Auzef Felsefe Tarihi Sorunları-2 2024-2025 Bütünleme Soruları
https://lolonolo.com/2026/07/04/felsefe-tarihi-sorunlari-2-2024-2025-butunleme-sorulari/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Selamlar. Bugün felsefe tarihinin belki
0:02
de en kafa karıştırıcı ama bir o kadar
0:04
da büyüleyici bir dönemini
0:06
inceleyeceğiz. Bambaşka bir düşünsel
0:08
yolculuğa çıkıyoruz. Önce devasa her
0:11
şeyi açıklama iddiasında olan felsefi
0:13
sistemlerin adım adım nasıl inşa
0:15
edildiğine bakacağız. Sonra da bu
0:17
sistemlerin kökünden sarsılıp nasıl
0:19
tamamen yerle yeksan edildiğini
0:21
göreceğiz. Hazırsanız algılarımızı biraz
0:24
esnetelim ve başlayalım. Pekala işte
0:27
bugünkü zihin haritamız. Önce aydınlanma
0:29
ve alaman idealizmi ile temellerini
0:31
atacağız. Ardından tarih ve toplumun
0:33
itici gücüne bakıp oradan varoluşçulukla
0:36
insanın kendi seçimlerine odaklanacağız.
0:38
Sonra analitik felsefe ve dilin
0:40
dünyasına dalacağız ve nihayetinde
0:41
fenomenolojiden postmodernizme geçişle
0:44
final yapacağız. Hiç vakit kaybetmeden
0:46
ilk durağımıza geçelim. Birinci
0:48
bölümümüz Aydınlanma ve Alman idealizmi.
0:51
Hikayemize evrini tek bir formülle dev
0:54
bir çatı altında toplamaya çalışan o çok
0:57
cesur, büyük çerçeveler kuran
0:59
düşünürlerle başlıyoruz. Bazen
1:01
felsefenin sadece fil dişi kulelerde
1:03
yapıldığını, gerçeklikten kopuk olduğunu
1:05
düşünürüz. Değil mi? Aslında hiç de öyle
1:08
değil. Mesela Fransız aydınlanmasının o
1:11
radikal tutumu havada uçuşan soyut
1:13
fikirlerden ibaret değildi. O dönemin
1:15
doğrudan baskıcı rejimlerine, monarşinin
1:18
gücüne ve kilisenin mutlak otoritesine
1:20
karşı verilmiş çok net somut bir
1:22
tepkiydi aklı karanlığa karşı bir silah
1:26
olarak konumlandırdılar.
1:28
Tam da bu dönemde sahneye dev bir isim
1:31
Kant çıkıyor. Kant aslında bildiğimiz
1:34
her şeyi iki net kategoriye ayırıyor.
1:36
Biri aposteriori yani tamamen
1:39
deneyimlerimize dayanan bilgi, ateşin
1:42
sıcak olduğunu dokunarak öğrenmek gibi.
1:44
Ama Kant'ın asıl zilim yakan, çığır açan
1:47
fikri ariori bilgi. Yani deneyimden
1:50
tamamen bağımsız, zorunlu ve evrensel
1:53
olan bilgi. Aslında tam olarak dünyayı
1:55
tecrübe etmemizi sağlayan o görünmez
1:57
altyapının ta kendisi. Bu Kant'ın bu
2:00
keskin tasnif yeteneği estetik dünyasına
2:03
da harika bir şekilde yansıyor. Düşünün
2:05
bir sanat eserine veya muazzam bir
2:08
manzaraya bakıyorsunuz. Kanta göre güzel
2:11
diyebileceğimiz şey altında hiçbir gizli
2:13
ajanda yatmayan, karşılığında kesinlikle
2:16
hiçbir fayda beklemediğimiz o saf,
2:19
beklentisiz hazdır. Sırf o olduğu için
2:22
ondan keyif almak diyebiliriz buna.
2:24
Şimdi işler Hegel ile biraz daha farklı
2:26
bir boyuta taşınıyor. Çünkü Hegel
2:28
tarihin dümdüz ilerlemediğini söylüyor.
2:30
Onun o meşhur diyalektik süreci tam bir
2:32
üç adım dansı gibi. Ortada bir durum
2:35
yani tez var. Bu tez ister istemez
2:37
içinden kendi zıddını yani antitezi
2:39
doğuruyor ve bu iki zıtlık öylece
2:41
durmuyor. Çatışıyorlar. sonucunda da
2:43
ikisinden de daha gelişmiş olan o üst
2:45
aşama yani sentez ortaya çıkıyor. Tarih
2:48
dediğimiz şey işte tam olarak bu ritimle
2:50
ileriye akıyor. Peki bu bitmek bilmeyen
2:53
diyalektik motor bizi nereye götürüyor?
2:55
Hegel buna Tin veya Gest diyor. Tarih bu
2:58
mutlak tin yavaş yavaş, adım adım kendi
3:01
farkındalığına, öz bilincine ulaşma
3:03
hikayesidir. Aslında Alman
3:05
idealistlerinin ortak noktası da budur
3:07
zaten. Tüm bu karmaşık dünyayı tek bir
3:10
anahtar kavramla, tek bir kökenle
3:12
açıklamaya çalışırlar. Buna felsefede
3:14
monizm diyoruz. Her şeyin tek bir
3:16
ilkeden türediği fikri. İkinci bölüme
3:19
geçiyoruz. Tarih ve toplumun itici gücü.
3:22
Artık o soyut zihin odalarından çıkıp
3:24
biraz sokağa inme, toplumun ve maddi
3:27
dünyanın kurallarına bakma zamanı geldi.
3:29
Augustte insanlığın evremini aslında
3:32
büyüyen bir insanın gelişim evreleri
3:34
gibi okuyor. Oldukça sistemli bir bakış
3:36
açısı. İnsanlığın her şeyi doğaüstü
3:39
güçler ve tanrılarla açıkladığı bir
3:41
teolojik evre var başta. Sonra daha
3:44
soyut kavramlara sığındığı o metafizik
3:47
evre geliyor ve nihayet büyüyüp
3:49
olgunlaştığında ulaştığı sadece gözlemin
3:52
ve bilimin hüküm sürdüğü nihai aşama
3:55
pozitif evre. Tarihi ilerleten gücün ne
3:58
olduğu konusunda Carl Marx tarihsel
4:00
materyalizm kavramıyla tamamen başka bir
4:03
pencere açıyor. Marx'ın argümanı çok
4:05
net. Dünyayı fikirler, inançlar ya da
4:08
krallar döndürmez. Toplumu şekillendiren
4:11
şey ekonomik altyapı. ve üretici
4:13
güçlerdir. Ona göre tarih sahip
4:16
olanlarla olmayanların yani farklı
4:18
ekonomik sınıfların arasındaki
4:20
çatışmadan beslenir. Tarihi ileriye
4:23
doğru iten gerçek motor bu sınıf
4:25
mücadelesidir. 3üncü bölümümüz
4:28
varoluşçuluk ve insanın kendi seçimi.
4:30
Toplumsal sınıfların ve devasa tarihsel
4:33
hareketlerin o makro dünyasından
4:35
uzaklaşıp mikroskobumuzu tek bir bireye,
4:38
kendimize, insanın o yapaoluşuna
4:41
çeviriyoruz. Kendi hayatınızda aldığınız
4:44
en zor kararları bir düşünün. Jean Paul
4:46
Sartre dünyayı çok keskin iki çizgiyle
4:49
ayırıyor. Bir yanda bir massa, bir taş
4:51
gibi sadece olduğu haliyle var olan
4:54
bilinci olmayan, kendinde varlık var.
4:56
Diğer yandaysa bilinç sahibi, sürekli
4:59
seçimler yapmak zorunda olan ve bu
5:01
özgürlüğün inanılmaz ağır yükünü
5:03
omuzlarında taşıyan insan var. Yani
5:06
kendisi için varlık. Siz bir nesne
5:08
değilsiniz. Siz sürekli kendini baştan
5:10
seçen bir varlıksınız." diyor Sartrem.
5:13
Geldik 4. bölüme. Analitik felsefe ve
5:16
dil. Bireyin içsel varoluşundan sıyrılıp
5:19
20. yüzyıl felsefesinin en büyük, en
5:22
takıntılı olduğu alana, dilin ve
5:24
kelimelerin kusursuz anlam arayışına
5:26
giriyoruz. Şöyle düşünün. Ya
5:29
yüzyıllardır filozofların birbiriyle
5:31
anlaşıp bir yere varamamasının sebebi
5:33
düşüncelerin kendisi değil de sadece
5:36
kullandıkları dilin kusurlu olmasıysa
5:38
Bertrand Russell tam olarak bu soruna
5:40
işaret ediyor. Amacı günlük dildeki o
5:43
karmaşayı, yoruma açık kelimeleri
5:45
tamamen temizleyip tıpkı bir matematik
5:48
denklemi kadar kesin, mantıksal ve ideal
5:50
bir dil kurmaktı. Bu dili çözme işinle
5:53
Frege'nin ayrımı çok kritik. Freg diyor
5:56
ki, "Her kelimenin aslında iki yüzü
5:58
vardır. Bir tarafta o kelimenin
6:00
zihnimizde uyandırdığı mana yani anlam
6:03
bulunur. Diğer taraftaysa o kelimenin
6:06
fiziksel dünyada karşılık geldiği işaret
6:09
ettiği somut nesne yani gönderim vardır.
6:12
Dilin nasıl işlediğini kavramak
6:14
istiyorsak kelimelerin bu çift taraflı
6:16
yapısını anlamak zorundayız.
6:18
Ve nihayet 5. bölüm. Fenomenolojiden
6:22
postmodernizme geçiş. Hazırsanız büyük
6:25
finale geçiyoruz. Şu ana kadar özenle
6:28
tuğla tuğla inşa ettiğimiz o mutlak
6:31
doğruların, o kusursuz sistemlerin bir
6:33
iskambil şatosu gibi yıkılışına şahit
6:36
olacağız. Bu büyük yapı sökümün ilk
6:38
adımı Huserlin epoke yöntemiyle
6:40
başlıyor. Epoke kavramına aslında
6:43
televizyonun sesini tamamen kısmak ya da
6:45
etrafınızdaki dünyayı bir süreliğine
6:47
sessize almak gibi düşünebilirsiniz.
6:50
Hser dışarıdaki dünyanın gerçek mi yoksa
6:52
rüya mı olduğu tartışmasını parantez
6:54
içine alıp askıya almamızı ister. Sadece
6:57
bilincimizin içindeki saf deneyimlere,
7:00
asıl özlere odaklanmamızı söyler.
7:02
Husserl'in düş dünyayı böyle paranteze
7:04
alması postmodernizmle radikal bir hal
7:07
alıyor ve tam anlamıyla bir yıkıma
7:09
dönüşüyor. Postmodernizm sahneye çıkıp
7:12
adeta masayı deviriyor. Aydınlanmanın o
7:14
çok güvendiği evrensel aklı tek bir
7:17
doğru olduğunu savunan mutlak iddiaları
7:19
ve her şeyi bir ilkeyle açıklamaya
7:21
kalkan o monist tekçi sistemleri
7:23
bütünüyle reddediyor. Onlara göre herkes
7:26
için geçerli olan o mutlak doğru diye
7:27
bir şey kesinlikle yok. Yani insanlığı
7:31
tek bir çatı altında toplayan o büyük
7:33
görkemli hikayeler, bilimin bizi
7:36
kurtaracağı, aklın her şeyi çözeceği
7:38
gibi evrensel kurtuluş vaatleri rafa
7:41
kalkıyor. Postmodern düşünce geçmişin bu
7:45
birleştirici büyük metanaratiflerini
7:47
yani o üst anlatılarını bütünüyle
7:49
reddediyor. Tek bir devasa doğru yerine
7:53
binlerce parçaya bölünmüş küçük ve yerel
7:55
gerçeklikler bırakıyor geriye. dev bir
7:58
sistemin inşasından onun tamamen parça
8:01
pinçik edilişine uzanan bu akıl almaz
8:03
incelememizi birlikte tamamladık. Peki
8:06
şimdi ne olacak? Hakikatin ve kesinliğin
8:08
tamamen yerle zanedildiği bu noktada
8:11
sizlere şu sarsıcı soruyu bırakmak
8:13
istiyorum. Eğer tutunacak tek bir
8:15
evrensel doğru bizi ortak bir paydada
8:17
birleştirecek hiçbir büyük hikaye
8:19
kalmadıysa felsefe ve aslında insanlık
8:22
pusulasını buradan sonra nereye
8:24
çevirecek? Lütfen bunu düşünmeye ve o
8:27
bitmek bilmeyen merakla sorgulamaya
8:29
devam edin. Bu felsefi analize
8:31
katıldığınız için teşekkürler. Bir
8:33
sonraki incelememizde görüşmek üzere.
8:37
Ç
#Jobs & Education

