HUK223U Uluslararası Ticaret Hukuku
https://lolonolo.com/anadolu-aof/huk223u-uluslararasi-ticaret-hukuku/
Sunulan metin, HUK223U Uluslararası Ticaret Hukuku dersine ait kapsamlı bir eğitim içeriğini ve sınav hazırlık notlarını içermektedir. Kaynakta, uluslararası ticari ilişkileri düzenleyen temel hukuk dalları, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) gibi küresel kurumlar ve CISG gibi uluslararası mal satım sözleşmeleri detaylandırılmaktadır. Ayrıca, dış ticarette kullanılan ödeme yöntemleri, teslim şekillerini belirleyen Incoterms kuralları ve uluslararası taşıma hukuku gibi teknik konular ele alınmaktadır. Kanunlar ihtilafı ve uyuşmazlıkların çözümünde başvurulan tahkim ve arabuluculuk mekanizmaları da dersin önemli parçaları arasında yer almaktadır. Metin, öğrencilere konuyu pekiştirmeleri için özet bilgiler ve örnek çıkmış sorular sunarak rehberlik etmektedir.
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
İnternetten şöyle basit bir tişört
0:02
aldığınızda ya da marketten ithal bir
0:04
meyve seçtiğinizde bir an durup
0:06
düşündünüz mü o ürünün size ulaşmasını
0:08
sağlayan devasa sistemi? İşte bugün
0:11
Türkiye'den Almanya'ya giden tek bir
0:13
sandalyenin bile arkasındaki o görünmez
0:15
kurallar dünyasına dalıyoruz. Gelin
0:18
küresel ticareti mümkün kılan o gizli
0:20
ağları birlikte ortaya çıkaralım. Her
0:22
şey aslında çok temel bir duyguyla
0:24
başlıyor. Güvensizlik. Şöyle düşünün.
0:27
Türkiye'de bir mobilya üreticisiniz.
0:30
Almanya'daki bir mağazaya sandalye
0:31
satacaksınız. Aranızda binlerce
0:33
kilometre, farklı yasalar, farklı diller
0:36
var. E doğal olarak satıcı diyor ki ya
0:38
ben malları yollarsam ve paramı
0:40
alamazsam alıcı da aynı derecede haklı.
0:43
Peki ya parayı yolladım ama sandalyeler
0:45
ya hiç gelmezse ya da yolda kırılırsa ne
0:47
olacak? İşte bu kadar basit ama bir o
0:50
kadar da temel olan bu güvensizlik var
0:52
ya işte bu olmasaydı küresel ticaret
0:55
diye bir şeyden bahsedemezd. İşte biz
0:58
tam da buna küresel e sıkışma sorunu
1:00
diyoruz. Normalde yanınızdaki biriyle e
1:03
sıkışıp anlaşırsınız değil mi? Güven
1:05
oluşur. Ama binlerce kilometre ötedeki
1:08
biriyle nasıl el sıkışacaksınız? İşte
1:11
bütün uluslararası ticaret hukuku tam
1:13
olarak bu merkezi sorunu çözmek için
1:15
var. Peki bu devasa sorunu nasıl
1:18
aşıyoruz? Yani dünyanın bir ucundaki hiç
1:22
tanımadığınız biriyle yaptığınız bir
1:24
anlaşmayı mahallenizdeki bakkaldan bir
1:26
şey almak kadar güvenli hale getirebilir
1:28
misiniz? Elbette. Cevap herkesin bildiği
1:32
ve uyduğu standart kurallar
1:33
oluşturmaktan geçiyor. Tıpkı bir oyunun
1:36
kuralları gibi herkes için geçerli olan
1:39
kurallar. Bu kurallar zincirinin ilk ve
1:42
en önemli halkası da tabii ki sağlam
1:44
susızdırmaz bir anlaşma yapmak. Yani her
1:47
şeyi en başından netleştiren o mükemmel
1:50
sözleşmeyi hazırlamak. Tamam da bu
1:52
sözleşme hangi ülkenin kanunlarına göre
1:55
yazılacak? Türk hukukuna göre mi? Alman
1:57
hukukuna göre mi? İşte bu bitmek
1:59
bilmeyen kavgayı sonlandıran sihirli bir
2:02
kısaltma var. CISG. Düşünün ki bu 80'den
2:06
fazla ülkenin tamam biz bu kurallığa da
2:09
anlaştık dediği evrensel bir kural
2:12
kitabı. Böylece kimse kendi kurallarına
2:14
dayatmaya çalışmıyor. Herkes için adil
2:17
tarafsız bir oyun alanı yaratılıyor.
2:20
CRC'nin güzelliği de bu zaten.
2:22
Belirsizliğe yer bırakmıyor. Satıcının
2:24
ne yapması gerektiğini kristal
2:26
netliğinde sıralıyor. Malları teslim
2:28
edeceksin. İlgili belgeleri vereceksin.
2:31
Ürünlerin tam olarak anlaşılan kalitede,
2:33
sayıda ve ambalajda olduğundan emin
2:35
olacaksın. Ve tabii ki mülkiyeti
2:37
devredeceksin. Yani artık ama biz öyle
2:40
anlaşmamıştık ki gibi tartışmalara
2:41
kapıyı tamamen kapatıyor. Her şey
2:44
yazılı, her şey net. Tamam. Harika bir
2:47
anlaşmamız var. Her şey kağıt üzerinde
2:49
mükemmel görünüyor. Peki ya
2:51
sandalyelerin o uzun ve riskli yolculuğu
2:54
Türkiye'deki fabrikadan çıkıp
2:55
Almanya'daki mağazaya varana kadar
2:57
başlarına neler gelebilir?
3:00
İşte bu noktada devreye başka bir
3:02
sihirli kelime grubu giriyor. Encoterms.
3:05
Bunları lojistiğin evrensel dili olarak
3:07
düşünebilirsiniz. Mallar kamyondan
3:10
indirilirken hasar görürse sorumluluk
3:12
kimde? Sigortayı kim ödeyecek? Gümrük
3:14
masrafları kime ait gibi onlarca kritik
3:17
soru var ya. İşte bu kısaltmalar sadece
3:21
üç harflik bir kodla bütün bu soruları
3:23
şüpheye yer bırakmayacak şekilde
3:24
cevaplıyor. Aradaki farkın ne kadar
3:27
büyük olduğunu görmek için iki uca
3:29
bakalım. Eğer taraflar EXW teriminde
3:32
anlaşırsa bu şu demek. alıcı malı
3:34
fabrikanın kapısından alır ve o andan
3:36
itibaren tüm risk, tüm masraf ona
3:39
aittir. Ama eğer DDP teriminde
3:41
anlaşırlarsa satıcı malı, gümrük
3:43
vergileri dahil her şeyi ödeyerek
3:45
alıcının kapısının önüne kadar teslim
3:47
etmek zorunda. Gördüğünüz gibi bu üç
3:49
harflik küçücük kodlar milyonlarca
3:51
dolarlık sorumluluğu bir taraftan
3:53
diğerine anında kaydırabiliyor. Ve
3:56
sistem o kadar detaylı ki sadece
3:58
alıcıyla satıcıyı değil yolculuğun
4:00
kendisini bile düşünüyor. Mesela bizim
4:03
sandalyeler kamyonla taşınıyorsa CMR
4:06
gibi uluslararası sözleşmeler devreye
4:08
giriyor. Bu ne demek? Taşıma sırasında
4:10
malları bir şey olursa nakliye
4:12
firmasının sorumluluğu ne? Bu bile net
4:14
bir şekilde belli. Kısacası zincirin
4:17
hiçbir halkası şansa bırakılmıyor.
4:19
Sözleşme tamam, lojistik de tamam.
4:22
Geldik en can alıcı soruya. Para. Bizim
4:25
Türk satıcı binlerce kilometre öteye
4:27
yolladığı sandalyelerin parasını
4:29
alacağından nasıl emin olabilir? İşte bu
4:32
sorunun en sağlam çözümlerinden biri
4:34
akreditif. Akreditif olayı kişisel bir
4:37
sözden çıkarıp tamamen kurumsal bir
4:39
garantiye dönüştürüyor. Yani artık
4:42
alıcının sana ödeyeceğim sözüne değil,
4:44
onun bankasının merak etme sen malları
4:47
yolladığını kanıtlayan doğru belgeleri
4:49
getirirsen ödemen bende garantisine
4:51
güveniyorsunuz. Bu satıcı için gerçekten
4:54
devasa bir güvence. Peki bu sistem nasıl
4:58
işliyor? Aslında dört temel adımı var.
5:00
Oldukça basit. Önce Alman alıcı kendi
5:03
bankasına gidiyor ve bu ödeme
5:04
garantisini yani Akreditifi açtırıyor.
5:07
Sonra Türk satıcı bu güvenceye dayanarak
5:09
gönül rahatlığıyla malları yola
5:11
çıkarıyor. Üçüncü adımda satıcı malları
5:14
gönderdiğini ispatlayan belgeleri alıp
5:16
kendi bankasına sunuyor. Ve son olarak
5:18
bankalar bu belgeleri kontrol ediyor.
5:20
Her şey sözleşmeye uygunsa alıcının
5:22
hesabında para olmasa bile banka
5:25
satıcıya ödemeyi yapıyor. Artık
5:26
satıcının parası bir kişinin insafına
5:29
değil, koskoca bankacılık sisteminin
5:31
garantisi altına alınmış oluyor. Tabii
5:33
en iyi planlar bile bazen bozulur. Bütün
5:36
bu kurallara, sözleşmelere, garantilere
5:38
rağmen bir sorun çıkarsa ne olacak? Ya
5:41
sandalyelerin rengi yanlışsa ya da
5:44
teslimat haftalarca gecikirse bir
5:46
anlaşmazlık çıktığında kimin haklı
5:48
olduğuna kim karar verecek? Bu durumda
5:51
karşımıza iki ana yol çıkıyor. Hepimizin
5:53
bildiği mahkemeler veya tahkim.
5:56
Uluslararası ticarette büyük şirketler
5:59
neredeyse her zaman tahkimi tercih eder.
6:02
Neden mi? Birincisi, tahkim gizlidir.
6:05
Yani ticari sırlarınız rakiplerinizin
6:07
eline geçmez. İkincisi genellikle
6:10
mahkemelerden çok daha hızlı sonuçlanır.
6:13
Ama en önemlisi şu: New York sözleşmesi
6:16
diye bir anlaşma sayesinde bir ülkede
6:18
alınan tahkim kararı 150'den fazla başka
6:21
ülkede de tıpkı bir mahkeme kararı gibi
6:23
kolayca uygulanabilir. Bu küresel
6:25
ticaret için devrim viteliğinde bir
6:27
kolaylık inanın bana. Şimdi bir adım
6:29
geri çekilip büyük resme bakalım. Bütün
6:32
bu anlattığımız kuralları kim yazıyor,
6:34
kim denetliyor? İşte karşınızda küresel
6:36
ticaretin koruyucuları. Dünya Ticaret
6:39
Örgütü gibi kurumlar ülkeler arasındaki
6:41
ticaret engellerini azaltmaya çalışır.
6:44
Ankitral gibi komisyonlar bizim
6:46
konuştuğumuz CISG gibi model yasaları
6:48
oluşturur. Milletlerarası ticaret odası
6:51
gibi kuruluşlarsa Inkoterms gibi günlük
6:53
ticareti kolaylaştıran pratik kuralları
6:55
yayımlar. Bu devasa kurumlar sistemin
6:58
sorunsuz işlemesinin arkasındaki
7:00
görünmez güçlerdir. Kısacası en başa
7:02
dönersek o basit görünen sandalye satışı
7:06
aslında arkasında devasa görünmez bir
7:08
mimari sayesinde mümkün oldu. Sözleşme
7:11
hukukundan lojistiğe, bankacılıktan
7:14
uyuşmazlık çözümüne kadar her adımı
7:16
düzenleyen bu küresel kuralları
7:18
olmasaydı o sandalye Türkiye'deki
7:20
fabrikadan asla ayrılamazdı. Şimdi size
7:23
bir soru. Sabah içtiğiniz kahveden tutun
7:26
da şu an elinizde tuttuğunuz telefona
7:28
kadar bir anlığına düşünün. Bugün
7:30
hayatınızın hangi kısmı anlattığımız bu
7:32
görünmez kuralların dokunuşu olmadan var
7:34
olabilirdi ki?
#Shipping & Logistics
#Education
#Legal
#Import & Export

