0:00
Herkese merhaba. Her gün saatlerimizi
0:02
geçirdiğimiz o dijital dünyanın aslında
0:04
kendine ait kuralları olduğunu biliyor
0:06
muydunuz? İşte bu bölümde internetin o
0:09
görünmeyen yüzünü yani hukuk dünyasını
0:12
birlikte aralayacağız. Şöyle bir
0:14
düşünün. Mesela bir web sitesine
0:16
tıkladınız, bir uygulama indirdiniz ya
0:17
da sosyal medyada bir şey paylaştınız. O
0:20
an hangi kurallara tabi oluyorsunuz?
0:22
İşte bu kurallar var ya aslında
0:23
hepimizin hayatını her an her saniye
0:25
etkiliyor. Peki yol haritamız nasıl
0:28
olacak? Şöyle ki önce bilişim hukuku
0:31
dediğimiz şey neymiş? Ona bir giriş
0:33
yapacağız. Sonra hukukun en temel
0:35
direklerine yani kurallarına bakacağız.
0:38
Oradan internetin en büyük savaş
0:40
alanlarından birine alan adları
0:41
meselesine dalıyoruz. Yazdığımız kodlar
0:44
kime ait? Bu sorunun cevabını arayacağız
0:46
ve en sonunda da tamam aklımda ne
0:48
kalmalı diyenler için her şeyi
0:50
toparlayacağız. Hadi o zaman başlayalım.
0:53
Bilişim hukuku dediğimizde tam olarak
0:55
neyden bahsediyoruz? Şimdi bilişim
0:57
hukuku öyle bildiğimiz hukuk dallarına
0:59
pek benzemiyor. Yani ne tam bir kamu
1:01
hukuku ne de tam bir özel hukuk.
1:03
Hukukçular buna havalı bir isimle
1:05
suicijeneris diyorlar. Yani kendine
1:07
özgü, nevi şahsına münhasır demek. Karma
1:09
bir yapısı var. düşünün. Bir e-ticaret
1:11
sitesinin sorumluluğundan tutun da
1:13
yazdığınız bir kodun kime ait olduğuna
1:15
kadar dijital dünyadaki her şeyi işte bu
1:18
alan düzenliyor. Bilişim hukukunun
1:20
derinliklerine inmeden önce bir adım
1:22
geri atalım ve genel olarak hukuk
1:24
dediğimiz şeyin temel mantığını bir
1:26
anlayalım. Çünkü her şeyin temeli burada
1:28
yatıyor. Şimdi bakın, hayatımızda bir
1:30
sürü kural var, değil mi? Ahlak
1:32
kuralları var, görgü kuralları var, dini
1:34
kurallar var. Peki bir kuralı, hukuk
1:37
kuralı yapan şey ne? Onu diğerlerinden
1:39
ayıran o sihirli dokunuş ne? İşte cevap
1:41
bu. Arkasındaki devlet gücü yani
1:44
yaptırılar. Diğer kurallara
1:46
uymadığınızda en fazla ayıplanırsınız
1:49
ama bir hukuk kuralını çiğnediğinizde
1:51
karşınızda devletin zorlayıcı gücünü
1:53
bulursunuz. En temel fark bu. Peki bu
1:56
hukuk kuralları böyle dağınık başı boş
1:58
mu duruyor? Hayır kesinlikle değil.
2:00
Tıpkı büyük bir şirketin organizasyon
2:02
şeması gibi kuralların da kendi içinde
2:05
bir ast üst ilişkisi var. İşte biz buna
2:07
normlar hiyerarşisi diyoruz. Bu piramit
2:09
sayesinde sistem kendi içinde çelişmiyor
2:12
bir düzen oluyor. Bu piramidin
2:14
zirvesinde en tepede anayasa var.
2:16
Herkesin ve her şeyin uymak zorunda
2:18
olduğu ana kural kitabı. Onun altında
2:21
sırasıyla kanunlar, kararnameler,
2:23
yönetmelikler geliyor. Peki bunun bizim
2:26
için pratik anlamı ne? Şöyle düşünün.
2:28
bir uygulama indiriyorsunuz ve kabul et
2:31
dediğiniz o upuzun sözleşme var ya işte
2:33
o sözleşme yani o uygulamanın kendi
2:35
küçük yönetmeliği asla ve asla bir
2:38
kanuna veya en tepedeki anayasaya aykırı
2:40
olamaz. Olursa geçersizdir. İşte bu
2:43
hiyerarşi dijital dünyada bile
2:45
haklarımızın nasıl korunduğunun en güzel
2:47
kanıtı. Tamam teoriyi anladık. Şimdi bu
2:50
öğrendiklerimizi alıp internetin en
2:53
ateşli savaş alanlarından birine
2:54
götürelim sizi. Alan adları savaşlarına
2:57
yani şu meşhur domain isimleri
2:59
meselesine bakın bu yaşanmış gerçek bir
3:02
hikaye. Yargıtay kadar gitmiş bir olay.
3:05
Ankara'da bir nakliyat firması Ankara
3:07
Aras Nakliyat diye içinde Aras geçen bir
3:10
internet adresi alıyor. Ama o da ne?
3:13
Türkiye'nin dev markalarından Aras Cargo
3:15
hemen devreye giriyor ve diyor ki bir
3:17
dakika o isim benim tescilli markam.
3:20
Ortalık karışıyor. Şimdi siz bir hakim
3:22
olsanız ne karar verirdiniz? İnternetin
3:25
yazılı olmayan bir kuralı var. İlk gelen
3:27
alır. Değil mi? Bu mantıkla alan adını
3:29
ilk kapan firma mı haklı yoksa yılların
3:32
emeğiyle yaratılmış tanınmış bir
3:34
markanın hakkı daha mı ağır basar? İşte
3:36
bütün hukuki düğüm burada atılıyor. İki
3:39
farklı ilke kafa kafaya çarpışıyor. Bir
3:42
tarafta internetin hızlı ve pratik
3:44
dünyasının ilk gelen alır kuralı. Diğer
3:47
tarafta isa ticaret hukukunun köklü
3:50
tescilli marka önceliklidir ilkesi. Peki
3:53
sonuç ne oluyor? Yargıtay ve genel hukuk
3:56
uygulaması bu savaşta tarafını belli
3:58
ediyor ve diyor ki marka hakkı ilk gelen
4:01
alır kuralından daha üstündür. Yani
4:04
ortada haklı bir sebebiniz yoksa
4:06
başkasının tescilli markasını alan
4:08
adınızda öylece kullanamazsınız.
4:10
Kısacası evet bu davayı Aras Cargo
4:13
kazanıyor. Tamam dijital dünyanın
4:15
arsalarını yani alan adlarını konuştuk.
4:17
Şimdi de o arsaların üzerine inşa edilen
4:19
binalara yani yazılımlara ve kodlara
4:22
bakalım. O yazdığınız yüzlerce satır kod
4:24
kime ait? Bir kodun, bir yazılımın ya da
4:27
herhangi bir şeyin telif hakkıyla
4:29
korunması için hukukun gözünde bir eser
4:32
olması lazım. Peki bir şeyi eser yapan
4:35
nedir? En temel şart şu: Sahibinin
4:38
hususiyetini taşıması. Yani o kodda
4:41
yaratıcısından bir parça olmalı. Onun
4:43
özgün dokunuşu, imzası istedilmeli. Öyle
4:46
sadece teknik yardım yapmak, mesela
4:49
kodları temize çekmek sizi eser sahibi
4:51
yapmıyor. İşte geldik en kritik noktaya.
4:54
Burası çok önemli çünkü bütün meselenin
4:57
özü burada. Fikri mülkiyet hukuku sizin
5:00
parlak fikrinizi değil, o fikri nasıl
5:02
ifade ettiğinizi korur. Bakın bu ayrım
5:05
hayati. Aklınıza dünyanın en iyi sosyal
5:08
medya uygulaması fikri delebilir. Bu
5:10
fikir tek başına korunmaz. Ama o fikri
5:12
hayata geçirmek için yazdığınız binlerce
5:14
satır kod var ya işte o korunur. Tıpkı
5:17
bir yemek tarifi gibi. Fikir serbest ama
5:20
o fikri anlattığınız yemek kitabının
5:22
aynısını kopyalamak yasak. İşte bu
5:25
tabloda gördüğünüz gibi fikirler,
5:27
ilkeler, algoritmalar korunmazken o
5:29
fikri ete kemiğe büründüren kaynak kodu,
5:32
nesne kodu hatta hazırlık tasarımları
5:34
bile koruma altında. Peki diyelim ki
5:37
yasal yollarla bir yazılım satın
5:39
aldınız. Eskiden olsa bir CD olurdu.
5:41
Şimdi bir lisans anahtarı diyelim. Bunu
5:44
daha sonra bir arkadaşınıza satabilir
5:46
misiniz? Cevap: Evet. Buna hukukta
5:49
hakların tükenmesi ilkesi deniyor. Yani
5:52
eser sahibi o ürünün ilk satışını
5:54
yaptıktan sonra o kopyanın elği artık
5:58
karışamaz. Onun yayma hakkı o ilk
6:00
satışla birlikte tabiri caizse tükenmiş
6:03
olur. Harika. Bayağı bir konunun
6:05
üzerinden geçtik. Şimdi gelin en can
6:08
alıcı noktaları şöyle bir toparlayalım.
6:10
Aklımızda iyice yer etsin. Peki bu
6:12
bölümden cebimize ne koyup ayrılıyoruz?
6:14
Dört anahtar bilgi var. 1. Bir kuralı
6:16
hukuk yapan şey arkasındaki devlet
6:18
gücüdür. 2. Kuralların bir hiyerarşisi
6:21
var ve zirvede her zaman anayasa
6:23
bulunur. 3. Alan adı kapışmalarında
6:25
tescilli marka ilk gelen alır kuralını
6:27
neredeyse her zaman ezer geçer. Ve dört
6:30
en önemlilerinden biri hukuk parlak
6:32
fikrinizi değil o fikri hayata
6:33
geçirdiğiniz kodun kendisini korur. Ve
6:36
bitirirken aklınıza bir soru bırakmak
6:38
istiyorum. Biliyorsunuz bilişim hukuku
6:40
asla yerinde saymıyor. Sürekli
6:42
gelişiyor. Peki düşünün bir yapay zeka
6:46
tek başına bir şiir yazsa, bir şarkı
6:48
bestelese bu bir eser midir? Ve eğer
6:51
eserse sahibi kim? Yapay zekanın kendisi
6:54
mi? Onu kodlayan mühendis mi yoksa o an
6:57
komutu veren kullanıcı mı? İşte bu soru
7:01
şu an bütün hukukçuların kafasını
7:02
kurcalayan ve geleceğimizi
7:04
şekillendirecek en heyecanlı