Auzef Grafik Tasarım-1 2025-2026 Final Soruları (Web Tasarım)
https://lolonolo.com/2026/01/22/grafik-tasarim-1-2025-2026-final-sorulari-web-tasarim/
Bu kaynaklar, grafik tasarımın temel ilkelerini, teknik standartlarını ve profesyonel iş akışlarını kapsayan kapsamlı bir eğitim rehberidir. Metinlerde vektörel ve raster formatlar arasındaki farklar, RGB ve CMYK renk uzaylarının kullanım alanları ve marka tutarlılığı için gerekli olan kurumsal kimlik kuralları detaylandırılmaktadır. Tasarımcının sadece bir uygulayıcı değil, problem çözücü bir danışman olması gerektiği vurgulanırken, bilgi mimarisi ve etkili portfolyo yönetimi gibi stratejik konulara değinilmektedir. Ayrıca, dijital dünyada güven inşa eden sosyal kanıt unsurları ile tasarımda denge ve ızgara sistemlerinin önemi sınav soruları üzerinden açıklanmaktadır. Kaynaklar genel olarak hem teorik bilgiyi hem de sektörel uygulama standartlarını bir arada sunarak profesyonel bir bakış açısı sağlamaktadır.
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Herkese selam. Gelin bugün birlikte iyi
0:02
bir grafik tasarımın aslında sadece
0:05
güzel resimler çizmek olmadığını, o
0:07
piksellerin arkasında yatan o akıllı
0:09
stratejiyi nasıl kurduğunu bir masaya
0:12
yatıralım. Ah evet. Her tasarımcının
0:15
kariyerinde en az bir kez duyduğu o
0:17
meşhur hatta bazen korkulu rüyası olan o
0:19
taleple başlıyoruz. Logoyu büyütelim. O
0:22
kadar basit görünüyor ki değil mi? Ama
0:24
aslında bütün yolculuğumuzun anahtarı
0:26
tam da bu cümlede saklı. Peki müşteri
0:29
logoyu büyüt derken aslında ne demek
0:31
istiyor? İşte profesyonel bir
0:33
tasarımcının işi tam da burada başlıyor.
0:35
Göreviniz gelen talimatı robot gibi
0:37
uygulamak değil. Hayır. Asıl iş o
0:40
isteğin altındaki gerçek sorunu, o
0:42
ihtiyacı teşhis etmek. Belki de müşteri
0:44
logonun daha büyük olmasını değil,
0:46
markasının daha görünür olmasını
0:48
istiyordur. Ve inanın bana bu ikizi
0:50
arasında dağlar kadar fark var. Çünkü
0:53
bakın tasarım dediğimiz şey bir süsleme
0:56
sanatı falan değil. Kesinlikle değil.
0:58
Tamamen bir problem çözme disiplini.
1:00
Başarılı bir tasarımın üç temel direği
1:03
vardır. İşlevsel olacak yani bir amaca
1:05
hizmet edecek. Estetik olacak yani göze
1:08
hitap edecek ve tabii ki doğru mesajı
1:11
verecek. Bu üçü bir araya gelince ortaya
1:14
harika bir iş çıkıyor. Peki tamam bu
1:16
stratejik düşünce güzel de bunun üzerine
1:18
oturduğu çok temel, çok sağlam teknik
1:20
bilgiler var. Gelin şimdi her
1:23
tasarımcının avucunun içi gibi bilmesi
1:25
gereken o iki farklı dünyaya, dijital ve
1:28
baskı dünyasına şöyle bir dalalım. Şimdi
1:31
karşımızda çok ama çok kritik bir ayrım
1:34
var. Vektör ve ruster. Elinizdeki bir
1:37
fotoğraf minik karelerden yani
1:39
piksellerden oluşur. Buna ruster
1:41
diyoruz. Ama bir logo, bir logo asla
1:44
böyle olmamalı. O matematiksel
1:46
formüllerle çizilmiş bir vektör olmak
1:48
zorunda. Neden mi? Düşünsenize o logo
1:51
hem telefonunuzdaki küçücük bir ikon
1:53
olarak net görünmeli hem de bir
1:55
gökdelinin üzerine giydirildiğinde
1:56
kristal gibi parlamalı. İşte vektör bunu
1:59
sağlar. Hani bir fotoğrafı, bir JPC
2:01
dosyasını büyütmeye çalışırsınız da
2:03
böyle çamur gibi bulanık bir hal alır ya
2:05
işte onun arkasındaki teknik sebep tam
2:07
olarak bu. Interpolasyon. Program o
2:10
görseli büyütmek için aradaki boş
2:12
pikselleri resmen kafasına göre tahmin
2:15
ederek doldurmaya çalışıyor. E haliyle
2:17
sonuç ne oluyor? profesyonel bir işte
2:19
asla görmek istemeyeceğimiz o bulanık,
2:22
kalitesiz görüntü. İşte bu yüzden
2:24
logolar için vektör hayatidir,
2:26
vazgeçilmezdir. Gelelim o meşhur hayal
2:29
kırıklığına. Ekranda gördüğünüz o cap
2:31
canlı renkler baskıdan çıkınca neden
2:34
böyle soluk, cansız görünür? Cevap
2:36
aslında çok basit. Işık ve mürekkep.
2:38
Sizin monitörünüz renkleri yaratmak için
2:40
kırmızı, yeşil ve mavi ışığı kullanır.
2:43
Ama matbaa makinesi o mürekkep kullanır.
2:45
Ve bu iki dünyanın renk yaratma şekli
2:48
yani renk evrenleri birbirinden tamamen
2:51
farklıdır. İşte bu can sıkıcı durumun
2:53
havalı bir teknik adı var. Gamut farkı.
2:56
Yani ekranda gördüğünüz o fosforlu
2:59
yeşiliği, o elektrik mavisini fiziksel
3:01
olarak mürekkeple çağda basmanız mümkün
3:03
değil. İmkansız. Bu da bize neyi
3:05
gösteriyor? Tasarımcı bir sihirbaz
3:07
değil. fizik kurallarının içinde çalışan
3:09
bir profesyoneldir. Harika. Teknik
3:12
temelleri cebimize koyduk. Şimdi işin
3:15
daha da heyecanlı kısmına yani
3:17
tasarımcıların o unutulmaz, o sarsılmaz
3:19
markaları yaratmak için kullandığı
3:21
stratejik kurallara geçebiliriz. Bir
3:23
logoyu bir insan gibi düşünün. Onun da
3:25
bir kişisel alanına, bir nefes alma
3:28
boşluğuna ihtiyacı var. İşte biz buna
3:30
koruma alanı diyoruz. Bu boşluk logonun
3:33
etrafındaki diğer yazılarla, görsellerle
3:36
boğulmasını engeller. ona rahat bir
3:38
nefes aldırır ve böylece markanın sesi o
3:41
görsel karmaşanın içinde kaybolmaz. Çok
3:43
daha güçlü duyulur. Hani bazen bir
3:46
tasarıma bakarsınız ve her şeyin ne
3:47
kadar yerli yerinde, ne kadar düzenli
3:49
olduğunu hissedersiniz. Ya işte o hissin
3:52
arkasında genelde gizli bir kahraman
3:54
vardır. Izgara sistemleri yani gridler.
3:57
Bu sistemler tasarımın görünmez
3:59
iskeletidir. Bir broşürden tutun da bir
4:01
web sitesine kadar her şeyin tutarlı,
4:04
hizalı ve profesyonel görünmesini
4:06
sağlayan gizli mimari tam olarak budur.
4:08
Peki bir marka hem nasıl her zaman
4:11
tutarlı görünebilir hem de sıkıcı olmaz?
4:14
Bu denge nasıl kurulur? Cevap: renk
4:16
hiyerarşisinde gizli. Markanın ana temel
4:19
renkleri vardır. Bunlar kimliği korur.
4:22
Bir de ikincil yani yardımcı renkler
4:24
vardır. Onlar da tasarıma esneklik,
4:26
heyecan ve yeri geldiğinde bir vurgu
4:28
katar. Böylece marka hem tanıdık kalır
4:31
hem de dinamik olur. Şimdi vitesi bir
4:34
üste takalım. Çünkü tasarım dediğimiz
4:36
şey sadece pikselleri sağa sola çekmek,
4:38
renkleri ayarlamak değildir. Asıl olay
4:41
bilgiyi organize etmektir. Bilginin
4:44
kendisini tasarlamaktır. Bu dağınık
4:46
çekmece benzetmesi o kadar yerinde ki
4:49
bilgi mimarisi tam olarak bu demek. O
4:51
karman çorman çekmeceyi yani o karmaşık
4:54
veri yağını alırsınız. Sonra çorapları
4:56
bir yere, tişörtleri bir yere
4:58
ayırırsınız. Yani benzer ögeleri
5:00
gruplarsınız. Sonra da etiketlersiniz.
5:02
Sonuç aradığınızı saniyeler içinde
5:05
bulabildiğiniz düzenli bir yapı. Eğer bu
5:07
yapı yoksa dünyanın en güzel tasarımını
5:09
da yapsanız ortaya kullanışsız bir
5:11
kaostan başka bir şey çıkmaz. Tamam her
5:14
şey çok güzel. Peki bir tasarımcı bakın
5:16
ben sadece resim çizmiyorum. Ben
5:18
strateji üretiyorum mesajını nasıl
5:20
verir? O güveni nasıl inşa eder? İşte
5:22
tam bu noktada portfolyo devreye
5:24
giriyor. Ama durun aklınıza sadece yan
5:27
yana dizilmiş güzel resimlerden oluşan
5:29
bir galeri gelmesin. Bu standart
5:31
portfolyo. Etkili portfolyo ise bambaşka
5:34
bir şey. O sadece ne yapıldığını değil,
5:36
bir işin nasıl ve neden yapıldığını
5:39
anlatan bir hikaye kitabıdır.
5:40
Tasarımcının beyninin içine bir pencere
5:43
açar ve bu hikayeyi anlatmanın en güçlü,
5:46
en profesyonel yolu da vaka analizleri
5:48
yani case studylerdir. Bir vaka analizi
5:51
bana şu logoyu çiz dendi ben de çizdim
5:54
demez. O ortada şöyle bir problem vardı.
5:57
Şöyle bir araştırma yaptım. Bu fikirleri
6:00
denedim ve en sonunda bu çözüme ulaştım
6:03
der. İşte bu tasarımcının sadece eli
6:06
kalem tutan biri değil projenin
6:08
stratejik bir ortağı olduğunun en net
6:10
kanıtıdır. Ve şunu asla unutmayalım.
6:13
Profesyonelliğin kendisi de bir
6:14
teslimattır. Hatta bazen en önemlisidir.
6:17
Maillere zamanında cevap vermek, işin
6:19
başında beklentileri, revizyon
6:21
sayılarını netleştirmek, sosyal kanıtlar
6:23
sunmak. Bunların hepsi harika bir
6:26
tasarım kadar değerlidir. Çünkü bunlar
6:28
güven inşa eder ve projenin sağlıklı
6:30
yürümesini sağlar. Ve şimdi bitirirken
6:33
aklınızda bir soru bırakmak istiyorum.
6:35
Şöyle bir etrafınıza bakın. Sevdiğiniz
6:37
markaları düşünün. Onların kimliği
6:40
yıllara meydan okuyacak kalıcı bir stil
6:42
mi? Yoksa sadece bugünün modasına uygun
6:45
gelip geçici bir trend mi? Artık
6:47
elinizdeki bu yeni bilgilerle
6:48
baktığınızda aradaki farkı çok daha net
6:51
göreceksiniz. bence üzerinde düşünmeye
6:53
kesinlikle değer.
#Education

