Auzef Din Sosyolojisi 2023-2024 Vize Soruları
https://lolonolo.com/2026/03/09/din-sosyolojisi-2023-2024-vize-sorulari/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Merhabalar. Türk İslam Edebiyatının o
0:02
zengin dünyasına hoş geldiniz. Yani öyle
0:05
bir dünya ki burası, her bir kelime,
0:08
gelenek ve inançla adeta bir kuyumcu
0:11
titizliğinde tartılıyor. Harfler sadece
0:13
bir anlam taşımakla kalmıyor. Aynı
0:15
zamanda kutsal bir düzenin parçası
0:17
oluyor. Haydi gelin bu adanmışlık
0:19
sanatının derinliklerine birlikte bir
0:21
yolculuğa çıkalım. Şimdi size ilginç bir
0:24
soru. Tarihte yazıldığı kabul edilen ilk
0:26
şiire neyin ilham verdiğini hiç
0:28
düşündünüz mü? Yani bu bir zafer miydi?
0:31
Bir kutlama mıydı yoksa bambaşka bir şey
0:34
mi? Cevap şiirin doğası hakkında bize
0:36
aslında çok şey anlatacak. Evet, bir
0:39
cinayet inanması zor gelebilir ama
0:42
İslami geleneğe göre tarihteki ilk şiir
0:45
hepimizin bildiği o hikayede Kabil'in
0:47
Habil'i öldürmesinden sonra Hz. Adem'in
0:50
yaktığı bir avut. Yani şiir kutlamadan
0:53
ya da zaferden değil en derin, en saf
0:55
insani acıdan doğmuş. Peki
0:58
yolculuğumuzda neler var? Önce tarihteki
1:01
bu ilk şiire bakacağız. Sonra şamandan
1:04
sultan'a uzanan o büyük dönüşümü ele
1:06
alacağız. Yazının kutsal kurallarını,
1:09
klasik türler kütüphanesini ve şairlerin
1:11
kullandığı o gizli kodları
1:13
inceleyeceğiz. Kısacası şiirin o hüzünlü
1:16
kökeninden yola çıkıp göçebe
1:18
ritüellerinden saray sanatına nasıl
1:20
dönüştüğünü yani sözün yazıya nasıl
1:23
evrildiğini göreceğiz. Evet, ilk
1:25
durağımız tarihteki ilk şiir. Aslında bu
1:29
menkube, bu hikaye her şeyin temelini
1:31
atıyor. Bize şunu söylüyor. Edebiyat
1:34
dediğimiz şey süslü kelimelerden, şık
1:37
ifadelerden çok daha önce gelir. O en
1:40
saf, en işlenmemiş haliyle kederin ve
1:43
kaybın bir yansımasıdır. Yani gelenet
1:46
bize diyor ki ilk şiir Hazreti Adem'in
1:49
oğlu Habir için yaktığı bir ağıt, bir
1:52
mersiye. Bu hikaye şiiri sadece bir
1:55
sanat olarak değil, insan ruhunun en
1:57
temel, en mecburi ifadelerinden biri
2:00
olarak konumlandırıyor. Acının
2:02
kelimelere dökülüp evrensel bir çığlığa
2:04
dönüşmesi. İşte şiirin o inanılmaz gücü
2:07
tam da burada başlıyor. Peki bu evrensel
2:11
başlangıçtan bizim coğrafyamıza, Türk
2:14
edebiyatına nasıl geliyoruz? Bu büyük
2:17
dönüşümü yani şamandan sultana geçişi
2:20
anlamak için zamanda biraz geriye
2:22
gitmemiz İslamiyet öncesi döneme o uçsuz
2:26
bucaksız bozkırların sözlü kültürüne bir
2:28
bakmamız lazım. Edebiyat tarihçileri
2:31
özellikle de Fuat Köprülü Türk
2:33
edebiyatını genellikle üç ana döneme
2:36
ayırır. İslamiyet öncesi, İslami etki
2:39
dönemi ve batı etkisi dönemi. Şimdi
2:41
bizim bugünkü konumuz bu dönemlerin en
2:43
dramatik, en keskin virajı. Yani bir
2:47
halkın inancıyla birlikte sanatını,
2:49
dilini, kısacası kendini ifade etme
2:52
biçimini temelden değiştirdiği o büyük
2:54
geçiş anı. Peki nasıldı o dönem? Bir an
2:57
için gözünüzde canlandırın. Sığır
2:59
denilen büyük av törenleri, şölen adı
3:02
verilen ziyafetler ve yu denilen cenaze
3:05
merasimleri. İşte bütün bu toplumsal
3:07
olayların merkezinde kim vardı? Kan veya
3:10
baksı da denilen şamanlar. Bu şamanlar
3:12
sadece din adamı değildi. Onlar aynı
3:15
zamanda şair, büyücü ve şifacıydı. Şiir
3:18
o dönemde toplumun ortak hafızasıydı ve
3:20
kopuz denen bir çalgı eşliğinde dilden
3:22
dile dolaşıyordu. İşte en ilginç
3:25
noktalardan biri de bu. İslamiyet'in
3:27
kabulüyle eski gelenekler bir anda yok
3:29
olmadı. Adeta kabuk değiştirdi, dönüştü.
3:33
Mesela İslam öncesi Yu törenlerinde
3:35
söylenen sözlü ağıtlara sagu deniyordu.
3:38
İslamiyetle birlikte bu gelenek divan
3:40
edebiyatının o kurallı yazılı dünyasında
3:43
Mersiye'ye dönüştü. Bakın öz aynı kaldı.
3:46
Acı ama o acıyı ifade etme biçimi,
3:49
sanatsal formu tamamen değişti. Şimdi bu
3:53
dönüşüm sadece Sagu'nun Mersi'ye olması
3:56
gibi türlerle sınırlı kalmadı. Yazma
3:59
eyleminin ta kendisi değişti.
4:01
İslamiyetle birlikte kalemi eline alan
4:04
her yazarın uymak zorunda olduğu adeta
4:06
kutsal bir protokol, katı bir hiyerarşi
4:09
oluştu. Bakın bu düzen gerçekten
4:12
kırılmaz bir düzendi. Eğer bir düz yazı
4:15
yani nesir yazıyorsanız eserinize
4:18
besmele ile başlamak sonra hamdele ile
4:20
Allah'a şükretmek ve salvele ile
4:23
peygambere selam göndermek
4:24
zorundaydınız. Eğer şiir yazıyorsanız
4:27
yani nazım önce tevhitle Allah'ın
4:29
birliğini, sonra münacatla ona yakarışı,
4:33
sonra da naatla peygambere övgüyü
4:35
sıralamanız gerekirdi. Bu pazarlığa
4:37
kapalı bir kuraldı ve inancın her
4:39
şeyden, sanattan bile önce geldiği bir
4:42
dünya görüşünün en net yansımasıydı.
4:45
Peki bu sıralamadaki münacat nedir tam
4:47
olarak? Kelime anlamı gizlice konuşmak
4:50
demek. Tevhitte şair Allah'ın sonsuz
4:54
gücünü, büyüklüğünü anlatır. Münacatta
4:57
tam tersi şair kendi acizliğini,
4:59
günahlarını, zayıflıklarını itiraf eder
5:02
ve doğrudan Allah'tan af diler. Yani
5:05
biri Allah'ın yüceliği, diğeri kulun
5:07
acizliği üzerine kurulu çok kişisel bir
5:10
yakarıştır. İşte bu sağlam hiyerarşik
5:13
temel üzerine kocaman bir kütüphane inşa
5:16
edildi. Klasik türler kütüphanesi. Her
5:19
bir türün belli bir amacı, belli bir
5:21
görevi var. Gelin şimdi bu kütüphanenin
5:24
raflarında şöyle bir gezintiye çıkalım.
5:27
Mesela siyer. Bu tür Hz. Muhammed'in
5:29
hayatını anlatan biyograferdir. Türk
5:32
edebiyatındaki ilk ve en bilinen örneği
5:34
de 14. yüzyıldan Mustafa Darir'in
5:36
yazdığı Siretün Nevneidir. Ama Sier
5:39
sadece bir hayat hikayesi anlatmaz. O
5:42
bir toplum için ahlaki bir pusula, bir
5:44
rol model sunar. Bu yüzden de edebiyatın
5:47
en muteber türlerinden biri olmuştur.
5:49
Hil ise o bambaşka bir duygunun ürünü.
5:53
Tamamen sevgiden doğmuş bir tür
5:54
diyebiliriz. Peygamberi hiç görmemiş
5:57
olanların onu zihinlerinde canlandırma
5:59
arzusundan ortaya çıkmış. Gözlerini,
6:02
saçlarını, yürüyüşünü, gülümsemesini
6:05
kısacası kelimelerle bir portre çizer
6:07
hile. Bir de kısası enbiya var. Adı
6:10
üstünde peygamberlerin kıssaları. Hz.
6:13
Adem'den başlayıp Hz. Muhammed'e kadar
6:15
gelen bütün peygamberlerin hayatlarından
6:18
ibretlik hikayeler anlatılır. Ama bu
6:20
hikayeler içinde bir tanesi var ki o
6:22
bambaşka. Hz. Yusuf'un hikayesi. Zaten
6:25
Kur'an'da da ahsenül kasas yani
6:28
kıssaların en güzeli olarak geçer ve bu
6:30
yüzden edebiyatta hep ayrı bir yeri
6:32
olmuştur. Ama sakın sanmayın ki Türk
6:35
şairler sadece Arap ve Fars
6:37
edebiyatından gelen formları
6:38
kullanmışlar. Hayır, kendi özgün
6:41
formlarını da yaratmışlar. İşte tuyu
6:43
bunun en güzel örneği. Tek bir
6:45
dörtlükten oluşan zekice cinaslarla yani
6:48
kelime oyunlarıyla dolu tamamen Türklere
6:51
özgü bir nazım biçimi. Bu da edebiyata
6:53
vurulan milli bir mühür aslında. Şimdi
6:57
işin biraz daha derinine, şairin gizli
6:59
kodlarına inelim. Bu şairler sadece
7:02
belirli türlerde yazmakla kalmadılar.
7:04
İnancı, mısralarının dokusuna ilmek
7:07
ilmek işlemek için çok sofistike edebi
7:09
sanatlar kullandılar. Mesela şu beyte
7:12
bir kulak verin. Zalimlere bir gün
7:14
dedirir kudreti mevla tallahiad asallahu
7:18
aleyna. Özellikle ikinci dizeye dikkat
7:21
ettiniz mi? Tallahi asallahu aleyna. Bu
7:25
size bir yerden tanıdık geldi mi? İşte
7:28
bu iktibas sanatının ta kendisi yani
7:31
şairin bir ayeti veya hadisi alıp
7:34
şiirinin bir mısrasına olduğu gibi
7:37
kusursuzca yerleştirmesi. Az önceki dize
7:39
de zaten Kur'an'daki Yusuf suresinden
7:41
bir alıntı. Yani burada şair kutsal
7:44
metne sadece bir gönderme yapmıyor.
7:46
Adeta onun o ilahi gücünü, o
7:48
kutsallığını kendi mısrasına ödünç
7:51
alıyor. Bir başka örneğe bakalım. Bu da
7:53
Fuzuli'den.
7:55
Aşk terdili hoşel çek ilacımdan. Tabip
7:58
kılma derman. Kim helakim zehri
8:00
dermanındadır. Şimdi buradaki kelime
8:03
seçimlerine bir bakın. Sanki hepsi aynı
8:05
ailenin üyeleri gibi değil mi? İşte bu
8:08
sanata da tenasüp yani uygunluk sanatı
8:11
diyoruz. Fuzuli ne yapmış? Aşk acısını
8:13
anlatmak için birbiriyle alakalı
8:15
kelimeleri aynı dizede toplamış. Dert,
8:18
ilaç, tabip, derman, zehir hepsi tıp
8:21
alanından. Böylece o aşk acısı
8:23
metaforunu inanılmaz derecede
8:25
zenginleştirmiş. şairin kelimelerle
8:28
nasıl incelikli bir dünya kurduğunun
8:30
harika bir kanıtı. Peki tüm bu
8:33
konuştuklarımızdan, bu kurallardan,
8:35
türlerden, sanatlardan bizim çıkarmamız
8:37
gereken ne? Kısaca toparlayacak olursak
8:40
birincisi edebiyat her zaman bir
8:42
kültürün aynasıdır. İnançtaki toplumdaki
8:45
değişimleri anında yansıtır. İkincisi,
8:49
Türk İslam edebiyatı kutsal bir düzen,
8:51
bir hiyerarşi üzerine kurulmuştur.
8:54
Üçüncüsü, bu gelenek kendine özgü türler
8:56
ve sanatlarla çok zengin bir kütüphane
8:58
oluşturmuştur. Ve son olarak eski sözlü
9:02
gelenekleri yok etmemiş, onları alıp
9:04
yepyeni, daha karmaşık yazılı formlara
9:06
dönüştürmüştür.
9:08
Ve bitirirken size de bir soru bırakmak
9:10
istiyorum. Bugün kendimizi sınırsızca
9:13
ifade edebildiğimiz bir çağda yaşıyoruz.
9:16
Peki her bir kelimenin böyle kutsal
9:18
kurallara bağlı olduğu bir gelenekle
9:20
karşılaştırdığımızda
9:22
bizim modern yazılarımız ne kazandı ya
9:25
da belki neyi kaybetti? Bu soru üzerine
9:28
biraz düşünmek belki de hem geçmişi hem
9:31
de bugünü daha iyi anlamamızı sağlar.
#Education

