Auzef Felsefe Tarihi Sorunları-1 2025-2026 Final Soruları
https://lolonolo.com/2026/01/23/felsefe-tarihi-sorunlari-1-2025-2026-final-sorulari/
Bu kaynak, antik çağdan modern döneme kadar uzanan felsefe tarihinin temel sorunlarını ve önemli düşünürlerin görüşlerini içeren kapsamlı bir sınav hazırlık materyalidir. Metinde, evrenin ana maddesini araştıran Milet Okulu'ndan başlayarak, bilgi ve varlık tartışmalarını derinleştiren Platon ve Aristoteles gibi sistematik filozofların kuramları özetlenmektedir. Orta Çağ’daki tümeller tartışması ile modern felsefede rasyonalizm ve empirizm arasındaki bilgi kaynağı ayrışması gibi kritik dönüm noktaları detaylıca ele alınmıştır. Ayrıca, felsefi kavramları pekiştirmek amacıyla hazırlanan çoktan seçmeli sorular ve çözüm açıklamaları, teorik bilgilerin pratik bir düzlemde değerlendirilmesini sağlamaktadır. Belge, İslam felsefesi ile Batı düşüncesi arasındaki tarihsel etkileşimi ve felsefenin zaman içindeki kavramsal dönüşümünü bütüncül bir bakış açısıyla sunmaktadır.
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Herkese merhaba. Gelin bugün felsefe
0:02
tarihinin en temel, en köklü sorusunun
0:04
peşine birlikte düşelim. Her şeyin ama
0:07
her şeyin özü nedir? Nereden geliyoruz?
0:10
Bu macera bizi Antik Yunan'daki o ilk
0:13
arke yani ana madde arayışından alıp
0:15
evreni Monat adını verdiği minicik
0:18
enerji noktaları olarak gören Live
0:19
News'e kadar götürecek. Gerçeğin
0:21
doğasını anlamak için çıkılmış bu
0:23
inanılmaz sirüvene hoş geldiniz.
0:25
Hazırsanız şöyle bir soruyla zihnimizi
0:27
açalım. Bir an için durun ve düşünün. Ya
0:30
şu an etrafınızda gördüğünüz,
0:32
dokunduğunuz, hissettiğiniz her şey ama
0:34
her şey asıl gerçekliğin sadece e soluk
0:38
bir gölgesi ise işte bu binlerce yıl
0:41
önce Platon'un ortaya attığı ve o günden
0:43
beri de aklımızı kurcalamaya devam eden
0:45
müthiş bir soru. Ve inanın bu soru öyle
0:48
kuru bir ders konusu falan değil. Tam
0:51
2500 yıldır devam eden kahramanlarının
0:54
filozoflar olduğu dev bir maceranın
0:56
başlangıcı. Her şey evrenin en temel
0:59
sırrını çözme arzusuyla başlıyor.
1:02
Maceramızın ilk durağı tabii ki Antik
1:05
Yunan. İşte burada her şey evrenin
1:08
temelindeki o tek, o değişmeyen ilkeyi
1:11
yani Arke'yi bulma tutkusuyla başlıyor.
1:14
Peki bu arke dediğimiz şey tam olarak
1:17
ne? Yani ilk filozofların adeta kafayı
1:19
taktığı bir kavram. Bu her şeyin
1:21
kendisinden çıktığı, her şeyin özündeki
1:24
o ana madde neydi? Su muydu? Hava mı?
1:27
ateş mi yoksa bizim göremediğimiz çok
1:29
daha soyut bir şey miydi? Bütün mesele
1:32
buydu. İşte bu arayışın öncüleri, doğa
1:35
araştırmacıları olarak da bildiğimiz
1:37
milet okulu filozofları Tales,
1:40
Anaksimandros, Anaksimenes. Bu adamlar
1:43
evreni artık böyle mitolojik
1:44
hikayelerle, tanrıların öfkesiyle falan
1:47
değil, akıl ve gözlemle açıklamaya cüret
1:49
eden ilk düşünce kahramanlarıydı. derken
1:53
hikayede ani bir U dönüşü yaşanıyor.
1:56
Felsefenin o kocaman teleskobu
1:58
yıldızlardan ve evrenin sonsuzluğundan
2:01
alınıp insanın kendi içine yani doğrudan
2:04
bize çevriliyor. Odak noktası artık
2:06
kozmoz değil insanın ta kendisi. Ve bu
2:10
yeni dönemde sahneye sofistler çıkıyor.
2:12
Özellikle Gorgias'ın bu sözleri o dönem
2:15
için tam bir entelektüel bomba. Varlığı,
2:18
bilgiyi, ha, insanlar arası iletişimi
2:20
bile sorgulayan radikal bir şüphecilik.
2:23
Peki bu büyük meydan okumaya kim cevap
2:26
verecekti? Elbette Sokrates. Gorgeas'ın
2:29
o hiçbir şey bilinemez tavrına karşı
2:32
Sokrates, "Bırak evreni, önce kendini
2:35
bil." diyerek felsefenin yönünü tamamen
2:37
değiştiriyor. Artık asıl mesele dış
2:40
dünyada ne olduğu değil, insanın kendi
2:42
ahlaki doğrularını bulması erdemli bir
2:45
hayata nasıl ulaşacağıydı. Yani olay şu:
2:48
Felsefe evrenin sırlarına yönelik teorik
2:51
bir meraktan iyi bir yaşamın sırlarına
2:53
yönelik pratik bir arayışa dönüştü.
2:56
Kozmolojiden etiğe doğru inanılmaz
2:58
keskin ve kalıcı bir viraj alındı.
3:01
Sokrates'in açtığı bu yolda şimdi
3:03
sahneye her şeyi açıklayan, devasa
3:06
sistemler kurmaya çalışan iki dev isim
3:08
çıkıyor. Platon ve onun en parlak
3:11
öğrencisi Aristoteles. Platon en başta
3:14
sorduğumuz o soruyu alıp felsefesinin
3:17
tam merkezine koyuyor. Ona göre iki
3:19
farklı dünya var. Birincisi bizim şu an
3:22
yaşadığımız sürekli değişen kusurlu
3:25
duyular dünyası. İkincisi ise asıl
3:28
gerçek olan zamanın ve mekanın
3:30
ötesindeki o mükemmel idealar dünyası.
3:33
Yani bizim dünyamızdaki her güzel şey o
3:35
dünyadaki mükemmel güzellik ideasının
3:38
sadece bir gölgesi. Aristoteles'e
3:40
gelince o hocasından çok daha farklı,
3:43
daha ayakları yere basan, daha
3:45
sistematik bir yol izliyor. İnsanın
3:47
bütün faaliyetlerini üç ana başlık
3:49
altında topluyor. Teoreya yani sırf
3:52
bilmek için bilmek, praksis yani
3:54
eylemek, ahlaklı davranmak ve puezis
3:58
yani bir şeyler üretmek. Bütün insan
4:00
hayatını adeta bu üç kategoriden oluşan
4:02
bir haritaya yerleştiriyor. Şimdi bu dev
4:05
sistemlerin bize miras bıraktığı ve
4:07
bütün Orta Çağa kasıp kavuran bir soruya
4:10
geliyoruz. Şu güzellik, adalet, insanlık
4:12
gibi kavramları düşünün. Bunlar sadece
4:15
bizim aklımızdaki etiketler mi yoksa siz
4:18
ve ben gibi bizden bağımsız kendi
4:20
başlarına gerçek varlıklar mı? İşte bu
4:23
soru Orta Çağ felsefesini yüzyıllarca
4:26
meşgul eden tümeller tartışmasının ta
4:28
kendisiydi. Bir yanda realistler vardı.
4:31
Diyorlardı ki insanlık kavramı tıpkı şu
4:34
masa gibi bizden bağımsız gerçek bir
4:36
şeydir. Diğer yanda ise nominalistler.
4:39
Onlara göre ise bu kavramlar gerçek
4:40
falan değil. Sadece benzer şeyleri bir
4:42
araya getirmek için kullandığımız pratik
4:44
etiketler. Yani sadece birer isim. Ve bu
4:47
sadece felsefi bir hobi değildi.
4:49
Tanrının dünyayı nasıl bildiğinden tutun
4:51
da hakikatin doğasına kadar pek çok
4:54
temel teolojik soruyla doğrudan
4:56
bağlantılıydı. Orta Çağ'ın bu derin
4:58
tartışmalarından sonra bir anda her şey
5:00
değişiyor ve sahneye modern felsefenin
5:03
kurucuları çıkıyor. Eski dünya görüşleri
5:05
yerle bir oluyor ve yerine yepyeni
5:08
matematiksel ve mekanik bir evren
5:10
vizyonu geliyor. Bu devrimin baş mimarı
5:13
da Rene Decart'tı. O Aristoteles'in her
5:16
şeyde bir amaç gören o canlı evren
5:18
anlayışını bir kenara atıp dedi ki,
5:20
"Hayır, evren ilahi bir amacı olan bir
5:23
organizma değil. Tıpkı bir saat gibi
5:26
öngörülebilir matematiksel yasalara göre
5:28
tıkır tıkır işleyen dev bir makinedir.
5:31
Descart bu mekanik evreni açıklamak için
5:33
gerçekliği üç temel yapabı taşına yani
5:36
töz ayırdı. Birincisi her şeyin
5:38
yaratıcısı olan sonsuz töz yani tanrı.
5:42
İkincisi onun yarattığı iki sonlu töz.
5:45
Düşünen ama yer kaplamayan zihin ve yer
5:47
kaplayan ama düşünemeyen madde. İşte o
5:50
meşhur zihin beden ayrımı tam olarak
5:52
buradan doğdu. Bu akılcı çizgiyi belki
5:55
de en ilginç ve en uç noktaya taşıyan
5:57
isim Libes oldu. Onun Monad teorisi
6:01
gerçekten de insanın aklını zorlayan bir
6:03
şey. Libes Descart'ın o meşhur zihin
6:06
madde ayrımını aşmak için çok radikal
6:09
bir çözüm öneriyor. Diyor ki, "Evrimin
6:12
temelinde ne zihin ne de madde var. Onun
6:14
yerine Monad verdiği kendi içinde bir
6:17
algı merkezi olan sonsuz sayıda
6:19
bölünemez enerji noktası var. Bu fikir
6:22
tam bir devrimdi. Çünkü maddeyi bile
6:24
temelde bir tür ilkel algıya sahip bir
6:27
şey olarak görerek zihin ve beden
6:29
arasındaki o meşhur uçurumu kapatmaya
6:31
çalışıyordu. Tam da rasyonalist
6:33
filozoflar aklın evrenin tüm sırlarını
6:35
çözdüğünü düşünürken Manş deniziin karşı
6:38
kıyısından İngiltere'den büyük bir karşı
6:41
saldırı geldi. Empiristler sahneye çıktı
6:43
ve adeta şöyle dediler: "Bir dakika. Her
6:46
şey akıldan gelmez. Bildiğimiz her şey
6:49
deneyimden gelir. Bu akımın öncüsü de
6:52
John Locke'tu. Lock'a göre insan zihni
6:55
doğduğunda üzerine hiçbir şey yazılmamış
6:57
bomboş bir levha gibidir. Yani tabula.
7:00
Biz bildiğimiz her şeyi hayat boyu
7:03
yaşadığımız deneyimlerle, duyularımız
7:05
aracılığıyla bu boş levhanın üzerine
7:07
kendimiz yazarız. Ama log burada ilginç
7:10
bir ayrım yapıyor. Diyor ki, "Nesnelerin
7:13
şekli, boyutu gibi bazı özellikler
7:15
gerçekten onlarda bulunur. Bunlar
7:17
birincil nitelikler. Ama bir elmanın
7:19
kırmızılığı ya da tadı gibi özellikler
7:22
elmada değildir. Bizim zihnimizde, bizim
7:24
algımızda oluşur. Bunlar da ikincil
7:26
nitelikler. Ve işte tam bu noktada
7:28
George Berkley sahneye çıkıp L'un bu
7:31
ayrımını adeta paramparça ediyor. Ne
7:33
demek birincil ikincil diye soruyor. Bir
7:36
elmanın şeklini renginden ayrı
7:37
düşünebilir misin? Hayır. O zaman
7:40
zihnimizden bağımsız hiçbir şey yoktur.
7:43
Var olan her şey algılandığı için
7:45
vardır. Bu kadar basit. Emperizmin bu
7:48
yolculuğundaki son ve en radikal duraksa
7:51
David Hum. Hum'a göre zihnimizdeki her
7:54
şeyin tek bir kökeni var. Anlık ve canlı
7:57
duyusal deneyimler olan izlenimler.
8:00
Fikirlerimiz yani idelerse bu canlı
8:02
izlenimlerin zamanla zihnimizde kalan
8:05
soluk hayal meyal kopyalarından başka
8:07
bir şey değil. Ve bu da bizi maceramızın
8:10
sonuna HUM'un bizi tam ortasında
8:12
bıraktığı o sarsıcı soruya getiriyor.
8:14
Düşünün eğer zihninizdeki her şey dış
8:17
dünyadan gelen duyumların soluk birer
8:19
kopyasıysa o duyumların kaynağının
8:21
gerçekten var olduğundan nasıl emin
8:23
olabilirsiniz ki? Hatta daha da ötesi
8:26
sürekli değişen bu izlenim ve fikir
8:28
akışının arkasında sabit bir ben
8:30
olduğundan bile emin olabilir misiniz?
8:32
İşte felsefe macerası sizi bu derin
8:34
soruyla başa bırakıyor.
#Education

