Farkındalık Temelli Stres Yönetimi 2023-2024 Vize Soruları
https://lolonolo.com/2026/04/20/farkindalik-temelli-stres-yonetimi-2023-2024-vize-sorulari/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Herkese merhaba, hoş geldiniz. Bugün
0:02
hepimizin hayatının bir parçası olan ama
0:04
belki de o kadar da iyi tanımadığımız
0:06
bir konuyu masaya yatırıyoruz. Stres.
0:09
Yani vücudumuz strese nasıl tepki
0:11
veriyor ve daha da önemlisi biz bu
0:13
tepkileri nasıl yönetebiliriz? Gelin hep
0:16
birlikte bu konunun derinliklerine
0:17
inelim. Hadi başlıyoruz. Şimdi gelin en
0:20
baştan şöyle kafa karıştırıcı gibi
0:22
görünen ama aslında çok kritik bir
0:24
soruyla başlayalım. Stres her zaman kötü
0:27
bir şey midir? Yani illa kaçmamız
0:29
gereken bir düşman mı? Eminim çoğumuz
0:31
hiç düşünmeden evet deriz. Ama ya size
0:34
bu işin tam da öyle olmadığını söylesem
0:36
ya bu varsayımımızda eksik bir şeyler
0:38
varsa bakın stresin bir de iyi bir yüzü
0:42
var. Buna bilim de öz stres deniyor.
0:44
Şöyle düşünün. Yeni bir işe başlamak,
0:46
mezuniyet hatta heyecanla beklediğiniz
0:48
bir proje. Bunların hepsi aslında
0:50
pozitif biler stres kaynağı. Ve ne
0:52
yapıyorlar? Bizi motive ediyorlar. Bize
0:54
enerji veriyorlar. Performansımızı
0:56
arttırıyorlar. Demek ki neymiş? Stres
0:58
her zaman o kadar da kötü bir şey
1:00
değilmiş. Peki stresi yöneteceğiz
1:02
diyoruz ama önce onu bir tanımamız lazım
1:05
değil mi? Yani nedir bu stres?
1:07
Vücudumuzda kendini nasıl gösterir? İşte
1:10
şimdi gelin stresin şu meşhur
1:12
anatomisine yani bedenimizdeki izlerine
1:15
biraz daha yakından bakalım. İşte işin
1:18
en ilginç kısımlarından biri de tam
1:19
olarak bu. Stres dediğimiz şey sadece
1:22
kafamızın içinde ya da duygularımızda
1:24
olup biten bir şey değil. Hayır. Hayır.
1:26
Vücudumuzda dört ana koldan kendini
1:28
gösteriyor. Fiziksel olarak, duygusal
1:30
olarak, bilişsel yani düşünsel olarak ve
1:33
tabii ki davranışsal olarak. İşte bu
1:35
dördünü de tanımak stresle başa çıkmanın
1:37
kesinlikle ilk adımı. Mesela hiç
1:40
bitmeyen bir yorgunluk. Yataktan
1:42
kalkacak haliniz yok. İşte bu stresin en
1:44
bariz fiziksel belirtilerinden biri
1:46
olabilir. Vücudumuz diyor ki zihnindeki
1:49
baskı bana fazla geliyor. Enerjim
1:51
kalmadı. Aynen bunun gibi. Mesela
1:53
unutkanlık bilişsel bir belirtiyken
1:56
durup dururken ağlama isteği duygusal
1:58
bir belirtidir. Yani o yorgunluk aslında
2:00
vücudunuzun size gönderdiği çok net bir
2:02
sinyal. Şimdi hazırsanız biraz daha
2:05
derine iniyoruz. Vücudumuzun bir tehdit
2:07
anında nasıl otomatik pilota
2:08
bağladığını, o meşhur alarm sistemini
2:11
bir inceleyelim. Hadi arabanın kaputunu
2:13
açıp motora bakma zamanı. Bu konuda öncü
2:15
bir isim var. Hans Selge. Onun modeline
2:18
göre vücudumuz uzun süreli strese üç
2:21
aşamada tepki veriyor. Önce alarm
2:23
aşaması. Yani vücut tehlikeyi fark
2:25
ediyor ve o meşhur savaş ya da kaç
2:27
moduna geçiyor. Ardından direnç aşaması
2:30
geliyor. Burada vücut duruma adapte
2:32
olmaya, başa çıkmaya çalışıyor. Ama eğer
2:35
stres bir türlü bitmiyorsa işte o zaman
2:38
tükenme aşamasına geliyoruz. Bütün
2:40
kaynaklar tükeniyor ve sistem çöküyor.
2:43
Peki vücudumuz bu savaş ya da kaç
2:45
tepkisini nasıl bu kadar hızlı
2:47
verebiliyor? İşte burada sahneye çok
2:49
önemli bir biyolojik parça çıkıyor.
2:51
Mielin kılıfı. Bu sinir hücrelerimizi
2:54
saran yağlı bir tabaka. Ve göreceksiniz
2:56
ki sinir sistemimizin bu kadar verimli
2:58
çalışmasının arkasındaki sır tam olarak
3:00
bu. Evet. Benzetme çuk oturuyor. Mielin
3:04
kılıfı gerçekten de bir elektrik
3:06
kablosunun etrafındaki plastik yalıtım
3:08
gibi. O yalıtım olmazsa ne olur? Kısa
3:11
devre olur. Sinyal zayıflar. İşte
3:13
miyelin kılıfı da sinir sinyallerimizin
3:15
kayba uğramadan ışık hızında
3:17
iletilmesini sağlıyor. Bu sayede de
3:19
saniyeler içinde tepki verebiliyoruz.
3:21
İnanılmaz değil mi? Peki tamam. Vücutta
3:24
bir sürü sinyal var da biz bunları nasıl
3:27
fark ediyoruz? İşte bu yeteneğimizin adı
3:29
interepsiyon. Kulağa biraz teknik
3:31
gelebilir ama aslında çok basit. Kendi
3:34
kalp atışınızı hissetmeniz, midenizdeki
3:36
o tuhaf hissi fark etmeniz, nefesinizin
3:39
hızlandığını anlamanız hepsi
3:41
interepsiyon. Kısacası bizim içimizdeki
3:44
o doğuştan gelen stres dedektörü bu.
3:46
Tamam, içimizdeki dedektörle sinyalleri
3:49
aldık. Peki şimdi ne yapacağız? İşte bu
3:51
noktada bu içsel durumları
3:53
anlamlandırmak için elimizde harika bir
3:56
harita var. Polyagal Theory. Adı biraz
3:59
havalı duruyor biliyorum. Ama aslında iç
4:01
dünyamızda o güvenlik ve tehlike hisleri
4:04
arasında nasıl gezindiğimizi anlatan çok
4:06
pratik bir rehber gibi düşünebilirsiniz.
4:08
Bu teoriyi bir merdiven gibi
4:10
düşünebilirsiniz. Üç basamağı var. En
4:12
üstte her şeyin yolunda olduğu,
4:14
kendimizi güvende ve insanlarla
4:15
bağlantıda hissettiğimiz ventral vagal
4:18
durumu var. Bir tehdit algıladığımız
4:20
anda bir basamak aşağı iniyoruz.
4:21
Sempatik sisteme yani savaş ya da kaç
4:24
moduna. Eğer tehlike başa
4:26
çıkamayacağımız kadar büyükse merdivenin
4:28
en altına en ilkel tepkimize iniyoruz.
4:31
Dorsal vagal yani donup kalma ve kapanma
4:34
moduna. Bu iki durum arasındaki farkı
4:36
görmek gerçekten çok önemli. Bir yanda
4:39
savaş ya da kaç yani hiper uyarılma var.
4:42
Nabız tavan yapmış bütün vücut harekete
4:44
geçmek için tetikte tam bir seferberlik
4:47
hali. Diğer yandaysa dona kalma yani
4:50
hipoyarılma var. Burada her şey tam
4:52
tersi. Kalp atışı yavaşlıyor. Beden
4:54
kaskatı kesiliyor. Adeta bir çökme, bir
4:57
kapanma hissi. Peki vücudun bu otomatik
5:00
tepkilerini anladık. Güzel. Ama biz hep
5:03
bu tepkilerin oyuncağı mı olacağız?
5:06
Elbette hayır. İşte şimdi direksiyona
5:08
bizim geçmemizi sağlayan araçlara
5:10
geliyoruz. Ve bu yolda elimizdeki en
5:13
güçlü pusula ne biliyor musunuz?
5:15
Farkındalık. Yani mindfulness.
5:18
Farkındalık dediğimiz şey sadece bir
5:20
teknik değil. Bu bir zihin yapısı, bir
5:22
duruş ve bu duruşun 7 temel taşı var.
5:25
Gelin hızlıca bakalım. Yargısızlık yani
5:28
iyi kötü etiketi yapıştırmadan sadece
5:30
gözlemlemek, sabır yani süreçlere izin
5:33
vermek, başlangıç zihni yani her şeye
5:36
bir çocuğun merakıyla bakabilmek. Güven
5:39
hem kendimize hem sürece. Çabasızlık
5:42
yani sürekli bir şeyleri başarmaya
5:44
çalışmaktan vazgeçip sadece olmak, kabul
5:47
yani olanla savaşmak yerine onu
5:49
karşılamak ve son olarak da akışına
5:51
bırakmak. İşte hepsi bu. Şimdi bu sabır
5:54
meselesi çok önemli. Çünkü genelde
5:57
yanlış anlaşılıyor. Buradaki sabır
5:59
hiçbir şey yapma, geleceği düşünme,
6:01
öylece otur demek değil. Hayır,
6:04
kesinlikle değil. Sadece her şeyin kendi
6:07
doğal zamanında olgunlaşacağına güvenmek
6:09
ve şu an içinde olanı olduğu gibi kabul
6:12
etmek demek. İşte aradaki bu ince
6:14
çizgiyi anlamak çok kritik.
6:16
Farkındalığın en yakın arkadaşı olmazsa
6:19
olmazı ise öz şefkattir. Christin Nef
6:22
bunu üç temel parçaya ayırıyor.
6:24
Birincisi kendimize karşı nazik olmak.
6:27
Hani en yakın arkadaşımıza davrandığımız
6:29
gibi. İkincisi zorlandığımızda bu sadece
6:32
benim başıma geliyor dememek. Bunun
6:35
ortak bir insanlık hali olduğunu
6:36
hatırlamak ve üçüncüsü duygularımızı
6:39
farkındalıkla gözlemlemek. Bunların tam
6:41
tersine kendini sürekli eleştirmek,
6:44
kendini herkesten soyutlamak ve
6:46
duygularının içinde kaybolup gitmek.
6:48
Peki tüm bu anlattıklarımızı daha
6:50
yapısal bir şekilde hayatımıza nasıl
6:52
sokabiliriz? Son olarak gelin
6:54
düşüncelerimiz ve duygularımızla
6:56
çalışmak için geliştirilmiş kanıta
6:58
dayalı bazı yöntemlere yani terapotik
7:01
yaklaşımlara bakalım. Bunları değişim
7:04
için hazırlanmış, test edilmiş yol
7:06
haritaları gibi düşünebilirsiniz.
7:08
Karşımızda en bilinen iki yaklaşım var.
7:10
Birincisi bilişsel davranışçı terapi ya
7:13
da kısaca BDT. Mantığı çok basit.
7:16
Olaylara bakış açını yani düşüncelerini
7:18
değiştirirsen duyguların ve
7:20
davranışların da değişir. İkincisi ise
7:23
diyalektik davranış terapisi yani DDT.
7:26
Oysa bambaşka bir yerden başlıyor. Diyor
7:29
ki, "Önce durumu olduğu gibi radikal bir
7:31
şekilde kabul et. Değişim ancak bu
7:34
kabulden sonra mümkün olur." Özellikle
7:36
BDT'nin en bilinen özelliklerinden biri
7:38
de şu. Genellikle öyle yıllarca süren
7:41
bir süreç değil. Kısa ve orta vadeli
7:44
hedefe odaklı bir terapi. Çoğunlukla 6
7:47
haftayla 6 ay arasında tamamlanan
7:49
oldukça yapılandırılmış bir çalışma.
7:52
Bütün bu anlattıklarımızın sonunda eğer
7:54
aklınızda tek bir ana fikir kalacaksa o
7:56
da bu olsun. Amaç stresi hayatımızdan
7:59
tamamen silip atmak değil. Zaten bu pek
8:01
mümkün değil. Asıl mesele stresle
8:04
kurduğumuz ilişkiyi değiştirmek. Onu bir
8:06
düşman gibi değil de bize bir şeyler
8:08
anlatmaya çalışan bir sinyal olarak
8:10
görmeyi öğrenmek. Ve bitirirken sizi şu
8:13
soruyla başa bırakmak istiyorum. Peki ya
8:15
o stres hissi bir düşman değil de sadece
8:18
vücudunuzun size gönderdiği bir mesajsa,
8:21
sizi dinlemeye davet eden bir mesaj. Bir
8:23
dahaki sefere o his geldiğinde ona sorun
8:26
demek yerine bir anlığına durup acaba
8:28
vücudum bana ne söylemeye çalışıyor diye
8:30
sorsanız ne değişirdi? Belki de stres
8:33
sadece dinlenilmeyi bekleyen bir
8:34
habercidir.

