Auzef Dijital Pazarlama ve Dönüşüm Optimizasyonu 2024-2025 Vize Soruları
https://lolonolo.com/2026/03/25/dijital-pazarlama-ve-donusum-optimizasyonu-2024-2025-vize-sorulari/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Merhaba. Bu bölümde pazarlamanın adeta
0:02
DNA'sını değiştiren o büyük dönüşüme
0:04
bakıyoruz. Şirketlerin ürünlerini bize
0:07
itmekten vazgeçip bizi kendilerine nasıl
0:09
çektiklerinin ilginç hikayesini gelin
0:11
birlikte inceleyelim. Şimdi her şey
0:14
aslında pazarlamayı kökünden değiştiren
0:16
bir gerilimle başlıyor. Düşünün bir
0:18
tarafta ben ne üretirim diye düşünen
0:20
devasa fabrikalar var. Diğer tarafta ise
0:23
ben ne istiyorum diye sesini duyurmaya
0:25
çalışan müşteri. Eskiden sanayi devrimi
0:28
sonrasında durum çok netti. Hord gibi
0:31
devler için formül basitti. Ne üretirsem
0:33
onu satarım. Neden? Çünkü ne üretilse
0:35
anında alıcı buluyordu. Talep arzdan kat
0:37
fazlaydı. Ama zamanla üretim arttı.
0:40
Pazar rekabetle doldu ve dengeler
0:42
tamamen tersine döndü. İşte bu değişim
0:45
şirketleri fabrikalarına odaklanmayı
0:46
bırakıp yüzdeni müşteriye dönmeye
0:48
zorladı. Tam da o an modern pazarlamanın
0:50
doğduğu andı. Peki şirketler bizi yani
0:54
müşteriyi nasıl anlıyor? Hadi gelin
0:56
modern tüketicinin zihninin
0:57
derinliklerine şöyle bir inelim. Artık
1:00
sadece müşterinin kim olduğunu bilmek
1:02
yani yaşı, cinsiyeti falan yeterli
1:04
değil. Hayır. Asıl mesele insanların bir
1:07
şeyi neden satın aldığı. İşte psikografi
1:10
tam da bu noktada devreye giriyor. Yaşam
1:12
tarzları, değer yargıları, içsel
1:15
motivasyonları asıl hazine burada
1:17
yatıyor. Bir de Clayton Christianson'ın
1:19
geliştirdiği yapılacak işler teorisi var
1:21
ki bu bambaşka bir bakış açısı sunuyor.
1:24
Bu teori diyor ki bizler ürünleri sırf
1:26
özellikleri güzel diye satın almıyoruz.
1:29
Aslında hayatımızdaki bir işi halletmesi
1:31
için onları adeta işe alıyoruz. Bu basit
1:34
fikir şirketlerin ürün özelliklerine
1:36
değil müşterinin gerçek ihtiyaçlarına
1:38
odaklanmasını sağlıyor. Şöyle bir an
1:40
durup düşünün bakalım. Yakın zamanda
1:43
satın aldığınız bir şeyi bu gözle
1:45
değerlendirin. O ürünü aslında hangi işi
1:47
görsün diye, hangi derdinize derman
1:49
olsun diye işe aldınız. Tüketici zihnini
1:52
anlamanın bir diğer anahtarı da
1:54
davranışsal ekonomide saklı.
1:56
Kaybetmekten kaçınma ilkesi. Bu ne demek
1:59
biliyor musunuz? Bir şeyi kaybetmekten
2:01
duyduğumuz acı, beynimiz için aynı
2:03
değerde bir şeyi kazanmaktan alacağımız
2:05
keyiften neredeyse iki kat daha güçlü.
2:08
İşte bu yüzden kararlarımızı genellikle
2:10
riskten kaçınacak şekilde veririz ve
2:13
pazarlamacılar da bunu çok iyi bilir.
2:15
Tamam, müşterinin zihnini anladık
2:18
diyelim. Harika. Peki bu bilgiyi onlara
2:21
kusursuz bir dijital deneyim sunmak için
2:23
nasıl kullanacağız? İşte şimdi işin
2:25
tasarım ve etkileşim kısmına geliyoruz.
2:28
Pazarlamacıların kullandığı en klasik
2:30
yol haritalarından biri meşhur Ayda
2:32
modelidir. Adım adım ilerliyorlar. Önce
2:35
bir şekilde dikkatimizi çekiyorlar.
2:37
Sonra merakımızı yani ilgimizi
2:39
uyandırıyorlar. Ardından içimizde o
2:41
ürüne karşı bir istek, bir arzu
2:43
yaratıyorlar ve en sonunda da bizi o
2:45
satın al düğmesine basmaya yani eyleme
2:47
geçmeyi teşvik ediyorlar. Ve tabii ki bu
2:50
dönemin her yerde ama her yerde kusursuz
2:52
olması lazım. İşte duyarlı tasarım tam
2:55
da bunu yapıyor. Yani bir web sitesi
2:57
baktığınız ekranın boyutuna göre kendini
2:59
adeta sihirli bir şekilde ayarlıyor.
3:01
İster dev bir monitör olsun ister
3:03
küçücük bir telefon deneyiminiz asla
3:05
bozulmamalı. Kulal bu. Sosyal medya
3:08
akışlarında nasıl saatler harcadığınızı
3:10
hiç düşündünüz mü? İşte baş
3:12
şüphelilerden biri karşınızda. Sonsuz
3:14
kaydırma. İçerik durmaksızın aktığı için
3:17
akıştan bir an bile kopmuyorsunuz ve
3:19
etkileşim hiç durmuyor. Hatta bu o
3:21
bahsettiğimiz kayıptan kaçınma
3:23
içgüdümüzü bile tetikliyor. Çünkü akışı
3:25
bırakırsak önemli bir şeyi
3:26
kaçıracağımızdan korkuyoruz. Peki ya
3:29
ekran alanını verimli kullanmak? Bunun
3:31
en zekice yollarından biri de kayan
3:33
kutular yani bildiğimiz adıyla
3:36
karozeller. Bu özellik sayesinde küçücük
3:39
bir alana onlarca ürün ya da fotoğraf
3:41
sığdırabiliyorlar. Böylece size daha
3:44
fazla seçenek sunmuş oluyorlar. Ama
3:46
kullanıcı deneyimini gerçekten sihirli
3:48
kılan şey mikro etkileşimler denen o
3:51
küçük detaylarda gizli. Mesela bir
3:53
düğmeye bastığınızda renginin değişmesi
3:56
ya da bir beğen butonuna tıkladığınızda
3:58
çıkan o minicik animasyon. İşte bu
4:00
küçücük geri bildirimler size sistemin
4:02
sizi anladığını, sizi dinlediğini
4:04
hissettiriyor. Evet, tüketiciyi anladık.
4:07
Harika bir deneyim tasarladık. Her şey
4:09
yolunda görünüyor. Peki tüm bu çabaların
4:12
işe yarayıp yaramadığını nereden
4:14
bileceğiz? İşte şimdi her şeyin
4:17
ölçüldüğü o kritik bölüme geldik.
4:19
Dönüşüm optimizasyonu yani CRO hem bir
4:23
sanat hem de bir bilim aslında. Amaç ne?
4:26
Bir web sitesine gelen ziyaretçilerin ne
4:28
kadarının o istediğimiz eylemi mesela
4:30
bir ürünü satın almayı
4:31
gerçekleştirdiğini sistematik olarak
4:33
artırmak. Ama bakın bu sürecin ilk ve en
4:35
önemli adımı ne biliyor musunuz?
4:37
başarının ne demek olduğunu net bir
4:39
şekilde tanımlamak. İşte bu önemli
4:41
metriğin arkasındaki matematik de
4:43
aslında çok basit. Diyelim ki sitenizi
4:45
100 kişi ziyaret etti ve bunlardan iki
4:47
kişi alışveriş yaptı. O zaman sizin
4:50
dönüşüm oranınız %2'dir. Bu kadar basit
4:52
ama bir o kadar da güçlü bir bilgi bu.
4:54
Şimdi gelelim en can alıcı sorulardan
4:57
birine. Yeni bir müşteri kazanmak bize
5:00
ne kadara mal oluyor? Müşteri edinme
5:02
maliyeti ya da kısaca mem işte tam
5:04
olarak bu sorunun cevabını veriyor ve
5:07
inanın bana bu rakam bir şirketin
5:08
finansal sağlığı için hayati bir
5:10
göstergedir. Hesaplaması da gayet kolay.
5:14
Pazarlamaya 1.000 L harcadınız ve 10
5:16
yeni müşteri kazandınız diyelim. Bu
5:18
durumda her bir müşteri size tam 100
5:21
liraya mal olmuş demektir. Ancak bu mem
5:24
rakamı tek başına pek bir şey ifade
5:26
etmez. Asıl sihir onu müşteri yaşam boyu
5:30
değeriyle karşılaştırdığınızda ortaya
5:32
çıkıyor. Yani bir müşterinin size ömrü
5:35
boyunca ne kadar kazandıracağıyla.
5:37
Sektörde kabul gören ideal oran
5:39
genellikle bire. Yani bir müşteri
5:42
kazanmak için harcadığınız her bir lira
5:45
size en az 3 lira olarak geri dönmeli.
5:47
İşte bu sağlıklı bir işin formülü. Bu
5:50
oran şirketin sağlığı hakkında bize
5:52
adeta bir checkup raporu sunar. Eğer
5:54
oran bire bir ise para kaybediyorsunuz
5:56
demektir. Tehlike çanları çalıyor. 1e 3
5:59
işte bu ideal nokta işler yolunda. Ama
6:02
ilginç bir şey var. 1e 10 gibi çok
6:04
yüksek bir oran görürseniz ne
6:06
düşünürsünüz? Belki de ilk başta harika
6:08
dersiniz ama bu aslında şirketin
6:10
pazarlamaya yeterince yatırım
6:12
yapmadığını ve masada büyük bir büyüme
6:14
fırsatı bıraktığını gösterebilir. Hadi
6:16
şöyle bir toparlayalım. Aida müşterinin
6:19
yol haritasını çizdik. CRO ile bu
6:22
yoldaki başarıyı arttırmaya çalıştık. MY
6:25
ile bu başarının bize ne kadara mal
6:27
olduğunu hesapladık ve duyarlı tasarım
6:30
ile tüm bu deneyimin her cihazda
6:32
kusursuz olmasını sağladık. Bütün
6:34
parçalar yerine oturdu. Artık işin
6:36
mutfağını, oyunun kurallarını
6:37
biliyorsunuz. Dijital dünyadaki her bir
6:40
tıklamanın, her kaydırmanın ve her satın
6:42
almanın arkasında yatan stratejiyi artık
6:45
çok daha net görüyorsunuz, değil mi?
6:47
Peki bir sonraki online reklamı
6:49
gördüğünüzde o hemen al düğmesine
6:51
baktığınızda ona gerçekten aynı gözle
6:53
bakabilecek misiniz? Bence bu üzerine
6:56
düşünmeye değer. Vakit ayırdığınız için
6:58
çok teşekkürler.
#Education
#Education
#Marketing

