Auzef Halkla İlişkiler Uygulamaları Ünite 7 : Pazarlama Yönelimli Halkla İlişkiler - 3,
Auzef Halkla İlişkiler Ve Tanıtım Lisans Uzaktan
https://lolonolo.com/2026/03/20/halkla-iliskiler-uygulamalari-unite-7/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Merhabalar. Hiç düşündünüz mü bir marka
0:02
sizinle reklamlar olmadan nasıl konuşur?
0:05
Bugün pazarlamacının o meşhur alet
0:07
çantasını bir açıp bakalım diyorum.
0:10
Markaların çoğu zaman ruhumuz bile
0:11
duymadan dikkatimizi çekmek için
0:14
kullandığı o akıllıca yöntemleri bir bir
0:16
ortaya çıkaracağız. Hazırsanız hadi
0:19
başlayalım. Şöyle bir durup düşünün. Bir
0:21
marka sizinle aslında nasıl konuşuyor?
0:25
Belki aklınıza hemen reklamlar geldi
0:26
değil mi? Ama işin aslı o gördüğümüz
0:29
reklamların çok ama çok daha ötesinde.
0:32
Hani o buzdağının görünmeyen kısmı var
0:34
ya işte asıl olay orada dönüyor ve cevap
0:38
sandığınızdan çok daha ilginç. İşin
0:40
sırrı tam olarak burada yatıyor. Enkili
0:42
pazarlama size pazarlama yapılıyormuş
0:45
gibi hissettirmeyen pazarlamadır. Yani
0:47
markalar artık al bunu demek yerine bir
0:50
şekilde hayatımızın bir parçası olmanın,
0:52
hikayelerimizin arasına sızmanın
0:54
yollarını arıyorlar. Kabul edelim. Artık
0:56
hepimiz o klasik reklamlardan biraz
0:58
sıkıldık. Yani televizyonu açıyorsunuz,
1:01
internette geziniyorsunuz, her yer
1:03
reklam. Markalar da bunun gayet
1:05
farkında. E ne yapıyorlar peki? İşte tam
1:07
da bu yüzden bizim dikkatimizi çekmek
1:10
için çok daha akıllı, çok daha yaratıcı
1:12
olmak zorundalar. İşte bu yeni oyunun
1:14
adı pazarlama odaklı halkla ilişkiler.
1:17
Kısaca MPR diyelim. Olay şu: Parayı
1:20
basıp reklam alanı satın almak yerine o
1:22
ilgiyi kazanmak. Nasıl mı? ilgi çekici
1:25
bir hikayeyle, size fayda sağlayan bir
1:27
içerikle belki de unutamayacağınız bir
1:29
deneyimle. Mesele dikkati satın almak
1:31
değil, hak etmek. Peki tamam bu alet
1:34
çantasının içinde ne var? Hani o
1:36
bahsettiğimiz görünmez iletişim araçları
1:39
neler? Gelin şimdi markaların hayatımıza
1:41
nasıl da ustalıkla sızdığını gösteren
1:44
birkaç tane popüler tekniğe yakından
1:46
bakalım. Mesela en sevdiğiniz diziyi
1:49
düşünün. Ana karakterin kullandığı
1:51
telefon, masasının üstünde duran laptop
1:54
ya da içtiği o meşhur kahve. Bunların
1:57
hiçbiri tesadüf değil. Emin
1:59
olabilirsiniz. İşte buna ürün
2:01
yerleştirme diyoruz. Yani size bangır
2:04
bangır reklam yapmıyorlar ama o markayı
2:07
sevdiğiniz o dünyanın, o karakterin
2:09
hayatının doğal bir parçası haline
2:11
getirip zihninize usulca
2:13
yerleştiriyorlar. Peki size bir soru.
2:16
Bir şirketin en etkili, en güvenilir
2:18
sözcüsü kim olabilir? Aklınıza hemen
2:21
ünlü bir oyuncu ya da popüler bir
2:23
influencer gelmiş olabilir, değil mi?
2:25
Ama cevap çok daha şaşırtıcı olabilir.
2:28
İşte cevap şirketin en tepesindeki isim
2:31
yani CEO'su. Evet, yanlış duymadınız.
2:34
Özellikle de bir kriz anında işler
2:36
yolunda gitmediğinde şirketin liderinin
2:38
kameraların karşısına çıkıp sorumluluğu
2:40
üstlenmesi var ya işte o an binlerce
2:43
reklama bedeldir. Çünkü nihai yetki
2:45
kimdeyse en büyük güveni de o verir.
2:48
Markaların bir diğer süper gücü de ne
2:50
biliyor musunuz? Bizi koltuğunda oturan
2:52
pasif bir izleyici olmaktan çıkarıp
2:54
oyunun bir parçası yapmak. Yani bizi
2:56
hikayenin içine dahil etmek. Peki bunu
2:59
nasıl başarıyorlar? Hadi görelim. Mesela
3:02
yarışmalar. Harika bir yöntem.
3:04
Düşünsenize bir marka bir yarışma
3:06
düzenliyor. Siz de sadece izlemekle
3:08
kalmıyorsunuz. Kalkıp bir şey
3:10
üretiyorsunuz, katılıyorsunuz,
3:11
arkadaşlarınızla paylaşıyorsunuz. İşte
3:14
bu etkileşim markaile sizin aranızda çok
3:16
daha kişisel, çok daha güçlü bir bağ
3:18
kuruyor. En güzel örneklerden biri de
3:21
Pampers'tan geliyor. Yaptıkları şey çok
3:23
zekiceydi. Ebeveynleri bebeklerinin en
3:25
tatlı, en özel anlarını fotoğraflayıp
3:27
paylaşmaya davet ettiler. Sonuç Pampers
3:30
bir anda sadece bir bebek bezi markası
3:32
olmaktan çıktı. Ailelerin en mutlu
3:34
anlarına ortak olan bir arkadaşa
3:36
dönüştü. İşte bu parayla satın
3:38
alamayacağınız türden bir bağ. Geldik
3:40
önemli bir konuya. Artık devir değişti.
3:43
Markaların bize sadece ne sattıklarını
3:45
söylemeleri yetmiyor. Biz tüketiciler
3:47
olarak neyi savunduklarını, neye
3:49
inandıklarını da bilmek istiyoruz. İşte
3:51
tam bu noktada değer odaklı pazarlama
3:53
dediğimiz şey devreye giriyor. Bunun en
3:55
bilinen örneği de tabii ki yeşil
3:57
pazarlama. Olay basit. Şirketler çevreye
4:00
ne kadar duyarlı olduklarını,
4:02
sürdürülebilirlik için neler
4:03
yaptıklarını anlatarak bizimle yani bu
4:06
konulara önem veren tüketicilerle ortak
4:09
bir zemin bulmaya çalışıyorlar. Mesela
4:11
McDonald's'ın plastik poşetler yerine
4:13
kağıt poşetlere geçmesi ya da DHL'in
4:16
teslimatlarında elektrikli araçlar
4:17
kullanmaya başlaması. Bunlar sadece
4:20
basit birer operasyonel değişiklik
4:21
değil. Bunların her biri aslında çok
4:23
güçlü bir mesaj. Bakın biz de dünyayı
4:26
önemsiyoruz diyorlar. Şimdi burada çok
4:28
ince ama önemli bir ayrım var.
4:30
Sponsorluk ve sosyal amaçlı pazarlama.
4:33
Bakın bir markanın gidip bir spor
4:34
takımının formasına logosunu basması
4:36
sponsorluktur. Amaç ne? Görünürlük. Ama
4:39
aynı markanın sattığım her ürün için bir
4:41
fidan dikeceğim demesi işte bu sosyal
4:44
amaçlı pazarlamadır. Birincisi daha çok
4:46
ticari bir anlaşma gibi. İkincisi ise
4:49
hem markanın hem de toplumun kazandığı
4:51
tam bir kazan kazan durumu. Ve geldik
4:53
tabii ki dijital çağa. Bu alet çantasını
4:56
dijital dünyanın bize sunduğu imkanlar
4:58
olmadan düşünmek artık mümkün değil.
5:01
Çünkü bu yeni araçlar markalarla
5:03
aramızdaki ilişkiyi kökünden değiştirdi.
5:05
Mesela sosyal medya artık markalar için
5:08
sadece biz şunu yaptık, bunu çıkardık
5:10
diye bağırdıkları bir anons panosu
5:12
değil. Tam tersi iki yönlü canlı bir
5:15
sohbet ortamı. Markalar burada bizi
5:17
dinliyor, sorularımıza cevap veriyor,
5:20
şikayetlerimizi duyuyor. Kısacası
5:22
bizimle gerçek bir diyalog kuruyorlar.
5:24
Peki hiç düşündünüz mü? Devasa, küresel
5:27
bir marka. Dünyanın farklı yerlerindeki
5:29
binlerce şubesinin, çalışanının aynı
5:32
dilden konuşmasını nasıl sağlıyor? İşte
5:34
bu noktada devreye rehber kit dediğimiz
5:36
şeyler giriyor. Bunlar aslında markanın
5:39
tüm iş ortakları için hazırlanmış özel
5:41
oyun kitapları gibi. Herkesin aynı
5:43
stratejiyi, aynı mesajı kendi bölgesinde
5:45
uygulamasını sağlıyor. Tıpkı bir
5:47
orkestradaki herkesin aynı notalara
5:49
bakıp çalması gibi. Evet, bayağı bir yol
5:51
kat ettik. Şimdi gelin tüm bu
5:53
konuştuklarımızı şöyle bir toparlayalım
5:55
ve o meşhur alet çantasının içinde neler
5:57
varmış son bir kez bakalım. İşte
5:59
pazarlamacının gizli silahları bunlar.
6:02
dizilerdeki ürün yerleştirmeler, sözcü
6:04
olarak sahneye çıkan CEO'lar, hepimizi
6:07
içine çeken yarışmalar, markaların iyi
6:09
birer dünya vatandaşı olduğunu gösteren
6:11
yeşil pazarlama ve sosyal amaçlı
6:14
projeler ve tabii ki hepimizin içinde
6:16
olduğu sosyal medya, bütün bunlar o
6:18
rahatsız edici reklamlara maruz kalmadan
6:21
markaların bizimle bağ kurma yöntemleri.
6:24
Yani günün sonunda olay neye geliyor
6:26
biliyor musunuz? Mesele artık markaların
6:28
ne sattığı değil, ne anlattığı,
6:31
kurdukları o ilişkiler, paylaştıkları o
6:33
değerler. Modern pazarlamanın özü tam
6:36
olarak bu. Ürün satmak değil, bir
6:38
hikayenin parçası olmak ve bir topluluk
6:41
yaratmak. Bu bölümü kapatırken aklınızda
6:44
tek bir soru bırakmak istiyorum. Bundan
6:46
sonra bir markayla karşılaştığınızda
6:48
şöyle bir durun ve kendinize sorun. Bu
6:50
marka bana sadece bir ürün mü satmaya
6:52
çalışıyor yoksa benimle bir hikaye mi
6:54
paylaşıyor? İnanın bana bu sorunun
6:56
cevabı markalara bakış açınızı tamamen
6:58
değiştirebilir. Bir sonraki anlatımda
7:01
görüşmek üzere.
#Education

