Auzef Görsel Algı 2024-2025 Vize Soruları,
Auzef Grafik Tasarı
https://lolonolo.com/2026/03/22/gorsel-algi-2024-2025-vize-sorulari/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Selamlar herkese. Hiç düşündünüz mü
0:02
gördüğümüz şeyler aslında basit birer
0:04
fotoğraf karesi değil de benimizin bizim
0:06
için özenle inşa ettiği bir gerçeklik
0:09
olabilir mi? İşte bugün tam da bu konuya
0:11
yani görsel algımızın ardındaki o
0:14
inanılmaz bilimsel gerçeklere dalıyoruz.
0:17
O zaman şu kışkırtıcı soruyla
0:18
başlayalım. Gördüklerinizin ne kadarı
0:21
gerçekten orada? Bu soru önemli. Çünkü
0:24
birazdan göreceksiniz ki algımız aslında
0:27
bir kayıt cihazı gibi çalışmıyor. Aksine
0:29
sürekli bir yorumlama hali var işin
0:31
içinde. Gelin sizi çok şaşırtacak bazı
0:34
efsaneleri ve gerçekleri birlikte
0:36
inceleyelim. Tamam o zaman en temelden
0:39
başlayalım. Yani gözümüzün kendisinden.
0:42
Hani görmemizi sağlayan o muhteşem
0:44
donanım var ya işte onun hakkında doğru
0:46
bildiğimizi sandığımız bazı şeyler
0:48
aslında pek de öyle olmayabilir. Hadi
0:51
bakalım. Basit bir soru. Gözünüzdeki en
0:54
güçlü mercek hangisi? Eminim çoğumuzun
0:56
aklına hemen göz merceği geldi, değil
0:58
mi? Ama asıl kahraman o değil. Gerçek
1:02
kahraman bambaşka bir yerde gizli ve
1:04
cevap sizi bayağı şaşırtabilir
1:06
söyleyeyim. İşte o gizli kahramanımız
1:09
kornea. Aynen öyle. Gözümüzün o en
1:12
dışındaki şeffaf tabaka var ya ışığı
1:14
odaklama işinin tam %70'ini tek başına
1:17
hallediyor. Yani bütün ağır işçilik
1:20
aslında onda. Ve işin tuhafı ne biliyor
1:22
musunuz? Sadece gücünü değil şeklini
1:25
bile yanlış biliyoruz. Hepimiz bir
1:27
büyüteç gibi ortasının daha kalın
1:29
olduğunu falan düşünürüz değil mi? Ama
1:31
durum tam tersi. Kornianın en ince yeri
1:34
tam ortası. İşte bakın bu bile algımızın
1:37
ne kadar çok varsayımla çalıştığının
1:39
şahane bir kanıtı.
1:41
Durum durum bitmedi. Yıkacağımız bir
1:43
efsane daha var. Genelde sanıyoruz ki
1:46
görme eylemi beyinde başlar. Hani böyle
1:48
zihinsel bir şey gibi. Ama hayır hiç de
1:50
öyle değil. Görme dediğimiz şey ışık
1:53
gözümüzdeki o minik alıcılara yani
1:55
fotoreseptörlere çarptığı anda yani
1:58
tamamen fiziksel olarak başlıyor. Beynin
2:01
görevine mi? O sonradan devreye girip bu
2:03
gelen hamveriyi anlamlandıran süper bir
2:06
işlemci sadece. Peki gözden beyne giden
2:09
veriyi anladık. Şimdi gelelim işin en
2:12
renkli kısmına yani renklerin kendisine.
2:15
Hazır olun. Çünkü temel renkler ve bir
2:17
şeylerin neden renkli göründüğüne dair
2:19
bildiğiniz her şeyi sorgulama vakti
2:21
geldi. Şöyle bir soruyla devam edelim.
2:24
Işığın ama bakın boyanın değil ışığın
2:27
bütün ana renklerini karıştırırsak ne
2:29
olur? Eminim hepimizin aklına
2:31
ilkokuldaki resim dersi geldi. Hani
2:33
bütün boyaları karıştırıp o çamur gibi
2:35
kahverengiyi elde ederdik ya. İşte konu
2:37
ışık olunca fizik kuralları o
2:39
bildiğimizden çok ama çok farklı
2:41
işliyor. İşte karşınızda şu an
2:44
baktığınız ekran dahil bütün ekranların
2:46
arkasındaki sihir toplamsal renk
2:49
teorisi. Kırmızı, yeşil ve mavi ışığı
2:51
bir araya getirdiğinizde boyadaki gibi
2:54
koyu bir renk değil, tam tersine saf
2:56
beyaz elde edersiniz. Çünkü ışıkta
2:59
renkler toplanarak parlaklığı arttırır.
3:02
Siyah dediğimiz şey ise aslında sadece
3:05
ışığın olmaması durumu. Peki ya
3:07
nesnelerin rengi? Mesela bir muz neden
3:10
sarı? Muzun kendisi sarı olduğu için mi?
3:13
İşte bu da büyük bir yanılgı. Aslında
3:16
olan şey şu: Muz üzerine düşen güneş
3:19
ışığındaki sarı dışındaki bütün renkleri
3:21
yutuyor, emiyor. Geriye bir tek sarı
3:23
kalıyor ve onu da bizim gözümüze doğru
3:25
geri yansıtıyor. Yani biz aslında muzun
3:28
kendisini değil muzdan yansıyan ışığı
3:31
görüyoruz. İnanılmaz değil mi? Hatta bu
3:34
ışık, gölge, açıklık, koyuluk durumunu
3:36
anlatan çok havalı bir terim de var.
3:39
Valör. Yani bir rengin ne kadar aydınlık
3:41
ya da karanlık olduğu onun valör değeri.
3:44
Özellikle sanatlığa tasarımla uğraşanlar
3:46
bu terimi çok iyi bilir. Çünkü işin
3:48
temelinde bu yatar. Tamam. Gözler veriyi
3:51
topladı. Işığı renge algıladı. E sonra
3:55
beyin bu hamveriyle ne yapıyor? İşte
3:57
şimdi işin asıl büyülü kısmına
4:00
geliyoruz. Çünkü hepimizin beyninde
4:02
dünyayı yorumlamak için kullandığı
4:04
farklı farklı yazılımlar var. Ve
4:06
gördüklerimize anlam katan şey de tam
4:08
olarak bu yazılımlar. Bu yazılımlardan
4:11
biri mesela ıraksak düşünme. Nedir bu?
4:14
Hani bir sorunun tek bir doğru cevabını
4:16
bulmak yerine aklınıza gelen onlarca,
4:19
yüzlerce farklı ve orijinal çözümü
4:21
sıralarsınız. Ya işte o yeteneğin adı
4:24
bu. Yaratıcılığın adeta yakıtı
4:26
diyebiliriz. Bu farklı düşünme biçimleri
4:29
bizi Harvard Gardner'ın meşhur çoklu
4:31
zeka kuramına getiriyor. Gardner diyor
4:33
ki, "Zeka dediğin tek bir şey değildir.
4:36
Kiminin müziğe kafası çalışır. Kiminin
4:38
spora, kiminin matematiğe." Yani akıllı
4:41
olmanın tek bir kalıbı yok. Ama burada
4:43
küçük bir parantez açalım. İnternette
4:45
çok görürsünüz ama Gardner'ın orijinal
4:47
listesinde duyusal zeka diye bir madde
4:49
aslında yok. Bu da sonradan eklenmiş bir
4:51
efsane. Beynimiz enerjisini korumak için
4:55
sürekli zihinsel kestirme yolları arar.
4:57
Buna da heroistik yöntem diyoruz. Yani
5:00
her şeyi enine boyuna analiz etmek
5:02
yerine tecrübelerimize ve sezgilerimize
5:05
güvenip şöyle yapayım gitsin dediğimiz
5:07
anlar var ya işte o anlar. Tabii bu bize
5:10
müthiş zaman kazandırıyor ama bazen de
5:12
fena halde yanıltabiliyor. Ve bu
5:15
kestirme yollar bizi çok kritik bir yere
5:17
bağlıyor. Çünkü saf analitik zeka yani
5:20
bizim bildiğimiz adıyla IQ hayatta
5:22
başarılı olmak için tek başına yetmiyor.
5:25
Neden mi? Çünkü en zeki, en parlak
5:27
insanlar bile öfke ya da korku gibi
5:30
güçlü bir duyguya kapıldıklarında
5:32
tamamen mantıksız kararlar
5:33
verebiliyorlar. İşte tam bu noktada
5:36
sahneye duygusal zeka yani EQ çıkıyor.
5:39
Yani ne bu? Kendi duygularını anlama,
5:42
onları yönetebilme ve tabii ki
5:44
başkalarının ne hissettiğini anlayıp
5:46
empati kurabilme yeteneği. Ve bu yetenek
5:49
inanın bana en az IQ kadar hatta çoğu
5:51
zaman ondan çok daha önemli. Peki bütün
5:54
bunları şöyle bir toparlarsak nereye
5:56
varıyoruz? Geldiğimiz nokta şu: Algı
5:59
dediğimiz şey dünyayı olduğu gibi
6:01
kaydeden bir kamera değil. Tsine dünyayı
6:04
sürekli olarak aktif bir şekilde inşa
6:06
eden bir süreç. Ve en güzel kısmı ne
6:09
biliyor musunuz? Bu süreci biz
6:11
yönetebiliriz. Hadi aklımızda kalması
6:13
gerekenleri hızlıca bir tekrar edelim.
6:15
1. Gördüğünüz dünya beyninizin size özel
6:18
yaptığı bir yorum. 2. Gözünüzdeki asıl
6:21
patron mercek değil kornea. 3. Işığın
6:24
renklerini karıştırınca çamur değil
6:26
bembeyaz bir ışık elde edersiniz. 4.
6:29
Akıllı olmanın tek bir yolu, tek bir
6:31
kalıbı yok. Ve son olarak en önemlisi
6:33
algınız bir fotoğraf karesi değil, her
6:35
an güncellenen canlı bir yazılım. Madem
6:38
ki algımız bizim kontrolümüzde olan,
6:41
bizim inşa ettiğimiz bir süreç, o zaman
6:44
soru şu: Bu yeni bilgiyle ne
6:46
yapacaksınız? Bugünden sonra neyi farklı
6:49
görmeyi, neyi farklı yorumlamayı
6:51
seçeceksiniz? Unutmayın, bu sorunun
6:54
cevabı ve bu gücü nasıl kullanacağınız
6:56
tamamen size kalmış. Bu sizin süper
6:59
gücünüz.
#Education

