Auzef Davranış Bilimleri 2023-2024 Vize Soruları (Bahar)
https://lolonolo.com/2026/04/16/davranis-bilimleri-2023-2024-vize-sorulari-bahar/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Aslında hepimizin zihninin bir planı
0:01
var. Hani dünyayı nasıl gördüğümüzden
0:04
tutun da bizi biz yapan o en temel
0:06
özelliklere kadar her şeyi kontrol eden
0:09
bir plan bu. Hadi gelin bu ilginç planın
0:11
sırlarını birlikte aralayalım. İşe tam
0:14
da bu soruyla başlayalım isterseniz.
0:16
Düşünsenize tamamen aynı ses dalgası.
0:19
Bir an size gürültü gibi gelirken bir
0:21
sonraki an nasıl oluyor da harika bir
0:23
müziğe dönüşebiliyor? İşte bu sorunun
0:26
cevabı algı ve gerçeklik arasındaki o
0:28
inanılmaz ince çizgi de saklı ve bu
0:31
zihnimizin dışarıdan gelen hanverileri
0:33
nasıl bir sanatçı gibi işlediğinin de en
0:35
güzel kanıtı aslında. Peki bu yolculukta
0:38
bizi neler bekliyor? Şöyle bir bakalım.
0:41
Önce duyumdan algıya yani etrafımızdaki
0:44
dünyayı nasıl anlamlandırdığımıza
0:46
bakacağız. Sonra belleğin ilginç
0:48
mimarisine dalacağız. Oradan
0:50
davranışlarımızın kökenine init, en
0:52
sonunda da bizi biz yapan o eşsiz planı
0:55
yani kişiliği masaya yatıracağız. Hadi o
0:58
zaman yolculuğun ilk adımıyla
0:59
başlayalım. Duyumdan algıya. Yani her
1:02
şey dış dünyadan gelen o sonsuz verinin
1:05
bizim sistemimize girmesiyle başlıyor.
1:07
Ama bu tam olarak nasıl gerçekleşiyor
1:09
değil mi? İşte şimdi buna bakacağız. Her
1:12
şey fiziksel uyaranlar dediğimiz
1:14
şeylerle başlıyor aslında. Yani nedir
1:16
bu? Dış dünyadan gelen ölçebildiğimiz
1:19
her türlü enerji. Mesela bir yüzeyin
1:21
sıcaklığı ya da bir araba kornasının o
1:24
keskin sesi. Bunlar hep fiziksel uyaran.
1:27
Ama diyelim ki zihninizdeki bir niyet.
1:30
Hah işte o fiziksel bir uyaran değil.
1:32
Neden? Çünkü onu bir aletle
1:34
ölçemezsiniz. Somut bir enerjisi yok.
1:37
Tabii ki etrafımızdaki her şeyi de
1:39
duyamıyoruz, göremiyoruz. Bir sınırı var
1:41
bunun. İşte tam bu noktada mutlak eşik
1:44
dediğimiz kavram devreye giriyor. Bu
1:46
kelimenin tam anlamıyla duyularımızın
1:48
biyolojik sınırı. Hani o tamamen sessiz
1:51
odada duyabileceğiniz en ama en hafif
1:53
fısıltı var ya işte o sizin mutlak
1:55
eşiğiniz. Onun bir tık altındaki ses var
1:58
olsa bile sizin için aslında hiç var
2:00
olmamış gibi. Şimdi geldik en kritik
2:03
ayrımlardan birine. Duyum ve algı. Sakın
2:07
ha bu ikisi aynı şey değil. Bakın, duyum
2:10
dediğimiz duyu organlarımızın çevreden
2:12
topladığı ham işlenmemiş veri. Sadece
2:15
veri. Ama algı işte algı beynimizin o
2:18
ham veriyi alıp bu ne anlama geliyor
2:21
diye sorması ve ona bir anlam yüklemesi
2:23
demek. Yani bütün olay o veriyi
2:26
anlamlandırma sürecinde bitiyor. Bu
2:28
hikaye az önce anlattığım şeyi mükemmel
2:30
bir şekilde özetliyor. Düşünün Bayan
2:32
Rosemary için yan odadan gelen piyano
2:34
sesi başlarda sadece sinir bozucu bir
2:36
gürültü. Ama sonra biri gelip diyor ki o
2:39
piyanoyu çalan kişi dünyaca ünlü bir
2:41
piyanist. İşte o an o an her şey
2:44
değişiyor. Aynı ses dalgaları, aynı
2:46
notalar bir anda paha biçilmez bir sanat
2:49
eserine dönüşüyor. Bakın fiziksel olarak
2:51
ses hiç değişmedi. Hiç değişen tek şey
2:54
neydi? Bilgi. Bilginin algımızı nasıl
2:57
baştan yarattığını görüyorsunuz değil
2:59
mi? Tamam. Dünyayı algıladık,
3:01
anlamlandırdık. İyi de bu kadar anlamlı
3:04
bilgiyi nerede tutuyoruz?
3:05
Deneyimlerimizi nasıl oluyor da kalıcı
3:07
hale getiriyoruz? İşte şimdi
3:09
yolculuğumuzun ikinci durağına geldik.
3:12
Belleğin o büyüleyici mimarisi. Bilginin
3:15
belleğimize giden yolu aslında oldukça
3:17
sistemli. Şöyle bir akış var. Her şey
3:20
bilginin duyu organlarımızdan girip
3:22
sadece saniyenin binde biri kadar bir
3:24
süre tutulduğu duyusal bellek denen o
3:27
ilk kapıda başlıyor. Burası adeta zihnin
3:30
bekleme odası gibi içeri girmeye değer
3:32
mi değmez mi? İlk karar burada
3:34
veriliyor. Bu bekleme odasının da iki
3:37
ana bölümü var. Birincisi ikonik bellek.
3:39
Hiç merak ettiniz mi? Gözümüzü
3:41
kırptığımızda dünya neden bir anlığına
3:43
kararıp tekrar aydınlanmıyor? İşte bu
3:45
ikonik bellek sayesinde gördüğümüz son
3:48
karenin hayalini bir saliseliğine
3:49
tutuyor ve akıcılık sağlıyor. Diğeri de
3:52
ekoik bellek yani işitsel olanı. Biri
3:55
konuştuğunda kelimeleri tek tek değil de
3:57
bir cümle olarak duymamızı sağlayan şey
3:58
de bu. Sesin zihnimizde bıraktığı o
4:01
kısacık yankı sayesinde cümlenin başını
4:03
sonuna bağlayabiliyoruz. Harika değil
4:05
mi? Belleğin önemini ne kadar vurgulasak
4:07
az, şu söz aslında her şeyi anlatıyor.
4:10
Düşünsenize bir an hafızanız olmasaydı
4:12
ne olurdu? Öğrenme diye bir şey olmazdı.
4:15
Çünkü yaşadığınız her şey anında
4:17
buharlaşıp giderdi. Her sabah
4:19
uyandığınızda her şeyi ama her şeyi
4:21
yeniden öğrenmek zorunda kalırdınız. Kim
4:23
olduğunuzu, sevdiklerinizi hatta bir
4:25
bardağa nasıl tutacağınızı bile. İşte
4:27
bellek bu sürekliliği sağlayan şey.
4:30
Tamam, dünyayı algıladık, hafızamıza
4:32
kaydettik. Peki sonra bütün bu birikim
4:34
davranışlarımızı nasıl şekillendiriyor?
4:37
Neden yaptığımız şeyleri yapıyoruz? İşte
4:39
şimdi bu büyük soruyu cevaplamak için
4:41
ortaya atılmış farklı fikirlere yani
4:43
psikolojinin temel ekollerine bir göz
4:45
atma zamanı. Her şey 1879'da
4:48
Almanya'da Wilhelm Wund'un ilk psikoloji
4:51
laboratuvaru kurmasıyla bilimsel bir
4:53
zemine oturdu diyebiliriz. O günden beri
4:56
de insan davranışını anlama çabası hiç
4:58
durmadı. Birbiriyle kıyasıya rekabet
5:00
eden hatta bazen tamamen zıt şeyler
5:03
söyleyen bir sürü farklı yaklaşım ortaya
5:05
çıktı. Bu tablo aslında bütün bu farklı
5:08
bakış açılarını harika bir şekilde
5:09
özetliyor. Bakın bir yanda davranışçılar
5:12
var. Onlar için zihin adeta bir kara
5:14
kutu. İçine bakmaya gerek yok diyorlar.
5:16
Sadece davranış önemli. Diğer yanda
5:18
Freud'un psikodinamik yaklaşımı var ki
5:20
onlara göre asıl olay o kara kutunun
5:22
içinde yani bilinç dışında kopuyor.
5:24
Sonra hümanistler geliyor. "Hayır"
5:26
diyorlar. İnsanın özü iyidir.
5:27
Potansiyeline odaklanalım. Ve tabii bir
5:29
de bilişselciler var. Onlar da zihni bir
5:31
bilgisayara benzetip gelin bu yazılım
5:33
nasıl çalışıyor onu çözelim.
5:34
Diyorlarçıların
5:36
duruşu gerçekten çok keskin. Diyorlar ki
5:39
sizin ne düşündüğünüz, ne hissettiğiniz
5:40
beni ilgilendirmez. Çünkü ben bunu
5:43
ölçemem, gözlemleyemem. Onlar için
5:45
bilimsel olan tek bir şey var. Gözle
5:47
görülebilen davranış. Yani bir uyarıcı
5:50
veririz ve karşılığında ne tepki
5:52
aldığımıza bakarız. Arada zihinde ne
5:54
olup bittiği ise bilimin işi olmayan bir
5:57
kara kutudan ibaret. İşte şimdi o kara
6:00
kutunun içine dalan bir görüş var
6:01
karşımızda. Freud'un kurduğu
6:03
psikodinamik yaklaşım. Freud'a göre hani
6:06
bazen dilimiz sürçer ya da en basit bir
6:08
eşyayı unuturuz. İşte bunların hiçbiri
6:11
tesadüf değil. Aksine bunlar bizim
6:13
bastırdığımız, farkında bile olmadığımız
6:15
arzuların, çatışmaların bilinç dışımıza
6:18
açılan küçücük pencereleri. Hümanist
6:20
yaklaşım ise bambaşka çok daha iyimser
6:23
bir yerden bakıyor olaya. Onlar diyor ki
6:26
insan doğuştan kötü falan değildir.
6:28
Özünde iyidir. Peki o zaman saldırganlık
6:30
gibi kötü davranışlar nereden çıkıyor?
6:32
İşte cevapları şu: Eğer bir insanın
6:35
temel ihtiyaçları karşılanmazsa,
6:37
özellikle de çocukluğunda seni şu şartla
6:39
severim gibi koşullu bir sevgiyle
6:41
büyümüşse o zaman içindeki o doğal
6:44
iyilik filizlenemez ve işte o zaman
6:46
sorunlar başlar. Ve geldik
6:48
yolculuğumuzun son ve belki de en
6:50
kişisel durağına. Bütün bu
6:51
anlattıklarımız yani algı, bellek,
6:54
davranışlar hepsi bir araya gelip nasıl
6:56
oluyor da sizi siz yapan o eşsiz
6:58
kombinasyonunu yani kişiliği
7:01
oluşturuyor? Hadi gelin bu plana daha
7:03
yakından bakalım. Kişilik dediğimizde
7:05
aslında iki temel yapı taşından
7:06
bahsediyoruz. Bir yanda mizaç var. Bu
7:08
işin doğa kısmı. Yani bizimle birlikte
7:11
doğan genetik mirasımız, biyolojik
7:13
temelimiz. Diğer yandaysa karakter var.
7:16
Bu da işin çevre kısmı. Yani yaşadıkça,
7:18
öğrendikçe sosyal çevremizde şekillenen
7:21
yüzümüz. Kısacası biri hamur, diğeri o
7:24
hamura verilen şekil. Peki bu doğuştan
7:26
gelen mizaç ne kadar belirleyici? Bunun
7:29
cevabı için inanılmaz bir araştırma var.
7:31
Yeni Zelanda'daki DUNID'in araştırması.
7:34
Bu çalışmada insanları doğumdan itibaren
7:36
10 yıllarca takip ettiler. Sonuç ne mi?
7:39
Çok net. Çocukluktaki mizajımız
7:41
yetişkinlikte ne kadar sağlıklı,
7:43
başarılı ve mutlu olacağımızın en güçlü
7:45
ipuçlarını veriyor. Özellikle uyumlu
7:48
olarak tanımlanan mizaçtaki çocukların
7:50
ileride hayata çok daha kolay
7:52
tutundukları görülmüş. Bu gerçekten de
7:54
müthiş bir bulgu. Evet, duyumdan
7:56
başlayıp kişiliğe uzanan bu yolculuğun
7:58
sonuna geldik. Artık zihninizin nasıl
8:01
çalıştığına dair bir yol haritası var
8:03
elinizde. Peki şimdi bu haritayla ne
8:05
yapacaksınız? Bir dahaki sefere
8:07
duyduğunuz bir sese sadece gürültü deyip
8:09
geçecek misiniz yoksa arkasındaki
8:11
piyanisti mi merak edeceksiniz? Ya da
8:14
yaptığınız bir hataya sadece tesadüf mü
8:16
diyeceksiniz? Yoksa zihninizin size
8:18
fısıldadığı bir sır olarak mı
8:19
göreceksiniz? Artık farklı bakmak işte
8:22
bütün mesele bu. Karar sizin.

