umut verici bir
2:31
bakış açısı ve kökleri de öyle yeni
2:34
değil. bayağı eskiye dayanıyor. Düşünün
2:36
ta 164'te Jean Milton çıkıp diyor ki,
2:39
"Gerçek ancak ve ancak fikirler özgürce
2:42
çarpışırsa ortaya çıkar." Yani sansüre
2:44
karşı çıkıyor. Sonra 19. yüzyılda John
2:47
Still geliyor. Haberin serbest akışı
2:49
ilkesini savunuyor. İşte bütün bu
2:51
fikirler zamanla birleşip günümüzdeki o
2:54
ideal bekçi köpeğin medya anlayışını
2:56
oluşturuyor. Peki tam olarak nedir bu
2:58
bekçi köpeği rolü? Şöyle açıklayayım.
3:01
Hani devlette üç güç vardır ya. yasama,
3:03
yürütme, yargı işte medyada 4 güç olarak
3:06
kabul ediliyor bu anlayışta. Peki görevi
3:09
ne? Bizim adımıza yani halk adına
3:11
hükümeti ve diğer bütün güçlü kurumları
3:13
denetlemek, onların hesap vermesini
3:16
sağlamak, kısacası güçlülerin ensesinde
3:18
olmak. Şimdi gelin bu iki zıt vizyonu
3:21
daha net görebilmek için şöyle bir
3:23
karşılaştıralım. Bir tarafta pasif
3:25
tüketiciler yaratan bir kontrol makinesi
3:28
var. Diğer tarafta ise bilinçli
3:30
vatandaşlar yetiştiren bir özgürlük
3:32
bekçisi. Biri size tepeden bir ideoloji
3:34
dayatıyor. Öbürü ise fikirlerin
3:37
serbestçe rekabet ettiği bir pazar alanı
3:39
açıyor. Yani biri rıza üretirken diğeri
3:42
hesap soruyor. Arada dağlar kadar fark
3:44
var. Gerçekten de bambaşka iki evren.
3:47
Peki bu iki zıt gücün klasik savaşı
3:50
hayatımıza internet ve sosyal medya
3:52
girince neye dönüştü? İşte tam bu
3:54
noktada dijital devrimin getirdiği o
3:56
devasa değişim oyuna dahil oluyor ve her
3:59
şeyi değiştiriyor. Bütün bu değişimin en
4:01
temelinde adına sayısallaşma dediğimiz
4:03
teknik bir süreç yatıyor. Kulağa
4:05
karmaşık gelebilir ama aslında basit.
4:07
Eskiden bilgi analog sinyallerle yani
4:10
mesela ses dalgalarıyla veya film
4:12
şeritleriyle iletilirdi. Sayısallaşma
4:14
bütün bu bilgiyi alıp bilgisayarların
4:16
anladığı o meşhur sıfırlar ve birlerden
4:18
oluşan dijital koda çeviriyor. İşte
4:21
bugün kullandığımız bütün yeni medyanın
4:23
kalbinde bu yatıyor. İşte bu basit
4:25
görünen teknik değişim medyanın tüm
4:27
yapısını kökünden sarstı. Şöyle ki
4:30
geleneksel medya tek yönlü bir otobandı.
4:33
Televizyon yayın yapardı. Siz de oturup
4:35
izlerdiniz. Yani kitle tamamen pasifti.
4:38
Ama yeni medya öyle mi? Hayır. O
4:40
etkileşimli yani çift yönlü bir yol.
4:42
Artık bizler sadece tüketen değil aynı
4:45
zamanda içerik üreten kişileriz. İşte bu
4:48
gücü pasif izleyiciden aktif kullanıcıya
4:50
kaydıran devrim gibi bir adımdı. Ama
4:53
tabii ki bu yeni güç yepyeni tehlikeleri
4:55
de beraberinde getirdi. Psikiyatrist
4:57
Kemal Sayar'ın şu tespiti, durumu çok
4:59
güzel özetliyor aslında. Gün boyu sosyal
5:01
medya gönderilerine göz gezdiren biri
5:03
ülke ve dünya olaylarına dair yeterince
5:05
bilgi sahibi olduğu yanılsamasına
5:06
kapılabilir. Ne kadar doğru değil mi?
5:08
Yani sürekli bir bilgi bombardımanı
5:10
altındayız ama bu bombardıman gerçekten
5:12
bilgili olduğumuz anlamına gelmiyor.
5:14
Aksine bir yanılsama yaratıyor. Peki tüm
5:17
bu konuştuğumuz teoriler, teknolojik
5:20
devrimler günün sonunda sizin için, ben
5:23
için yani hepimiz için ne ifade ediyor?
5:26
Pratik anlamı ne bunun? Bugünün medya
5:28
dünyasını belki de üç temel noktada
5:31
özetleyebiliriz. Birincisi, sizin o
5:33
sosyal medya akışınız var ya orada her
5:36
saniye bir savaş dönüyor. Bir yanda
5:38
hegemonya gibi sizi kontrol etmeye
5:40
çalışan güçler, diğer yanda etkileşim
5:42
gibi size özgürlük alanı açan güçler
5:45
sürekli bir çekişme halindeler. İkincisi
5:48
gücün adresi değişti. Yeni medya artık
5:50
birey olarak hepimizin eline hem bir
5:52
şeyler yaratmak hem de fena halde
5:54
manipüle edilmek için inanılmaz araçlar
5:57
veriyor. Ve en önemlisi üçüncüsü
5:59
sorumluluk artık tamamen bizde. Yani
6:02
bilinçli bir vatandaş mı olacağız yoksa
6:04
pasif bir tüketici mi kalacağız? İşte bu
6:06
aradaki çizgiyi çekme görevi artık bize
6:09
ait. Ve tüm bunlar bizi belki de en can
6:12
alıcı soruya getiriyor. Böyle sonsuz
6:15
bilginin aktığı bir çağda asıl mesele
6:18
neye inanacağımızı bilmek mi yoksa en
6:21
başta nasıl düşüneceğimizi bilmek mi?
6:23
İşte bu sorunun cevabı medyanın
6:26
zihnimizin mimarı mı yoksa sadece bir
6:29
misafiri mi olacağını belirleyecek olan