Auzef Felsefe Bilim Din İlişkileri 2024-2025 Vize Soruları
https://lolonolo.com/2026/04/01/felsefe-bilim-din-iliskileri-2024-2025-vize-sorulari/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Felsefe, bilim, din. İnsanlık olarak
0:03
gerçeği ararken hep bu üç devin
0:06
omuzlarına tırmandık. Peki bu üçü
0:09
birbiriyle sürekli kavga eden düşmanlar
0:11
mı yoksa aslında hepsi aynı hedefe
0:15
farklı patikalardan giden yoldaşlar mı?
0:17
İşte bu bölümde bu devlerin arasındaki o
0:20
hem çalkantılı hem de bir o kadar
0:22
büyüleyici ilişkiye yakından bakacağız.
0:25
Hadi dalalım konuya. Bilim, felsefe ve
0:29
din bu üçü bir arada olabilir mi? İşte
0:32
bu bütün bu anlatının tam kalbindeki
0:35
soru. Yani bu üç devada
0:38
karşılaştıklarımda birbirlerini ne
0:40
yapıyorlar? El mi sıkışıyorlar yoksa
0:42
yumrukları mı sıkıyorlar? Gelin görelim.
0:45
Peki yolculuğumuzda neler var? Hızlıca
0:47
bakalım. Önce bu üç alanın ne olduğunu
0:50
bir anlayacağız. Yani oyunun kurallarını
0:52
koyacağız. Sonra tarihin tozlu
0:54
sayfalarına gidip devlerin çarpışmasına
0:56
tanık olacağız. Oradan aklı ve inancı
0:59
barıştırma çabalarına bakacağız ve en
1:01
sonunda hiç beklemediğiniz bir yerde
1:03
şaşırtıcı bir anlaşmaya varacağız. Evet,
1:06
ilk durağımız üç alan tek gerçeklik.
1:09
Başlamadan önce herkesin aynı dilden
1:11
konuştuğundan emin olmamız lazım, değil
1:13
mi? Yani bu devler ringe çıkmadan önce
1:15
kim kimdir, nasıl dövüşür, kuralları
1:17
nelerdir? Bir bakalım. İşte aralarındaki
1:20
en temel fark tam da bu. Bir tarafta
1:22
beyaz önlüğünü giymiş, mikroskobunu
1:24
eğilmiş, somut verilerle hipotezlerini
1:26
test eden bir bilim insanı düşünün.
1:27
Laboratuvarı var, deneyleri var. Diğer
1:30
taraftaysa ne bileyim bir koltuğa
1:31
oturmuş, adalet tam olarak nedir ya da
1:34
bilginin sınırı nerede biter gibi
1:35
sorularla boğuşan bir filozof var. Onun
1:38
laboratuvarı isa kendi zihni. Araçlar
1:40
bambaşka evet ama amaç aynı. Gerçeğin ne
1:43
olduğunu anlamak. Şimdi bakın işler
1:45
burada biraz sertleşiyor. Karşınızda
1:47
mantıksal pozitivizm. Bu Viyana çevresi
1:50
denilen bir grup düşünürün ortaya attığı
1:52
oldukça radikal bir fikir. Diyorlar ki,
1:54
"Bir dakika. Eğer bir söylediğin şeyi
1:56
laboratuvarda test edemiyorsan yani
1:58
ampirik olarak doğrulayamıyorsan o
2:00
cümlen anlamlı bile değildir." Yani
2:02
onlara göre tanrı vardır demek ya da ruh
2:04
ölümsüzdür demek mor fikirler uyuyor
2:06
demek kadar anlamsız. Bu görüşle
2:08
birlikte din ve metafizik hop bilginin
2:10
oyun sahasından tamamen dışarı atılıyor.
2:12
Ve şimdi anlatımımızın tam kalbine yani
2:16
titanların çarpışmasına geliyoruz. Sizi
2:19
İslam'ın altın çağına götüreceğim.
2:21
Tarihin en büyük entelektüel
2:23
dövüşlerinden birine tanık olmaya. Bakın
2:27
bu alıntı her şeyi anlatıyor aslında.
2:29
Gazali'nin felsefeye yönelik eleştirisi
2:32
için söylenmiş en ciddi sistematik ve
2:34
etkili yani yıkıcı eleştiri. Bu öyle
2:37
sıradan bir kitap eleştirisi falan
2:39
değil. Hayır, hayır. Bu İslam düşünce
2:41
dünyasında adeta bir deprem etkisi
2:43
yaratıyor. Felsefenin kendi temellerini
2:46
sarsan, oyunun kurallarını yeniden yazan
2:48
bir hamleydi bu. İşte karşınızda
2:51
Duelo'nun tarafları. Bir köşede Gazali
2:53
kitabı filozofların tutarsızlığı.
2:56
Argümanı ne? Felsefenin temel fikirleri
2:58
dinle çelişir ve inancı zayıflatır
3:00
diyor. Ve diğer köşede yaklaşık bir asır
3:03
sonra ringe çıkan İbn Ruşt. Onun kitabı
3:06
isa adeta bir cevap, bir rest.
3:08
Tutarsızlığın tutarsızlığı. O ne diyor?
3:11
Hayır. Gazali felsefeyi yanlış onladı.
3:13
Akıl ve inanç gayet de bir arada olur
3:15
diyor. Tam bir fikir savaşı yani. Ama
3:17
durun İbn Rüşt'ü sadece körü körüne bir
3:20
akıl savunucusu sanmayın. Onun da bir
3:22
çekincesi var. Diyor ki, "Evet, akıl
3:25
inanılmaz derecede önemli ama aklın da
3:27
bir sınırı var. Ona göre biz filozoflar
3:30
aklımızla gerçeğe yaklaşmaya çalışırız,
3:32
tartışırız. Bazen yanılırız. Fakat o
3:35
mutlak, o kusursuz, o %100 hatasız bilgi
3:38
işte o sadece peygamberlere vahiyle
3:41
gelir. Bu onun akılla inanç arasında
3:43
kurduğu o hassas denge aslında. Peki bu
3:46
alanlar hep savaşmak zorunda mı? Hayır.
3:49
Şimdi biraz da çatışmadan uyuma yani
3:51
köprü kurma çabalarına bakalım. Tarihte
3:54
inançla gerçeği, tanrıyla aklı
3:56
uzlaştırmaya çalışanlar da oldu. Mesela
3:59
bakın bu söz Aziz Augustinus'a ait ve
4:01
söylendiği zamana göre inanılmaz
4:03
derecede modern bir bakış açısı. diyor
4:05
ki: "Eğer bilimsel bir gerçekle kutsal
4:08
metnin düz anlamı çelişiyorsa o zaman
4:10
metni mecazi olarak anlamak gerekir."
4:13
Augustinus'a göre Tanrı bize iki kitap
4:15
vermiştir. Biri kutsal kitap, diğeri de
4:17
doğa kitabı yani evrenin kendisi. Eğer
4:20
bu ikisi birbiriyle çelişiyor gibi
4:22
görünüyorsa hata doğada değil bizim
4:24
metni anlama biçimimizdedir. Belki de
4:26
kelimelerin ardındaki daha derin anlama
4:28
bakmamız gerekiyordur. Benzer bir
4:30
birleştirme çabasını büyük İslam
4:32
filozofu İbn Sina'da da görüyoruz. O da
4:35
insan aklının gelişimini böyle dört
4:36
aşamaya ayırmış. Düşünün en başta
4:39
Heyülaniye akıl var. Bu doğduğumuz
4:41
andaki halimiz. Yani bomboş bir hard
4:44
disk gibi. Sadece öğrenme potansiyelimiz
4:46
var. Sonra bir şeyler öğrendikçe
4:48
bilkuve-i akıl aşamasına geçiyoruz. Bu
4:51
potansiyel yavaş yavaş doluyor. Ardından
4:54
kendi başımıza akıl yürütüp sonuçlar
4:56
çıkarabildiğimiz bilfiil akıl geliyor.
4:58
Ve en tepede evrensel hakikatlerle,
5:01
büyük fikirlerle bağ kurabildiğimiz
5:03
müstefad akıl var. Yani akıl basamak
5:06
basamak gelişen bir yolculuk. Peki
5:08
günümüzde durum ne? Şimdi de bilimi ve
5:10
tanrı fikrini birleştirmeye çalışan iki
5:12
farklı modern yola, iki farklı doğa
5:15
teolojisine bakalım. Yöntemleri farklı
5:17
ama amaçları benziyor. Bu ikisi sık sık
5:20
birbirine karıştırılır ama aradaki fark
5:23
gerçekten çok önemli. Şöyle düşünün.
5:26
Tabii teoloji dediğimiz şey dışarıdan
5:28
içeriye doğru bir bakış açısıdır. Kutsal
5:31
metinleri bir kenara bırakır.
5:32
Teleskopuyla evrene bakar ve der ki,
5:35
"Vay canına! Bu evrendeki hassas ayara
5:37
bak. Bu bir tesadüf olamaz. Arkasında
5:40
bir tasarımcı olmalı." Yani doğadan
5:42
tanrıya ulaşmaya çalışır. Tabiat
5:44
teolojisi ise tam tersi. İçeriden
5:47
dışarıya bakar. Zaten bir inancı, bir
5:49
kutsal metni vardır. Sonra modern bilime
5:51
bakar ve der ki, "Hım, evrim teorisi.
5:55
Belki de bu tanrının yaratma eylemini
5:57
anlatan modern bir dildir. Yani bilimi
6:00
mevcut inancını daha iyi anlamak ve
6:02
güncellemek için kullanır. Ve geldik son
6:05
dölüme. Belki de en şaşırtıcı olanına.
6:08
birbirinden daha zıt olamayacağını
6:09
düşündüğünüz iki kutbun aslında nasıl
6:12
gizli bir ortak noktada buluştuğunu
6:13
göreceğiz. İşte modern zamanların iki
6:16
rakip şampiyonu. Sol köşede gerçek olan
6:19
tek şey maddedir ve gerçeği bulmanın tek
6:21
yolu da bilimdir. Diyen bilimsel
6:23
materyalizm. Sağ köşede ise kutsal
6:26
metinler ne diyorsa odur. Harfi harfine
6:29
doğrudur ve bununla çelişen her türlü
6:31
bilim yanlıştır diyen dini
6:33
fundamentalizm. Birbirlerinden daha uzak
6:35
olamazlar değil mi? Ama işte işin en
6:37
ironik kısmı geliyor. Bu birbirine kanlı
6:40
bıçaklı iki kamp bir konuda sadece tek
6:43
bir konuda %100 hemfikir. Nedir o? Bilim
6:46
ve din asla uzlaşamaz. Aralarında
6:49
kaçınılmaz, bitmek bilmeyen bir savaş
6:51
vardır. Yani aslında ikisi de aynı savaş
6:53
hikayesini anlatıyor. Sadece kendi
6:55
tuttukları takımın kazanmasını
6:57
istiyorlar. Ne kadar tuhaf, değil mi? Ve
6:59
işte sizi bu soruyla başa bırakıyoruz.
7:02
Acaba bu alanlar gerçekten de sonu
7:04
gelmeyen bir savaşın içinde mi yoksa
7:07
yoksa hepsi aynı muazzam gerçekliğe
7:09
bakıp sadece farklı sorular mı
7:11
soruyorlar? Belki de asıl mesele kimin
7:13
haklı, kimin haksız olduğu değil. Belki
7:16
de mesele bu farklı pencerelerin her
7:18
birinden baktığımızda gerçeğin hangi
7:20
yüzünü görebildiğimizdir.

