IKT406U Avrupa Birliği ve Türkiye İlişkileri Ünite 2,
Aöf Uluslararası İlişkiler Lisans,
Aöf Siyaset Bilimi Ve Kamu Yönetimi Lisans,
Aöf İktisat Lisans
Anadolu Aöf Siyaset Bilimi Ve Kamu Yönetimi Lisans çıkmış sınav soruları ve deneme sınavları
https://lolonolo.com/2026/03/27/ikt406u-avrupa-birligi-ve-turkiye-iliskileri-unite-2/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Türkiye ve Avrupa tam 40 yıl süren
0:03
inişlerle, çıkışlarla, büyük umutlarla
0:06
ve tabii ki derin hayal kırıklıklarıyla
0:08
dolu inanılmaz bir serüven. Gelin şimdi
0:11
bu karmaşık ama bir o kadar da
0:13
sürükleyici yolculuğun en kilit anlarına
0:15
birlikte bakalım. Peki ama nasıl oldu da
0:18
basit bir ortaklık başvurusu nesiller
0:20
boyu süren bu kadar uzun ve dolanbaşlı
0:23
bir yola dönüştü? İşte bu bölümde tam da
0:26
bu sorunun peşine düşeceğiz. O yüzden
0:28
haydi film şeridini en başa saralım. Her
0:31
büyük hiçare gibi bu da büyük umutlarla
0:34
başladı. Şöyle bir gözünüze canlandırın.
0:36
1950'lerin sonu. Türkiye yüzünü
0:39
kararlılıkla batıya dönmüş kalkınma ve
0:42
modernleşme rüzgarları esiyor. Ve bu
0:44
büyük vizyonun en parlak hedefi de
0:47
Avrupa ile bütünleşmek. Ve işte o ilk
0:50
resmi adım 31 Temmuz 1959'da atıldı.
0:54
Dışişleri Bakanı Fatih Rüştü Zorlu'nun
0:56
AYT'ye yaptığı ortaklık başvurusu
0:59
hikayeyi başlatan o ilk kıvılcımdı.
1:01
Tabii araya giren 1960 darbesi işleri
1:04
biraz yavaşlatsa da görüşmeler yeniden
1:06
başladı ve 12 Eylül 1963'te imzalanan
1:10
Ankara Anlaşmasıyla Türkiye AYT
1:12
ilişkilerinin adeta yol haritası hatta
1:15
anayasası çizilmiş oldu. Sakın ola ki
1:17
bunu basit bir belge sanmayın. Bu son
1:20
derece detaylı düşünülmüş, uzun vadeli
1:22
bir gelecek planıydı. Üç temel aşaması
1:25
vardı. Birincisi Türk ekonomisinin
1:27
güçleneceği bir hazırlık dönemi.
1:29
İkincisi gümrük birliğine varılacak olan
1:32
geçiş dönemi. Ve son olarak da nihai
1:34
hedef olan tam üyeliğe giden son dönem.
1:37
Peki bu anlaşmanın en can alıcı noktası
1:39
neydi biliyor musunuz? Başlangıçta
1:41
Türkiye için inanılmaz avantajlı olması.
1:44
Özellikle o meşhur 28. madde çok
1:46
kritikti. Çünkü yolun sonundaki hedefi
1:49
net bir şekilde koyuyordu. Tam üelik.
1:52
Ama durun dahası var. İlk etapta
1:54
Türkiye'den hiçbir ekonomik fedakarlık
1:56
beklenmezken AET tek taraflı olarak Türk
1:59
ürünlerine kapılarını açıyordu. Yani top
2:02
tamamen Türkiye'nin sahasındaydı. Bütün
2:04
bu süreci yönetmek için de bir ortaklık
2:07
konseyi kuruldu. Ama bilirsiniz hayatta
2:09
her şey planlandığı gibi gitmez. O
2:11
umutlu başlangıcın ardından oldukça
2:14
zorlu yollar geldi ve 70'ler. Ah o
2:17
70'ler hem Türkiye hem de dünya için tam
2:19
bir fırtına dönemiydi. Ankara Anlaşması
2:22
büyük bir vizyondu. Bir hedefti ya işte
2:25
1970'te imzalanan katma protokol de o
2:28
hedefe giden yolun navigasyon cihazı
2:30
gibiydi. Yani gümrük birliğine giden
2:32
yolun bütün teknik detayları, bütün
2:34
kuralları bu protokolle belirlendi.
2:36
Aslında protokolün arkasında çok zekice
2:39
bir mantık vardı. Türk sanayisini ani
2:41
bir rekabet şokundan korumak. Bunun için
2:44
dediler ki ürünleri ikiye ayıralım.
2:46
Genel ürünlerde gümrükleri 12 yıllık bir
2:48
takvimle sıfırlayalım ama tekstil gibi
2:50
bizim için hassas olan sektörlere tam 22
2:53
yıllık devasa bir koruma kalkanı
2:55
sağlayalım. Bu sanayiye korkma, zamanın
2:58
var, hazırlan demenin bir yoluydu. Ama
3:00
işte hayat kağıt üzerindeki planları pek
3:02
sevmez. 70'ler doyunca dünya ekonomisi
3:05
altüst oldu. Önce Braton Wood sistemi
3:07
çöktü. Sonra bam 1973 petrol şoku
3:10
patladı. Bu küresel fırtınalar Türkiye
3:12
ekonomisini perişan etti. Bütün bunların
3:14
ortasına bir de 1974 Kıbrıs Harekatın'ın
3:17
getirdiği siyasi gerilim bombası düşünce
3:19
işler iyice sarpa sardı. Sonuç ne mi
3:22
oldu? 1978'de Ecebit hükümeti bir dakika
3:25
mola dedi ve yükümlülüklerinin 5 yıl
3:27
dondurulmasını istedi. Ve o uzun
3:29
yolculuk ilk defa ciddi bir şekilde
3:31
sarsıldı, yolda kaldı. 70'lerin o
3:34
çalkantılı denizi bitti derken 80'lere
3:37
geldik ve 80'lerde her şey dondu. sadece
3:41
yavaşlamadı. Kelimenin tam anlamıyla buz
3:44
kesti. Tarih 12 Eylül 1980.
3:48
Türkiye bir askeri darbeyle uyandı ve bu
3:51
darbe sadece ülke içindeki her şeyi
3:53
değil Avrupa'yla o ince ince işlenmiş
3:56
ilişkileri de bir anda yerle bir etti.
3:59
Tepki anında ve çok sert geldi. Avrupa
4:02
Parlamentosu 1982'de ilişkilerin
4:04
dondurulmasını tavsiye etti. Artık
4:06
masada yeni ve çok net bir kural vardı.
4:08
Demokrasi olmadan ortaklık olmaz. Ve o
4:11
40 yıllık yolculuk var ya işte o bir buz
4:14
kalıbının içinde donup kaldı. Peki bu
4:17
buzlar nasıl çözülecekti? Zamanla Özal
4:20
hükümeti ile birlikte esen yeni ekonomik
4:22
rüzgarlar ilişkileri yavaş yavaş
4:24
ısıtmaya başladı. Ama asıl bomba 1987'de
4:28
patladı. Türkiye masaya öyle bir yumruk
4:30
vurdu ki artık ortaklık falan değil biz
4:33
tam üyelik istiyoruz dedi. Herkes şok.
4:36
Gözler Brüksel'e çevrildi. Acaba bu
4:38
resti görecekler miydi? Ve cevap 1989'da
4:42
geldi. Ne evet dediler ne de tam
4:44
anlamıyla hayır. Tipik bir Brüksel
4:47
cevabıydı. Yani dediler ki zamanlama
4:49
yanlış. Hem sizin daha yapacak çok
4:52
işiniz var hem de bizim kendi içimizde
4:54
halletmemiz gereken meseleler var. Yani
4:56
kibarca kapı açık ama şimdilik dışarıda
4:58
bekleyin demiş oldular. Geldik 90'lara.
5:01
Bu 10 yıl tam bir birileri iki geri
5:04
hikayesi gibiydi. Bir yanda tarihin en
5:07
büyük ekonomik adımı atıldı. Diğer yanda
5:09
ise siyaseten en sert duvara çarpıldı ve
5:13
takvimler 1 Ocak 1996'yı gösterdiğinde o
5:17
yıllardır beklenen an geldi. Türkiye
5:20
Gümrük Birliği'ne girdi. Bu Ankara
5:22
Antlaşması'nın en büyük vainin
5:24
gerçekleşmesi demekti. Artık ekonomik
5:27
olarak geri dönüşü olmayan bir yola
5:29
girilmişti. Gerçekten de tarihi bir
5:31
adımdı. Ama bu gümrük birliği
5:33
madalyonunun iki yüzü vardı. Bir yüzünde
5:35
neşeli bir hava. Dış ticaret fırladığı
5:38
ihracatçılar bayram etti. Ama
5:40
madalyonunu çevirince yıllardır
5:42
korunaklı bir bahçede büyüyen Türk
5:44
sanayisi kendini bir anda kurtlar
5:46
sofrasında buldu. Avrupa'nın sanayi
5:49
devleriyle rekabet etmek zorundaydı. Bu
5:52
ölüm kalım savaşı gibi bir şeydi. Ya
5:54
adapte olup güçleneceksin ya da yok
5:56
olacaksın. Tam da ekonomik olarak bu
5:58
kadar büyük bir bedel ödenmişken herkes
6:01
siyasi bir ödül bekliyordu değil mi? Ama
6:03
olan tam tersiydi. 1997 Lüksemburg
6:06
zirvesi tam bir hayal kırıklığıydı.
6:08
Soğuk savaştan yeni çıkmış ülkeler bile
6:10
aday listesine alınırken Türkiye kapının
6:12
dışında bırakıldı. Hatta ne dediklerini
6:14
kimsenin anlamadığı fiilen aday olmayan
6:17
ülke diye garip bir statı uydurdular.
6:19
Ankara'da kıyamet koptu tabii. İlişkiler
6:21
bir kez daha buz kesti. İşte tam da
6:24
artık bu iş olmaz. Defter kapandı
6:25
denilen outsuz anda kimsenin aklının
6:28
ucundan bile geçmeyecek çok acı bir olay
6:31
yaşandı ve bu trajediden inanılmaz bir
6:34
şekilde yepyeni bir umut doğdu.
6:36
Hikayenin akışı tamamen değişmek
6:38
üzereydi. Tarih kitaplarına deprem
6:41
diplomasi diye geçen bir kavramdan
6:43
bahsediyorum. Düşünün 1999'da önce bizim
6:46
canımız yandı. Sonra komşu Yunanistan'ın
6:49
ve bu ortak acı yıllardır siyasetin
6:51
açtığı bütün yaraları bir anda
6:53
iyileştirdi. Siyasetçilerin yapamadığını
6:56
enkazdan birbirine uzanan eller yaptı.
6:59
Her şey film şeridi gibi aktı gitti.
7:01
Ağustos'ta Yunanistan bize koştu.
7:03
Eylül'de biz onlara. Ve bir anda ne oldu
7:05
biliyor musunuz? Yıllardır Türkiye'nin
7:07
AB üyeliğine en sert şekilde karşı çıkan
7:10
Yunanistan vetosunu çekti. Sadece
7:12
çekmekle kalmadı. en büyük destekçimiz
7:15
oldu. İşte bu inanılmaz atmosferde
7:17
takvimler Aralık 1999'u gösterdiğinde
7:20
bütün liderler Helsinki'de masaya oturdu
7:23
ve sonuç muhteşemdi. Lüksemburg'da
7:26
kapıdan kovulmamızın üzerinden sadece 2
7:29
yıl geçmişti ki Helsinki zirvesinde
7:31
Türkiye resmen aday ülke ilan edildi.
7:34
959'da Fatin Rüştü Zorlu'nun attığı o
7:37
ilk adımla başlayan 40 yıllık macera
7:40
nihayet en önemli hedeflerinden birine
7:43
ulaşmıştı. Böylece 40 yıllık bir devir
7:46
kapandı. Ama bilirsiniz dağın zirvesine
7:49
ulaştığınızda aslında sadece daha yüksek
7:51
dağları görürsünüz. Türkiye adaylık
7:54
statüsünü almıştı evet ama bu yolun sonu
7:56
muydu? Yoksa asıl zorlu en çetrefilli
8:00
yokuş daha yeni mi başlıyordu?
#Education

