Auzef Gelişmekte Olan Ülkeler Siyaseti 2023-2024 Vize Soruları
auzef, Gelişmekte Olan Ülkeler Siyaseti, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler
https://lolonolo.com/2026/03/24/gelismekte-olan-ulkeler-siyaseti-2023-2024-vize-sorulari/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Merhaba. Şimdi bir ülkeyi kalkınmış
0:03
yapan şey nedir diye sorsam aklınıza ne
0:05
gelir? Muhtemelen para değil mi? Ama ya
0:08
size işin bundan çok daha karmaşık
0:10
olduğunu söylesem bugün siyasetin en
0:13
temel ama belki de en tartışmalı
0:15
kavramlarından birine dalıyoruz.
0:17
Kalkınma ve inanın bana bu yolculuk bizi
0:19
hiç beklemediğimiz yerlere götürecek.
0:22
Her şey aslında tek bir soruyla
0:24
başlıyor. Birleşmiş Milletler neden
0:26
yakın zamanda gelişmekte olan ülke
0:28
etiketini kullanmayı bıraktı? Bakın bu
0:31
basit bir kelime değişikliği falan
0:33
değil. Bu küresel eşitsizlik ve güç
0:35
dengeleri hakkında bildiğimizi
0:37
sandığımız her şeyi temelden sarsan çok
0:40
daha derin bir hikayenin kapısını
0:41
aralıyor. Peki bu gizemi çözmek için
0:45
önce en başa dönmemiz lazım. Şu en temel
0:48
soruyu soralım kendimize. Kalkınma
0:51
deyince ne anlıyoruz? Yani aklımıza ilk
0:53
gelen şey para mı, büyük binalar mı?
0:56
Gelin görün ki resim aslında bundan çok
0:59
daha geniş ve karmaşık. İşte o sorunun
1:01
cevabı da burada yatıyor. Meğer
1:03
Birleşmiş Milletler bu etiketi
1:05
kaldırmış. Çünkü ortada üzerinde
1:07
herkesin anlaştığı evrensel bir kalkınma
1:09
tanımı yokmuş. Herkesin kafasında
1:11
bambaşka bir şey var. Ve işte bu durum
1:13
bizi doğrudan kalkınma siyasetinin tam
1:15
kalbindeki o büyük tartışmaların
1:17
ortasına bırakıyor. İsterseniz şöyle
1:20
düşünelim. Kalkınma dediğimiz şey
1:22
aslında hassas bir terazi gibi. Bir
1:24
kefesinde o hepimizin aklına ilk gelen
1:26
şeyler var. Maddi kalkınma yani ekonomik
1:29
büyüme, gelir, teknoloji. Ama terazinin
1:32
diğer kefesi var ki o en az ilki kadar
1:35
önemli. Manevi kalkınma yani sosyal
1:38
refah, kültür, sağlık, eğitim. İşte
1:40
gerçek kalkınma bu iki kefeyi dengede
1:43
tutma sanatı aslında. Hatta şöyle bir
1:46
düşünce deneyi yapalım. Diyelim ki
1:48
sihirli bir değneimiz var ve bir gecede
1:50
dünyadaki herkesin gelirini eşitledik.
1:53
Harika değil mi? Peki sorunlar bitti mi?
1:56
Aslında hayır. Çünkü dünya nüfusu
1:58
sürekli artıyor ve sırf mevcut refah
2:01
seviyesini korumak için bile
2:02
ekonomilerin sürekli büyümesi yani
2:05
kalkınması gerekiyor. Bu resmen bitmeyen
2:07
bir koşu gibi bir şey. İşte bu bitmek
2:10
bilmeyen koşu bizi modern tarihin en
2:12
büyük ideolojik savaşlarından birinin
2:14
tam ortasına getiriyor. O meşhur soru
2:17
dümeni kime teslim edeceğiz? Her şeyi
2:20
kendi akışına bırakan serbest piyasaya
2:22
mı yoksa her adımı tek tek planlayan
2:24
devlete mi? İşte bu ekonomistleri
2:27
yıllardır ikiye bölen o meşhur kıskaç
2:30
durumu. Bir tarafta diyorlar ki bırakın
2:32
piyasa kendi yolunu bulsun. Özel sektör
2:35
ve rekabet kalkınmayı ateşler. Diğer
2:37
taraftaysa tam tersi hayır devletin
2:40
planlaması ve müdahalesi olmadan olmaz
2:42
diyorlar. Peki kim haklı? Bu büyük
2:45
kavganın arkasında aslında iki farklı
2:47
dünya görüşü çarpışıyor. Modernist okul
2:49
diyor ki tek bir yol var. O da batının
2:52
özellikle Avrupa'nın izlediği
2:54
sanayileşme yolu. Herkes bu yoldan
2:56
gidecek ama Neomarksist okul buna kökten
2:58
karşı çıkıyor. Onlar diyor ki, "Durun
3:01
bir dakika. Sorun izlenecek yolda değil,
3:03
sistemin ta kendisinde. Bu küresel
3:05
sistem zenginleri daha da zengin,
3:07
yoksulları ise daha da yoksul yapmak
3:09
üzere tasarlanmış. Yani oyun en başından
3:12
hileli." Peki tamam teoriler bunlar. Ama
3:15
gerçek hayatta özellikle de I. Dünya
3:18
Savaşı'nın o büyük yıkımından sonra ne
3:20
oldu? Bu fikirler dünyayı nasıl
3:22
şekillendirdi? İşte tarih bize bu konuda
3:24
çok ama çok önemli dersler veriyor.
3:27
Hikayemiz 1945'te savaşın külleri
3:30
üzerine yepyeni bir dünya kurma umuduyla
3:32
başlıyor. İşte o dönemde Brattonwood
3:35
sistemiyle IMF ve Dünya Bankası gibi
3:38
devler sahneye çıkıyor ve ardından ne
3:40
oluyor? Yaklaşık 1973'e kadar süren ve
3:44
kapitalizmin altın çağı denen inanılmaz
3:46
bir refah ve büyüme dönemi yaşanıyor.
3:49
Her şey harika gidiyor gibiydi. Ta ki
3:51
70'lerdeki o meşhur petrol krizi gelip
3:54
bütün partiyi darmadağan edene kadar.
3:56
Aslında bu güçlü devlet müdahalesi
3:58
fikrinin entelektüel babası var. O da
4:00
ünlü iktisatçı John Maynard Kanes. Kanes
4:03
daha Dünya Savaşı'nın ardından
4:05
Avrupa'nın yıkılmış ekonomisine bakıp
4:07
demişti ki eğer piyasayı kendi haline
4:09
bırakırsak hep birlikte batarız.
4:11
Devletin acilen dümeni eline alması
4:13
lazım. Bu o zamanlar için devrim
4:15
niteliğinde bir fikirdi. Şimdi bütün
4:18
dünya bu piyasa mı devlet mi kavgasıyla
4:20
meşgulken bir ülke çıktı ve adeta üçüncü
4:23
bir yol bularak herkesi şaşırttı. Ve
4:25
evet o ülke Japonya'ydı. Japonya'nın o
4:29
meşhur kalkınmacı devlet modelinin sırrı
4:31
ne körü körüne serbest piyasayı savunmak
4:34
ne de her şeye karışan baskıcı bir
4:36
devletti. Onların sırrı çok daha basit
4:39
ama bir o kadar da güçlü bir kelimede
4:41
saklıydı. Koordinasyon. Peki neydi bu
4:44
koordinasyon? Aslında sahnede üç ana
4:47
oyuncu vardı. Birincisi büyük hedefleri
4:50
belirleyen devlet yani bakanlıklar.
4:53
İkincisi, o hedeflere nasıl
4:55
ulaşılacağını en ince ayrıntısına kadar
4:57
planlayan uzman bürokrasi ve üçüncüsü de
5:00
bu planları hayata geçiren dev
5:02
şirketler. İşte bu üçlü tıkır tıkır
5:04
işleyen bir saatin dişlileri gibi
5:06
mükemmel bir uyumla çalıştı ve o meşhur
5:09
Japon mucizesini yarattı. İşte Japonya
5:12
örneğinden çıkaracağımız en büyük derste
5:14
de bu. Belki de mesele katı bir şekilde
5:16
piyasa ya da devlet ideolojisini seçmek
5:19
değil. Asıl mesele elinizdeki kurumların
5:21
ne kadar verimli ve uyumlu çalıştığı.
5:23
Yani evet her şey dönüp dolaşıp
5:25
kurumlara geliyor. Japonya'dan
5:27
öğrendiğimiz bu derste bizi günümüzün
5:29
modern yaklaşımına yani kurumsal
5:32
kalkınmaya getiriyor. Buradaki mantık
5:35
aslında çok basit. Artık kahraman ne tek
5:37
başına devlet ne de tek başına piyasa.
5:40
Gerçek başarı toplumdaki bütün
5:42
aktörlerin yani devletin, piyasanın ve
5:45
sivil toplumun ortak bir hedef için
5:47
birlikte uyum içinde çalışabilme
5:49
kapasitesini arttırmaktan geçiyor. Peki
5:52
bu kurumların performansını ne
5:54
etkiliyor? Tabii ki olumlu tarafta
5:56
teknolojik altyapı, kaliteli insan
5:58
kaynağı ve genel verimlilik var. Bunlar
6:01
bir kurumu ileri taşıyan şeyler. Ama bir
6:04
de madalyonun karanlık bir yüzü var. En
6:06
sağlam yapıyı bile içten içe çürüten bir
6:08
zehir. Bürokratik adam kayırmacılık ve
6:11
nepotizm. İşte bu en parlak planları
6:13
bile daha başlamadan bitirebilecek bir
6:15
kanser gibi. O halde bütün bu
6:17
konuştuklarımızın ışığında artık şu
6:20
soruyu sormamız gerekiyor. Piyasa mı,
6:22
devlet mi gibi 20. yüzyılda kalmış bir
6:25
tartışmayı geride bıraktığımıza göre 21.
6:27
yüzyılın o devasa sorunlarına yani iklim
6:30
krizine, yapay zekaya cevap verecek yeni
6:33
kalkınma modeli neye benzeyecek? İşte
6:36
geleceğimiz bu soruya bulacağımız yanıta
6:38
bağlı.
#Education
#Law & Government
#Sensitive Subjects

