Auzef Din Sosyolojisi 2023-2024 Final Soruları
https://lolonolo.com/2026/05/11/din-sosyolojisi-2023-2024-final-sorulari/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Tamam. Hadi hemen konuya girelim. Hiç
0:02
durup etrafınıza baktınız ve ya bunca
0:05
farklı insanı onca kaosa rağmen bir
0:07
arada tutan şey tam olarak ne diye
0:09
düşündünüz mü? İnanın bu insanlık tarihi
0:12
kadar eski, karmaşık ve bir o kadar da
0:14
büyüleyici bir soru. Bugün tam da bu
0:16
konuyu ele alan, insan toplumunu bir
0:18
arada tutan ya da bazen paramparça eden
0:21
o görünmez bağları incelediğimiz
0:23
kapsamlı bir analizle karşınızdayım.
0:25
dini inançların en eski formlarından
0:27
modernitenin soğuk rasyonelliğine,
0:29
oradan da postmodern çağın o kafa
0:30
karıştırıcı yapısına kadar uzanan bir
0:32
sosyolojik yolculuğa çıkıyoruz.
0:35
Bu devasa yapbozun parçalarını yerine
0:37
oturtturken kaybolmamak için yol
0:39
haritamız şu şekilde. İlk olarak klasik
0:42
kurucularla temelleri atıyoruz. Ardından
0:44
modernite ve postmodern dönüşümlere
0:46
bakacağız. 3üncü adımda rotamızı İslam
0:48
sosyolojisine çeviriyoruz ve son olarak
0:51
toplumu ölçmek için kullandığımız
0:52
yöntemlerle bu incelemeyi toparlıyoruz.
0:55
Birinci bölümümüz klasik kurucular yani
0:59
toplumun mimarları. Sosyolojinin kurucu
1:01
babaları, sanayi devrimi gibi dünyanın
1:04
baş döndürücü bir hızla değiştiği
1:06
dönemlerde yaşadılar ve toplumu, dini,
1:09
insan ilişkilerini birbirinden tamamen
1:11
farklı, harika açılardan gözlemlediler.
1:14
Toplumu okuma biçimleri gerçekten de
1:16
birbirinden çok ayrıydı. Mesela Carl
1:19
Marx meseleyi tamamen ezen ve ezilen
1:21
çatışması üzerinden baktı. Ona göre
1:23
kapitalizm o eski dönemin sömürüsünü
1:25
gizleyen dini peçeleri yırtıp atmış, her
1:28
şeyi çırıl çıplak ortada bırakmıştı.
1:30
August Komt ise çok daha farklı bir
1:32
kulvarda pozitivizm üzerinden ilerledi.
1:35
Dinin evrimini incelerken İslam'ın o
1:37
güçlü monoteist yapısının insanlığın
1:39
bilimsel aşamaya geçişinde çok daha
1:41
uygun bir zemin sunduğunu savundu. Emil
1:43
Dürkim'a geldiğimizde ise odak noktası
1:46
toplumsal dayanışma oldu. Durkheim
1:48
intihar gibi aşırı bireysel ve trajik
1:50
görünen bir eylemin bile aslında
1:52
toplumsal bağların zayıflamasından
1:54
kaynaklanan sosyal bir olay olduğunu
1:56
kanıtladı. Şimdi buradaki asıl ilginç
1:59
nokta Durkayim'ın bu durumu nasıl
2:01
açıkladığı. O dinin sadece gökyüzü ile
2:03
ilgili olmadığını söylüyor. Dünyayı
2:05
temelde ikiye ayırıyor. Kutsal olan ve
2:08
profan. Yani tamamen sıradan olan.
2:10
Durkayim'a göre bu ayrım kolektif zihin
2:13
durumlarını güçlendirmek için var. Yani
2:15
insanlar aynı kutsal etrafında
2:16
kenetlendiklerinde aslında birbirlerine
2:19
kenetlenmiş oluyorlar. O görünmez tutkal
2:21
toplumu bir arada tutuyor. Ama elbette
2:25
zamanla bu tablo değişti. Maxweber bu
2:27
değişimi bence sosyoloji tarihinin en
2:30
şiirsel metaforlarından biriyle dünyanın
2:33
büyüsünün bozulması olarak tanımlıyor.
2:35
Gerçekten de öyle. Dünyamız
2:37
modernleştikçe, bürokrasilerimiz
2:39
büyüdükçe ve her şeyi matematikle,
2:42
akılla hesaplanabilir kıldıkça
2:44
etrafımızdaki o kutsal, o gizemli hava
2:46
uçup gitti. Dünyamız rasyonelleşirken
2:49
kelimenin tam anlamıyla sihrini
2:51
kaybetti. Şimdi bir adım ote geçelim ve
2:55
bunun nasıl geliştiğine bir bakalım.
2:57
İkinci bölüm, modernite ve postmodern
3:00
dönüşüm. Yani oyunun bağlantı
3:02
kurallarının tamamen değişmesi. Dünyanın
3:05
büyüsü bozulduğunda toplumların
3:08
birbirine bağlanma şekillerinin nasıl
3:10
sarsıcı bir değişime uğradığına
3:12
odaklanıyoruz.
3:13
Alman sosyolog Ferdinand Ties bu geçişi
3:16
çok net bir şekilde özetler. Modernleşme
3:19
aslında cemaatten cemiyete geçiştir der.
3:22
düşünün cemaat dediğimiz şey o
3:24
geleneksel samimi yüz yüze bakan sıcak
3:26
bağlardır. Ancak modernite ile birlikte
3:29
bu samimiyet yerini cemiyete yani
3:31
rasyonel, soğuk ve tamamen çıkara dayalı
3:34
ilişkilere bıraktı. O derin aidiyet
3:37
hissi yerini bürokratik işlemlere
3:39
devretti ve bu geçiş hepimizi etkileyen
3:42
derin bir modern kimlik krizi yarattı.
3:44
Kamusal alandan çekildik. Richard
3:46
Senet'in harika bir şekilde ifade ettiği
3:48
gibi adeta kamusal insanın çöküşünü
3:51
yaşadık. ve kendi küçük narsistik özel
3:53
alanlarımıza hapsolduk. Anthony Gidens
3:56
bu yeni dönemdeki mahremiyeti tamamen
3:58
eşitlik ve rıza üzerine kurulu bir
4:00
demokrasi olarak tanımlıyor ve tabii
4:02
sekülerleşme, dinin etkisi azaldıkça
4:05
hayatı gökyüzüne bakarak değil, tamamen
4:08
yeryüzü referanslarıyla, dünyevi
4:10
kurallarla yaşamaya başladık. Fakat
4:12
işler burada da durulmadı. Modernitenin
4:15
kurduğu katı kurallı, rasyonel dünya da
4:18
bir süre sonra çatlamaya başladı ve
4:20
yerini postmodernite dediğimiz evreye
4:22
bıraktı. Postmodernite tam bir kaos
4:25
aslında. Merkezsiz, dağınık, her şeyin
4:28
göreceli olduğu ve hibritleştiği bir
4:30
dönem. Modernitenin bütün eski
4:32
kurallarının yıkıldığı, herkesin kendi
4:35
doğrusunu yaşadığı devasa bir oyun
4:37
alanı. Yani buradaki can alıcı nokta şu.
4:40
Bu yeni çağda inanç çok garip bir forma
4:43
dönüştü. Sosyologlar buna inanmadan ait
4:46
olma diyor. Düşünsenize, eminim
4:48
etrafınızda görüyorsunuzdur. Kültürel
4:51
ritüellere katılan, bayramları kutlayan,
4:53
kendini bir dine ait hisseden ama
4:56
aslında o dinin kurallarına veya inanç
4:58
sistemine derinden bağlı olmayan o kadar
5:01
çok insan var ki. Etiketi taşıyoruz ama
5:04
içeriğini boşaltmış durumdayız. Sadece
5:07
bir yere ait hissetmek istiyoruz. Hepsi
5:09
bu. 3. bölümümüz İslam Sosyolojisi
5:13
devletin ve toplumun bilgeliği. Şimdiye
5:15
kadar hep batı odaklı gittik ama
5:17
toplumsal yapıyı anlama çabası
5:19
kesinlikle sadece batıya özgü değil.
5:21
Batı sosyolojisi daha ortada bile yokken
5:24
İslam entelektüel geleneği toplumların
5:27
ve devletlerin anatomisini çoktan
5:29
çıkarmaya başlamıştı. İbn Haldun'un o
5:31
muazzam tavırlar nazariyesine bir
5:33
bakalım. İnanılmaz bir tespit. O devleti
5:37
adeta nefes alan biyolojik bir
5:39
organizmaya benzetiyor. Her devletin beş
5:41
aşamalı bir ömrü vardır diyor. Önce bir
5:44
zafer ve kuruluş aşaması. Sonra gücün
5:47
merkezde toplandığı mutlakiyet. Ardından
5:49
zenginliğin tavan yaptığı refah dönemi.
5:52
Bunu durağan bir barış evresi izliyor ve
5:54
en sonunda kaçınılmaz son israf ve
5:57
çöküş. Yüzyıllar öncesinden bugüne ışık
6:00
tutan inanılmaz canlı bir metafor. Tabii
6:03
bu gelenek zamanla donup kalmamış.
6:05
içtihat gibi inanılmaz esnek bir
6:07
mekanizma geliştirmişler. Yani
6:09
karşılaşılan yepyeni sosyal sorunlara
6:11
temel metinlerden yola çıkarak akıl
6:13
yürütmeyle yeni çözümler bulma yeteneği.
6:16
Üstelik Osmanlı'nın son dönemlerinde
6:18
batıdan gelen sosyolojiyi körü körüne
6:20
kopyalamak yerine onu kendi kültürümüze
6:23
harmanlayanlar olmuş. Bedi Nuri gibi
6:25
düşünürler sosyolojiyi sadece soğuk bir
6:27
bilim değil bir tür toplumsal bilgelik
6:30
olarak görmüş ve ona ilmi hikmet-i
6:32
içtima adını vermişler. 4. ve son
6:35
bölümümüz toplumu ölçmek. Peki geçmişten
6:38
bugüne uzanan tüm bu toplumsal grupları,
6:41
inançları ve tutumları bugün bilimsel
6:44
olarak nasıl ölçüyoruz? Biraz da işin
6:46
mutfağına, modern araçlarımıza bakalım.
6:49
Ve bu da bize aslında şunu harika bir
6:51
şekilde gösteriyor. Büyük bürokratik bir
6:53
grubu bir arada tutan şey sadece insan
6:56
sayısı değildir. Hayatta kalmak için
6:58
mutlaka ortak bir inanca yani normatif
7:01
bir ortaklığa ihtiyaçları vardır. Eğer
7:04
bu yoksa ortada uzun vadeli bir hedef
7:06
yoksa o kalabalık sadece bir sosyal
7:08
yığından ibarettir ve çabucak dağılır.
7:11
Joakim W çok haklı bir şekilde grupları
7:14
teolojik metinlerin değil insanların
7:16
gündelik hayattaki o karakteristik
7:18
tutumlarının belirlediğini söyler. Aynı
7:20
zamanda inancın animizmden monoteizme
7:22
evrimleştiğini savunan tekamülcü
7:24
nazariye gibi teoriler de bize inancın
7:26
gelişim seyrini harika bir şekilde
7:28
özetliyor. Peki toplum nasıl incelenir?
7:31
Araştırmacıların elinde temelde iki
7:33
büyük araç var. Eğer soğuk kesin
7:36
gerçekleri, istatistikleri ve yüzdeleri
7:38
görmek istiyorsanız nicel veriye
7:40
bakarsınız. Ama sayılar size her şeyi
7:43
söylemez, duyguları veremez. O noktada
7:45
sahaya inmeniz, insanlarla yüz yüze
7:47
konuşmanız, derinlemesine etnografik
7:49
çalışmalar yapmanız yani nitel
7:51
yöntemleri kullanmanız gerekir. Gerçek
7:54
resmi görmek ancak bu ikisini
7:56
birleştirmekle mümkün. Evet, klasik
7:58
kuruculardan modern kimlik krizlerimize
8:01
ve toplumun ölçülmesine kadar epey yol
8:03
katettik. Şimdi tüm bu sosyolojik
8:05
verileri bir kenara bırakıp kendi
8:07
hayatlarımıza dönelim. Dünyanın o eski
8:09
büyüsünü kaybettiği, her şeyin
8:11
rasyonelleştiği ve bir o kadar da
8:13
postmodern bir karmaşaya sürüklendiği bu
8:15
çağda sizin kurduğunuz o sosyal bağlar
8:18
gerçekten samimi mi? Yoksa siz de o
8:21
bahsettiğimiz modern yanılsamanın içinde
8:23
sadece inanmadan ait olma duygusunu mu
8:25
yaşıyorsunuz? Bir sonraki incelememizde
8:28
görüşene dek bence bunun üzerine
8:29
kesinlikle düşünmeye değer. Bilgiyle ve
8:32
merakla kalın.
#Jobs & Education

