Auzef Felsefe Tarihi Sorunları-2 2025-2026 Vize Soruları
https://lolonolo.com/2026/05/18/felsefe-tarihi-sorunlari-2-2025-2026-vize-sorulari/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Herkese merhaba. Bu incelememizde 18.
0:03
yüzyılda dünyayı sarsan o devasa
0:05
zihinsel dönüşümleri masaya yatırıyoruz.
0:08
Amacımız Emmanuel Kant'ın aslında
0:10
hepimizin hayatına dokunan o meşhur üç
0:13
büyük sorusu üzerinden bu karmaşık
0:16
dönemin şifrelerini çözmek. Hadi lafı
0:18
hiç uzatmadan direkt konunun kalbine 18.
0:22
yüzyıl Akıl Çağının o efsanevi
0:24
parolasına dalalım. Sapere Aude yani
0:27
aklını kullanma cesareti göster. Romalı
0:29
şair Horatius'tan delen ve Kant'ın
0:32
resmen bayraklaştırdığı bu müthiş çağrı
0:34
aslında insanlığa şunu söylüyordu.
0:36
Yüzyıllardır süre gelen o eski dogmaları
0:39
artık bir kenara bırakın ve kendi
0:41
eleştirel aklınızı cesurca kullanmaya
0:43
başlayın. Şimdi biliyorum bu felsefi
0:46
metinler bazen aşırı yoğun gelebiliyor.
0:49
O yüzden her şeyi netleştirmek adına çok
0:51
açık bir yol haritası izleyeceğiz. Önce
0:54
aydınlanma ve akıl çağının o tarihsel
0:56
zeminine bakacağız. Ardından Kantino 3
0:59
ana sütununa geçeceğiz. Kritisizm,
1:01
deoloji ve son olarak estetik. Birinci
1:04
bölümümüz Aydınlanma Çağı ve kıtasal
1:07
kırılımlar. Olayların koptuğu yere
1:09
gidiyoruz. Bilimin ve mantığın o
1:11
sarsılmaz sanılan geleneksel otoriteleri
1:14
nasıl tahtından ettiğini görmek için 18.
1:16
yüzyılın o çalkantılı coğrafyasına
1:19
hızlıca bir göz atarak sahnemizi
1:20
hazırlayalım. Bakın bu gerçekten çok
1:23
ilginç. Genelde aydınlanma denilince tek
1:26
bir blok, yekpare bir hareket düşünürüz
1:28
ama aslında hiç de öyle değildi. Çok
1:31
belirgin bölgesel felsefelere
1:33
bölünmüştü. Mesela İskoçya'ya
1:35
bakıyorsunuz. Adam Smith ve David Hum
1:37
ile ampirizm yani deneycilik rüzgarları
1:40
esiyor. Almanya'ya geçiyorsunuz. Libnees
1:43
gibi dev bir isimle rasyonalizm dimdik
1:46
ayakta. Fransa isa bambaşka bir telden
1:48
çalıyor. Descartes'ın mekanik evren
1:50
modelinden ilham alan Lametri ve Deholb
1:53
gibi isimler işi oldukça radikal ve
1:55
materyalist bir çizgiye taşıyorlar. Tam
1:58
da bu entelektüel kaynamanın ortasında
2:01
Didrot ve Dalbert gibi Fransız
2:03
düşünürler devasa bir işe giriştiler ve
2:05
o anıtsal ansiklopediyi yayımlamak için
2:07
güçlerini birleştirdiler. Amaç neydi?
2:10
Halkı o körü körüne inanılan dogmalardan
2:12
kurtarmak. Tabii tüm bu düşünsel devrim
2:15
boşlukta olmadı. Kopernik, Galileo ve
2:17
Newton gibi modern bilimin kurucularının
2:19
inşa ettiği o sağlam mekanik fizik
2:21
temeli üzerinde yükseliyordu. Ve bu yapı
2:24
ta ki 20. yüzyılda Einstein sahneye
2:26
çıkıp her şeyi yeniden tanımlayana kadar
2:28
da böyle devam etti. İkinci bölümümüz
2:31
kritisizm yani neyi bilebilirim sorusu.
2:35
Düşünsenize etrafta böyle bir bilimsel
2:38
ve rasyonel patlama yaşanırken bu durum
2:41
Kant'ın sahneye çıkıp o ilk devasa ve
2:44
aslında son derece kişisel sorusunu
2:46
sorması için mükemmel bir zemin
2:47
hazırlıyor. Ben gerçekte neyi ne kadar
2:50
bilebilirim? Bilmeyenleriniz için
2:53
hatırlatalım. Ktid Hum'un fikirlerini
2:55
okuyunca o kendi tabiriyle meşhur
2:57
dogmatik uykusundan uyanıyor ve hemen
3:00
ardından kritisizmi yani eleştirel
3:03
felsefeyi kuruyor. Aslında yaptığı şey
3:05
tam bir dehaydı. Rasyonalistlerin o
3:07
kesin dogmatizmiyile ampiristlerin o
3:10
bitmek bilmeyen şüpheciliği arasında
3:12
inanılmaz radikal bir orta yol yepyeni
3:14
bir sentez buldu. İnsan aklının
3:17
sınırlarını sonuna kadar sorgulayan bu
3:18
devasa sentez kendisinden sonra gelecek
3:21
olan Fehte, Shelling ve Helgel gibi
3:24
devleri doğuracak bütün bir Alman
3:26
idealizmi hareketinin de fitiline
3:28
ateşlemiş oldu. İşte Kant felsefesinin o
3:31
can alıcı o en meşhur noktası. Kavramsız
3:35
görüler kör, görüsüz kavramlar boştur.
3:38
Yani olay şu, duyularımızla dış dünyadan
3:41
aldığımız o ham veriler ile zihnimizdeki
3:43
kavramlar aslında birbirine tamamen
3:45
muhtaç. Biri olmadan diğeri hiçbir işe
3:48
yaramıyor. İnsan aklı dış dünyanın o
3:51
somut ham verileri olmadan kendi başına
3:53
boşlukta bağımsız bir şekilde işleyemez.
3:56
Peki ama biz bu ham veriyi nasıl
3:59
işliyoruz? Kant burada gerçekten ezber
4:02
bozan bir şey söylüyor. Diyor ki, "Zaman
4:04
ve mekan öyle evrenin bir köşesinde
4:07
duran fiziksel nesneler falan değildir.
4:09
Onlar aslında bizim zihnimize doğuştan
4:12
yani a priori olarak takılmış algı
4:14
gözlükleridir. Gerçekliği anlamlandırmak
4:16
için takmak zorunda olduğumuz beynimizin
4:19
kalıcı donanımları gibi düşünün bunları.
4:22
İşte tam da bu algı gözlükleri yüzünden
4:25
Kant çok keskin, çok katı bir sınır
4:27
çiziyor. Bizim zihnimiz sadece ama
4:29
sadece bu algı gözlükleri aracılığıyla
4:32
algıladığı dünyayı yani fenomenleri
4:34
bilebilir. Hepsi bu. O görünüşlerin
4:36
perdesinin arkasında saklanan mutlak
4:39
gerçekliği yani Kant'ın o meşhur
4:41
deyimiyle numen o kendinde şeyleri
4:43
hiçbir zaman ama hiçbir zaman tam olarak
4:46
bilemeyeceğiz. Zihnimizin nasıl
4:48
çalıştığını, nasıl düşündüğümüzü daha
4:50
derinlemesini analiz ederken Kant bir de
4:52
analitik yargılar dediği bir kavramdan
4:54
bahseder. Nedir bu? Çelişmezlik ilkesine
4:57
dayanan yüklemi zaten öznesinde gizli
5:00
olan yargılar. Yani yapıları gereği
5:02
kesinlikle doğrudurlar ama tamamen
5:04
totolojiktirler. Mesela bekarlar evli
5:06
değildir demek gibi. E tamam doğru ama
5:09
bu bize dış dünya ile ilgili yeni bir
5:10
bilgi veriyor mu? Hayır, vermiyor. Sıfır
5:13
yeni bilgi. Tüm bunlara ek olarak Kant
5:16
der ki: "Adınlanma demek aslında aklın
5:19
tamamen özerkleşmesi demektir.
5:21
Fikirlerimizi kamusal alanda, kamusal
5:24
akıl ile tartışırken sonuna kadar özgür
5:26
olmalıyız. Kimse bizi susturmamalı." Ama
5:29
iş kurumsal sürdürülebilirliğe gelince
5:31
kantorda çok pratik bir fren yapıyor. İş
5:34
başındayken kullandığımız özel aklımız
5:36
belli sınırlara tabi olmalıdır diyor.
5:39
Örneğin bir matematik öğretmeni okuldaki
5:41
müfredatı dışarıda bir kafede
5:43
arkadaşlarıyla kıyas eleştirebilir ama
5:45
sınıfa girip tahtanın başına geçtiğinde
5:47
kurumun bekası için o müfredatı harfiyen
5:49
öğretmek zorundadır. Geçiyoruz 3.
5:52
bölüme. Deontoloji yani ne yapmalıyım
5:55
sorusu. Şimdi beyinden çıkıp ahlaki
5:59
kalbe doğru iniyoruz. Kant'ın zihin ve
6:01
bilgi üzerine kurduğu tüm o devasa yapı
6:04
burada onun ikinci büyük ve hayati
6:06
sorgulamasına dönüşüyor. Bu noktada Kant
6:09
son derece katı tavizsiz bir deontoloji
6:12
yani ödev ahlakı inşa ediyor ve bu
6:15
sistemin tam merkezine ahlak yasasının
6:17
en yüksek formunu yani kesin buyruğu
6:20
diğer adıyla kategorik imperatifi
6:22
yerleştiriyor. Bu öyle bir buyruk ki
6:25
içinde hiçbir kişisel çıkar, amaç veya
6:27
dış koşul barındırmıyor. kaynağını
6:30
tamamen saf, evrensel ve ariori akıldan
6:32
alıyor. Şimdi buradaki ayrımın ne kadar
6:36
keskin, ne kadar dramatik olduğuna bir
6:38
bakın. Eğer bir iyiliği, bir eğilimi
6:40
sırf size haz verdiği için, işinize
6:42
geldiği için ya da sonucunda mutlu
6:44
olacağınız için yapıyorsanız yani
6:46
aposteriori sonuçlar peşindeyseniz Kanta
6:49
göre üzgünüm ama o eyleminizin ahlaki
6:51
değeri tam olarak sıfırdır. Yanlış
6:53
duymadınız sıfır. Gerçek ahlak
6:55
istisnasız olarak yalnızca o ariori
6:57
ödelincinden ve ahlak yasasına
6:59
duyduğunuz o saf çıkarsız saygıdan
7:01
doğar. Aslında tüm bunların özü şuraya
7:04
çıkıyor. Aydınlanmayı gerçekleştirmek
7:06
demek, gerçek bir otonomi kazanmak,
7:08
kendi ayakları üzerinde durmak demektir.
7:11
Hepimizde o evrensel pratik akıl var,
7:13
değil mi? İşte o aklı kullanarak kendi
7:16
ahlak yasalarımızı kendimiz belirleme
7:18
cesaretini göstermeliyiz. Sürekli bize
7:20
ne yapacağımızı söyleyecek birilerine,
7:22
dışarıdan bir otoriteye ya da elit bir
7:24
rehbere bel bağlamadan kendi yolumuzu
7:27
çizmeliyiz. Geldik 4.
7:31
Estetik yani yargı gücü ve beğeni. Şimdi
7:35
bilgiyi ve ahlakı hallettik. Peki ya
7:37
güzellik? Bu son büyük eleştiri
7:40
hepimizin hayatındaki o en öznel, o en
7:43
derin insani deneyimi masaya yatırıyor.
7:45
Neyin güzel olduğuna tam olarak nasıl
7:47
karar veriyoruz? Kısa bir arka plan
7:50
vereyim. Estetik kelimesi aslında köken
7:52
olarak eski Yunancada duysal algı
7:54
anlamına gelen ice thesis'ten geliyor.
7:57
Alexander Bgart'ın bu kelimeyi alıp
7:59
felsefeye bir duyusal bilgi bilimi
8:01
olarak ithal ediyor. Ama işin ilginç
8:03
tarafı şu: Onu alıp insan beynisi için
8:06
tamamen özerk, bağımsız bir çerçeve
8:08
olarak zirveye oturtan kişi Yargı
8:10
Gücünün Eleştirisi adlı eseriyle yine
8:13
bizim Kant oluyor. Bakın bir şeye bakıp
8:16
aman tanrım bu çok güzel." dediğinizde
8:18
Kant diyor ki siz aslında o nesnenin
8:20
mantıksal veya kavramsal yapısı hakkında
8:22
bir bilgi vermiyorsunuz. Yani bu estetik
8:25
yargılar kesinlikle ama kesinlikle
8:27
kognitif yani bilgi verici değillerdir.
8:29
Siz o an sadece hayal gücünüzle ve
8:31
duyularınızla tamamen öznel kişisel bir
8:34
beğeni yargısında bulunuyorsunuz. Olay
8:36
tamamen sizinle ilgili. Ve işte estetik
8:39
yargının tam kalbinde yatan o altın
8:41
kural. Çıkarsız hoşlanma. Diyelim ki
8:44
vitrinde göz kamaştırıcı bir pırlanta
8:46
gördünüz. Estetik beğeni, onu satın
8:49
alma, ona sahip olma arzusu
8:51
barındırmamalıdır. Kanta göre güzelliğe
8:54
onu cebinize atma ya da ondan faydalanma
8:56
dürtüsü hissetmeden saf ve tamamen
8:59
çıkarsız bir şekilde sadece kendi başına
9:02
olduğu o harika şey için takdir
9:04
etmelisiniz. Tüm bu derinlemesini
9:06
analizden sonra incelememizi bitirirken
9:09
en başa dönüyoruz ve sizi o kışkırtıcı,
9:11
can alıcı düşünceyle baş başkaşa
9:13
bırakıyorum. O meşhur Sapere Aude
9:15
çağrısını hatırlayın. Şimdi durup
9:17
kendinize sorun. Kendi hayatınızda
9:19
gerçekten kendi aklınızı kullanma
9:21
cesaretini gösteren otonom bir birey
9:23
misiniz? Yoksa hala bilginizi,
9:25
ahlakınızı ve hatta neyi beğeneceğinizi
9:28
bile başkalarının sizin adınıza dikte
9:29
etmesine izin mi veriyorsunuz?
#Jobs & Education

