Auzef Davranış Bilimleri 2024-2025 Vize Soruları (Bahar)
https://lolonolo.com/2026/02/05/davranis-bilimleri-2024-2025-vize-sorulari-bahar/
Bu kaynaklar, Davranış Bilimleri alanındaki temel kuramları ve insan psikolojisinin işleyişini ele alan kapsamlı bir vize hazırlık dokümanıdır. Metin; İnsancıl Yaklaşım, Davranışçılık ve Jung’un kişilik analizi gibi farklı ekollerin bireyi nasıl tanımladığını detaylandırmaktadır. Ayrıca klasik ve edimsel koşullanma gibi öğrenme süreçleri ile bellek sistemlerinin çalışma prensipleri üzerinde durulmaktadır. Algılama aşamaları, sosyal psikolojideki denetim odağı ve atıf teorisi gibi kavramlar örnek olaylar üzerinden açıklanmaktadır. Sonuç olarak bu içerik, disiplinlerarası bir perspektifle insan eylemlerinin altında yatan bilimsel temelleri ve zihinsel mekanizmaları özetlemektedir.
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Merhaba, hoş geldiniz. Bugün hepimizin
0:02
içinde yatan o karmaşık ama bir o kadar
0:04
da büyüleyici dünyaya yani insan
0:06
davranışının bilimine doğru bir
0:07
yolculuğa çıkıyoruz. Her şey aslında şu
0:10
temel soruyla başlıyor, değil mi? Bizi
0:13
neyin harekete geçirdiğini, neden bazen
0:15
öyle de böyle davrandığımızı, kısacası
0:18
bizi biz yapan şeyin ne olduğunu hiç
0:20
merak ettiniz mi? İşte bu sorunun
0:23
cevabını arayan alan davranış bilimleri.
0:26
İnsan eylemlerinin arkasındaki o nedeni
0:28
anlamak için bilimsel bir mercek
0:31
kullanıyor. Ama bu tek bir alan değil.
0:33
Sakın öyle düşünmeyin. Davranış
0:35
bilimleri psikoloji, sosyoloji,
0:37
antropoloji gibi pek çok farklı
0:39
disiplinden besleniyor. İnsanı anlamak
0:41
için bütün bu farklı bakış açılarını bir
0:43
araya getiriyor. Peki yolculuğumuza
0:46
hazır mıyız? İşte yol haritamız. Önce
0:49
dış dünyadan gelen bilgileri nasıl
0:51
işlediğimize bakacağız. Oradan öğrenme
0:54
süreçlerimize geçeceğiz ve en sonunda
0:56
sosyal dünyadaki yerimizi nasıl
0:58
anlamlandırdığımıza kadar geleceğiz.
1:01
Hadi başlayalım.
1:02
Evet, yolculuğumuzun ilk durağı,
1:05
çevremizdeki o sonsuz bilgiyi, o
1:07
sesleri, görüntüleri nasıl alıp da
1:10
anlamlı bir şeye dönüştürüyoruz? İşte
1:12
şimdi bunu çözeceğiz. Her şey aslında üç
1:15
basit adımla ilerliyor. Dışarıdan gelen
1:17
her türlü bilgi önce saniyeden bile kısa
1:20
bir süreliğine duyusal belleğimize
1:22
giriyor. Sonra o bilgiselinin içinden
1:25
dikkatimizle bir şey seçiyoruz. İşte o
1:28
seçtiğimiz bilgi üzerinde düşündüğümüz
1:30
yer olan kısa süreli belleğimize
1:32
geçiyor. İşte işin püf noktası da tam
1:35
burası. Eğer o bilgiye odaklanmazsak,
1:38
üzerinde düşünmezsek yani özel bir çaba
1:41
göstermezsek kısa süreli belleğimizdeki
1:44
bu bilgi ne oluyor biliyor musunuz?
1:45
yaklaşık 30 saniye içinde puf uçup
1:49
gidiyor. Bu örnek durumu o kadar güzel
1:52
anlatıyor ki düşünsenize kulağınıza
1:54
gelen ses dalgaları aslında tamamen aynı
1:57
ama siz onun ne olduğunu öğrendiğiniz an
2:00
o bilgiyle birlikte yorumladığınızda o
2:02
anlamsız gürültü bir anda muhteşem bir
2:05
müziğe dönüşebiliyor.
2:07
Yani özetle algı ne gördüğünüz ya da ne
2:10
duyduğunuz değil ondan ne
2:12
anladığınızdır. Gürültüyü sanata çeviren
2:15
sihirli dokunuş işte tam olarak bu.
2:17
Tamam. Dünyayı nasıl algıladığımızı
2:19
anladık. Peki bu deneyimler bizi nasıl
2:23
değiştiriyor? Nasıl şekillendiriyor?
2:26
Gelin şimdi de öğrenme süreçlerimize bir
2:28
göz atalım. Temelinde iki ana öğrenme
2:31
biçimimiz var diyebiliriz. Biri klasik
2:33
koşullanma. Hani şu meşhur Paulov'un
2:35
köpekleri deneyi. Zil sesiyle yemeği
2:38
eşleştirerek köpeğin sadece zile salya
2:41
akıtmasını sağlamak. Yani bir şeyi başka
2:43
bir şeyle ilişkilendirerek öğreniyoruz.
2:46
Diğeri ise edimsel koşullanma. Bu daha
2:48
çok davranışlarımızın sonuçlarıyla
2:50
ilgili. Bir şey yapıyoruz karşılığında
2:52
ya ödül alıyoruz ya da ceza ve
2:55
davranışlarımız buna göre şekilleniyor.
2:58
İşte şimdi bu öğlenme türlerinden birini
3:00
çok daha iyi anlamamızı sağlayacak
3:02
ilginç bir soru geliyor. Gerçekten de
3:05
iğrenç bir şey görmek bizi nasıl iyi bir
3:07
şey yapmaya motive edebilir? Cevap:
3:10
Olumsuz pekiştirme denen bir kavramda
3:12
gizli. Bu cezayla karıştırılmasın.
3:15
Buradaki olay kötü bir durumdan kaçınmak
3:17
için bir davranışı daha sık yapmaya
3:19
başlamamız. Yani ortada hoş olmayan bir
3:22
şey var ve biz ondan kurtulmak için
3:24
harekete geçiyoruz. İşte size harika bir
3:27
örnek. O diş macunu reklamındaki itici
3:29
çürük diş görüntüsü aslında tam olarak
3:32
bu işe yarıyor. O kötü sondan, o çirkin
3:34
görüntüden kaçınmak için size
3:36
dişlerinizi fırçalamaya yani olumlu bir
3:38
davranışa itiyor. İşte olumsuz
3:40
pekiştirme tam olarak bu. Dış dünyanın
3:43
ve deneyimlerimizi bizi nasıl
3:45
şekillendirdiğini gördük. Şimdi rotayı
3:48
biraz daha içeriye çevirelim. Gelin
3:50
kişiliğin o gizemli manzarasına doğru
3:52
bir yolculuk yapalım. Bu konuda temelde
3:55
iki farklı görüş var. Davranışçılar
3:57
diyor ki, "Zihin bir kara kutu gibidir.
4:00
İçine bakamayız. Biz sadece gözde
4:02
görülen davranışları inceleriz."
4:04
İnsancıl yaklaşım ise tam tersini
4:06
söylüyor. Hayır. Asıl önemli olan
4:08
insanın iç dünyası, onun öznel
4:10
deneyimleri ve büyüme potansiyelidir.
4:13
Mesela insancıl bakış açısı,
4:15
saldırganlık gibi olumsuz davranışların
4:18
insanın doğasında olduğunu reddeder.
4:20
Onlara göre bu tür davranışlar özellikle
4:23
çocuklukta koşulsuz sevgi görememek gibi
4:26
bireyin potansiyelini gerçekleştirmesini
4:28
engelleyen dış faktörlerden kaynaklanır.
4:31
Ve kendimizi anlamaya çalışırken Karl
4:34
Jung'un o meşhur gölge kavramından
4:36
bahsetmeden olmaz. Gölge aslında
4:39
hepimizin içinde olan ama görmezden
4:41
geldiğimiz, bastırdığımız o ilkel
4:44
karanlık tarafımızdır. Hani bazen
4:46
başkalarında sizi çok rahatsız eden bir
4:48
özellik olur ya. Yung'a göre o özellik
4:51
büyük ihtimalle sizin kendi gölgenizin
4:54
yani yüzleşmekten kaçtığınız bir
4:56
parçanızın yansımasıdır. Ve sağlıklı bir
4:58
kişilik için o gölge ile yüzleşmek
5:00
şarttır. Ve geldik son dırağımıza. Bütün
5:04
bu içsel süreçleri, algılarımızı,
5:07
öğrendiklerimizi sosyal dünyayla olan
5:09
ilişkimize nasıl taşıyoruz? Kısacası
5:12
evrendeki yerimizi nasıl
5:13
anlamlandırıyoruz?
5:15
Denetim odağı diye bir kavram var. Bu
5:17
bizim hayata bakışımızı temelden
5:19
etkiliyor. Eğer içsel denetim odağınız
5:21
yüksekse hayatımın kontrolü bende,
5:24
başarılarım da başarısızlıklarım da
5:26
benim eserim dersiniz. Ama dışsal
5:28
denetim odağınız yüksekse olayları daha
5:30
çok şansa, kadere veya başkalarının
5:32
etkisine bağlarsınız. Yani olaylar benim
5:35
başıma geliyor diye düşünürsünüz.
5:37
İşte sizi bu son soruyla başa bırakmak
5:40
istiyorum. Kaderinizi siz mi kontrol
5:42
ediyorsunuz yoksa o mu size?
5:44
davranışlarımızın, algılarımızın ve
5:46
inançlarımızın farkına vardığımızda
5:48
belki de bu soruya verdiğimiz cevap
5:50
tamamen değişebilir. üzerine düşünmeye
5:52
değer.

