İKT201U İktisadi Düşünceler Tarihi 2024-2025 Final Soruları
https://lolonolo.com/2026/05/12/ikt201u-iktisadi-dusunceler-tarihi-2024-2025-final-sorulari/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Herkese merhaba. Bu incelememizde
0:02
iktisadi düşünce tarihinin o büyüleyici
0:04
ve sürekli hareket halindeki dünyasına
0:06
harika bir yolculuğa çıkıyoruz. Şöyle
0:08
düşünün. İktisat tarihine baktığınızda
0:10
aslında duran sabit bir tablo
0:12
görmezsiniz. Karşınızda devasa sürekli
0:15
sallanan bir sarkaç vardır. Bu sarkaç
0:17
bir uçta devletin ekonomiyi sıkı sıkıya
0:19
kontrol ettiği sistemler, diğer uçta ise
0:22
tamamen serbest bırakılmış piyasalar
0:24
arasında durmaksızın gidip gelir. Bugün
0:26
işte tam da bu devinimi, bu sarkaç
0:28
hareketini adım adım akıcı ve çok net
0:30
bir şekilde inceleyeceğiz. Hazırsanız
0:32
hemen başlayalım. Yol haritamız oldukça
0:35
net. Birlikte dört belirgin dönemi
0:37
kapsayan bir rota izleyeceğiz. Önce
0:39
devlet kontrolünden serbest piyasaya o
0:42
büyük geçişi konuşacağız. Ardından bu
0:44
serbest sisteme yöneltilen sosyalist
0:46
eleştirilere bakacağız. Sonra büyük
0:48
buhranın dünyaya nasıl sarstığını ve
0:50
kendinizen müdahalenin doğuşunu son
0:52
olarak da parasalcılarla yeni klasik
0:55
yaklaşımları ele alacağız. Kısacası her
0:57
yeni okulun bir öncekinin kusurlarına
0:59
nasıl isyan ettiğini göreceğiz. 1.
1:01
Bölüm. Devlet kontrolünden serbest
1:04
piyasaya yani iktisadi düşüncenin
1:07
kökenleri. Acaba bir toplumun kaynakları
1:10
ve zenginliği nasıl yönetilmeli? İşte
1:13
insanlık tarihinin kaydedilmiş en eski
1:15
fikirlerine her şeyin başladığı yere
1:17
doğru gidiyoruz. Zamanı biraz geriye
1:20
aslında bayağı bir geriye saralım. O
1:22
bahsettiğimiz sarkacın ilk büyük
1:23
savrulması Antik Yunan'da Platon'un
1:25
devlet adlı eserinde karşımıza çıkıyor.
1:27
Bu ekonomiyi devletin sıkı sıkıya
1:30
kontrol etmesi gerektiğini savunan ilk
1:31
büyük kolektivist model. Oradan
1:33
yüzyıllar sonrasına 16. yüzyıla kocaman
1:36
bir sıçrama yapıyoruz. Zenginliği sadece
1:38
altın ve değerli maden biriktirmek sanan
1:40
tarihte ilk kez merkantilizm olarak
1:42
adlandırılan sisteme geliyoruz. Ama
1:44
sarkaç burada da durmuyor. Klasik
1:46
iktisadın babası Adam Smith bile yepyeni
1:49
devrim niteliğinde bir serbest piyasa
1:51
fikrine doğru muazzam bir hızla
1:52
savruluyor. Peki Adam Smith'in
1:55
kafasındaki zenginlik formülü nasıldı?
1:58
Aslında saat gibi işleyen şaşırtıcı
2:00
derecede mantıksal bir mekanizma
2:02
kurgulamıştı. Smith'e göre kural basit.
2:05
Dış ticareti serbest bırakırsanız piyasa
2:08
doğal olarak genişler. E piyasa
2:10
genişleyince ne olur? Üretimde ölçek
2:12
büyür. iş bölümü çeşitlenir ve tüm
2:15
bunlar harika bir zincirleme reaksiyonla
2:17
toplumun genel zenginliğini artırır.
2:20
Yani piyasayı tamamen kendi haline
2:22
bırakmak teorik olarak herkes için
2:24
muazzam bir refah yaratır. Sonrasında
2:27
neoklasik iktisatçılar sahneye çıktı ve
2:29
bu serbest piyasa fikrini alıp çok zarif
2:31
bir şekilde matematiğe döktüler. Burada
2:33
çok kritik bir sınav terimi var. Eş
2:35
marjinal fayda ilkesi. Neoklasik iktisat
2:38
rasyonel tüketici davranışını bu şekilde
2:40
açıklamaya çalıştı. Yani bizler tüketici
2:42
olarak paramızı öyle bir harcarız ki
2:44
aldığımız her son birim malın bize
2:46
sağladığı fayda ile o mala ödediğimiz
2:48
fiyat arasındaki oran birbirine tık diye
2:51
eşitlenir. Ekonominin matematikle dans
2:53
ettiği o anlardan biri. Gelelim ikinci
2:55
bölüme. Sisteme yönelik sosyalist
2:57
eleştiriler. Yani o devasa sarkaç geri
2:59
dönüyor. Kağıt üzerinde serbest piyasa
3:02
mükemmel görünüyordu ama işçiler için
3:04
sokaktaki acımasız gerçekler büyük bir
3:06
isyan ateşi yaktı. Sarkaç yeniden
3:09
müdahaleciliğe doğru hızla savrulmaya
3:11
başladı. Sistemin çatlaklarını ilk fark
3:13
edenler o erken dönem eleştirmenleriydi.
3:16
Mesela Thomas Moore efsanevi eseri
3:18
Ütopya'da özel mülkiyetin kendisine
3:20
tamamen isyan edip adaletli bir düzen
3:22
kurguladı. Öte yandan Sismonde de
3:25
Sismondi çok daha acil pratik bir
3:27
taleple geldi. Teknolojik gelişmelerin
3:29
işçilere adeta ezdiğini söyledi ve
3:31
devletin acilen devreye girip işçi
3:33
haklarını koruması gerektiğini savundu.
3:35
Yani anlayacağınız Devlet kontrolü fikri
3:38
yavaş yavaş tekrar masaya geliyordu ve
3:40
sonra sahneye tarihteki en büyük kırılma
3:42
noktalarından birini yaratan Carl Marx
3:44
çıktı. Marx eleştirisini tam da sistemin
3:48
kalbine sapladı. Artı değer kavramı.
3:51
Bunu tarihi yolculuğumuzda kilit bir
3:53
kavram olarak cebimizde tutalım. Marx'a
3:55
göre serbest piyasa sadece eşitsizlik
3:58
yaratmakla kalmıyordu. Doğası gereği
4:00
emeği sömürüyordu. Ona göre patronun
4:02
cebine giren o kar işçinin emeğinden
4:05
acımasızca çalınan bir artı değerden
4:07
başka hiçbir şey değildi. O dönemin
4:10
karamsar ama bir o kadar da güçlü
4:11
eleştirilerinden bir diğeri Ferdinand
4:14
Lasal'den geldi. İsmi bile oldukça sert.
4:16
Ücretlerin Tunç Kanunu. Lasal sistemin
4:20
işçilere asla nefes aldırmayacağını
4:22
savundu. göre ücretler hiçbir zaman
4:25
artmayacak. Daima sadece işçinin hayatta
4:28
kalmasını sağlayacak o minimum geçim
4:30
seviyesine doğru itilecekti. Serbest
4:32
piyasanın o övülen altın çağı işçiler
4:35
için adeta tunçtan bir kafese
4:37
benzetiliyordu. Yalnız buradaki çok can
4:39
alıcı bir noktayı kaçırmayalım. Sistemi
4:41
eleştiren o dev isimler bile kendi
4:43
aralarında tam olarak anlaşamıyordu. Bir
4:45
yanda Marx'ın mutlak ve kaçınılmaz bir
4:47
devrim inancı varken karşısında kurumcu
4:50
iktisatçı Thorstein Weblen duruyordu.
4:52
Weben de sistemi kıyasıy eleştiriyordu
4:54
ama kapitalizmin bu şekilde devrimle
4:56
çökeceği fikrine kesinlikle
4:58
katılmıyordu. Yani sistemin
4:59
eleştirmenleri arasında bile entelektüel
5:01
bir çatışma tam gaz devam ediyordu.
5:04
Madem Weblen dedik, bugün bile
5:05
etrafımızda sıkça gördüğümüz şu muazzam
5:07
psikolojik iktisadi kavrama değinmeden
5:09
kesinlikle geçmeyelim Weblen etkisi.
5:12
Hani şu neoklasik iktisatçıların
5:14
insanların tamamen rasyonel olduğunu,
5:16
fiyat artınca talebin düşeceğini
5:17
söyleyen teorisi vardı ya. Weblen bunun
5:20
her zaman işe yaramadığını kanıtladı.
5:21
İnsanlar, özellikle de zenginler sırf
5:24
toplumdaki statülerini sergilemek, bakın
5:26
ben buradayım demek için fiyatı uçuk
5:28
olan pahalı malları özellikle satın
5:29
alıyorlardı. Demek ki tüketici davranışı
5:32
hiç de sanıldığı kadar rasyonel değildi.
5:34
Bir başka kurumcu iktisatçı JK Garbate
5:37
ise toplumun değişimi olan direncini
5:39
harika bir tabirle özetliyor. Geleneksel
5:42
akıl. İnsanlar ve dev kurumlar sırf
5:44
alıştıkları için eski fikirlere körü
5:46
körüne bağlı kalıyorlardı. Garbate aynı
5:49
zamanda dev şirketlerin bu ezici gücüne
5:51
karşı işçi sendikalarının mutlaka bir
5:53
dengeleyici güç olması gerektiğine
5:54
inanıyordu. Şimdi tüm bu teorik
5:57
tartışmalar, o derin sömürü iddiaları ve
5:59
kurumların yapıları konuşulurken ufukta
6:02
çok karanlık bulutlar toplanmaya
6:03
başlamıştı. Size oldukça dramatik ama
6:06
bir o kadar da gerçek bir soru sormak
6:08
istiyorum. Piyasanın kendi kendine her
6:10
zaman dengeleyeceğini olan o sarsılmaz
6:12
inanç piyasa tamamen donduğunda, o
6:15
devasa makine durduğunda nasıl bir
6:17
duvara toslar? İşte o yıl 1929.
6:22
Sadece sıradan bir tarih değil. Klasik
6:24
iktisadın o piyasalar kendi kendini her
6:27
zaman düzeltir inancının paramparcı
6:29
olduğu dünyanın gördüğü en korkunç
6:31
ekonomik çöküş yılı. Büyük buhran.
6:34
İnsanlar işsiz, koca koca fabrikalar
6:36
kapalı. Sistem tamamen kilitlenmiş
6:39
durumda. Sarkaç artık öyle uç bir
6:41
noktaya geldi ki dünyanın yeni bir sese,
6:43
yepyeni bir kurtarıcıya ihtiyacı vardı.
6:46
Çüncü bölümümüz: Büyük buhran ve
6:48
Keynezyen müdahale. Devletin artık
6:51
mecburen kolları sıvayıp bozulan bu
6:54
devasa makineyı tamir etmek için tam
6:56
merkezden oyuna dahil olduğu o tarihi
6:59
döneme giriyoruz. John Mahar Kanes, tüm
7:02
dünyanın ekonomik bakış açısını temelden
7:04
sarsan isim. Ona göre 1929 krizinin
7:06
sebebi klasiklerin iddia ettiği gibi
7:08
öyle bir arz fazlalığı falan değildi.
7:10
Problem çok ama çok daha basitti.
7:13
Efektif talep yetersizliği. İnsanların
7:15
cebinde 5 kuruş para yoktu. Harcama
7:17
yapamıyorlardı. Kanes dedi ki özel
7:19
sektör korkup harcamayı kestiğinde
7:21
öylece oturup sihirli bir elin piyasayı
7:24
düzeltmesini bekleyemeyiz. Devlet bizzat
7:26
devreye girmeli, kamu harcamalarını
7:28
artırmalı ve o eksik talebi kendi
7:30
elleriyle yaratmalıdır. Keynes'in bu
7:32
tespiti o kadar nokta atışıydı ki durumu
7:35
efsanevi tasarruf paradoksuyla açıkladı.
7:37
Şöyle düşünün. Kriz anında herkes paniğe
7:40
kapılıp parasını yastık altına atarsa ne
7:42
olur? Piyasadaki tüketim bıçak gibi
7:44
kesilir. Kimse harcama yapmadığı için
7:46
şirketler batar, işsizlik patlar ve
7:48
ekonomi giderek küçülür. Ve işin en
7:51
büyük ironisi şudur. Herkes bireysel
7:53
olarak tasarruf etmeye çalıştığı için
7:55
genel gelirler o kadar feci düşer ki
7:57
günün sonunda ülkedeki toplam tasarruf
7:59
miktarı aslında azalmış olur. Gerçekten
8:01
ölümcül bir kısır döngü ve bu okul
8:04
zamanla postcen teori ile çok daha
8:06
ilginç bir boyuta ulaştı. Onlar
8:09
enflasyon dediğimiz o büyük canavarı
8:11
sadece piyasadaki basit bir parasal
8:12
şişkinlik olarak görmeyi kesinlikle
8:14
reddettiler. Onlara göre enflasyon işçi
8:17
sendikalarıyla dev firmalar arasında
8:19
pastadan kimin daha büyük dilimi
8:21
alacağına dair verilen o kıyasıya
8:23
mücadelenin sonucuydu. Yani o bitmek
8:25
bilmeyen fiyat ücret sarmalının
8:27
yarattığı yapısal bir hastalık. Bir nevi
8:29
sınıflar arası savaşın ekonomiye
8:31
yansıması. 4.üncü ve son bölümümüz
8:34
parasalcılar ve yeni klasik yaklaşımlar
8:36
yani rasyonaliteye dönüş. Keynes
8:39
döneminin o yoğun ve ağır devlet
8:41
müdahaleleri zamanla kendi krizlerini,
8:43
yüksek enflasyonları yaratınca ne oldu
8:46
dersiniz? Sarkaç bir kez daha isyan etti
8:48
ve devletin bu aşırı müdahalesine bir
8:51
tepki olarak rasyonaliteye, piyasa
8:53
mekanizmasına doğru hızla geri dönmeye
8:55
başladı ve sahneye Milton Friedman
8:58
önderliğindeki monetaryistler yani
9:01
parasalcı okul çıktı. Para arzını her
9:03
şeyin tam merkezine yerleştirdiler. Bu
9:06
okul literatürde çok ince ama inanılmaz
9:08
kritik bir düzeltme yaptı. Kenezyenler
9:11
faizi genelde paranın fiyatı gibi ele
9:13
alırken parasalcılar çok net bir çizgi
9:15
çektiler. Hayır dediler. Faiz paranın
9:18
değil bizzat kredinin fiyatıdır.
9:21
Ekonomiye öyle durmadan para şurunga
9:22
etmenin uzun vadede size refah değil
9:25
sadece devasa bir enflasyon getireceğini
9:27
savundular. Ardından yeni klasik
9:30
düşünürler geldi. Devlete güvenmenin
9:32
neden çok tehlikeli olabileceğini
9:34
muazzam bir terimle zaman
9:36
tutarsızlığıyla açıkladılar. Quidland ve
9:39
Prescott şunu gösterdi. Siz devlete,
9:41
ekonomiye sınırsız müdahale yetkisi
9:43
verirseniz o politikacılar ne yapar?
9:46
Yaklaşan bir seçim öncesinde sırf
9:48
oylarını artırmak gibi kısa vadeli
9:50
çıkarları için daha önce verdikleri o
9:52
düşük enflasyon disiplini sözünden
9:54
anında saparlar. Yani hükümetlerin o
9:57
siyasi kısa görüşlülüğü ekonominin
9:59
dengesini bozar. Yeni klasiklerin bir
10:01
diğer dalı olan reel konjonktür teorisi
10:04
ise piyasadaki dalgalanmaları işçilerin
10:07
son derece rasyonel tercihlerine
10:09
bağladı. Zamanlararası emek ikamesi diye
10:12
harika bir kavramları var. Bu kavrama
10:14
göre işçiler sistemin kurbanı falan
10:16
değildir. Aksine kendi çıkarlarını çok
10:19
iyi bilirler. Eğer ücretler o an
10:21
yüksekse işçi fazla mesaiye kalır,
10:23
çılgınlar gibi çalışır. Ama ücretler
10:26
düştüğünde o zaman da dinlenmeyi boş
10:28
zamanı tercih eder. Yani işsizlik
10:30
dediğimiz o dalgalanmalar aslında gayet
10:33
mantıklı insanların zaman içindeki bu
10:35
rasyonel tercihlerinin bir sonucudur. Bu
10:38
rasyonalite meselesinin kesinlikle zirve
10:40
noktası Robert Lucas'ın firma yanılma
10:42
teorisidir. Lucas diyor ki, "Firmalar
10:45
sürekli hata yapan, nereye gideceğini
10:47
bilmeyen saf yapılar değildir. Geçmişten
10:50
ders alırlar. Rasyonel beklentileri
10:52
vardır. Onları ancak tahmin edilemeyen
10:54
tamamen sürpriz şoklar anlık olarak
10:56
gafil avlayabilir. O yüzden devletin
10:59
tutup da sürekli onlara yol göstermesine
11:01
hiç gerek yoktur. Piyasa zaten kendi
11:03
kendine durduk yere sistematik bir hata
11:05
yapmaz. Platon'un o katı devletçi
11:08
vizyonundan başladık. Adam Smith'in
11:10
özgürlükçü piyasasına, Marx'ın sert
11:13
isyanından Keynes'in devlet müdahalesine
11:15
ve nihayet yeni klasiklerin o soğukkanlı
11:18
rasyonalitesine kadar geldik. Bu muazzam
11:20
sarkaç hareketini hep birlikte
11:22
tamamladık. Peki şimdi bugünün dünyasına
11:24
şöyle bir baktığınızda o yeniden
11:26
hortlayan yüksek enflasyonlara, devasa
11:29
teknoloji şirketlerine ve yaşadığımız
11:31
küresel krizlere şahit olurken siz ne
11:33
görüyorsunuz? Tüm bu tarihsel teorileri
11:35
yan yana koyarsak sizce iktisadi sarkaç
11:38
tam olarak şu an nereye doğru
11:39
sallanıyor? Lütfen bu soruyu zihninizde
11:41
canlı tutun. Çünkü tarihsel döngü inanın
11:43
bana henüz bitmedi. Bu incelememizde
11:46
bana katıldığınız için çok teşekkürler.
11:47
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
11:49
Hoşça kalın.
#Jobs & Education

