Auzef Erken Çocukluk Eğitiminde Eğitici Drama 2025-2026 Vize Soruları
https://lolonolo.com/2026/06/03/erken-cocukluk-egitiminde-egitici-drama-2025-2026-vize-sorulari/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Herkese selamlar. Erken çocukluk
0:02
eğitiminin o harika ama bir o kadar da
0:04
karmaşık dünyasına daldığımız yepyeni
0:06
bir incelememize hoş geldiniz. Bugün
0:09
masamızda 2025-2026 erken çocukluk
0:12
eğitiminde eğitici drama vize çalışma
0:14
notları var. Amacımız ne mi? O kağıt
0:17
üzerinde kitaplarda duran teorik
0:18
kavramları alıp zihninizde anında
0:21
canlanacak pratik ve çok güçlü anahtar
0:23
bilgilere dönüştürmek. Çünkü
0:24
biliyorsunuz teoriyi pratiğe dökmek her
0:27
zaman en zor kısımdır. Ama bunu bugün
0:29
hep birlikte adım adım açacağız.
0:31
Hazırsanız kahvelerinizi aldıysanız hadi
0:33
hemen başlayalım. Başlarken hepimizin
0:36
çok yakından tanıdığı çok modern bir
0:38
soruna değinmek istiyorum. Etrafınıza
0:40
bir bakın. Günümüzde neredeyse her
0:41
çocuğun elinde bir tablet ya da telefon
0:43
var. Değil mi? İşte kaynaklarımız bu
0:45
konuda gerçekten çok net bir uyarıda
0:47
bulunuyor. Ekranlar çocukları inanılmaz
0:49
bir pasifliğe itiyor, iletişim
0:51
becerilerini köreltiyor ve en kötüsü de
0:53
şiddeti normalleştiriyor. İşte tam da bu
0:56
noktada eğitici drama adeta güçlü bir
0:58
panzehir gibi devreye giriyor.
1:00
Ekranların o tek yönlü soğuk dünyasına
1:02
karşılık dostlukların kurulduğu,
1:04
empatinin ve sosyal ilişkilerin inşa
1:06
edildiği kıpır kıpır dinamik bir alan
1:08
sunuyor bize. Peki bugün neleri
1:10
konuşacağız? Gelin yol haritamıza
1:12
hızlıca bir göz atalım. Önce dramanın
1:15
temel felsefesini inceleyeceğiz. Sonra
1:17
sosyal öğrenme ve ekranların etkisine
1:19
bakacağız. Ardından ideal öğrenme ortamı
1:22
nasıl olmalı onu konuşacağız. Ve son
1:24
olarak modeller ve tarihsel gelişimle bu
1:27
harika konuyu toparlayacağız.
1:29
>> Hemen birinci bölümümüzde yani dramanın
1:31
temel felsefesi ile başlıyoruz.
1:33
Odağımızı doğrudan o küçücük çocukların
1:35
iç dünyasına, o hassas psikolojik
1:37
yapılarına çevirelim. Şimdi oyun deyince
1:40
çoğumuzun aklına hemen bir kazanan ve
1:42
bir kaybeden gelir, değil mi? Ama bakın,
1:44
eğitici drama kesinlikle bu değildir.
1:47
Kaynaklarımız dramanın tamamen
1:49
yargılamadan uzak ve kesinlikle özgür
1:51
bir ortam sunması gerektiğinin altını
1:53
fosforlu kalemle çiziyor. Peki ama
1:55
neden? Çünkü işin içine yarışma girdiği
1:58
anda o küçücük çocuğun kalbine bir
2:00
başarısızlık korkusu yerleşiyor. Ya
2:02
yapamazsam ya kaybedersem endişesi bu.
2:05
bir çocuğun kendini olduğu gibi rahatça
2:08
ifade etmesinin önündeki en büyük
2:10
duvardır. İşte tam da bu yüzden eğitici
2:12
dramada rekabeti tamamen ama tamamen
2:15
ortadan kaldırıyoruz. Yani asıl
2:17
odaklanmamız gereken kritik nokta şu:
2:20
Drama yarışmacı bir sonuç değil,
2:22
bütünüyle katılımcı bir süreçtir.
2:24
Geleneksel tiyatrodaki gibi kusursuz bir
2:27
sahne, ezberlenmiş replikler yani en
2:29
sonunda ortaya çıkan o parlatılmış ürün
2:32
umrumuzda değil. Aslında bizim için tek
2:34
önemli olan çocukların o etkinlik
2:36
sırasında yaşadığı bilişsel uyanışlar, o
2:39
duygusal dalgalanmalar. Sonuç ne olursa
2:41
olsun çocuk o süreçte ne keşfetti? İşte
2:44
dramanın kalbi tam olarak burada atıyor.
2:46
Bir drama çalışmasının sonuna
2:48
geldiğinizi düşünün. Çocuklar koşmuş,
2:50
terlemiş, gülmüş, bir sürü şey düşünmüş.
2:52
Tam bu aşamada eğitimci çocukların
2:54
karşısına geçip tam olarak şu soruyu
2:56
soruyor. Bunu başka nasıl yapabilirdik?
2:58
Bu sorunun ne kadar sade olduğuna
3:00
aldanmayın sakın. Bu çocuğun zihninde
3:02
bambaşka çözüm yolları üretmesi için
3:04
atılmış inanılmaz güçlü bir kıvılcımdır.
3:06
Çocuğun deynini tek bir doğruya
3:08
kilitlemez, aksine sonsuz ihtimalleri
3:10
açar. Az önce duyduğunuz bu kilit
3:12
sorunun teorideki adı geliştirme düzeyi
3:15
sorusudur. Sınavlarda karşınıza tam
3:17
olarak bu isimle çıkar. Amacı nedir
3:19
derseniz o an yaşanmış olan bir eylemle
3:22
o eylemin potansiyel alternatifleri
3:24
arasında çocuklara bir neden sonuç
3:26
ilişkisi kurdurtmak. Çünkü sadece
3:29
oynamak yetmez. O oyunun üzerine
3:31
düşünmek ve zihinsel olarak bir adım
3:33
öteye geçmek gerekir. Gelelim ikinci
3:35
bölümümüze. Sosyal öğrenme ve ekranlar.
3:39
Artık çocuğun o içsel dünyasından biraz
3:41
çıkıyor ve etrafındaki insanlarla yani
3:44
dış dünyayla olan etkileşimine
3:46
geçiyoruz. Burada karşımıza çok önemli
3:48
bir isim Albert Bandura ve onun sosyal
3:51
öğrenme kuramı çıkıyor. Bandura bize
3:54
özetle şunu söylüyor. Çocuklar bir kural
3:56
kitabını okuyarak değil etraflarındaki
3:59
insanları gözlemleyerek ve onlarla
4:01
etkileşime girerek öğrenirler.
4:02
Düşünsenize sınıf kurallarını anlamak,
4:05
sabırla sırasını beklemek ya da
4:07
düştüğünde arkadaşını kaldırmak. Bunlar
4:09
sadece sosyal bir ortamda diğer
4:11
insanları izleyerek kazanılabilen
4:13
yeteneklerdir. İşte bölümün başında
4:15
bahsettiğimiz o tabletlerin çocukları
4:17
hapsettiği yalnızlık bu teorinin tam
4:20
anlamıyla baş düşmanı. Çocuk o sosyal
4:22
ortamda bu deneyimi yaşadı. Harika. Peki
4:25
sonra? Sonrasında bu deneyimi kendi
4:27
hayatını entegre etmesi gerekiyor. İşte
4:29
tam burada devreye yaşantısal düzey
4:31
soruları giriyor. Eğitimci bu soruları
4:34
çocuğun o kurgusal drama alanında
4:35
yaşadığı şeyi evdeki hayatıyla,
4:37
ailesiyle ya da sokaktaki arkadaşlarıyla
4:40
bağdaştırması için kullanıyor. Öğrenilen
4:42
o bilgi havada asılı kalmıyor
4:43
anlayacağınız doğrudan çocuğun kendi
4:45
gerçekliğine, hayatının merkezine
4:47
yerleşiyor. 3üncü bölümümüz ideal
4:50
öğrenme ortamı. Evet, tüm bu harika
4:53
psikolojik ve sosyal etkileşimler nerede
4:55
gerçekleşecek? Gelin o fiziksel mekana
4:58
bir bakalım. Sınıfın veya odanın
5:00
tasarımını yapmadan önce kendimize
5:02
sokratik çok temel bir soru sormamız
5:05
lazım. Gerçekten bir çocuk dünyayı nasıl
5:08
öğrenir? Sırada kollarını bağlayıp
5:10
sessizce tahtaya bakarak öğrenmediği
5:12
kesin değil mi? Bu sorunun cevabı
5:15
birazdan konuşacağımız o büyük fiziksel
5:17
değişimin de temelini oluşturuyor. Bakın
5:19
bu slaytta gerçekten çok ilginç ve
5:22
kritik bir detay var. Ünlü psikolog Pieg
5:25
diyor ki, "Bebekler özellikle duyu motor
5:27
dönemindeyken dış dünyayı sadece ama
5:30
sadece hareket ederek, dokunarak
5:32
öğrenirler." Aslında çizmek istediğim
5:35
nokta şu: Hareket etmek sadece basit bir
5:38
fiziksel aktivite değil, doğrudan
5:40
bilişsel bir ihtiyaçtır. Yaşantılara
5:42
dayalı öğrenme dediğimiz şey de tam
5:44
budur işte. Bilgi bir hap gibi dışarıdan
5:47
yutulmaz. Bilginin bizzat içinde yer
5:50
almalısınız, yapmalısınız,
5:51
hissetmelisiniz. Bu felsefeyi fiziksel
5:54
ortama en muazzam şekilde
5:56
uyarlayanlardan biri şüphesiz Montessori
5:58
yaklaşımıdır. Montessori'ye göre sınıf
6:00
öyle dört duvardan ibaret sabit cansız
6:03
bir alan olamaz. Aksine çocuğun o anki
6:06
ihtiyaçlarına göre şekil değiştiren,
6:08
nefes alan, gelişmeye açık ve yaşayan
6:10
bir çevre olmalıdır. Ortamın kendisi
6:12
bile aslında sessiz bir öğretmendir.
6:15
Peki tüm bu harika teorileri pratiğe
6:17
yani gerçek hayata döktüğümüzde ne
6:19
oluyor? Karşımıza çok net taviz
6:21
verilemez bazı kurallar çıkıyor.
6:23
Bunların en önemlisi drama odasında
6:25
kesinlikle sıra olmamalı. Evet, doğru
6:27
duydunuz. O masaları, sıraları odadan
6:29
çıkarmanız gerekiyor. Çocuğun özgürce
6:31
koşabileceği, yere uzanabileceği,
6:33
kollarını açıp kendi etrafında
6:35
dönebileceği kadar geniş bir hareket
6:37
alanına ihtiyacımız var. Çocuğun beyni
6:39
hareket istiyorsa odayı da o harekete
6:41
göre tasarlamak zorundayız. Bu kadar
6:43
basit. Geldik 4. bölümümüze. Modeller ve
6:46
tarihsel gelişim. Bu işin mimarları
6:49
kimler? Hangi akımlar etkili olmuş?
6:51
Hızlıca bir toparlayalım. Bu
6:53
anlattığımız vizyonun arkasında
6:54
gerçekten devleşen isimler var.
6:57
İngiltere'de Peter Slade ve Dorothy
6:59
Hatcott klasik o kuralcı tiyatro
7:01
kalıplarını tamamen yıkarak çocuk
7:03
merkezde bir öğrenme modeli olan
7:05
eğitimde dramayı yani DE'yi kuruyorlar.
7:08
Ve tabii ki Viola Spol'i anmadan geçmek
7:10
olmaz. Onun Tiyatro için Doğaçlama adlı
7:13
eseri bugün yaratıcı dramayla ilgilenen
7:15
herkesin başu kitabıdır, temel
7:17
kaynağıdır. Şu ana kadar konuştuğumuz
7:19
onca şeyin altında aslında son derece
7:21
sıcak ve iyimser bir yaklaşım yatıyor.
7:24
Hümanist yani insancıl eğitim. Bu inanca
7:26
göre insan doğuştan iyidir. Eğer ona
7:29
doğru ortamı, o güvenli alanı
7:30
sağlarsanız içindeki o devasa
7:32
potansiyeli mutlaka gerçekleştirir.
7:35
Eğitimin merkezine katı müfredatları,
7:37
ezberci sistemleri değil, doğrudan insan
7:39
psikolojisini koyar. İşte eğitici
7:41
dramanın ruhu tam da budur. Bitirmeden
7:44
önce çok ama çok sık karıştırılan bir
7:46
konuyu netleştirmek istiyorum. Eğitici
7:48
dramayla psikodrama asla aynı şey
7:51
değildir. Eğitici dramada amacımız
7:53
öğrenmek ve yapmaktır. Süreci yöneten
7:56
kişi de bir eğitimcidir. Ancak
7:58
psikodrama geçmiş travmaları tedavi
8:00
etmeyi amaçlayan klinik uzmanlar ve
8:02
psikiyatristler eşliğinde yapılması
8:04
gereken çok ciddi bir terapi yöntemidir.
8:07
Bir eğitimci sınıfında psikodrama
8:09
yapmaz, eğitici drama yapar. Çocukların
8:11
güvenliği için bu çizgiyi net çekmek
8:13
hayati önem taşır. Ve işte bugünkü
8:16
incelememizin sonuna geldik. Ayrılmadan
8:18
önce sizi şu kışkırtıcı düşünceyle baş
8:20
başa bırakmak istiyorum. Eğer rekabetin
8:23
çocuğun kendini ifade etmesini bir duvar
8:25
gibi engellediğini artık biliyorsak ve o
8:28
elden düşmeyen ekranların onları pasif
8:30
birer izleyiciye dönüştürdüğünü kabul
8:31
ediyorsak siz yarın adım atacağınız ilk
8:34
öğrenme ortamının fiziksel düzenini
8:36
değiştirmek için ne yapacaksınız? O
8:38
sıraları kenara itip çocuklara o özgür,
8:40
yargısız alan açmaya hazır mısınız?
8:42
Bilgi artık sizin elinizde. Öğrenmeye ve
8:44
keşfetmeye devam edin. Bir sonraki
8:46
çalışmamızda görüşmek üzere.
#Jobs & Education

