Auzef Davranış Bilimleri 2024-2025 Final Soruları (Bahar)
https://lolonolo.com/2026/05/25/davranis-bilimleri-2024-2025-final-sorulari-bahar/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Harika bir incelemeye daha hoş geldiniz.
0:02
Bugün insan davranışının o devasa ve
0:05
büyüleyici labirentine giriyoruz. Şöyle
0:08
düşünün. İnsan zihninin en mikroskobik
0:10
iç işleyişinden yani o en ilkel
0:13
duygularımızdan yola çıkacağız ve oradan
0:15
makro seviyeye grup iletişiminin o
0:17
karmaşık dünyasına kadar uzanan bir
0:19
yolculuk yapacağız. Hazırsanız bu
0:21
şifreleri hep birlikte çözelim.
0:24
Tamamdır. Hadi hemen konuya dalalım.
0:26
Bugünkü rotamız şöyle. Önce duygular ve
0:28
zihnin temellerine bakacağız. Sonra
0:30
stres yönetimi ve dayanıklılık
0:32
diyeceğiz. Ardından grup dinamikleri ve
0:34
takmeliyile devam edip finali iletişim,
0:37
çatışma ve farkındalıkla yapacağız.
0:39
Oldukça mantıklı ve yapılandırılmış bir
0:41
akışımız var. O yüzden hiç merak
0:43
etmeyin. Birinci bölümümüz duygular ve
0:45
zihnin temelleri. Aslında dış dünyayla
0:48
ve diğer insanlarla nasıl etkileşime
0:49
girdiğimizi anlamadan önce aynayı biraz
0:52
kendimize çevirmemiz yani insan zihninin
0:54
temeline, o içsel yapıya bakmamız
0:56
gerekiyor. Her şeyin başladığı nokta
0:59
olarak burası. Araştırmacı Paul Ekman'ın
1:01
kültürlerarası çalışmalarına bakarsak
1:03
tam altı temel duygu var. Mutluluk,
1:06
üzüntü, korku, öfke, şaşkınlık ve
1:08
tiksinti. Ve inanılmaz olan ne biliyor
1:10
musunuz? Bunlar tamamen biyolojik ve
1:12
dünyanın neresine giderseniz gidin
1:14
tamamen aynı yüz ifadeleriyle
1:16
tanınıyorlar. Yani hepimizde olan
1:18
evrensel bir koddan bahsediyoruz. Şimdi
1:21
bu slaytla ilgili gerçekten çok ilginç
1:23
olan şey şu. O anlık otomatik temel
1:26
duygularımız ile örneğin utanç gibi çok
1:28
daha karmaşık hislerimiz arasındaki
1:30
fark. Bakın utanç temel bir duygu
1:32
sayılmıyor. Çünkü aslında çok daha üst
1:35
düzey bir zihinsel süreç gerektiriyor.
1:37
Toplumsal kuralları algılamanız ve
1:39
kendinizi o kurallara göre yargılamanız
1:41
lazım. Yani biyolojik bir refleksten çok
1:44
daha fazlası. Peki araştırmacılar
1:47
kendimizle diğer insanlar veya farklı
1:50
gruplar arasına koyduğumuz o soyut
1:52
sosyal mesafeyi hatta içimizdeki
1:54
önyargıları gerçekten somut bir şekilde
1:57
ölçmek istediklerinde ne yapıyorlar?
1:59
İşte o zaman doğrudan Emori Bogardus'un
2:02
geliştirdiği bu özel sosyal mesafe
2:04
ölçeğine başvuruyorlar. Bu araç o
2:07
görünmez mesafeleri sayılara dökmek için
2:09
dünyada kullanılan en yaygın yöntem.
2:12
İkinci bölümümüz stres yönetimi ve
2:15
dayanıklılık. Duygularımızın temelini
2:17
artık biliyoruz ama asıl olay hayatın o
2:20
kaçınılmaz sürtünmeleri devreye
2:21
girdiğinde başlıyor. Bu da bizi doğrudan
2:24
o meşhur konuya yani strese götürüyor.
2:27
İlginçtir Türk Dil Kurumu bu iki terimi
2:30
birbirinden çok keskin bir çizgiyle
2:32
ayırıyor. TDK'ya göre stres tamamen
2:35
içsel yani zihnimizde yaşanan bir ruhsal
2:38
gerilim hali. Öte yandan çatışma kavramı
2:41
öncelikle fiziksel yani kelimenin tam
2:44
anlamıyla silahlı kavga olarak
2:46
tanımlanıyor. Dilimizin bu durumları
2:48
nasıl farklı kutuplara yerleştirdiğini
2:50
görmek gerçekten ufuk açıcı. Burada size
2:54
doğrudan bir soru sormak istiyorum ve
2:55
dürüst olun. Sizce stres her zaman kötü
2:59
bir şey midir? Çoğunuz her türlü stresin
3:01
doğası gereği yıkıcı ve mutlak zararlı
3:03
olduğuna dair o yaygın efsaneye
3:05
inanıyoruz, değil mi? Ama aslında gerçek
3:08
bambaşka.
3:09
Öz stres yani iyi stresle tanışın. Evet,
3:13
gerçekten iyi bir stresten bahsediyorum.
3:15
Stres doğru bir şekilde
3:17
yönlendirildiğinde sizi aşağı çekmek
3:19
yerine motivasyonunuzu arttıran ve
3:21
kişisel gelişiminizi aktif olarak
3:23
destekleyen inanılmaz pozitif bir motora
3:26
dönüşebilir. O çok önemli bir iş öncesi
3:29
sizi harekete geçiren, odaklanmanızı
3:31
sağlayan ateşleyici yakıt tam olarak öz
3:34
stresin ta kendisidir. Tabii işler çok
3:36
zorlaştığında ve stres dayanılmaz hale
3:39
geldiğinde zihnimizin nihai bir
3:41
amortisöre ihtiyacı oluyor. İşte bu da
3:44
rezilyans yani bildiğimiz adıyla
3:46
psikolojik dayanıklılık. Stresli anlarda
3:49
insanlar kendileriyle çevreleri arasına
3:51
bir mesafe koyarak psikolojik
3:53
sınırlarını korumaya çalışırlar.
3:55
Dayanıklılık bu zorlu koşullardan
3:57
kurtulma, adapte olma ve sınırlarınızın
3:59
kırılmasını önleyerek oradan çok daha
4:01
güçlü çıkma kapasitenizdir. Peki hiç
4:04
tamamen hasta, bitkin ve o gün hiçbir
4:07
şey üretemeyeceğinizi bile bile sırf
4:09
görünmek için kendinizi işe
4:10
sürüklediğiniz oldu mu? Kabul edelim.
4:13
Bunu hepimiz yapmışızdır. İşte bu durum
4:15
presentm olarak adlandırılıyor. Yani
4:18
bedenen orada olmak ama zihnen tamamen
4:20
yok olmak. Bunun tam tersi yani işe hiç
4:23
gelmeme durumuysa absentizm. Stres
4:26
yönetimi çuvalladığında iş yerindeki
4:29
günlük gerçekliğimiz maalesef bu iki uç
4:31
arasında gidip gelir. 3üncü bölümümüz
4:33
grup dinamikleri ve takm. Hadi şimdi
4:36
biraz daha ileri gidelim ve tüm bunların
4:38
nasıl birleştiğine bakalım. O stresli
4:40
bireyleri alıp zorla bir takımın içine
4:43
koyduğunuzda sistem nasıl çalışıyor?
4:46
Bruce Takma'ın 1965 yılında sunduğu bu
4:48
meşhur model sıradan bireylerin bir
4:51
ekibe dönüşme sürecinin kronolojik
4:52
yolculuğunu çıkarır. Önce o
4:54
belirsizliklerle dolu bir araya gelme
4:57
yani forming aşaması vardır. Ardından
4:59
kaçınılmaz olarak krizlerin ve
5:01
anlaşmazlıkların koptuğu fırtına yani
5:04
storming evresine geçilir. Bu zorluk
5:06
aşılırsa kuralların oturduğu norm
5:08
oluşumu başlar. Sonra maksimum verime
5:11
ulaşılan performans aşamasına çıkılır ve
5:13
en sonunda görevin bitmesiyle ekip
5:15
yollarına ayrıl yani dağılma evresi
5:17
yaşanır. Asıl çarpıcı olan kısım şurası.
5:21
Etkileşimsel yaklaşım dediğimiz kavram
5:23
az önce gördüğümüz o kriz dolu fırtına
5:26
evresine bakar ve bu çatışmayı aktif
5:29
olarak teşvik eder. Neden mi? Çünkü
5:32
sürekli uyum rehavet getirir. Çatışma
5:34
taze fikirler, yaratıcılık ve
5:37
yenilikçilik için kesinlikle gerekli bir
5:39
yakıttır. Herkesin sadece kafa salladığı
5:42
bir odada yeni bir icat çıkmaz. 4.üncü
5:45
ve son bölümümüz iletişim, çatışma ve
5:48
farkındalık. Hikayemizin son
5:50
perdesindeyiz. Tüm bu grup dinamiklerini
5:53
yönetmek ve içsel streslerle başa çıkmak
5:55
için elimizdeki en nihai araca yani
5:58
iletişime odaklanıyoruz. Gestalt
6:00
psikolojisinin o meşhur altın kuralını
6:03
hatırlayalım. Bütün parçaların
6:05
toplamından büyüktür. Bu arada ufak bir
6:07
detay. Geştalt kelimesi Almancada form
6:10
veya biçim anlamına gelir. Bu zihin
6:12
açıcı kavram iletişimin birbirinden
6:14
bağımsız sıradan bireyleri alıp
6:16
matematiksel toplamlarından çok daha
6:18
büyük, devasa ve yepyeni bir bütüne
6:20
nasıl dönüştürdüğünü harika bir şekilde
6:22
özetler. Aktif dinleme konusunda size
6:26
biraz mantık dışı gelebilecek ama çok
6:28
güçlü bir gerçeği söyleyeyim. Gerçek
6:30
iletişim aslında sessizliğe dayanır.
6:33
Çoğumuz panikle karşımızdaki konuşurken
6:35
araya giren o kısacık sessizlikleri laf
6:37
olsun diye doldurmaya çalışırız. Oysa bu
6:40
acelecilik o an kurduğunuz bağı doğrudan
6:42
baltalar. Sessizlik korkulacak bir
6:44
boşluk değil. Etkili bir araçtır.
6:47
Bırakın işini yapsın. İnsan beyni
6:49
inanılmaz bir hız makinesidir. Yeni
6:52
durumları hızlıca sınıflandırmaya ve
6:53
yargılamaya bayılır. İşte bu
6:55
alışkanlığın en büyük panzehiri yeni
6:58
başlayanların zihni kavramıdır. Bu fikir
7:00
bize her deneyime hatta her gün
7:02
gördüğünüz bir insana bile sanki onu ilk
7:05
kez görüyormuş gibi taze ve önyargısız
7:07
bir merakla yaklaşmamızı öğütler. Gerçek
7:10
farkındalık tam olarak budur. Yani
7:12
buradaki can alıcı nokta şu: Tüm bu
7:15
karmaşık modelleri bir kenara bırakırsak
7:17
başka bir insanla gerçek bir bağ
7:19
kurmanın mutlak üç temel direği vardır.
7:22
Empati kuran nazik bir kalp, anında
7:25
yargılamayan açık bir zihin ve her zaman
7:28
gerçeği yansıtan dürüst bir ifade.
7:30
İletişimin özü işte tam olarak bu üç
7:33
sütunda yükselir. Bu derinlemesini
7:36
incelememizin sonuna gelirken sizi küçük
7:38
ama kışkırtıcı bir düşünceyle başa
7:41
bırakmak istiyorum. Tüm bu
7:42
konuştuklarımızdan sonra bugün
7:44
yapacağınız o ilk sohbete yeni
7:47
başlayanların zihnini yani o taze,
7:50
meraklı ve önyargısız bakış açısını
7:52
gerçekten getirecek misiniz? Unutmayın,
7:55
insan zihnini anlamak teorilerle başlar
7:57
ama gerçek bir bağ kurmak bunu
7:59
uygulamakla mümkündür. Bu keyifli
8:01
yolculukta bana eşlik ettiğiniz için
8:03
teşekkürler. Kendinize çok iyi bakın.
#Jobs & Education

